5 Maddede Nezahat Onbaşı’nın Askeri Hayatı

DİĞERLERİ
Osmanlı Ahşap Sanatı ''Bir Ağaç Nasıl Terbiye Edilir?''
Osmanlı Ahşap Sanatı ''Bir Ağaç Nasıl Terbiye Edilir?''

Ahşap malzeme Anadolu’da binlerce yıllık bir geçmişe sahip olsa da en güzel örneklerini şüphesiz ki Osmanlı Devleti döneminde verdi. Osmanlı Devleti’nin ekonomik gücü onun sanatına da yansıdı ve ahşabı inşa ettirdikleri muazzam yapılarda olsun gündelik hayatta dekoratif amaçla olsun sıklıkla kullandı. Diğer tüm malzemelerden daha çok özen ve sabır isteyen ahşap zanaatkarlarına neccar dendi ve bu zanaatkarlar teknik-işlenişe göre ceviz, elma, gül, armut, meşe, sedir ve abanoz gibi ağaçları kullandı. Ahşap malzemenin diğer malzemelerden en belirgin farkı canlı olmasıdır. Halk arasında söylenen ‘’ahşabı öldürmek’’ deyiminden yola çıkarak, bu malzemeyi nasıl kullanılabilir bir hale getirildiğine bakalım; ‘’Sert ağaç ay karanlığında kesilecek. Ay karanlığında, dolunayda ağaç kendini sıkar, kesildiğinde de o sıkılıkta kalır. Aylardan Kasım ve dolunay olacak. Çünkü Kasım ayı ağacın topraktan gelen suyunun çekilme zamanıdır. 6 ay önceden ağacın tepesi kesilmeli, büyüme olmasın, öz yürüsün diye. Ağaç kesildikten sonra hemen, toprakla temasını kesmek için takoza alınacak. 1,5 ay böyle kalacak. Gövdedeki su kabukla gövde arasına girecek, o zaman soyulacak. Sonra tomruk istenilen ebatta kesilecek, şelaleye atılacak. Çünkü ağaç şelalede döndükçe kendi bedeninin suyunu atacaktır. Ağaç şelalede 1 yıl kaldıktan sonra, gölgede, kaba toprak üzerinde yerden 50 cm kadar yükseklikte olmak üzere ızgara yapılacak. Her sabah süzgeçle bol bol sulanacak. O kaba topraktan çıkan buğu ağacın rutubetini alacaktır. Ondan sonra yıllanmış koyun gübresine gömülecek; üzeri hava almayacak şekilde tamamen kapatılacak. O gübre içinde 2 sene durduktan sonra bademyağı, zeytinyağı ya da başka bir karışım gibi güzel koku ve dayanıklılık veren maddelerle kullanılmaya hazır olacak.’’ İşte tarihte ahşap malzemeye böylesi bir özen gösterilmesi onun ruhununun sanata yansımasını ve paha biçilemeyecek sanat eserlerin ortaya çıkmasını sağladı. 300 yıl ayakta kalabilmiş ahşap yapılar ne yazık ki bugünün Türkiyesi’nde kıymet görmediği için yıkılıp yerine betonarme taklitleri yapılıyor. Bizim çok iyi bildiğimiz ahşaba karşı Batı bunu yeniden keşfediyor.

2. Abdülhamid Döneminde Resim ve Fotoğraf
2. Abdülhamid Döneminde Resim ve Fotoğraf

Batılılaşma hareketinin başlangıcı olarak görülen 18. yüzyıla gelindiğinde minyatür sanatı yerini duvar resme, 18. yüzyıl sonu 19. yüzyıl başında ise tuval resme bıraktığı görülür. Bu ilk resim denemeleri askeri amaçla, asker ressamlardan oluşan bir grup tarafından ortaya koyulmuş primitif ve natüralist eğilimdedir. Resim yapmayı seven bu asker ressamlar kuşağı Kolağası Hüsnü Yusuf Bey, Osman Nuri Paşa, Ferik İbrahim Paşa, Hüseyin Zekai Paşa, Şeker Ahmed Paşa, Süleyman Seyyid Bey, Hoca Ali Rıza ve Halil Paşa gibi kişilerden oluşur. II. Abdülhamid’in sanata olan yakınlığı resim alanında önemli gelişmeler yaşanmasına neden olduğu gibi bizzat padişah tarafından birçok etkinlik ve yenilikte desteklenir. Yıldız Saray’ında idari birimlerin dışında kurulmuş olan resim galerisi, fotoğraf stüdyosu, müzik odası ve bazı müzelerin kurulmuş olması çağdaş sanatın başlaması için önemli adımları oluşturur. Zira bu dönemin sanatsal açıdan en önemli olayı ise Osmanlı başkentinde güzel sanatlar okulu olan Sanayi-i Nefise Mekteb-i Ali'nin açılmasıdır. II. Abdülhamid 33 yıllık saltanatı sürecinde Osmanlı toplumunun bilim ve sanat alanında ilerlemesi için çalışmış, saray ressamı olarak çalıştırdığı İtalyan ressam Fausto Zonaro’ya sadece kendi portrelerini değil şehzadeleri, kızları ve saray çalışanları dahil bir koleksiyon oluşturmak adına portrelerini yaptırdı. Bunun dışında fotoğrafın gücüne inanan II. Abdülhamid olayları belgelendirip arşivlemek adına bundan faydalandı ancak kendi portresinin yapımına çekimser davrandı.

KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun