Kore Savaşı'nda Muharip Türk Tugayları-I

Kore Savaşı'nda Muharip Türk Tugayları-I

Kore Savaşı’na Türk askerinin gönderimi meselesini gerçekleştiği dönemden günümüze tartışma zeminini koruyan, dönem dönem gündemi ve akılları meşgul eden bir meseledir. Kimileri dönem içerisinde uluslararası kuruluşlara dahil olma adına bu askeri sevkiyatı gerekli görürken kimileri ise birbirini hiç tanımayan, görmeyen, kültürlerine dahi şahit olmayan ve Türkiye Cumhuriyeti’ni ilgilendirmeyen bir meseleye dahil olunmasına şiddetle karşı çıktı. Bu tartışmalı meseleyi detaylarıyla aydınlatma hedefiyle kaleme alınan bu makalede ise savaşın çıkma nedenleri, Türkiye iç siyasetindeki gelişmeler, askeri sevkiyatın yapılması ve Kore’de cereyan eden Kunuri Muharebeleri’nin sonuna kadarki süreç ele alındı.

BEYAZ TARİH / MAKALE

İkinci Dünya Savaşı’nın sona erişi insanlık için kalıcı bir barış ortamını sağlayamamış, toplumlar henüz yaralarını sarma imkânı bulamadan bu kez Soğuk Savaş sürecine girilmişti. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) liderliğini yaptığı iki kutuplu yeni uluslararası sistemdeki rekabet evvela Berlin’in Sovyetler tarafından ablukaya alınması (Haziran 1948-Mayıs 1949) ile büyük krize neden olmuş ancak tarafların gerginliği daha fazla tırmandırmamaya yönelik tutumları muhtemel bir silahlı çatışmanın önünü kesmişti.

Savaşa Giden Süreç

Öte yandan aynı günlerde Almanya’dakine benzer bir durum Kore toprakları üzerinde de yaşanmaktaydı. Savaş sonrasında ülkeyi ikiye ayıran 38. enlemin güneyi ile Japonya’nın kontrolünün ABD’de olması bölgenin denetimi için nüfuz mücadelesi yapan Sovyetleri telaşlandırdı ve harekete geçirdi. Öncelikle Kore’nin genel olarak Batı bloğunun etkisine girmesini istemeyen Sovyetler 38. paralelin kuzeyinde komünist ideolojiyi benimseyen bir hükûmetin kurulmasını sağladı. 1949 yılı sonlarında Çin’de komünist ideolojinin tamamen hâkim duruma gelmesi ise Sovyetleri fazlasıyla cesaretlendirdi ve ABD’yi Asya kıtasından sürme fikrini filizlendirdi. Gerek Çin’de gerekse Kuzey Kore’de kurulan hükûmetlerle karşılıklı yardım ve askerî iş birliği anlaşmaları imzalayan Sovyetler bu yolla kısa süre sonra başlayacak silahlı mücadelenin de zeminini hazırlamışlardı.

Kuzey Kore ise bir yandan sistematik propaganda faaliyetleri ile Güney Kore halkını ideolojik olarak kendi tarafına çekmek isterken, diğer yandan da muhtemel bir silahlı mücadele için askerî hazırlıklarını tamamlama yoluna gitmişti. Buna karşılık aynı günlerde önceliklerini sosyal ve iktisadi gelişim olarak belirleyen Güney Kore ülke topraklarını savunabilecek kuvvetli bir orduya sahip değildi. 25 Haziran 1950 sabahı Kuzey Kore ordusunun ani taarruzu bu durumu açık bir şekilde gösterdi.

Türkiye'de Kore'ye Asker Gönderme Tartışmaları Başlıyor

Saldırıdan iki gün sonra (27 Haziran) Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tüm dünyaya Güney Kore halkına yardım etme çağrısında bulundu.  Türkiye ise 29 Haziran 1950’de dönemin Dışişleri Bakanı Fuad Köprülü aracılığıyla yaptığı açıklama ile BM üyesi bir ülke olarak üzerine düşen yükümlülükleri azami samimiyetle yerine getireceğini bildirdi. Bu bağlamda Türkiye, ABD’den sonra Güney Kore’ye yardım edeceğini deklare eden ikinci ülke oldu.1

Bu açıklamanın ardından Türk kamuoyunda Kore Savaşı’na olan ilgi arttı ve taahhüt edilen yardımın niteliği üzerine tartışmalar başladı. Yoğun tartışmaların ardından 25 Temmuz 1950 günü TBMM Başkanı Refik Koraltan ve Genelkurmay Başkanı Org. Nuri Yamut’un da katıldıkları Bakanlar Kurulu toplantısının sonunda 4500 kişilik bir savaş gücünün Kore’ye gönderileceği kamuoyuna resmen açıklandı.2

Kore’ye gönderilecek muharip birliğin mevcudu ve mahiyeti o dönem iktidarda bulunan DP hükûmeti ile Genelkurmay Başkanlığı’nın istişareleri sonu­cunda kendiliğinden ortaya çıkmış değildi. Zira Ankara’daki ABD Büyükelçisi George Woodsworth bizzat devreye girerek tam donanımlı muharip bir alay teşkil edilmesinin uygun olacağını Türk yetkililere telkin etti. Keza işin teknik askerî boyutlarını netleştirebilmek amacıyla görüşmelerde bulu­nan Türkiye’deki Amerikan Askerî Yardım Heyeti Başkanı Tümgeneral McBride, Kore’ye gönderilecek kuvvetin bir piyade alayı ve bir topçu taburu ile bunları takviye edecek karargâh ve bağlı birliklerden oluşan 4000-4500 civarında askeri içermesi gerektiği yönündeki düşüncesini Türk yetkililere iletmişti.3

Devam eden bir dizi görüşmenin ardından Genelkurmay Baş­kanlığı 3 Ağustos 1950 tarihli emri ile “BM Türk Silahlı Kuv­vetleri” ardından kurulacak askerî birliğin teşkilatlanma sürecini başlatmıştır. Buna göre;

• Ankara’daki 28. Tümen içerisinden seçilecek bir komutanlık karargâhı,

• 28. Tümen’e bağlı 241. Piyade Alayı,

• 2. Zırhlı Tugay’a bağlı Topçu Taburu,

• 28. Tümen İstihkâm Taburu’na bağlı Motorlu İstihkâm Bölüğü,

• 28. Tümen Muhabere Bölüğü’nden bir muhabere takımı,

• 28. Tümen’e bağlı Oto-Nakliye Bölüğü,

• 8. Kolordu’ya bağlı 1. Hafif Uçaksavar Taburu’ndan bir hafif uçaksavar bataryası,

• 28. Tümen’e bağlı Tanksavar,

• 5. Zırhlı Tugay’a bağlı Sıhhiye Bölüğü,

• 28. Tümen’e bağlı Hafif Bakım Tamirhanesi,

• 4. Yurt içi Bölge Komutanlığı Bandosu’ndan oluşan askerî birlik Kore’ye gönderiliyordu. Birlik içi unsurların sefer kadro­larına çıkarılabilmesi için 23., 39., 65. tümenler ile 8. Kolordu Uçaksavar Taburu’ndan ve 28. Tümen Sıhhiye Taburu’ndan takvi­yeler yapılacaktı. Ayrıca yedek subay gönderilmemesi, muvazzaf subaylar içinden gönüllü olanları tercih edilmesi ve eratın 1929 doğumlular arasından seçilmesi uygun görülmüştü.4

kore
Türk Tugayı’nın kuruluş sürecinde çizilen ve tugayın hangi birliklerden oluşacağını gösteren teşkilat şemas

Bununla beraber, evveliyatta 4500 kişiden oluşturulması düşünülen birlik er ata­maları fazlasıyla yapılarak son kertede 259 subay, 395 ast­subay, 18 askerî - 4 sivil memur ile 4414 erat olmak üzere 5090 kişiye ulaştı ve teşkilatlanmanın en geç 20 Ağustos 1950 günü tamamlanması istendi.5 Ayrıca gerek Kore’deki temsili güçlendirmek gerekse de alayı lojistik açıdan kuvvetlendirebilmek için birliğe tugay komutası eklendi ve Türk ordusunun Kore’de bir general tarafından temsil edil­mesi düşünüldü.6 Yapılan değerlendirmeler sonucunda Kore’ye gönderilecek birliğin başına Ankara’da konuşlu 2. Zırhlı Tugay’ın komutanı Tuğgeneral Tahsin Yazıcı’nın getirilmesine karar verildi ve kararın tebliği için 10 Ağustos 1950 günü Genelkurmay Başkanlığı karargâhına davet edildi.7

Öte yandan aynı günlerde Kore’ye gönderilecek birliğin vurucu gücü olarak tanımlanabilecek 241. Piyade Alayı’nın komutasında da bir değişiklik yapılarak o dönem Çankırı’da ko­nuşlu Piyade Atış Okulu’nun Talimname Kurulu Başkanlığını yapan Piyade Alb. Celal Dora, Kur. Alb. Asım Eren’in yerine 241. Piyade Alay Komutanlığı görevine getirildi.8

Bununla beraber belirtmek gerekir ki, subay atamalarının çok yavaş yapılması ve birçoğunun öngörülen tarihte göreve başlayamaması eğitim faaliyetlerini ziyadesiyle aksatmıştı. Bu sıkıntı Çankırı’daki Piyade Atış Okulu’ndan bazı subayların görevlendirilmeleriyle bir nebze olsun giderilmek istense de, eratın 7 Eylül 1950 gününe kadar kendi birlik komutanlarından yoksun kalması harbe hazırlık ve disiplin yönünden önemli bir sorun teşkil etmiştir.9 Keza karşılaşılan diğer bir sorun da teçhizat konusundadır. Etimesgut’ta toplanan birlikler buraya silahsız ve teçhizatsız gelmişler, temin edilen yerli silahlar ile eğitim yapmaya başlamışlardı. Ayrıca bütün çabalara rağmen ikmal işleri akamete uğramış, levazım malzemelerinin temininde de bir takım zorluklar yaşanmıştır.10 Yine, envanterdeki silahlarla Kore’de kullanılacak silahlar arasında önemli ölçüde farklılık bulunduğundan Amerikan askerî müşavirlerin çabalarıyla Almanya üzerinden 300 adet M1 piyade tüfeği, 50 adet Amerikan tabancası ve 7 adet 3,5 inçlik roketatarın temini sağlanarak bunlarla gerek Türkiye’de gerekse üç hafta kadar sürecek Kore deniz yolculuğu esnasında eğitim yaptırılması planlanmıştır.11 Bununla beraber,  teknik konularda aksaklıklar yaşanmaması adına 25 Ağustos 1950 gününden itibaren farklı sınıflardaki bir­likler ihtisas eğitimi için sınıf okullarına dağılmıştır. 13 Eylül 1950’ye kadar kendi sınıflarında eğitim gören bu birlikler daha sonra Etimesgut’ta toplanarak evvela trenle İskenderun’a, sonrasında da gemilerle Kore’ye intikal sürecine girmişlerdir.

Türk Askeri Kore'ye Hareket Ediyor

Türk Tugayı’nın Kore’ye intikali üç ayrı kafile halinde gerçek­leştirildi. 25, 26 ve 29 Eylül günlerinde İskenderun Limanı’ndan hareket eden üç ayrı gemi ile personel, 30 Eylül ve 2 Ekim 1950 tarihlerinde ayrılan iki ayrı gemi ile de eşyalar ve diğer malzeme Kore’ye gönderildi.12 Tugay’ın kendi personeli haricinde beş kişilik bir Ameri­kan İrtibat Heyeti de Tugay bünyesinde görev yapmak üzere Kore’ye gitti. Farklı sınıflardan subayların bulunduğu bu heyette Topçu Alb. Thomas S. Gumby (Heyet Başkanı), Piyade Kur. Yb. Weaver, İstihkâm Bnb. Munsin, Ordonat Yzb. Robenson ve Muhabere Yzb. Lorenzo bulunmaktadır.13

kore2
Türk Tugayı İskenderun Limanı'ndan Kore’ye hareket ediyor.

21 gün süren yolculuk esnasında gemilerde teorik ve pratik eğitimler yapılmış, bu kapsamda subay ve astsubaylar özellikle akşam saatlerinde seminerler, konferanslar ve plan tatbikatları düzenlemişlerdir. Tugay ile beraber bulunan Amerikan İrtibat Heyeti’nden de konferanslar düzenlemeleri istenerek Amerikan ordusunun savaş doktrini, Amerikan silahlarının verimli çalıştırılması ve hasım Kuzey Kore birliklerinin muharebe usulleri hakkında bilgiler vermeleri sağlandı. Verilen pratik eğitimler arasında ise en önemli yeri atış talimleri almaktadır. Türkiye’de istenen düzeyde atış eğitimi yapamayan askerlerin bu eksikliklerini giderebilmeleri maksadıyla gemide bulunabilen tahta sandıklar, tenekeler ve boş konserve kutuları denize atılarak hedefler haline getirilmiş, bunlara ateş edilmesi suretiyle de askerlerin Amerikan silahlarını tanımaları ve atış melekelerinin kuvvetlendirilmesi düşünülmüştür.14

19 Ekim 1950 tarihi itibarıyla Kore’ye ayak basan Tugay personeli Kore’ye yeni gelen birliklerin eğitim ve hazırlık merkezi olan Taegu şehrine doğru ha­reket ederek 21 Ekim 1950 gününden itibaren Taegu’da eğitim ve ikmal faaliyetlerine başladı.15 Türk Tugayı’nın ilk günlerdeki eğitim faaliyetleri arasında komünist gerilla eylemlerine karşı koyma tedbirleri önemli bir yer tutmuştur. Zira savaşın başından itibaren Kuzey Korelilerin güneye sevk ettikleri bazı kuvvetler ile milis görevi icra eden unsurlar bilhassa gece vakitlerinde irili ufaklı gruplar halinde BM askerlerine vur-kaç mahiyetinde saldırmaktaydılar. Bu saldırıların verdirdiği kayıplar az olsa da, BM güçleri nazarındaki psikolojik etkileri büyük oldu, Taegu’daki Amerikan ve İngiliz askerleri mütemadiyen teyakkuz halinde kaldılar. Öyle ki gerilla korkusundan ötürü Amerikalılar ge­rilla unsurlarını “yok etme” yerine bu unsurlara karşı “savunma” faaliyetlerinden bahseder hale gelmişlerdi.16

2 Kasım 1950 gününe değin geçen süreçte, yukarıda da ifade edildiği gibi, bir yandan eğitim ve ikmal çalışmalarına devam edildi diğer yandan ise müttefik birlik karargâhları ve askerî misyonlarıyla görüşülerek savaş şartlarının tam olarak idrakine çalışıldı. Bu noktada Tugay’ın yabancı bir coğrafyada yapacağı müşterek harekâtta karşılaşabileceği muhtemel sıkıntıları asgariye indirebilmek amacıyla Tugay teşkilat yapısında çok önemli bir değişikliğe de gidildi. 3 Kasım 1950 tarihli değişiklik uyarınca 241. Piyade Alayı Komutanı Alb. Celal Dora “Tugay Komutan Muavini”, Dora’nın yardımcısı konumundaki Kd. Yb. Natık Poyrazoğlu ise “Tugay Talimgâh Komutanlığı” görevine atanarak 241. Piyade Alayı lağvedilmiş ve taburları doğrudan Tugay’a bağlanmıştır.17

Kore’de savaşan tugay boyutundaki birliklerin tek bir komuta altında yönetilme­sinden ötürü Türk Tugayı’nı da irtibat-etkinlik ve hızlı komuta açısından müttefik birliklere ve Amerikan muharebe usulüne intibak edecek hale getirebilmek düşüncesiyle18 alınan bu karar Tugay Komutanı Tuğg. Tahsin Yazıcı ile 241. Piyade Alayı Komutanı Alb. Celal Dora’nın arasını açmış ve savaş sonrasında dahi sürecek olan gerginliğin başlıca kaynağını oluşturmuştu. Kararın tebliğ edilmesinin ardından Celal Dora tepkisini ve yeni görevinden azil isteğini Genelkurmay Başkanlığı'na bir mektup yazarak iletmiştir. Ancak Dora’nın bu isteği Genelkurmayca kabul görmemiştir.

kore3
241. Alay Komutanı Albay Celal Dora ve 241. Alay Sancağı.

Bu önemli değişikliğin ardından, 7 Kasım 1950 günü Tokyo’daki BM Orduları Başkomutanı General MacArthur’un karargâhından gelen emirle Tugay’a 10 Kasım 1950 itibarıyla kuzeye doğru hareket ederek yaklaşık 450 km. uzaklıktaki Munsonni-Chongdan bölgesine vasıl olması bildirilmiştir. Emir kapsamında verilen görev, o bölgede düşman gerilla unsurlarını tespit etmek ve bölgeyi kontrol altına almaktır.19 Bu yolla Amerikalılar yıllardır harp tecrübesi yaşamayan Türk askerlerinin savaş melekelerini “bilemeyi” düşünmektedirler.

Aldığı emir gereğince harekete geçen Tugay intikal esnasında henüz muharebe yapmadan ilk can kaybını yaşamıştır. Uçaksavar Bataryası’ndan Başgedikli (Başçavuş) Sedat Bora bulunduğu kam­yonun devrilmesi sonucunda 10 Kasım 1950 günü şehit olmuş ve intikal yolu üzerindeki Kum Nehri kıyısına defnedilmiştir.20

Türk Askeri Etkin Rol Oynamaya Başlıyor

14 Kasım 1950 gününe gelindiğinde Chotan şehrinde toplanan Tugay, ertesi gün şehrin emniyetini sağlama görevini üstlendi. Tugay personeli burada 25 km. genişlik ve 50 km. derinlikteki bir sahayı korumakla mükelleftir.21 Alınan istihbarata göre bölgede 10 bin civarında Kuzey Koreli gerilla bulunmakta ve bu kişiler istihbarat, beslenme ve barınma gibi hususlarda halktan yardım aldıkları için gayet kuvvetli durumdadır. Keza baskınlarını hızla yapıp yine hızla geri çekilerek araziye saklanmakta veya halkın içine karışabilmektedirler. Ancak Türk Tugayı BM kuvvetlerinin 24 Kasım günü başlatmayı düşündüğü genel taarruz için Kunuri’ye doğru harekete geçeceği 22 Kasım tarihine değin komünist gerillalara karşı çok başarılı bir mücadele vermişti.

Tugay 350 km. kuzeydeki Kunuri böl­gesine fazlaca sıkıntılı ve yorucu bir intikal sürecinin ardından varabildi. Zira Motorlu Topçu Taburu’nun ve Oto-Nakliye Bölüğü’nün araçları dışında Tugay envanterinde motorlu araç bulunmamaktadır. Yapılan planlama mucibince Amerikalılar bu iş için 200 kamyon vermeyi taahhüt etseler de, sonradan bu taahhütlerini yerine getirmemeleri ve sadece 8 kamyon tahsis etmeleri nedeniyle 1. Piyade taburu haricindeki birlikler intikale yaya olarak başlamak zorunda kaldı.22 Böylelikle 23 Kasım’da bitmesi düşünü­len intikal süreci ancak 26 Kasım 1950 günü tamamlanabildi. Personelini ve ağırlıklarını taşıyabilecek biçimde motorize olan Topçu Taburu ise 23 Kasım günü intikalini tamamlayarak 25. Amerikan Tümeni’ne ait topçu mevzilerine girdi. Bu yüzden de 24 Kasım 1950 günü başlayan genel taarruzda Tugay teşkilatı içerisinde fiilen savaşa giren ilk birlik Topçu Taburu oldu.23

26 Kasım 1950 günü Tugay’a bağlı birlikler Kunuri’de bütünüyle toplanmıştı.  Ardından Tugay Komutanı Tahsin Yazıcı 9. Kolordu karargâhına çağrılarak son gelişmeler hakkında bilgi verilmiş ve Türk Tugayı’nın görevi kendisine tebliğ dilmişti. Tugay’da savaş tecrübesine sahip yalnızca üç kişi (Tuğg. Tahsin Yazıcı, Alb. Celal Dora ve Kd. Yb. Natık Poyrazoğlu) bulunduğundan Amerikalılar ilk etapta Türk Tugayı’nı ileri hatta göndermeyerek, ihtiyatta tutmayı düşündüler. Fakat hiç hesapta olmayan bir şekilde cepheye gelen Çin menşeli kuvvetlerin 26 Kasım sabahı ileri hattaki 1. ve 9. Amerikan kolordularına aniden taarruz etmeleri24 Türk Tugayı’nın dinlenme imkânı bulamadan ileri hatta sürülmesini beraberinde getirdi. Yaşanan kaos ortamı içinde VIII. Ordu Komutanı General Walker cephenin sağ tarafında konuşlanan 2. Güney Kore Kolordusu’nun dağılıp çekilmesi üzerine muhtemel bir kuşatılma tehlikesiyle karşı karşıya kalın­maması için Türk Tugayı’ndan Çin askerlerinin kuşattığı stratejik önemi haiz Tokchon’u işgal ederek 2. Amerikan Tümeni ile irtibat sağlamasını ve 2. Amerikan Tümeni’nin arkasına çıkan kuzeybatı yolunu emniyete alması­nı istemiştir.25 Bu sayede hem VIII. Ordu’ya bağlı kuvvetlerin sağlıklı biçimde ricat etmesi sağlanabilecektir.

Kunuri-Tokchon yolu çok sarp, bir tarafı yükselti diğer tarafı uçurum, yer yer ağaçlarla kaplı bir arazi üzerinden geçen şose niteliğinde ve aşılması meşakkatli bir yoldur. Yolun bir kıs­mından itibaren mevcut yükseltinin aşılabilmesi için dar ve derin bir boğazdan geçilecek olması ise özellikle motorize birliklerin ilerleyişi açısından önemli derecede engel arz etmektedir. Keza Amerikalılar vadettikleri sayıdaki kamyonu bir kez daha veremedikleri için Tugay birliklerinin çoğunluğu yine büyük ölçüde yaya olarak hareket etmiştir. Ancak bir süre sonra yürüyüş Kolordu’dan gelen bir telsiz mesajı ile durdurulmuştur. Buna göre; Tugay birliklerinin 10 km. kadar kuzeyinde alay büyüklüğünde bir düşman kuvveti olduğu istihbaratı alınmış ve dolayısıyla Tugay’a Tokchon’un doğusuna doğru yaptığı in­tikali kesmesi, ön hattan çekilmekte olan Amerikan 38. Alayı’nın sağ tarafında batıya doğru ricatını himaye edecek biçimde mevzilenmesi emredilmiştir.

kore4
Kunuri Muharebeleri sırasında çekilen az sayıdaki fotoğraftan biri.

Ne var ki gerek durum hakkında Amerikalılardan net ve detaylı bilgi alınamaması gerekse coğrafî şartların tahakkümü sebebiyle Tugay Komutanı Tahsin Yazıcı’yı alınan emri uygulamadan evvel durum muhakemesi yapmaya itti. Yapılan değerlendirmeler neticesinde gelen emrin aynı şekilde uygulaması Tugay açısından sakıncalı bulunarak Tugay Komutanı inisiyatifi ile Wawon bölgesine çekilmek üzere hazırlıklara başlanmıştır. Dönüş faaliyeti Tugay birliklerinin oldukları yerde manevra yaparak öncülerin artçı, artçıların ise öncü hale gelecek şekilde hareket etmesine göre düzenlenmiştir. Fakat bir tarafı yükselti, diğer tarafı uçurum halindeki şose yolun araç manevralarını bir hayli zorlaştırmasından ötürü büyük sıkıntılar yaşandı ve faz­laca zaman kaybedildi. Öyle ki araçlar teker teker manevra yapabilirken her bir araç diğerini beklemek zorunda kaldı.26

Bu sırada zaten zor­lukla sürdürülen çekilme hareketi Tugay’ın Kolordu ile irtibatını sağlayan Amerikalı Muhabere Yzb. Lorenzo idaresindeki telsiz aracının yol üzerinde arızalanmasından ötürü imkânsız hale geldi. Aynı anlarda Yzb. Lorenzo’nun telsiz arabasının tamiri hususunda o an için gereksiz sayılabilecek ısrarı telafisi mümkün olmayan bir zaman kaybına sebebiyet verdi. Zuhur eden kargaşada birliklerin emniyet önlemleri de zayıflayınca bundan faydalanan düşman unsurlar gece karanlığı ile arazinin yapısından istifade ederek yanlardan Tugay artçı birliklerine yanaşmışlar ve 28 Kasım 1950 gecesi saat 02.00 sularında ani bir taarruza kalkmışlardır. İlk ateşte Tugayı’nın artçısı olarak hareket eden keşif kıtası önemli kayıplar vermiş, Yzb. Lorenzo dâhil olmak üzere bazı personel esir edilmiştir.27

28 Kasım sabahı gün doğarken büyük sayıda düşman askerinin katılımıyla başlayan bu genel taarruz kısa zamanda bütün Tugay sathına yayılmıştır. Sayısal açıdan çok önemli üstünlüğe sahip hasım kuvvetle­rin tazyiki artınca, bundan kurtulmak amacıyla takım komutanı seviyesindeki subaylar kendi insiyatiflerini kullanarak süngü harbi uygulamaya karar vermişler ve düşman kuvvetlerin kuşatma çabalarından bu yolla kurtulmayı düşünmüşlerdir. Dolayısıyla 9. Bölük’ün takım komutanlarından Tğm. Orhan Özcan’ın ilk kez kendi takımıyla başlattığı süngü hücumu büyük tesir göstermiş ve düşmanın geri atılmasında diğer birliklere örnek ol­muştur.28 Orhan Özcan’ın başlattığı ve silah arkadaşlarının devam ettirdiği süngü hücumu savaşın sona ereceği 1953 yılı Temmuz ayına kadar Türk askerinin herkesçe övgüyle anılan, ayırt edici bir vasfı haline gelmişti.

Aynı anlarda Amerikalıların Türk Tugayı’na bulunduğu yerde tutunmasına yönelik olarak yaptığı telkin yine Tugay Komutanı Tahsin Yazıcı tarafından kabul edilmedi ve müttefik birliklerle telli-telsiz irtibatın kurulamadığı bir süreçte Wawon bölgesinde kalmayı hiçbir açıdan uygun görmeyen Tahsin Yazıcı, askerlerine 7 km. kadar güneyde bulunan Simninni Köyü’ne çekilmeyi emretti.

28 Kasım 1950 gecesi Tugay birlikleri Simninni’deki mevzilerine yerleşti. Askerlerin yorgun ve uykusuz oluşu, havanın so­ğukluğu ve düşman unsurların o an için herhangi bir tacizlerinin bulunmaması birlikler üzerinde rehavet hali oluşturdu, Tugay personeli mevzilerin çevresinde dinlenmeye geçti. Bu süreçte bilhassa ışık disiplinine uygun hareket edilmemesi zaten gece muharebelerinde mahir olan düşman için bulunmaz bir fırsat verdi. Nitekim düşman bu fırsatı kullanarak ani bir baskın ile taarruza başladı. Simninni Köyü’nün içinden ve batı yönünden yapılan makineli tüfek ile havan saldırısı giderek bütün mevzileri kap­sayacak düzeyde genişledi. Öncelikle gerilla unsurlarının harekete geçmesi ile başlayan düşman taarruzu dinlenme durumundaki Tugay personelini gafil halde yakalayarak askerlerin dağılmasını beraberinde getirdi.

kore5
1. Kore Türk Tugayı Komutanı Tuğggeneral Tahsin Yazıcı.

Yaşanan vahim durum karşısında Tugay Komutanı Tuğg. Tahsin Yazıcı öncelikle bozulan ve çekilen birlikleri disiplin altına almayı ve oluşturulacak bir mürettep müfreze ile muharebe idare yerinin güvenliğini sağlayarak ileri hatlarda çarpışan birliklerle irtibat kurmayı istemiş­tir. Böylelikle ileri hattaki vaziyet hakkında bilgi alınabilecek ve birliklerin selametle çekilebilmesi için gereken neyse yapılmaya çalışılacaktır.29 Bu noktada Tugay Komutanı açısından arzu edilmeyecek bir şey yaşanmış ve Alb. Celal Dora, Tahsin Yazıcı’nın orada kalıp savunma yapma emri hilafına karargâhı terk etmiştir.30

Tugay Komutanı bu duruma fazlasıyla üzülse de kararlı bir tavırla karargâh yerleşkesinin önüne çıkmış ve etrafını saran Tugay personeline yaptığı etkili konuşmada orada kalacaklarını ve ileri hatlarda düşman tarafından kuşatılmaya başlanan diğer Tugay birliklerini kurtarmaya çalışacaklarını ifade etmiştir.31 Bu düşünceyi pekiştirmek için 241. Piyade Alayı sancağının getirilmesi ve açılması istense de, Tahsin Yazıcı’nın verdiği emrin yanlış olduğunu düşünen ve sinirli bir şekilde Tugay karargâhını terk eden Celal Dora, alay sancağını ve önemli sayıdaki personeli yanına alarak güneye doğru çekilmeye başladı ve kendisine ulaşılamadı.

Böyle sıkıntılı bir ortamda ihtiyattaki Talimgâh 2. Bölüğü’nün Topçu Taburu’ndan ve Havan Bölüğü’nden elde kalan unsurlarla himaye edilip, Tugay emrinde bulunan Amerikan Tank Takımı’ndan da yararlanılarak ileri hatta kuşatılan birliklerin çemberi yarmaları son çare olarak görülmüştür. Nihayet 29 Kasım günü saat 11.00 sularında o an kullanıma hazır az sayıdaki topçu bataryası, beş havan ve Tugay emrinde bulunan Amerikan Tank Takımı ateşe başladı ve Talimgâh 2. Bölüğü öne sürüldü.32 Bu taarruza son anda sekiz kadar Amerikan savaş uçağı da destek verince kuşatılan birliklerin üzerindeki baskıyı azaltmış ve birlikler çemberi yarma başarısını göstermişlerdir.33

Cephe genelinde devam eden Çin taarruzlarının yoğunluğu Tugay komutası üzerinde Simninni civarında kalmanın tehlikeli olacağına dair kanaat uyandırınca, birliklere Kunuri’ye doğru bir kez daha geri çekilmeleri emri verildi. Bununla beraber, güzergâhın düşman tarafından kesilebilmiş olacağı düşünülerek Tugay unsurlarına bölük çapındaki küçük birliklere ayrılarak çözülmeleri söylendi. Ancak bu anlarda düşman askerleri Türk ve Amerikan birliklerinin güneyine sarkarak Sunchon Boğazı civarında konuşlanmışlardır. Çekilme esnasında Türk ve Ame­rikan birliklerinin yol üzerinde oluşturdukları izdiham Sunchon Boğazı’nın da düşman askerler tarafından tutulmasıyla çekilmeyi bir hayli zorlaştırmış, önemli miktarda insan ve malzeme kaybını beraberinde getirmiştir. Tugay Komutanı Tahsin Yazıcı daha sonra yazdığı bir raporda Tugay’ın Kunuri Muharebeleri boyunca en büyük zayiatını Sunchon Boğazı Muharebesi’nde verdiğini belirtmiştir.34

Nihayetinde 30 Kasım 1950 gecesi dört Amerikan uçağı öncelikle aydınlatma bombaları atarak Boğaz sırtındaki düşman unsurları belirlemişler, ardından da bu unsurları ateş altında tu­tarak, 2. Amerikan Tümeni’nin de topçu desteği sayesinde, birlikler Sunchon Boğazı’ndan çıkarak Pyongyang’a ulaşabilmişlerdir.35

kore6
Kunuri Muharebeleri’nin Türk basınındaki yansımaları

kore6b

kore6c

25 Kasım 1950 gecesinden 1 Aralık 1950 sabahına kadar fasılasız devam eden Kunuri Muharebeleri’nde gerek Türk gerekse müttefik birlikler büyük kayıplar vermiş, muharebe gücü bakımından ciddi anlamda yara almışlardır. İlk raporlardaki verilere göre Türk Tugayı’nın şehit, yaralı, esir ve yitik olarak personel kaybı bütün mevcudun % 20’sine, ağır silah ve araçların % 70’ine yaklaşan düzeydedir.36 Amerikan taburlarının bazılarında ise personel miktarının 100-150 kişiye kadar düştüğü görülmüştür.37 Bununla beraber, verilen ciddi kayıplara rağmen, BM kuvvetleri imha olma tehlikesinden kurtularak geri çekilmelerini tamamlamış, Türk Tugayı ise üst­lendiği çekilmeleri himaye etme görevini sayıca kendilerinden çok daha üstün düşman kuvvetleri karşısında üç gün boyunca ifa etmiştir.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Dipnotlar

1Mim Kemal Öke, Unutulan Savaş’ın Kronolojisi: Kore 1950-1953, Boğaziçi Ya­yınları, İstanbul, 1990, s. 65.

2“Kore’ye 4500 Kişilik Bir Askerî Kıt’a Göndermeğe Dün Karar Verdik”, Yeni Sabah, 26 Temmuz 1950; “Kore’ye 4500 Asker Veriyoruz”, Zafer, 26 Temmuz 1950; “Kore’de Hizmet Etmek Üzere Birleşmiş Milletler Emrine Asker Veriyoruz”, Cumhuriyet, 26 Temmuz 1950.

3Serhat Güvenç, “Kore Savaşı ve Türk Ordusunun Dönüşümü: 1950-1960”, M. Ali Tuğtan (ed.), Kore Savaşı: Uzak Savaş’ın Askerleri, Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 2013, s. 86.

4Genelkurmay Başkanlığı, Kore’de Türk Muharebeleri, Genelkurmay Personel Başkanlığı Askerî Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Daire Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2012, s. 27-28.

5H. H. Emir Erkilet vd., Kore Harbinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin Muharebeleri (1950-1953), Genelkurmay Basımevi, Ankara, 1975, s. 72.

6Bahtiyar Yalta, Kunu-ri Muharebeleri ve Geri Çekilmeler (26.XI.1950-24.I.1951), TTK Yayınları, Ankara, 2005, s. 43.

7Tahsin Yazıcı, Kore Birinci Türk Tugayında Hatıralarım, Ülkü Basımevi, İstanbul, 1963, s. 61.

8“Kore’ye Gidecek Alayın Yeni Komutanı: Bu Vazifeye de Celal Dora Getirildi”, Zafer, 20 Ağustos 1950; “Savaş Birliğinin Yeni Alay Komutanı”, Yeni Sabah, 20 Ağustos 1950.

9Yalta, age., s. 42-50.

10Yazıcıa.g.e., 66. 

11Genelkurmay Başkanlığı, Kore’de Türk Muharebeleri, s. 30-31.

12Erkilet vd., a.g.e., s. 74.

13Genelkurmay Başkanlığı, Kore’de Türk Muharebeleri, s. 34.

14Celal Dora, Kore Savaşında Türkler: 1950-1951İsmail Akgün Matbaası, İstanbul, 1963, s. 30-31; Ahmet Hulusi Akagündüz, “Kore’den Anılar”, Korsavaş, Temmuz 1977, 18-20, s. 19; Yalta, a.g.e., s. 78-79, Yazıcıa.g.e., 74.

15Yazıcı, a.g.e., s. 101.

16Yalta, a.g.e.s. 138. 

17Erkilet vd., a.g.e., s. 79-80.; Genelkurmay Başkanlığı, Kore’de Türk Muharebeleri, s. 52. 

18Yalta, a.g.e., s. 149-153.

19Erkilet vd., a.g.e., s. 80; Genelkurmay Başkanlığı, Kore’de Türk Muharebeleri, s. 53.

20Yazıcı, a.g.e., s. 135.

21Genelkurmay Başkanlığı, Kore Broşürü No: 1K.K.K. Yayınları, E.U. Basımevi, Ankara, 1953, s. 5.

22Erhan Yücel, Kore Harbi: Kore Türk Tugayı ve BM Askerlerinden Alınan DerslerKara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanlığı Yayınları, Ankara, 2001, s. 29. 

23İbrahim Artuç, Kore Savaşlarında Mehmetçik, Kastaş Yayınları, İstanbul, 1990, s. 154.

24The Ministry of National Defence the Republic of Korea, The History of the United Nations Forces in the Korean War, Vol: 6, p. 383. 

25Turan Ergüngör, Kore’de Birinci Türk Tugayı, Karınca Matbaası, Ankara, 1954, s. 41. 

26Dora, a.g.e., s. 106, Genelkurmay Başkanlığı, Kore’de Türk Muharebeleri, s. 61, Yazıcı, a.g.e., s. 162. 

27Erkilet vd., a.g.e., s. 103.

28Genelkurmay Başkanlığı, Kore’de Türk Muharebeleri, s. 62.

30Yalta, a.g.e., s. 513.

31Nazmi Özoğul, Kore’de Niçin SavaştımKarınca Matbaası, Ankara, 1954, s. 35, Yalta, a.g.e., s. 516. 

32Erkilet vd., a.g.e., s., 128-130; Genelkurmay Başkanlığı, Kore Broşürü No: 1s. 9-10.

33Korea Institute of Military History, The Korean War, Vol: 2, p. 254.

34Turhan Seçer, Kore Savaşı’nın BilinmeyenleriToplumsal Dönüşüm Yayınları, İstanbul, 2008, s. 171.

35Genelkurmay Başkanlığı, Kore’de Türk Muharebeleri, s. 70.

36Erkilet vd., a.g.e., s. 137, Genelkurmay Başkanlığı, Kore’de Türk Muharebeleri, s. s. 70, The History of the United Nations Forces in the Korean War, Vol: 6, s. 386.

37Yazıcı, a.g.e., s. 212.

 

 

Kaynakça

AKAGÜNDÜZ, Ahmet Hulusi, “Kore’den Anılar”, Korsavaş, Temmuz 1977.

ARTUÇ, İbrahim, Kore Savaşlarında Mehmetçik, Kastaş Yayınları, İstanbul, 1990.

CUMHURİYET

DORA, Celal, Kore Savaşında Türkler: 1950-1951, İsmail Akgün Matbaası, İstanbul, 1963.

ERKİLET, H. H. Emir vd., Kore Harbinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin Muharebeleri (1950-1953), Genelkurmay Basımevi, Ankara, 1975.

ERGÜNGÖR, Turan, Kore’de Birinci Türk Tugayı, Karınca Matbaası, Ankara, 1954.

GENELKURMAY BAŞKANLIĞI, Kore’de Türk Muharebeleri, Genelkurmay Personel Başkanlığı Askerî Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Daire Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2012.

GENELKURMAY BAŞKANLIĞI, Kore Broşürü No: 1, K.K.K. Yayınları, E.U. Basımevi, Ankara, 1953.

GÜVENÇ, Serhat, “Kore Savaşı ve Türk Ordusunun Dönüşümü: 1950-1960”, M. Ali Tuğtan (ed.), Kore Savaşı: Uzak Savaş’ın Askerleri, Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 2013.

KOREA INSTITUTE OF MILITARY HISTORY, The Korean War, Vol: 2.

ÖKE, Mim Kemal, Unutulan Savaş’ın Kronolojisi: Kore 1950-1953, Boğaziçi Ya­yınları, İstanbul, 1990.

ÖZOĞUL, Nazmi, Kore’de Niçin Savaştım, Karınca Matbaası, Ankara, 1954.

SEÇER, Turhan, Kore Savaşı’nın Bilinmeyenleri, Toplumsal Dönüşüm Yayınları, İstanbul, 2008.

THE MINISTRY OF NATIONAL DEFENCE THE REPUBLIC OF KORE, The History of the United Nations Forces in the Korean War, Vol: 6.

YALTA, Bahtiyar, Kunu-ri Muharebeleri ve Geri Çekilmeler (26.XI.1950-24.I.1951), TTK Yayınları, Ankara, 2005.

YAZICI, Tahsin, Kore Birinci Türk Tugayında Hatıralarım, Ülkü Basımevi, İstanbul, 1963.

YENİ SABAH

YÜCEL, Erhan, Kore Harbi: Kore Türk Tugayı ve BM Askerlerinden Alınan Dersler, Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanlığı Yayınları, Ankara, 2001

ZAFER

 

DİĞER MAKALELER
Kore Savaşı'nda Muharip Türk Tugayları-I
Moğol Tarihi
Moğollar; Bozkır’dan Dünya’ya Yayılan Güç

Asya bozkırlarında göçebe kültürün güçlü temsilcileri olan Moğollar, XII. yüzyılın sonu ve XIII. yüzyılın başlarında Cengiz Han öncülüğünde büyük bir imparatorluk kurarak kadim uygarlıkların bulunduğu toprakların yeni yöneticileri olmuşlardı. Asya’nın neredeyse tamamını bir asırdan uzun bir süre Moğollar yönetmişlerdi. Moğolların bu güçlü harekâtı hem kendilerinde hem de yönettikleri coğrafyada köklü değişimlerin yaşanmasına yol açmıştı. Bu değişimlerin büyük çoğunluğu kültür hayatı ve düşünce yapısı üzerinde görülmektedir. Moğol İmparatorluğunun yan kolları içinde kültürel değişim ve etkileşiminin en yoğun yaşandığı devlet kuşkusuz; İran ve Azerbaycan gibi köklü medeniyetlerin merkezinde şekillenen İlhanlılar’da olmuştu. İlhanlılar, dini açıdan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyet gibi üç büyük semavî dinin etkisinin yoğun hissedildiği, bunun yanında kadim inançlar olan Budizm ve Mecusiliğin de canlılığını koruduğu; kültürel boyutta ise başta İran, Mezopotamya ve Anadolu olmak üzere güçlü eski uygarlıkların etkilerinin hala yaşamı biçimlendirmeye devam ettiği Yakın-Doğu topraklarını yönetmek durumunda kalmışlardı. Göçebe olan Moğollar açısından bu yeni bir tecrübeydi. Bu kültür zenginliğine bir de Moğolların Asya içlerinden taşıdıkları kültür birikimi de eklenince İlhanlıların yönetimi altında oldukça zengin bir kültür dünyası oluşmuştu. Moğolların XIII. yüzyılda neredeyse bütün Avrasya’yı saran saldırıları insanlık tarihinin eşine az rastlanır olaylarındandır. Bütün dünyayı kasıp kavuran Moğol istilası İslam dünyasının da başına gelen büyük bir felaket olmuştu. Müslümanların beş asır boyunca oluşturduğu medeniyete telafisi çok güç olacak tahribatlar vermişti. Bütün bu olumsuz koşullara rağmen Moğollar İslam dünyasının büyük bir çoğunluğunu hakimiyetleri altına aldıktan kısa bir süre sonra zarar verdikleri bu medeniyetin inancına teslim olmuşlar kendilerine din olarak İslamiyet’i seçmişlerdi. Bu gelişme İslamiyet’in Şamanizm başta olmak üzere bölgenin tüm inançlarına karşı apaçık bir zaferiydi. Bu olay bile başlı başına İslam medeniyetin gücünü ve derinliğini göstermektedir

KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun