Sadık Bir Gazi: Hacı İlbey

Sadık Bir Gazi: Hacı İlbey

Osmanlı’nın Rumeli ilerleyişinin önemli kahramanlarından olan Hacı İlbey önceleri Karesi Beyliği’nin bir veziriyken Karesioğulları’nın Osmanlı hakimiyetine girmesi ile Osmanlı hizmetine girmiş ve ömrünün sonuna kadar sadık kalarak Osmanlılara hizmet etmiştir. Edirne’nin fethi ve Haçlılar ile mücadelenin önemli komutanı olan Hacı İlbey, Osmanlı tarihinde hak ettiği yeri almıştır.

BEYAZ TARİH / MAKALE

Adı tam olarak bilinmeyen Hacı İlbey’in ismi bazı kaynaklarda Hacı İlbeyi olarak geçse de bu adın bir unvan olduğu düşünülmektedir. Aslen Karesi kökenli olan Hacı İlbey'in köklü bir Türkmen ailesine mensup olduğu anlaşılmaktadır. Karesioğulları zamanında Dursun Bey’in veziri olduğu bilinen Hacı İlbey, Dursun Bey’e olan sadakati ile dikkat çekmektedir. Karesioğulları’nda Dursun Bey ile Yahşi Bey arasında yaşanan sürtüşmede her daim Dursun Bey’in yanında yer aldığı bilinmektedir.

Bir Beylikten Başka Bir Devlete    

Dursun Bey ile Karesioğlullar'ının kuzey kolunu yöneten Hacı İlbey, Orhan Gazi döneminde Osmanlıların giderek büyümesi ve Balkanlar’da güçlenmesi üzerine Karesioğulları’nın Osmanlılara bağlanması fikrini savunan kişiler arasında yer aldı. Dursun Bey’e Osmanlılara bağlanılmasını fikri etrafındakiler tarafından telkin edilmeye başlanmıştı. Dursun Bey’de de bu fikir olgunlaştıktan sonra Orhan Gazi döneminde Karesioğulları’nın kuzey kolu Osmanlı hakimiyetine girdi. Yahşi Han yönetimindeki güney kolu ise bu fikre hiç sıcak bakmamaktaydı. Dursun Bey Osmanlı hakimiyetine girdikten sonra Yahşi Bey Osmanlı hakimiyetine karşı direnmesi üzerine bir müddet daha Karesioğulları ile Osmanlılar arasında mücadele yaşandı. Osmanlı hakimiyetine giren önemli emirlerinden olan Hacı İlbey’de Osmanlı Devleti içindeki yerini alarak artık Osmanlılara hizmet eden bir komutan olmuştu. Karesi sancakbeyliğine getirilen Şehzade Süleyman Paşa’nın emrine giren Hacı İlbey onun önemli komutanları arasında yer aldı. Hatırlanacağı üzere Osmanlı’nın ilk deniz gücünün temel kaynakları arasında Karesioğulları donanması yer almaktaydı. İşte bu donanmayı sevk ve idare eden komutanlardan olan Hacı İlbey, Şehzade Süleyman Paşa’yı Rumeli yakasına geçmeye teşvik edip lojistik destek sağladığı gibi Gelibolu ve Trakya’daki pek çok fetihte de önemli rol oynadı. Süleyman Paşa bir koldan ilerlerken diğer kollardan birinin  başında da Hacı İlbey bulunmaktaydı.  Gelibolu’nun kuzeydoğusuna yönelen Hacı İlbey Tekirdağ ilinin Şarköy kaza merkezi civarında eski bir kale olan Konurhisar’ı fethetti bu başarısının ardından Orhan Gazi tarafından buranın muhafızlığına atandı.

Rumeli Gazisi Bir Vezir

Fethettiği Konurhisar bölgesini kendine üs yapan Hacı İlbey buradan sevk ettiği askerleri sayesinde Malkara ve İpsala’nın fethinde önemli rol oynadı. Dimetoka, Hayrabolu ve Çorlu taraflarına sürekli akınlar düzenledi. Pek çok gazi ile birlikte Süleyman Paşa öncülüğünde ilerleyen sistematik fetih hareketinde önemli yararlıklar sağladı. Daha sonraki süreçte 1357 yılında Süleyman Paşa’nın ölümünün ardından Orhan Bey’in Bizans İmparatorluğu ile barış yapmasıyla beraber beliren gevşeme sürecinde gösterdiği stratejik hamlelerle Lala Şahin Paşa ve Evrenos Bey ile birlikte gerilemeyi önleyen beylerden biri de Hacı İlbey oldu.

Edirne Fatihi

Osmanlı tarihinde bir kırılma noktası olan Edirne’nin muhasarası sürecinde Meriç Nehri üzerinde çok ileri bir noktada bulunan Pythion’u (Burgos)  fethetti. Bu başarısından dolayıdır ki burası sonraları İlbey Burgosu olarak anıldı.   Bu muhitte güçlenen Hacı İlbey büyük önem taşıyan Dimetoka ve Edirne’yi sıkıştırmaya devam etti.  1359 yılında Dimetoka’yı fethederek Edirne’ye güneyden, deniz yoluyla Enez üzerinden gelebilecek yardım ihtimalini kesti. Sonrasında ise Sultan Murad Hüdavandigar, Lala Şahin Paşa ve Evrenos Bey’le birlikte Edirne’yi sıkıştırmayı devam etti. Osmanlı kuvvetlerinin sol koluna kumanda eden Hacı İlbey, emrindeki öncü kuvvetlerle Edirne üzerine yürüyerek şehrin teslim olmasını sağladı. Böylece Edirne’yi fetheden komutan olma şerefine nail oldu.

Haçlılar ve Hacı İlbey

XV. ve XVI. yüzyıl Osmanlı kroniklerinin verdiği bilgilere göre Hacı İlbey’in Edirne’nin fethini tetiklediği ve Haçlı akınlara karşı aktif rol aldığı yer almaktadır. 1361’de Edirne’nin fethi Osmanlılar’ın Rumeli’de çok daha rahat ilerlemesini sağladı. Bu durum Rumeli’de Osmanlı’ya karşı Sırplar öncülüğünde müttefik bir Haçlı ordusu oluşturarak Osmanlılar’dan Edirne’yi geri almak amacı ile Osmanlılara karşı harekete geçilmesine neden oldu. Osmanlı ordularının sol kolunun başında olan Hacı İlbey, Macar Kralı I. Layoş’un kumandasındaki müttefik Haçlı kuvvetleri ile 1364 (bazı kaynaklarda ise 1365) yılında karşı karşıya geldi ve müttefik Haçlı ordusunu bozguna uğrattı. Tarihe Sırpsındığı Savaşı olarak geçen bu zafer Osmanlı’nın Rumeli’deki ilerleyişinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu durum bazı kroniklerde; Hacı İlbey’in çok hızlı hareket eden Haçlı kuvvetlerine Çirmen civarında Meriç Nehri’ni geçmelerinden sonra yetişebildiği ve bir gece karanlıktan da faydalanarak Haçlı kuvvetlerine saldırdığı, büyük bir paniğe kapılan Haçlıların bozguna uğradığı ve çoğunun öldürüldüğü şeklinde geçmektedir. Bazı tarihçiler kroniklerde geçen bu bilginin batı kaynaklarında yer almasından hareketle gerçekliğine şüphe ile yaklaşmaktadır. Bu olayın 1371 Çirmen Savaşı ile karıştırıldığını ileri sürmektedirler. Osmanlı kaynakları ise Çirmen Savaşı’nda Hacı İlbey hakkında herhangi bir bilgi vermemektedir. Kesin ölüm tarihi bilinmeyen Hacı İlbey’in Sıpsındığı Savaşı’nı takip eden birkaç yıl içinde vefat ettiği muhtemel görülmektedir. Sadakati, azmi ve gayreti ile dikkat çeken ve Rumeli’nin fethinin önemli kahramanları arasında yer alan Hacı İlbey Osmanlı tarihinin efsanevi kişiliklerinden biri olarak tarihteki yerini almıştır.    

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Dipnotlar

AHMEDÎ; (1983), İskender-nâme, İnceleme-Tıpkıbasım, (haz. İsmail Ünver), (Birinci Baskı), Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara.

AŞIKOĞLU AHMED; (1332), Tevârih-i Âl-i Osman, Aşık paşa-zâde Tarihi (neşr. Ali Bey), (Birinci Baskı), Matbaa-i Âmire, İstanbul.

BARKAN, Ömer Lütfi; (1999),“Osmanlı İmparatorluğu’nda Kolonizatör Türk Dervişleri”, Türkler, IX, (ed. Güler Eren), Yeni Türkiye Yayınları, s. 133-153.

BAŞTAV, Şerif; (1999), “Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluşunda Bizans ve Avrupa”, Osmanlı, I, (ed. Güler Eren), Yeni Türkiye Yayınları, s. 169-175.

DELİLBAŞI, Melek; (2002), “Osmanlı-Bizans İlişkileri”, Türkler, IX, (ed. Güler Eren), Yeni Türkiye Yayınları, s. 10-33.

EMECEN, Feridun, Süleyman Paşa, TDV İA,  cilt: 38; sayfa: 96

EMECEN, Feridun M. (1997), “Osmanlı’nın Batı Anadolu Türkmen Beylikleri Fetih Siyaseti: Saruhan Beyliği Örneği”, Osmanlı Beyliği (1300-1389), (ed. Elizabeth A. Zachariadou), (çev. Gül Çağalı Güven, İsmail Yerguz, Tülin Altınova), Tarih Vakfı Yurt Yayınları, s.34-41.

 ______________; (1999a), “Siyasî ve Jeopolitik Dinamikler Hakkında Bazı Mülahazalar (100- 1389)”, Beylikten Cihan Devleti’ne Tebliğler ve Tartışmalar, (haz. Bahaeddin Yediyıldız- Yücel Hacaloğlu), 3-4 Aralık, Eskişehir.

 ______________; (1999b), Osmanlı Devleti’nin Kuruluşundan Fetret Dönemine”, Türkler, IX, (ed. Güler Eren), Yeni Türkiye Yayınları, s. 156-178.

FİNKEL, Caroline; (2007), Rüyadan İmparatorluğa Osmanlı, (Birinci Baskı), Timaş Yayınları, İstanbul.

GİBBONS, Herbert A.; (1998), Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluşu, (çev. Ragıp Hulusi), (Birinci Baskı), 21. Yüzyıl Yayınları, Ankara.

GIESE, Friedrich; (2005), “Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluşu Meselesi”, Söğüt’ten İstanbul’a, Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu Üzerine Tartışmalar (derl: Oktay ÖzelMehmet Öz), İmge Kitabevi, s. 149-177.

GÖKBİLGİN, M. Tayyib, (1988), “Orhan”, İA, IX, s. 401-431.

HADİDÎ; (1991), Tevârih-i Âl-i Osman (1299-1523), (haz. Necdet Öztürk), (Birinci Baskı), Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Yayınları, İstanbul.

İBN-İ KEMAL; (1970), Tevârih-i Âl-i Osman, I. Defter, (haz. Şerafettin Turan), (Birinci Baskı), TTK. Yayınları, Ankara.

İMBER, Colin; (2005), “Osmanlı Hanedan Efsanesi”, Söğüt’ten İstanbul’a, Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu Üzerine Tartışmalar, (derl. Oktay Özel-Mehmet Öz), İmge Kitabevi, s. 243- 271.

İNALCIK, Halil; (1999), “Osmanlı Tarihine Toplu Bir Bakış”, Osmanlı, I, (ed. Güler Eren), Yeni Türkiye Yayınları, s.37-118.

______________; (1985), “Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu Sorunu”, Stities in Otoman Social an Economik History, (çev. Tahir Sünbül), s.71-79.

______________; (2007), “Osmanlı Beyliği’nin Kurucusu Osman Beg”, Belleten, LXXI, Ankara 2007, s.479-525.

 ______________; (2005), “Osman Gazi’nin İznik (Nicaea) Kuşatması ve Bafeus Savaşı”, Söğüt’ten İstanbul’a, Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu Üzerine Tartışmalar, (derl. Oktay Özel-Mehmet Öz), İmge Kitabevi, s. 301-340.

İNBAŞI, Mehmet; (1999), “Balkanlar’da Osmanlı Hâkimiyeti ve İskân Siyaseti”, Türkler, IX, (ed. Güler Eren), Yeni Türkiye Yayınları, s. 154-164.

JENNİGS, Ronald C.; (2005), “Gazi Tezi Üzerine Bazı Düşünceler”, Söğüt’ten İstanbul’a, Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu Üzerine Tartışmalar, (derl. Oktay Özel- Mehmet Öz), İmge Kitabevi, 429-443.

JORGA, Nicolae; (2005), Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, I, (çev. Nilüfer Epçeli), (Birinci Baskı), Yeditepe Yayınları, İstanbul.

KILINÇ Şahin, (2002),“Osmanlı-Bizans İlişkileri”,  Türkler Ansiklopedisi, C. VIII, Anakara

KONUKÇU,  Enver,  Kocaeli 'nin lk Osmanlı Yöneticisi Süleyman Paşa, Kocaeli, 2009.

KÖPRÜLÜ, Orhan Fuat; (1999), “Osmanlı Devleti’nin Kuruluş ve Gelişmesinde İtici Güçler”, Osmanlı, I, (ed. Güler Eren), Yeni Türkiye Yayınları, s. 153-160.

KÖPRÜLÜ, M. F.; (1984), Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu, Akçağ Yayınları, Ankara.

ÖZ, Mehmet; (1999), “Tarihî ve Sosyolojik Açıdan Osmanlı Beyliği”, Beylikten Cihan Devleti’ne Tebliğler ve Tartışmalar, (haz. Bahaeddin Yediyıldız- Yücel Hacaloğlu),3-4 Aralık, 1999, Eskişehir.

ÖZCAN, Abdülkadir, “Hacı İvaz Paşa”, TDV İA. C. 14.

 ÖZCAN, Abdülkadir; (1996),“Türkler’de Gazâ Ruhu ve Bunun Osmanlılardaki Tezahürü”, Söğüt X. Osmanlı Sempozyumu, s. 59-72.

 

 

 

DİĞER MAKALELER
Sadık Bir Gazi: Hacı İlbey
Osmanlı Tarihi
Osmanlı'nın Kuruluşunda Bir Akıncı: Gazi Akça Koca

Bilindiği üzere Osmanlı Devleti XIII. yüzyılın sonlarında İran Moğollarının baskısı nedeniyle yıkılan Anadolu Selçuklu Devleti’nden sonra, XIV. yüzyılda Anadolu’nun kuzeybatı bölgelerinde kurulan küçük bir uç beyliğidir. Selçuklu-Bizans sınırlarında kurulan bu beylik, kısa bir süre içerisinde Balkanlar’a ve Anadolu’ya egemen olarak, önemli bir dünya gücü hâline gelmiştir. Anadolu Türklüğü’nün XIII ve XIV. yüzyıllardaki siyasî ve içtima yapısına dayalı olarak kurulan bu yeni devletin büyümesinde etkili olan birçok faktörden bahsetmek mümkündür. Beyliğin coğrafi konumu, gaza ve cihat politikasına bağlı faaliyetleri ve hoşgörü politikasının yanı sıra, kuruluş yıllarından itibaren uygulanan başarılı stratejilerin bu büyüme üzerinde olumlu etkileri olmuştur. İşte bu temel stratejilerden birisi de kendinden önceki Anadolu Selçuklu Devleti’nin uyguladığı politikaların takip edilerek, uç bölgelerine Türkmen aşiretlerin yerleştirilmesidir. Kendilerine uç beyleri denilen bu aşiretler, sınırların muhafazasında ve yeni fetihlerin yapılmasında oldukça etkili olmuşlardır. Bunlar kimi zaman orduyla birlikte savaşlara katılırken, kimi zamanlarda ise bir kalenin muhasarasına gidiyorlar, ya da bir şehrin idare ve imarın da bulunuyorlardı. Yine bu uç beyleri harp ve sulh gibi durumlarda ulemanın da katıldığı istişare meclisleri tertip ederek, kararlarını ondan sonra veriyorlardı. Devletin kuruluşunda önemli rolü olan bu uç beylerinden birisi de Gazi Akça Koca’dır. Çalışmada Gazi Akça Koca’nın kimliği ile Osmanlı Devleti’nin kuruluş ve büyüme aşamasındaki faaliyetleri üzerinde durulmuştur.

KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun