Nedim Şener: 15 Temmuz'un Motivasyonu Fedailik Değil Vatanseverlikti

Tarihimize hain darbe kalkışması ve bunun ötesinde işgal girişimi olarak kazınan 15 Temmuz’un şahitlerinden Gazeteci ve yazar Nedim Şener, o geceyi Beyaz Tarih okurları için değerlendirdi. 15 Temmuz gecesi ne hissettiğini, FETÖ'nün nasıl bir yapı olduğunu ve 15 Temmuz'un nasıl değerlendirilmesi gerektiği şeklindeki sorularımızı yanıtlayan Şener, darbe girişiminin en ince ayrıntılarına değinerek terör örgütünün tarihteki gizli kodlarını anlattı.

Nedim Şener: 15 Temmuz'un Motivasyonu Fedailik Değil Vatanseverlikti Bir zamanlar “makarnacı, bulgurcu” diye küçümsedikleri insanların ölümü göze alarak direnişi karşısında, olan biteni evde televizyondan tıpkı bir tiyatro gibi izleyen hatta 15 Temmuz gecesi gece yarısı bakkal açtırıp ne var ne yoksa alan, darbe bastırıldığında da ertesi gün aldıkları fazla makarnaları iade edenlerin mahcubiyetini anlamak zor değil.

- Nedim bey, 15 Temmuz gecesi ne yaptığınızı tüm kamuoyu biliyor aslında, o gece ne düşündünüz bizimle paylaşır mısınız?

Keşke buna tek kelimeyle cevap verebilsem. Ama o akşam hissettiğim şeyi 50 yıllık hayatımda ilk kez hissettim. Yıllardan beri tehlikesini anlatmaya çalıştığım Fethullahçı teröristler ayaklanmıştı. Yalanları, kumpasları, iftiralarıyla yüzleşmiştim ama ilk kez böylesine kanlı yüzünü görebiliyordum. Daha önce gazeteci olarak bu tehlikeye karşı mücadele vermiştim. Ama artık bir yurttaş olarak kendimi ortaya koymanın zamanı gelmişti. Yine de iki şeye gerçekten şaşırdım; birincisi, FETÖ üyelerinin TSK içerisinde olduğunu bilmemize rağmen, hatta yurtdışı kaynaklı yazılan çizilenlerde bir darbe söylentisi olmasına rağmen, kendi halkına karşı böylesine kanlı bir saldırı yapmış olmaları. İkincisi ise halkın direnişi. Biliyor musunuz o akşam sokakta olanların yüzde 35-40’ı Cumhurbaşkanı Erdoğan halka seslenmeden önce darbeye direnmek için sokağa çıkmıştı. Vatan seni korur, vatan senin evindir, ama o akşam senin vatan için ne yaptığın önemliydi.

O akşam kendi hissettiklerimin üzerinde fazla durmadım. Bunu düşüneceğim. Ama ben size ertesi gün eve döndüğümde ne hissettiğimi söyleyeyim. Ben sabaha kadar CNN Türk baskınında darbecilerle mücadele etmiştim ve sabah eve gittim, kızım uyandı, onu gördüğümde büyük onur duydum. O geceyi evinde oturup, televizyon izleyip, yatıp uyuyanlardan olmadığım için onur duydum. Çünkü çocuklarımız için ülkemizi FETÖ’nün elinden kurtarmıştık. Çocuğum, ”15 Temmuz’da baban ne yapmış?” dediklerinde vereceği onurlu bir cevabı vardı.

- Öncelikle siyasal tarih çalışmaları yapan biri olarak 15 Temmuz darbe girişimini Türk tarihinde devlete karşı girişilen gayri nizami hareketler arasında nereye konumlandırırsınız?

Şunu açık söylemek gerek, 15 Temmuz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin topyekün bir darbe girişimi değildir. Bu 30-40 yıldan beri TSK içine sızan bir terör örgütünün kalkışmasıdır. Dünya ve Türkiye’deki darbeler tarihi ya da siyasal tarih açısından bakıldığında benzerine rastlamak mümkün değil. Belki Haşşaşiler…

Bir yanıyla sonu Vakayı Hayriye diye bilinen Nizam-ı Cedid ordusunun kurulmasına giden Yeniçeri ayaklanmaları kısmen benzetilebilir. Ama Yeniçeriler açık bir örgütlenmeydi ve zaman zaman ayaklanarak istemedikleri padişahları ya da sadrazam, vezir ya da defterdarları değiştirdiler. Çok kanlı örnekler de var tabii. Ama FETÖ kendini gizlemesiyle, yöntemleriyle tek örnek. Darbe girişiminin sonucunda TSK’daki ve diğer kurumlardaki FETÖ temizliğine yol açtığı için zaman zaman Vakayı Hayriye dediğim olmuştur, ama onu tarihçiler yerine oturtacaktır.

- Birçok farklı yorum olmakla birlikte siz bu darbe girişimimi gerçekleştiren terör örgütünün geçmişini uzun yıllara dayandırıyorsunuz, okuyucularımız için tekrar paylaşabilir misiniz? Bir hatipten Vaaz dinleyerek motive olan bir kalabalık nasıl kriminalize oldu?

Asla vaaz dinleyerek FETÖ’cü olunmaz.  FETÖ üyesini 13-14 yaşındaki eğitim hayatında parlak öğrencilerden, henüz ergenliğinin içinde, gelişimini tamamlamamış çocuklardan seçer. O çocuk gireceği lise sınavlarına hazırlanır, sorular ona önceden ezberletilir, sonunda askeri okullara girmesi sağlanır. Askeri okula giden öğrenci ilk ev iznini ailesinin yanında değil ondan sorumlu sivil imamın evinde geçirir. Orada ibadet edilir, sohbet edilir ve mutlaka FETÖ elebaşının kaseti izlettirilir. Üzerinde sohbet edilir. O çocuk hafta sonu izninde annesinin babasının yanına gitmez ama mutlaka sivil imamla görüşür. Zaman içinde askeri lisede beraber okuduğu çocuklarla da o evde tanışır. Bu rutin askeri lise hatta harp okulu sonuna kadar devam eder. 8 yıl sonra o çocuk bilgisayar diliyle söylemek gerekirse format atılmış hale gelir. O artık TSK mensubu görünümlü FETÖ üyesidir. Okuldan mezun olmak onlar için apoletlerinin FETÖ elebaşı Gülen tarafından takılması açısından anlamlı ve önemlidir. Mesleki hayatı boyunca üst rütbedeki FETÖ üyeleri tarafından terfi ettirilir. Önünde engel olan kişi varsa, kompla, kumpas ve yalanla bertaraf edilip onun yolu açılır. Kurmaylık ve yabancı dil sınavlarında çalıntı sorularla başarı elde eder. Evliliğini örgütün kataloğundan yapar. Eşinin başını açar, sosyal ortamda alkol alır, eşini mayoyla havuza sokar, gizliliğe tam riayet eder. Açıkta namaz kılmaz. Göz ile ima namazı kılar. Abdestini paçasındaki toz ile teyemmüm eder. Gün gelir, onu 15 Temmuz günü belli saat ve belli yerde olması gerektiği söylenir. O robot kişilik telefonda tanımadığı sesten gelen talimat ile eline silah alır ve halka ateş açar. Bunu niye anlattım; çünkü FETÖ hiçbir zaman dini bir yapılanma olmadı, kuruluşundan itibaren bir istihbarat ve operasyon örgütüydü. Peki kime bağlı, elbette halen korunduğu ABD’ye.

nedim şener

- Biliyorsunuz, terör örgütleri günümüz modern dünyası için ülkeler arasında düşük yoğunluklu savaş araçları olarak kullanılıyor, diğer örneklerde olduğu gibi FETÖ örneğinde de girift siyasal komplolar görebiliyoruz. Siz asıl ve kuvvetli ilişkiyi hangi güç odakları üzerinden açıklarsınız?

Bunu Amerika’da darbe sonrası katıldığım toplantıda da söyledim. Elbette arkasında Amerika’yı görüyorum. Hala FETÖ lideri başta olmak üzere tüm örgüt üyelerini koruyorsa başka bir şey düşünmem mümkün değil. Çünkü 15 Temmuz darbe girişimi ile FETÖ bağlantısı artık belgelendi. 15 Temmuz’da esas itibarıyla ABD’nin çıkarlarıyla FETÖ’nün çıkarlarının kesişmesi üzerine başlamış bir darbe girişimidir.

- Geçmişte gerçekleşen darbe örnekleri ele alındığında Türk milletinin bu sefer “suyu akışına bırakmayıp” tüm Türkiye’de sokakları doldurmasını demokrasi geleneğimiz ve geleceğimiz hususunda nasıl değerlendirirsiniz

Bu çok önemli bir konu. Çünkü Türk halkı 15 Temmuz darbe girişimine karşı kahramanca direndi, ama darbecilerin yargılanması ve darbeci zihniyetin mahkum edilmesi çok önemli. Bu başarıldığında demokrasi adına ilham verici olacaktır. Bu başarıldığında kimse böyle bir girişimi bir daha aklına bile getiremeyecektir.

İkinci önemli konu 15 Temmuz ruhu konusunda politik yorumlar yerine o gecenin olgularına göre açıklamalar getirmeliyiz. Bazıları kişi ismi zikrederek şirin görünmek için şu kişi için sokağa çıktık diyor. Eğer bir kişi için canınızı ortaya koyuyorsanız fedai olabilirsiniz, bu da bir tercihtir. Ama 15 Temmuz’u açıklamaz. Fakat ülkeniz ve demokrasi için sokağa çıktıysanız vatansever olarak görülürsünüz. 15 Temmuz işte bence vatanseverlik kelimesiyle açıklanabilir. O gecenin motivasyonu fedailik değil vatanseverlikti.

- 15 Temmuz’u bir terör örgütünün işlediği suçlara ek olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? O gece tam olarak ne oldu ve biz nasıl dersler çıkarmalıyız?

14 Temmuz 2016 günü karşınıza geçsem ve “Yarın Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki Fethullahçı Terör Örgütü üyeleri bir darbe girişiminde bulunacak” desem bana inanır mıydınız? Peki, “FETÖ mensuplarının kalkışmasına karşı halk öyle bir direnecek ki, tüfek, tabanca mermilerine, tank ve F-16 bombalarına karşı çıplak elleriyle, bedenleriyle duracak, 24 saat olmadan darbe bastırılacak” desem inanır mıydınız? Kime sorsam aldığım tepki, “Kesinlikle inanmazdım” oluyor.  İşte 15 Temmuz öyle “inanılmaz” bir geceydi. Birileri ise darbe girişiminin üzerinden neredeyse iki yıl geçmesine rağmen 15 Temmuz’un bir darbe girişimi olduğuna hâlâ inanamıyor. Onlar için de “inanılmaz” olan bu... 

FETÖ üyeleri ve onların dezenformasyon amacıyla yazdıklarından söz etmiyorum. Bu bazen toplu taşıma aracında bir yurttaş, bazen bir komşunuz, bir memur, bir işçi, bir gazeteci, bir siyasetçi oluyor. Ortak özellikleri 15 Temmuz gecesi halkın direnişine katılmamış olmaları. 

“Birileri için 2016 yılı 364 gündür!”

Böyleleri için her yıl 365 gün çeker; 2016 hariç. Çünkü onlar 15 Temmuz’u yaşanmamış sayıyorlar, o geceye ilişkin anıları yok, televizyon izlemek, araca benzin almak, bankamatikten para çekme kuyruğuna girmek, bakkalı, marketi açtırıp erzak stoklamak, beklemek, beklemek, beklemek, sonra da yatıp uyumaktan başka...O kadar çok var ki etrafta...

15 Temmuz direnişine katılmadıklarını da dürüstçe söylüyorlar çünkü onlara göre “zaten bu bir darbe değildi, tiyatroydu”... Bir zamanlar “makarnacı, bulgurcu” diye küçümsedikleri insanların ölümü göze alarak direnişi karşısında, olan biteni evde televizyondan tıpkı bir tiyatro gibi izleyen hatta 15 Temmuz gecesi gece yarısı bakkal açtırıp ne var ne yoksa alan, darbe bastırıldığında da ertesi gün aldıkları fazla makarnaları iade edenlerin mahcubiyetini anlamak zor değil. Bunları görüp, bakkalımızdan bizzat dinlerken ben utandım onlar adına. Hele 21 yaşındaki Batuhan Ergin’in sosyal medya hesabından, 15 Temmuz akşamı FETÖ’cü darbecilere karşı direnmek üzere gittiği Boğaziçi Köprüsü’nden şehit olmadan iki saat önce attığı, “Eve erzak almaya değil devlete sahip çıkmaya geldik” şeklindeki mesajı elbette o gece erzak peşinde koşanlarda mahcubiyetten daha çok utanca da yol açıyordur. Türkiye’de darbe karşıtlığı, demokrasi, mücadele, kavga, direniş, özgürlük, barış gibi nice değerlerin temsilciliğine soyunmuş, TOMA’ları görünce aslan kesilenlerin tankları görünce evinden çıkamayan kediye dönmesi, hepsinin bir Batuhan Ergin etmeyişi gerçekten hayal kırıklığıydı. Her gün demokrasi kahramanlığı yapanların evlere saklandığı, iktidarın gücünden yararlananların telefonlarını kapattığı, her gün konuşan siyasetçilerin canlı yayınlara bağlanmaktan korktuğu, 15 Temmuz sonrası kahraman kesilen kim kazanırsa ondan yana tavır alacak “yazı-turacıların” sabaha kadar korkudan gözüne uyku girmediği bir geceydi. İşte 15 Temmuz öyle bir geceydi, gerçek kahramanlarla korkakların gecesiydi. Kahraman sanılanların korkak, hiç umulmayacak kişilerin kahraman olduğu bir geceydi. 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
DİĞER RÖPORTAJLAR
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun