Türk Sağlık Literatürünü Günümüze Taşıyan Eser: Divanü Lügati’t Türk

Türk Sağlık Literatürünü Günümüze Taşıyan Eser: Divanü Lügati’t Türk

Diller bir toplumun geçmişini geleceğe aktaran, kültürlerin ve toplumların edindiği özsel değerlerin nesiller boyu devamını sağlayan ve özellikle yazılı kültüre geçişin ardından topluma dair bütün bilgi birikiminin aktarımını sağlayan önemli araçlardır. Bu araçsal özelliği nedeniyle toplumlar ve kültürler dilleriyle var olurlar gibi iddialı bir sözde bulunmak kesinlikle yersiz olmaz. Bu açıdan bakıldığında da Türk dilinin yazıyla aktarılmasını ve geleceğe taşınmasını sağlayan en önemli eser kuşkusuz ki Kaşgarlı Mahmud tarafından 1072-1074 yılında yazılan Dîvânü Lugati't-Türk adlı Türkçe-Arapça sözlüktür. Birçok disipline ve alana dair kelimeleri bünyesinde barındıran bu sözlük, Türk sağlık literatürünü de es geçmemiştir. Bu çalışmamızda da Dîvânü Lugati't-Türk’te sağlık ve tıp literatürünü oluşturan kelimeleri inceleyeceğiz.

BEYAZ TARİH / MAKALE

Arapça’nın giderek üstünlük kazanarak, hızlı yayılma dönemine girmesi karşısında Karahanlı hükümdar ailesi mensubu olan Kaşgarlı Mahmut1, Türkçeyi yani öz dilini savunma gerekliliği duydu ve Divanü Lügati’t Türk adlı eserini kaleme aldı. XI. yüzyılın Türkçe’sinin ses ve şekil özelliklerini asrımıza ulaştıran Divanü Lügati’t Türk paha biçilemez bir kaynaktır. Kaşgarlı Mahmut kitabını yazmadan önce Türk illerini şehir şehir, oba oba, boy boy dolaşmış, gittiği bölgelerin dillerine, geleneklerine ve yaşayışlarına dair pek çok malzeme toplayarak bunları eserinde harmanlamıştır.

Kaşgarlı Mahmut Hakaniye lehçesi ile Oğuz, Kıpçak, Uygur, Türkmen, Kırgız ve diğer Türk soylu halkların lehçelerini Türk adı altında toplayarak eserine Divanü Lügati’t Türk adını verdi. XI. yüzyıl Türk toplum hayatında hemen hemen her alanda, detaylı ve geniş bilgi veren en büyük eserdir. Ali Şir Nevaî’nin Muhakemetü’l- Lugateyn’i, Yusuf Has Hacip’in Kutadgu Bilig’i, Edip Ahmet Yüknekî’nin Atabetü'l Hakayık’ı, Ahmet Yesevi’nin Divan-ı Hikmet’i gibi dönemin önemli eserleri yanında Divanü Lügati’t Türk kapsamlı ve önemli bir yer tutmaktadır. Bu durum da bize Kaşgarlı Mahmut’un XI. yüzyıl Türk dünyasının büyük araştırmacısı olduğunu göstermektedir.2

Divanü Lügati’t Türk çok zengin örnekler içeren Türk dili ansiklopedisi niteliğindedir. İçerik bakımından 7500 sözcüğü bulmakta ve bünyesinde dönemin farklı ağızlarından da örnekler barındırmaktadır. 1072 tarihinde yazmaya başladığı Divanü Lügati’t Türk adlı eserini 1074’te tamamlayarak dönemin Abbasi halifesi el-Muktedi’ye sundu. Bu yazımızda Kaşgarlı Mahmut’un XI. yüzyılda yazdığı Divanü Lügati’t Türk adlı eserinin verdiği bilgiler kapsamında sağlık ve hastalıklar konusunu değerlendireceğiz.

XI. Yüzyılda Hastalıkların Tedavisinde Mistik Uygulamalar

Tıp biliminin henüz gelişmediği çağlarda, insan hastalıkları tedavisinde dini ve mistik uygulamalar kullanıldı. Kaşgarlı Mahmut’un ele aldığı XI. yüzyıl Türk toplumunda da eski Türkler arasında yaygın olan Gök Tanrı inancı, Şamanizm ve Budizm gibi dinlerde mevcut olup, İslamiyet’i kabul eden Türk toplulukları arasında hala varlığını devam ettiren bazı dini ve mistik uygulamalar mevcuttu.3 Bu bakımdan bu dönemde hastalıkların tanımlanmasında dini inançlar önemli rol oynadı. Buna göre hastalıkların birincil nedeni kötü ruhlar, göz değmeleri (nazar) ve bunların tesirleri idi.

Divanü Lügati’t Türk’te de Egit4 ve Isrık5 gibi tanımlamalar nazar, peri, cin, büyü gibi ruhani terimlerin varlığına inandıklarını göstermektedir. (Isrık; Çocukları perilere ve göz dokunmasına karşı efsunlamak için ilaç yapıldığı zaman söylenir; çocuğun yüzüne tütsü verilerek “ısrık ısrık” denir ki “ey peri ısırılmış olasın” demektir. Egit: Göz dokunmak için, çocukların yüzüne çalınan bir ilaç. Bu ilaç, safrana birtakım şeyler karıştırılarak yapılır.)

Bu uygulamalarda hastalıklarda bilinen yöntemlerle cevap alınamadığından, bu durumun açıklanması için mistik kavramlara gerek duyulduğunu düşündürmektedir. Takip eden zamanlarda tecrübe ve bilgi artışı bu söylemlerinde azalmasına neden olur.

Doktorluk ve Eczacılık

Sağlık gibi toplum yaşamı için çok önemli olan bir alanda doğal olarak sadece mistik uygulamalar ve tedaviler ile yetinilmeyip hastalıklara müdahalelerde bulunacak doktorlar da mevcuttu. Divanü Lügati’t Türk’te geçen Atasagun6 ve Otaçı kelimeleri, tabip veya hekimlere verilen isimlerdir. Bu hekimler, şaman-hekimlerinde uygulaya geldikleri bitkisel reçeteleri geliştirerek halk tıbbını oluşturdular. Gerekli tedavi edici ilaçların hazırlanması da o dönemde eczacı kavramını doğurdu. İlaç yapan kişi yani eczacıya da emçi7 denilirdi.

Hastalıklar

Tarihin her döneminde hastalıklar savaşılması gereken durumlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durumda kullanılan yöntemlerde toplumun gelişim ve kültürüne bağlı olarak gelişmektedir. Divanü Lügati’t Türk’te bize dönemin hastalıkları hakkında çeşitli bilgiler aktarmaktadır. Eserde geçen ‘’ig”8 sözcüğü hastalık demektir.

XI. yüzyılda Divanü Lügati’t Türk’ün ele aldığı hastalıklar incelendiğinde ise: ernğeyü9 ve çekütlük10 genetik hastalıklar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tür hastalıkların sebepleri hakkında farklı fikirler ileri sürülebilir. Ancak bunun sebeplerden birisinin, o dönemlerde sıkça karşılaşılan akraba evlilikleri olduğu muhakkaktır.11(Ernğeyü: Altı parmaklı adam, çok kısa boylu, boyu iki arşın olan adam. Çekütlük: Vücutta kısalık)

Bu kavramların açıklanması gerekliliği bu tip genetik olabilecek hastalıkların da o dönemde çok olduğunun bir göstergesidir. XI. yüzyıl toplum yapısı ve evlilikler düşünüldüğünde akraba evliliğine bağlı genetik hastalıklar olduğu düşünülebilir. Tüketilen besin ürünleri ve beslenme alışkanlıklarının da bu dönemde çeşitli hastalıklara yol açtığı görülmektedir.

“XI. yüzyılın Türk’ü yemekler konusunda başta etten sonra sirkeli ve yoğurtlu hamur işlerine rağbet etmiş görünmektedir.12” Buna bağlı olarak kabızlık sorununun baş gösterdiği görülmektedir. İprü312, Çurnı14, Boşutgan15 gibi tedavi edici ilaçlar kullanılmıştır. (İprük: Ekşi yemekten içine katılık gelen kişiye- içini sürdürmek için-yoğurt ile süt karıştırılarak verilen ilaç. Boşutgan: Bu ot ol karın boşutgan bu: çok yumuşaklık, ishal veren bir ilaçtır. Çok kere bir şeyin katılığını gideren, yumuşatan nesneye de böyle denir. Çurnı: Türk hekimlerinin yaptıkları sürgünlük ilacı.)

Beslenme alışkanlıklarının yanı sıra aynı zamanda dönemin şartları gereği özellikle çocuklarda beslenme eksikliğine bağlı birtakım rahatsızlıklar ve bu rahatsızlıklara karşı tedaviler uygulandığını görmekteyiz. (Xasnı: Çocukları semirtmek için, bir kese içerisine konularak ağızlarına verilen bir devadır. Hindistan’dan gelir.16)

Aynı zamanda oldukça teferruatlı bir yapılışa sahip olan ve uzunca bir ameliyeden geçen tutmaç yemeği, içine konan katıkların çok bol ve besleyici, hatta tedavi edici özelliklerde oluşlarından dolayı çok semirtici, sindirimi de o derece güç, yani tok tutucu bir yemek idi.17Çocuklarda görülen bu durum beslenme bozukluğuna bağlı belki de paraziter hastalıklara bağlanabilir. Etlerin pişirilmesinde ve hazırlanmasında olabilecek eksikliklere bağlı ya da dönemin sularına bağlı paraziter hastalıklarla kilo kaybı olduğu düşünülebilir.

Genetik, beslenme eksikliği ve bu gibi çeşitli rahatsızlıkların yanı sıra eski dönemlerin en büyük sorunu salgın hastalıklar oldu. XI. yüzyıl Türk Dünyası’nın özellikle çiçek hastalığı ve cüzzamdan muzdarip olduğu görülmektedir. Yine Divanü Lügati’t Türk’te geçen Çıpkan18, Çekek19 ve Anumı20 sözcükleri bize bunu vurgulamaktadır. Salgın hastalıklar, toplu yaşamın ve uygun olmayan şartlara bağlı olarak yayılımın kolay olduğunun bir göstergesi olabilir. (Çıpkan: Vücutta çıkan kırmızılık. İnnaba benzediği için bu ad verilmiştir. Anumı: Cüzzam hastalığı. Çekek: Çiçek hastalığı Çiğilce)

Bir diğer yandan göz hastalıkları da Divanü Lügati’t Türk’te çok kez geçen bir diğer önemli rahatsızlıklar arasında yer almaktadır. Bunlar Awılku21, Karagu22, Kirpüklendi23, Çelpeklendi24, Bedhti25, Çewşenğ26, Enüçlendi27 ve Enüçledi28 sözcükleri olarak geçer.

Awılku: Kırmızı meyveleri olan meyvesinin suyu tutmaca katılan, göz ağrısına ilaç yapılan ve elbise boyanan bir ağaç.

Karagu: Kör

Kirpüklendi: ‘’Anınğ közi kirpüklendi’’ onun gözünde kötü kıl bitti.

Çelpeklendi: ‘’Köz çelpeklendi’’ göz çapaklandı.

Bedhti: ‘’Anınğ közi bedhti’’ onun gözü zayıf gördü.

Çewşenğ: Gözü sulu kimse, gözünden her zaman su akan kişi.

Enüçlendi:’’Anınğ közi Enüçlendi’’ onun gözüne inme indi.

Enüçledi: Otaçı göze inen perdeye ilaç koydu.

Gözü ilgilendiren bu tanımlamalar salgın hastalıklardan özellikle o dönemde artmış olan çiçek hastalığının, gözü etkileyerek yaptığı rahatsızlıklar ve körlükle açıklanabilir.29 Bu şekilde gruplanabilen başlıkların dışında Divanü Lügati’t Türk bünyesinde hastalık ile ilgili daha birçok farklı sözcük ve hastalık adı verilmektedir. Geriye kalan bölümleri incelediğimizde aynı şekilde çeşitli sözcüklere rastlamaktayız.

Kart30 yara demektir. Çalka31 ise yaranın bir yerden başka bir yere yürümesidir. Ayağı şişen bir adamın kasıklarında şişlik belirmesi gibi. Bütsed32 sözcüğü ise yara iyileşmeye yaklaştı anlamını taşır. İnegü33 göbek üzerinde olur, kulunca benzer bir hastalık. Bir de Bars34 gibi pire, bit vb. hayvanların ısırmasından yahut çıban başlangıcından ileri gelen vücutta ki şişlik, kabartı. “Anınğ eti bars boldı.” denir ki onun eti kabardı demektir.

Dönemin hastalıkları genetik hastalıklar, salgın hastalıklar, beslenme bozuklukları, paraziter hastalıklar olarak göze çarpar. Bunların nedenleri arasında da akraba evlilikleri, yaşam koşulları, su ve besinlerin kullanım şekli etkilidir.

İlaçlar

Doktorluk, eczacılık gibi tanımlamalara ilgili bölümlerde yer vermiştik. Yine enüçledi, iprük, awılku, boşutgan, çurnı, gibi ilaç ile ilgili bilgilere de yer verdik. Fakat dikkatimizi çeken bir nokta da ilaçların ya da hammaddelerinin Hindistan’dan geldiğidir. Bunu irwi35, buga36, egir37, xasnı gibi sözcüklerden anlıyoruz.

İrwi: Hindistan’dan gelen bir ilaçtır.

Buga: Hindistan’dan getirilen bir ilaç. Bunun sarısına sarığ buga, bozuna boz buga denir.

Egir: Karın ağrısını sağaltmak için kullanılan bir kök. Şu savda dahi gelmiştir; “egir bolsa er ölmes” yani bir adamın yanında bu ilaçtan bulunursa ölmez. Çünkü karın ağrısına tutulan adam onu yerse kurtulur. Bu sav, ihtiyaç baş göstermeden önce hazırlanmanın gerekli olduğunu bildirmek için söylenir.

İlaçlarının kullanımında arkaçak38 denilen bir aygıt görüyoruz. Arkaçak; ağıza ilaç akıtmak için kullanılan içi delik bir aygıt. Hint tıbbı kendi içine kapalı kalmamış, Yunanca ve Arapça’ya yapılan tercümelerle eski Yunan ve İslam tıp geleneklerini etkilemiş, böylelikle günümüze kadar ulaşmıştır.39

Ölüm

Ölüm her canlı varlık için kaçınılmaz bir sondur. Hele ki konumuz dahilindeki dönem de ölüm için yaş ortalaması da oldukça düşüktür, yaklaşık 20-30 yaş civarıdır. Nitekim bunda dönemin salgın hastalıkları, beslenme koşulları ve savaşlar etkilidir. Daha sonraki yüzyıllarda şartların iyileşmesiyle ölüm için yaş ortalamasının arttığı da görülür. Eserde geçen kabırçak40 kelimesi tabut anlamına gelir. Bu çok kere ölü tabutu için kullanılır. Dönemin ölü gömme adetleri içerisinde ise basan41 ve eşük42 sözcükleri önemlidir. Basan; ölü gömüldükten sonra yenilen yemek. Buradan alınarak “yuğ basan” denir. Eşük ise hanlardan, beylerden birisi öldüğü zaman mezarı üstüne gerilmek üzere gönderilen kumaştır. Bu kumaş sonra parçalanarak yoksullara dağıtılır.

Sonuç

Bu değerli eser Ali Emiri’nin dikkati, bilgisi, kitap sevgisi ve çabaları olmasaydı bilgisiz ellerce belki yok edilecek, dilimizin ve kültürümüz hazinesi olan bu eserden mahrum kalacaktık. Bugün tek nüshası İstanbul’daki Millet Kütüphanesi’ndedir. Ne kadar değerli bir esere sahip olduğunu, kitabı incelemeye başladığında anlayan Ali Emiri, dostlarına, arkadaşlarına kitabın değerini şöyle anlatır:

“Bu kitap değil, Türkistan ülkesidir… Türkistan değil bütün cihandır. Türklük, Türk dili bu kitap sayesinde başka bir parlaklık kazanacak. Arap dilinde Sibeveyh'in kitabı ne ise bu da Türk dilinde onun kardeşidir. Türk dilinde şimdiye kadar bunun gibi bir kitap yazılmamıştır. Bu kitaba hakiki kıymet verilmek lazım gelse cihanın hazineleri kâfi gelmez… Bu kitapla Hz. Yusuf arasında bir benzerlik vardır. Yusuf’u arkadaşları birkaç akçeye sattılar. Fakat sonra Mısır’da ağırlığınca cevahire satıldı. Bu kitabı da Burhan bana otuz üç liraya sattı. Fakat ben bunu birkaç misli ağırlığında elmaslara, zümrütlere vermem…”43

İşte Ali Emirî Efendi’nin bu derece önem atfettiği bu eser, Türk kültür ve medeniyet tarihine dair verdiği önemli bilgilerle dikkat çeker. Biz bu çalışmamızda Türklerin sosyal hayatına dair bir mesele olarak Divanu Lügati’t-Türk’e göre o dönemde görülen hastalıklar ve bu hastalıkların tedavi yöntemlerini ele aldık. Dönemin şartları çerçevesinde tıp ilminin henüz gelişmediği bu dönemde karşılaşılan hastalıkların bazılarının genetik, bazılarının salgın hastalıklar, bazılarının ise paraziter ve beslenme bozukluğundan kaynaklı olduğu sonucuna vardık. Yine dönemin şartları içerisinde bu hastalıkların tedavisi için başvurulan yöntemlere dair bulgulara da eriştik. Bu hastalıklar ve tedavi yöntemlerine Divanu Lügati’t-Türk dışında başka Türkçe kaynaklarda da rastlanılıyor olması, bunların son derece yaygın olduğunu göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.
Dipnotlar

1Tam adı, Mahmud bin Hüseyin bin Muhammed el-Kaşgarî’dir. Hayatı ve eserleri hakkında bkz, Ömer Faruk Akün, Kaşgarlı MahmudDİA, XXV, s.9-15.

2İslamî dönem Türk edebiyatının ilk örnekleri olan bu eserler hakkında toplu bilgi için bkz. Nihad Sami Banarlı, Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, MEB Yayınları, cilt 1, s 230

3 Şerafettin Turan, Türk Kültür Tarihi, Bilgi Yayınevi, Ankara, 2014

4Kaşgarlı Mahmut, Divanü Lügati’t Türk Tercümesi, Cilt I (Çeviren: Besim Atalay), TTK Basımevi, Ankara, 1985, s. 51.

5Kaşgarlı Mahmut, age. , cilt I,  s. 99.

6Kaşgarlı Mahmut, age. , cilt I, s. 86.

7Kaşgarlı Mahmut, age. , cilt I, s. 38. Ayrıca bkz. Macidegül Batmaz, agt. ,s.  111

8Kaşgarlı Mahmut, age. , cilt I, s. 48. Ayrıca bkz. Macidegül Batmaz, agt, s.  123

9Kaşgarlı Mahmut, age. , cilt I, s. 136.

10Kaşgarlı Mahmut, age. , cilt I,  s. 506.

11Reşat Genç, “XI. Yüzyılda Türklerde Evlenme”, Makaleler 1, (Der. Semih yalçın-Uğur Ünal- Togay Birbudak) Birkan Yayın Evi, Ankara 2007,  s.205-221.

12Reşat Genç, “XI. Yüzyılda Türk Mutfağı”, Makaleler 1, (Der. Semih yalçın-Uğur Ünal- Togay Birbudak) Birkan Yayın Evi, Ankara 2007,  s.122.

13 Kaşgarlı Mahmut, age. , cilt I, s. 101.

14 Kaşgarlı Mahmut, age. ,  cilt I, s. 435.5

15Kaşgarlı Mahmut,  age. ,  cilt I, s. 514.

16Kaşgarlı Mahmut, age. , cilt I, s. 435.

17 Genç, age  . , s. 111.

18 Kaşgarlı Mahmut, age. , cilt I,  s. 448.

19Kaşgarlı Mahmut, age. , , cilt I, s. 388.

20Kaşgarlı Mahmut, age. , , cilt I, s. 137.

21Kaşgarlı Mahmut, age. , , cilt I,  s. 489.

22Kaşgarlı Mahmut, age. ,  cilt I,  s. 446.

23Kaşgarlı Mahmut, age. ,cilt II,  s. 277.

24Kaşgarlı Mahmut, age. , cilt II,  s. 277.

25Kaşgarlı Mahmut, age. , cilt II,  s. 439.

26 Kaşgarlı Mahmut, age. , cilt III,  s. 385.

27 Kaşgarlı Mahmut, age. ,  cilt I,  s. 291.

28 Kaşgarlı Mahmut, age. , , cilt I,  s. 300.

29Dr. Feyzullah Güçlü ile yapılan mülakat. 04.11.2017

30Kaşgarlı Mahmut, age. , cilt I,  s. 342. Ayıca. Bkn. Macidegül Batmaz, Eski Uygur Türkçesinde Tıp Terimleri, Hacettepe Sosyal Bilimler Enstitüsü, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Ankara, 2013. s.70

31Kaşgarlı Mahmut, age. , cilt I, s. 441.

32Kaşgarlı Mahmut. , age. , cilt III. s. 284

33 Kaşgarlı Mahmut, age. ,  cilt I,  s. 137. Ayıca Bkz. Macidegül Batmaz, agt. , s.104

34 Kaşgarlı Mahmut, age. ,  cilt I,  s. 348.

35Kaşgarlı Mahmut, age. ,  cilt I,  s.128

36Kaşgarlı Mahmut, age. , cilt I, s.218

37Kaşgarlı Mahmut, age. ,  cilt I,  s.53

38 Kaşgarlı Mahmut, age. , cilt I,  s.144

39Macidegül Batmaz, agt. , s. 24

40Kaşgarlı Mahmut, age. , cilt I,  s.516

41Kaşgarlı Mahmut, age. ,  cilt I,  ss. 398-399

42Kaşgarlı Mahmut, age. , cilt I,  s.72

43 Uğur Ceylan, “Divan-ı Lügati't Türk'ün Peşinde Bir Kâşif: Ali Emiri Efendi”, http://www.beyaztarih.com/kultur-sanat/divan-i-lugatit-turkun-pesinde-bir-kasif-ali-emiri-efendi (Son erişim tarihi 2.1.2018)

 

 

Kaynakça

Kitap ve Makaleler

Akün, Ömer Faruk, “Kaşgarlı Mahmud”, DİA, Cilt: 25,  s. 9-15.

Banarlı, Nihad Sami, Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, MEB Yayınları, cilt 1, s 230Batmaz, Macidegül, Eski Uygur Türkçesinde Tıp Terimleri, Hacettepe Sosyal Bilimler Enstitüsü (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Ankara, 2013.

Kaşgarlı Mahmut, Divanü Lügati’t Türk Tercümesi, I-IV (Çeviren: Besim Atalay), TTK Basımevi, Ankara, 1985.

Turan, Şerafetttin, Türk Kültür Tarihi, Bilgi Yayınevi, Ankara, 2000.

İnternet Siteleri

Ceylan, Uğur, “Divan-ı Lügati't Türk'ün Peşinde Bir Kâşif: Ali Emiri Efendi”, http://www.beyaztarih.com/kultur-sanat/divan-i-lugatit-turkun-pesinde-bir-kasif-ali-emiri-efendi (Son erişim tarihi 2.1.2018)

http://www.tdk.gov.tr/?option=com_dlt&kategori1=hikayesi (son erişim tarihi 25 Aralık 2017)

MülakatDr. Feyzullah Güçlü ile 4 Kasım 2017 tarihinde yapılan görüşme.

DİĞER MAKALELER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun