Haçlı Seferleri öncesi Avrupa ne durumdaydı?

Devrim BURÇAK cevapladı

Haçlı Seferleri öncesi Avrupa ne durumdaydı?

Kavimler Göçü’nün başlangıcından Haçlı Seferleri’ne kadar geçen yaklaşık yedi yüzyıllık süre, Avrupa için bir kaos, yıkım ve yeniden yapılanma sürecidir. Batı Avrupa’da Roma düzeninin yıkılmasını takip eden süreçte güçlü bir merkezi devlet otoritesinin olmaması ve Cermen, Avar, Macar, Peçenek ve Norman istilalarının devam etmesi sonucunda üretim ve ticaretin azalması, Orta Çağ Avrupa’sına özgü yeni bir iktisadi/sosyal düzen olan feodalizmin doğup gelişmesine yol açtı. Toplumun sınıflara ayrıldığı bu sistemde toprak sahibi olan asiller dük, marki, kont, baron, şövalye gibi unvanlar alıyorlardı. Toplumun ezici çoğunluğunu oluşturan serfler ise tamamen toprağa bağlı yaşıyorlardı ve toprakları terk etmeleri yasaklanmıştı. Serfler, efendilerinin hem zirai hem de angarya işlerini yerine getirmek zorundaydı. Dirlik sahipleri tahkim edilmiş şatolarda yaşarlarken serfler köylerde, oldukça sağlıksız koşullarda ve sefil bir halde yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlardı. İlkel yöntemlerle sadece ihtiyaca yönelik bir üretim yapıldığından, iklim koşulları nedeniyle düşük mahsul alınan yıllarda yaşanan kıtlık, serflerin hayatını daha da zorlaştırıyordu.

Feodal sistemin önemli aktörlerinden biri de Kiliseydi.  Kilise, sahip olduğu geniş arazilerin idaresi bakımından diğer derebeyliklerden farklılık arz etmiyordu.   Üstelik elde ettiği bağışlar ve hacıların zekatları sayesinde Kilise’nin elinin altında kıtlık zamanında sivillere borç verebileceği mali kaynaklar bulunuyordu. Ayrıca genel bir cehalet içerisindeki Avrupa toplumunda yalnızca Kilise okuma ve yazma gibi kültürün kaçınılmaz iki aracını elinde bulunduruyor; krallar ve büyük lordlar şansölyelerini, sekreterlerini ve noterlerini zorunlu olarak Kilise adamları arasından seçiyorlardı. Bu açılardan Kilise, sadece çağının en büyük manevi otoritesi değil, aynı zamanda büyük mali gücüydü.

Kilise’nin bir diğer rolü de Hıristiyanlığı Avrupa’nın ayırt edici kimliği haline getirmesidir. Özellikle X. ve XI. yüzyıllar boyunca yoğun bir anti-İslam propagandası ile gerçekleşen bu durum sonucunda ortalama bir Avrupalı, inançsızlara karşı yürütülecek bir savaşı haklı görmenin ötesine geçmiş, bunu arzular hale gelmişti.

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun