Modern Dünya’da Kitlelerin Afyonu Haline Gelen Futbolu Türkler mi Buldu?

Modern Dünya’da Kitlelerin Afyonu Haline Gelen Futbolu Türkler mi Buldu?

Modern dönemin en önemli kitle pasifleştirme silahlarından biri olarak gösterilen futbolun, ilk nerede ve ne zaman ortaya çıktığıyla ilgili birçok rivayet bulunmaktadır. Bu öngörülerin sonucunda araştırmacıların bir kısmı futbolun Çin’de ortaya çıktığını ifade etse de azımsanamayacak bir kısımda futbolun Türkler tarafından bulunduğunu iddia etmektedir. Bu iddiaları desteklemek içinde dönemin buluntuları ve eserleri kaynak olarak gösterilmektedir. Kesin olmamakla birlikte “Tepük” modern futbolun atası olarak gösterilebilir.

BEYAZ TARİH / MAKALE

Futbol oyununun ilk olarak nerede ve hangi tarihte oynandığı kesin olarak bilinmemektedir. Eski Yunanlıların; Episkiros, Romalıların; Harpastum, Türklerin; Tepük adını verdikleri tarihi eserlerden Asya’da; Çin, Japonya, Hindistan, Afrika’da; Mısır, Amerika’da; Meksika, Avrupa’da; Yunanistan, İtalya, Fransa ve İngiltere, değişik kaynaklara göre futbolun oynandığı ülkelerdir (Urartu,1984:5). Top oyununun, Türklerin ve Moğolların değişik amaçlarla düzenledikleri şölen ve törenlerinde oldukça sık yer aldığı özellikle İlkbahar Ekinoksu (gün-gece eşitliği) bayramında oynandığı belirtilmektedir (Yıldıran, 1996: 47-57).

Erken devir Türk Kültür çevrelerinde oynanan top oyunlarından bahseden kaynaklar oldukça sınırlı olmakla birlikte gerek eski Çin kronikleri gerekse Kaşgarlı Mahmud’un XI. Yüzyıla ait "Divan-ı Lûgat-it Türk " adlı eseri eski Türk toplum hayatını biçimlendiren unsurlardan biri olan sportif top oyunları hakkında önemli bilgiler vermektedir. Çin’de sarı imparator devrinden (M.Ö.2000) 9. yüzyıla kadar oynanan ve futbol benzeri bir tür ayak topu benzeri Tsuh Küh, değişik dönemlere ait Çin kroniklerinde ProtoTürk boylarının maharetle oynadıkları bir oyun olarak zikredilmektedir. "Divan-ı Lûgat-it Türk " de XI.Yüzyıl Türk coğrafyasının spor, oyun ve eğlence hayatı üzerine oldukça zengin malumatlar sunmaktadır. Top oyunları ile ilgili olarak Tepük, Çögen, Top yuvarlaşmak gibi oyun ve oyun kavramlarından bahsedilmektedir (Arıpınar, 1992:8).

Kaşgarlı Mahmud'un 25 Ocak 1072 ila 10 Şubat 1074 tarihleri arasında yazdığı "Divan-ı Lügat-it Türk"ün ilk cildinin 323'üncü sayfasında eski Türk boylarının Orta Asya'da "Tepük" adıyla andıkları bir ayak topu oyunu oynadıklarından bahseder. Türklerin "Tepük" oynarlarken kullandıkları toplar, ilk dönemlerde oval kalıplara dökülen İğ arşağı biçimindeki kurşun kitlesinin üzerine keçi kılı veya keçe sarılmak suretiyle yapıldığı; zamanla bunların değişime uğradığı ve daha yumuşak cisimlerden yapılmış topların tercih edildiği, bunun için de içi hava ile doldurulmuş ve yuvarlanmış kuzu tulumlarının kullanıldığı aynı eserde belirtilmektedir. "Tepük" oyunu, belirli aralıklarla karşılıklı dikilmiş mızrakların arasından topu, ayakla vurmak suretiyle geçirerek sayı kazanma biçiminde oynanıyordu. "Tepük"ün, Orta Asya'da yaşayan Türk boylarında yüzlerce yıl oynandığına dair, "Hıtay-ı Name" ve "Baybars Tarihi" ile Ayasofya Kütüphanesi'nde 3029 numarada kayıtlı değişik kitaplarda da bahis vardır. (Kurallar, t.y.). Ayasofya Kütüphanesi'nde 3029 numarada kayıtlı "Tarih-i Timur" adlı eserde de Timur döneminde Türklerin, içi havayla doldurulmuş kuzu postundan yapılma toplarla oynadıkları; bu oyunda topa elle dokunmanın ve çizgiden dışarı çıkarmanın yasak olduğu; Timur'un bu oyunu askerlerine bir çeviklik talimi için yaptırdığı kaydedilmektedir (Erdoğan, 2008: 16-17).

Türkiye’de futbolun çok köklü bür tarihi olduğundan bahsetmek mümkündür. Bir rivayete göre ilk ayakla oynanan toplu oyun Sümerler tarafından oynanmıştır. Çinli Huan’ın eseri olan “La Tartaria’da” ise Orta Asya Türklerinin kızlı erkekli olarak tapınakların avlularında günümüz kurallarına benzer kurallar uygulayarak belli bir alan içinde top oyunu oynadıklarından bahsedilmektedir (Cihan, 2007). Fransızca eserde, Tsang kentinde, kız ve erkeklerden kurulu takımların ayak topu oynadıkları; bu meraklı ve heyecanlı oyunu izleyen Hiuan adlı bir Çinlinin bunları anlattığı yazılıdır: “... Büyük mabetlerde sık sık ayak topu müsabakaları yapılır. Bu oyunda topa elle dokunulamaz. Ya ayakla, ya da başla vurulur ve böylece topu hasım kaleden içeri sokmak için uğraş verilir...”. Seyyid Ali Ekber’in yazdığı “Hıtay-ı Name” de bahsedilen “ayak topu”, günümüzün futboluyla büyük benzerlik arz etmektedir. Bu eserin 56. sayfasında bu konuda şunlar yazılıdır: “... Ve top oyunu Hıtay’da güzeller işidir. Ve dahi harabeti (düzensiz kalabalık) çok olan ve sığır kursağından top yüzmüşler (yapmışlar) ve mahbub (erkek) ve mahbubeleri (kadınları) durdurmuşlar. Ve topa ayaklar ile ururlar (vururlar). Şöyle ki; elin ol topa değdirmeye ve ol topu yere düşürmeye ve nazik ayak ile dürde (ite), saklara (baldırlara) ve usulsüz vurmak ve yere düşürmek ve daireden taşra (dışarı) çıkmak vaki olmaz...”. (Arıpınar, 1992:8).

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.
Yazar Hakkında
Yavuz DEMİR

Kaynakça
KAYNAKÇA
Arıpınar, Erdoğan (1992). Türk Futbol Tarihi. İstanbul: Türkiye Futbol Federasyonu.
Cihan, H. (2007). Dünya’da ve Türkiye’de Futbolun Tarihi Gelişimi.
Erdoğan, İrfan(2008). “Futbol ve futbolu inceleme üzerine” İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi, s. 26 ss.1-58.
Urartu, Ümit (1984). Futbol: Teknik-Taktik-Kondisyon,  İstanbul: İnkılâp ve Anka Kitapevleri.
Yıldıran İbrahim (1997), “XI. Yüzyıl Türk Spor Faaliyetlerinden “Tepük” Oyununun Mahiyeti Üzerine Bir Araştırma”, Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergisi, 1: 54- 62.
DİĞER MAKALELER
Modern Dünya’da Kitlelerin Afyonu Haline Gelen Futbolu Türkler mi Buldu?
Osmanlı Tarihi
Elmalılı Hamdi Yazır: Sultan Abdulhamid’in Tahttan İndirilişinde Bir İslâm Alimi

Osmanlı son dönem alimlerinden biri olan Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır(d. 1878/ö. 1942), bir geçiş dönemi alimi ve siyasetçisi olarak, hem Osmanlı Devleti’nin yıkılışına, hem de Cumhuriyet’in kuruluşuna şahit olmuş bir şahsiyettir. Halk nazarında ise daha çok Hak Dini Kur’an Dili adlı meşhur tefsiriyle bilinir. Meşrutiyet idaresini destekleyerek Sultan II. Abdulhamid devrindeki siyasî duruşunu da ortaya koyan Elmalılı Hamdi, II. Meşrutiyet’in ilk meclisine Antalya mebusu olarak girmiş ve Sadrazam Damad Ferit Paşa’nın ilk hükümetinde, Evkâf Nâzırlığı yani günümüz ifadesiyle Vakıflar Bakanlığı yaptı(1918-19). Bununla birlikte Elmalılı Hamdi Yazır, dönemin İslâm halifesi ve Osmanlı padişahı II. Abdulhamid’in tahttan indirilme fetva müsveddesini kaleme alarak ve meclis kürsüsünde okuyarak söz konusu hal/tahttan indirme olayında etkili oldu. Onun, “Hayatımda yaptığım en büyük hata, Sultan Abdulhamid’in hal’ine karışmamdır.” şeklindeki ifadeleri, o dönemde karıştığı bu olaydan duyduğu pişmanlığı göstermesi açısından önemlidir. Fakat burada şu hususu da özellikle belirtmeliyiz ki, onun siyasî anlamda içerisinde bulunduğu bu tercih, günümüzün en güvenilir tefsirlerinden biri olan eserini ve ilmî kimliğini gölgeleyemez. Yazımız, meşhur müfessir ve siyaset adamı Elmalılı Hamdi Yazır ve Sultan II. Abdulhamid’in hal’inde yani tahttan indirilişinde oynadığı rol üzerine olacaktır.

KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun