Sultanın Has Adamı: Bayezid Paşa

Sultanın Has Adamı: Bayezid Paşa

Osmanlı Devleti’nin zor ve sıkıntılı dönemlerinde devlete sahip çıkan, devlet idaresinin birliğinin bozulmaması için büyük gayret gösteren Bayezid Paşa, Fetret Devri gibi karışık bir dönemde Çelebi Mehmed’in yanında durarak onun en önemli destekçilerinden biri olduğu gibi ömrünün yettiği yere kadar II. Murad döneminde de sadakatini sürdürdü.

BEYAZ TARİH / MAKALE

Doğum tarihi tam olarak bilinmeyen Bayezid Paşa, kaynakların bize verdiği bilgilere göre, Amasya’da doğdu, buna bağlı olarak yaşamı boyunca "Amasyalı" olarak anıldı. Yine kaynaklara göre kendisi, büyük olasılıkla Arnavut kökenlidir ve babasının adı Yahşi olmakla birlikte, "Celâleddin" unvanına sahiptir. Eğitimini Enderun’da almış olması, onun Osmanlı kuruluş devrine damgasını vuran devlet adamlarından biri olmasında büyük rol oynadı. Burada aldığı eğitimin ardından ilk idarî ve askerî görevlerini Yıldırm Bayezid zamanında alan Bayezid Paşa, Yıldırım’ın oğullarından Şehzade Mehmed Çelebi’nin [I. Mehmed] (1413-1421) Amasya sancak beyliği sırasında kendisine bağlı devlet ricali arasında yer almış, bu birliktelik, Fetret Devri ve I. Mehmed’in saltanatı sırasında da devam etmiştir.

Fetret Devri’nde Bir Paşa

Fetret Devri’nde Çelebi Mehmed’in kardeşleri İsa, Süleyman, Musa Çelebileri saltanat yarışında saf dışı bırakarak 1413’te devletin Rumeli ve Anadolu topraklarında yeniden birliği tesis etmesinden sonra, bu başarıda önemli gayret ve katkısı ile temâyüz eden Bayezid Paşa, bu başarıları ve sadakatinden dolayı Rumeli Beylerbeyliği ve vezir-i azamlık ile taltif edildi. Bu temâyüzü sağlayan en önemli başarılarından biri ise, 1413 senesi içerisinde Çelebi Mehmed’in tek başına Osmanlı tahtına oturmasını sağlayan olay olan, saltanat yolundaki tek rakibi durumunda kalmış kardeşi Musa Çelebi’yi ekarte etmesinde oynadığı siyasî roldür.

Devlet iradesi ve gücünün Fetret Devri’nin ardından yeniden tek elde toplanmasından sonra da Bayezid Paşa’nın devlet hizmeti ve başarıları kaldığı yerden etti. Çelebi Mehmed, Osmanlı tahtına oturduktan sonra, kendisi Musa Çelebi ile Rumeli’de mücadele ettiği sırada Bursa’yı kuşatan Karamanoğlu Mehmed Bey’i cezalandırmak amacıyla Karaman Eli’ne sefere çıktı. Karamanoğulları’nın yenilmesi ve Konya’nın kuşatılması ile neticelenen sefer sonrasında iki devlet arasında Osmanlı lehine yapılan ve Osmanlı’ya Hamid Eli topraklarını kazandıran anlaşmanın yapılması, yine Bayezid Paşa’nın başarıları arasındadır. Çelebi Mehmed’in saltanatı sırasında çıkan Şeyh Bedreddin İsyanı’nda, şeyhin adına hareket eden, etraflarına büyük miktarda mürit toplayan ve isyanın önde gelen liderlerinden olan Torlak Kemal ve Börklüce Mustafa’nın üzerine kuvvetleriyle giden Bayezid Paşa, 1420 yılında asileri mağlup etmiş, ardından Rumeli’ye geçerek, Deliorman bölgesine sığınan Şeyh Bedreddin’in üzerine doğru seferi genişletmiştir.

Sultanın Has Adamı

Yaşamının son zamanlarında Çelebi Mehmed’in Osmanlı Devleti’nin bekası için en önemli gördüğü şey, Şehzade Murad’ın [II. Murad] (1421-1451) tahta çıkmasını sağlamak olurken, bu yolda en büyük yardımcılarının başında Bayezid Paşa yer aldı. Sultan Mehmed öldükten sonra Bayezid Paşa, onun ölümünü 40 gün boyunca, Sultan Murad’ın pây-i tahta gelerek cülus edene kadar devlet adamlarından ve halktan saklayarak Bizans’ın elinde rehin bulunan Şehzade Mustafa’nın devlet içerisinde fitne çıkarmasının, olası bir saltanat mücadelesinin önüne geçmiştir.

Son Dönemde Zor Görevler

II. Murad’ın ilk aylarında devlet içindeki mevkini ve saygınlığını koruyan Bayezid Paşa ile Çandarlı İbrahim ve Hacı İvaz paşalar iktidar kavgasında muktedir olma mücadelesi içine girmişlerdi. Kendisi bu dönemde de zorlu bir görevle vazifelendirildi. Bu görev, II. Murad’ın cülusundan sonra Bizans tarafından salınan Şehzade Mustafa (Düzmece Mustafa) ve başlattığı saltanat isyanını bastırmak olmuştur. İsyanı bastırma ve Mustafa’yı ele geçirme görevi ile yanına verilen Osmanlı kuvvetleri olduğu halde yola çıkan vezir-i azam, 1421’de Rumeli’ye geçti. Şehzade Mustafa’nın kuvvetleri ile Edirne Sazlıdere mevkiinde askerleri Mustafa tarafına geçince o da Mustafa’ya teslim oldu. Sonra, Çelebi Mehmed tarafından beyliği elinden alınarak Niğbolu Sancakbeyi olan, fakat bir kez daha Osmanlı’ya bağlılığını bırakarak isyan sırasında Mustafa’nın tarafına geçen ve onun vezirlerinden biri olma konumuna gelmiş Aydınoğlu Cüneyd Bey’in etkisiyle katledilmiştir. Bayezid Paşa’nın yanında az bir kuvvet olduğu halde, böylesine zor bir göreve vazifelendirilmesinde onun başarısızlığını isteyen Çandarlı İbrahim Paşa ve Hacı İvaz Paşa’nın etkisinin olduğu ise bilinen bir gerçektir.

Devlete Hayırlı Bir Aile

Osmanlı tarihi içerisinde kuruluş devrinin en kudretli sadrazamlarından olan, Timur darbesinden sonrası Fetret Devri ve Çelebi Mehmed’in saltanatı sırasında devletin yeniden dirilmesi ve birliğin sağlanmasında büyük rolü olan Bayezid Paşa’nın ailesinden başka devlet adamları da çıkmıştır. Bunun en büyük örneğini kardeşi Hamza Bey oluşturmaktadır. Abisinin başvezirliği sırasında donanma komutanı olan Hamza Bey’in başarıları arasında 1417’de Çanakkale Lâpseki mevkiinde Venedik donanması ile Osmanlı donanması arasındaki deniz savaşından başarılı bir sınav vermesi ile sonrasında donanmada başarılı işler gerçekleştirmesi ve yıllar sonra da İstanbul kuşatması sırasında Baltaoğlu Süleyman Bey yerine Kaptan-ı Derya olması yer alır.

İmar Faaliyetleri

Bayezid Paşa’nın imar faaliyetleri arasında; Amasya’da cami, imaret ve medrese, Bursa’da yer alan bir medrese, Karamanoğulları’nın Bursa kuşatması sırasında tahrip olan Orhan Gazi Camisi’nin tamiri yer almaktadır.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakça

AŞIKOĞLU AHMED; (1332), Tevârih-i Âl-i Osman, Aşık paşa-zâde Tarihi (neşr. Ali Bey), (Birinci Baskı), Matbaa-i Âmire, İstanbul.

BARKAN, Ömer Lütfi; (1999),“Osmanlı İmparatorluğu’nda Kolonizatör Türk Dervişleri”, Türkler, IX, (ed. Güler Eren), Yeni Türkiye Yayınları, s. 133-153.

BAŞTAV, Şerif; (1999), “Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluşunda Bizans ve Avrupa”, Osmanlı, I, (ed. Güler Eren), Yeni Türkiye Yayınları, s. 169-175.

EMECEN, Feridun M. (1997), “Osmanlı’nın Batı Anadolu Türkmen Beylikleri Fetih Siyaseti: Saruhan Beyliği Örneği”, Osmanlı Beyliği (1300-1389), (ed. Elizabeth A. Zachariadou), (çev. Gül Çağalı Güven, İsmail Yerguz, Tülin Altınova), Tarih Vakfı Yurt Yayınları, s.34-41.

 ______________; (1999a), “Siyasî ve Jeopolitik Dinamikler Hakkında Bazı Mülahazalar (100- 1389)”, Beylikten Cihan Devleti’ne Tebliğler ve Tartışmalar, (haz. Bahaeddin Yediyıldız- Yücel Hacaloğlu), 3-4 Aralık, Eskişehir.

 ______________; (1999b), Osmanlı Devleti’nin Kuruluşundan Fetret Dönemine”, Türkler, IX, (ed. Güler Eren), Yeni Türkiye Yayınları, s. 156-178.

FİNKEL, Caroline; (2007), Rüyadan İmparatorluğa Osmanlı, (Birinci Baskı), Timaş Yayınları, İstanbul.

GİBBONS, Herbert A.; (1998), Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluşu, (çev. Ragıp Hulusi), (Birinci Baskı), 21. Yüzyıl Yayınları, Ankara.

GIESE, Friedrich; (2005), “Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluşu Meselesi”, Söğüt’ten İstanbul’a, Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu Üzerine Tartışmalar (derl: Oktay ÖzelMehmet Öz), İmge Kitabevi, s. 149-177.

HADİDÎ; (1991), Tevârih-i Âl-i Osman (1299-1523), (haz. Necdet Öztürk), (Birinci Baskı), Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Yayınları, İstanbul.

İBN-İ KEMAL; (1970), Tevârih-i Âl-i Osman, I. Defter, (haz. Şerafettin Turan), (Birinci Baskı), TTK. Yayınları, Ankara.

İMBER, Colin; (2005), “Osmanlı Hanedan Efsanesi”, Söğüt’ten İstanbul’a, Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu Üzerine Tartışmalar, (derl. Oktay Özel-Mehmet Öz), İmge Kitabevi, s. 243- 271.

İNALCIK, Halil; (1999), “Osmanlı Tarihine Toplu Bir Bakış”, Osmanlı, I, (ed. Güler Eren), Yeni Türkiye Yayınları, s.37-118.

Söğüt’ten İstanbul’a, Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu Üzerine Tartışmalar, (derl. Oktay Özel-Mehmet Öz), İmge Kitabevi, s. 301-340.

İNBAŞI, Mehmet; (1999), “Balkanlar’da Osmanlı Hâkimiyeti ve İskân Siyaseti”, Türkler, IX, (ed. Güler Eren), Yeni Türkiye Yayınları, s. 154-164.

JENNİGS, Ronald C.; (2005), “Gazi Tezi Üzerine Bazı Düşünceler”, Söğüt’ten İstanbul’a, Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu Üzerine Tartışmalar, (derl. Oktay Özel- Mehmet Öz), İmge Kitabevi, 429-443.

JORGA, Nicolae; (2005), Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, I, (çev. Nilüfer Epçeli), (Birinci Baskı), Yeditepe Yayınları, İstanbul.

KÖPRÜLÜ, Orhan Fuat; (1999), “Osmanlı Devleti’nin Kuruluş ve Gelişmesinde İtici Güçler”, Osmanlı, I, (ed. Güler Eren), Yeni Türkiye Yayınları, s. 153-160.

KÖPRÜLÜ, M. F.; (1984), Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu, Akçağ Yayınları, Ankara.

ÖZ, Mehmet; (1999), “Tarihî ve Sosyolojik Açıdan Osmanlı Beyliği”, Beylikten Cihan Devleti’ne Tebliğler ve Tartışmalar, (haz. Bahaeddin Yediyıldız- Yücel Hacaloğlu),3-4 Aralık, 1999, Eskişehir.

 

DİĞER MAKALELER
Sultanın Has Adamı: Bayezid Paşa
Eski Çağ Tarihi
Antik Çağ’da Mutfak Kültürü

Solunum, beslenme ve barınmadan oluşan zorunlu ihtiyaçlarımız arasında yalnızca ikincisi bu denli seçici özelliklere tabi tutulmuştur, üçüncüsünün zorunluluk mu yoksa seçim mi olduğu konusu hala tartışmalı olmakla birlikte Neolitik Çağ’dan beri artan oranlarda seçime tabi tutulduğu ortadadır. Paleolitik Çağ’da yaşayan atalarımız protein ihtiyaçlarını başlarda karada ve suda yaşayan küçük boyutlu hayvanları avlayarak karşılıyordu, toplumsal yapıdaki gelişme ve artan nüfus daha büyük boyutlu hayvanların da avlanmasına olanak sağladı. Paleoantropologlar bu işin erkekler tarafından gerçekleştirildiği tezini ortaya atarken kadınların da çevreden toplayabildikleri kadar tahıllar, kök sebzeler, meyveler, fındık-ceviz gibi sert kabuklu yemişlerle menüyü zenginleştirmeye çalıştıklarını söyler. Onların bu faaliyetleri Neolitik Çağ’da tarımın doğuşuna ön ayak olmuş olabilir. Bu süreçte artık insanoğlu her yıl elde ettiği besin maddelerinin en iyi türünü evinin yanındaki tarlaya ekerek daimi besin kaynağına ulaşırken ağıllarına koyduğu et kaynaklarını uysal türler arasından seçmeye dikkat etmiştir. Mağara duvarlarındaki av sahneleri ile yerleşim yerlerinde ele geçen fosilleşmiş yiyecek artıkları tarih öncesi insanının beslenme alışkanlıklarına en açık şekilde tanıklık yapan izlerdir. İnsanoğlu yaklaşık 8 bin yıl boyunca arkasında tek bir satır yazılı iz bırakmadan bu şekilde yaşadı. Mısır ve Mezopotamyalılar yediklerini bir şekilde kayda geçiren ilk uygarlıklar oldular. Onlar hala tahıl temelli beslenip av hayvanları ile protein sağlıyorlardı. Ancak artık tapınaklarda tanrıları adına kestikleri kurbanlar da zengin bir kaynak oluşturdu. Daha sonraki uygarlıklar mutfak kültürleriyle ilgili daha fazla kayıt tutmaya başladılar. M.Ö. I. bin yıla gelindiğinde Anadolu ve batısındaki topraklarda zenginlikle doğru orantılı olarak gelişen bir mutfak kültürü oluşmaya başladı.

KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun