Osmanlı’dan Kopan Taşnakların Büyük Çözülüşü

Osmanlı’dan Kopan Taşnakların Büyük Çözülüşü

Osmanlı’dan Kopan Taşnakların Büyük Çözülüşü

BEYAZ TARİH / MAKALE

Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla büyük güçler arasında taraf seçme yoluna giden Taşnaklar, 1914 yazında Erzurum’da yapılan kurultayda büyük tartışmalara girdi. II. Abdülhamid döneminde Ermeni meselesinin dünya kamuoyu tarafından duyulmasını sağlamak için terör eylemlerine bulaşan, Kafkasya’dan İstanbul’a kadarki bölgede önemli eylemler gerçekleştiren ve 1908’de Meşrutiyet’in yeniden ilanıyla silah bırakıp meclise giren komitacılar artık yol ayrımındaydı.

1908’de İttihat ve Terakki’nin kendilerine özerklik sözü verdiğini ancak yıllar içinde bu sözü tutmadığını iddia eden Hınçaklar 1913’teki Köstence Kurultayı’nda üst düzey yöneticilere suikast ve ülke çapında terör eylemleri yapma kararı almış ve kendi sonunu hazırlamıştı. Önemli Hınçak militanları iki yıllık takibat ve baskı sonucunda, Haziran 1915’te Bayezid Meydanı’nda asılmıştı. Hınçaklar kadar pervasız davranmayan ve sürtüşme yaşasa da yönetimle olan bağlarını tamamen koparmayan Taşnaklar ise 1914’te bir tercih yapılması gerektiğine inanmıştı.Erzurum Kurultayı’nda Osmanlı İmparatorluğu ile işbirliğine gidilmesini isteyen çoğunluk, Andranik Ozanyan ve Karekin Pastırmacıyan gibi çetecilerin oluşturduğu korku havasında mecburen Rusya’dan yana tavır gösterdi. Zaten Taşnaklar arasındaki büyük kopuşun başını da bu iki önemli komitacı çekecekti. Kurultaya katılan Teşkilat-ı Mahsusa reislerinden Dr. Bahaeddin Şakir, Taşnaklara özerklik sözünü yineler fakat alınan Rusya kararı karşısında Doğu Anadolu’nun güvenliği için radikal adımlar atılacağını dile getirir.

Dr. Bahaeddin Şakir’in kastettiği radikal adımlar, öncelikle Ermenileri düşmanla işbirliğine mecbur eden çetecilerin ortadan kaldırılması ve Doğu’daki Ermeni topluluklarının düşmanla işbirliğini engellemek için geçici naklinin yapılmasıydı. Osmanlı’dan kopuş için baskı uygulayan Ermeni fedailerinin yıldızı bu süreçten sonra parlayacaktı. 1878’den sonra İngiltere, Rusya ve Fransa arasında git-gel yaşayan fedailer, 1908-1914 arasında Osmanlıcı olmuş, 1914’te Rusya’dan yana tavır almış, 1917 Bolşevik Devrimi ile İngilizci olmayı tercih etmiştir. 1914-1917 arasında Rus orduları bünyesinde Doğu Anadolu’da görev yapıp, Rus komutanların dahi dehşetle izlediği katliamları gerçekleştiren Ermeni fedailerinin 1917 sonrası içine düştüğü bunalım hem kendilerini hem de Ermeni halkını bambaşka bir maceraya sürükleyecekti.

Andranik Ozanyan ve Karekin Pastırmacıyan Ayrımı

Erzurumlu bir komitacı olan Karekin Pastırmacıyan, Osmanlı Bankası Baskını, Anadolu isyanları ve son olarak büyük Van İsyanı’ndaki terör faaliyetleriyle adını duyurmuştu.  Dünya Savaşı sürecinde Rus orduları bünyesinde faaliyet göstermiş, Bolşevik Devrimi sonrasında Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti’nin ABD Büyükelçisi olarak bölgeden ayrılmıştır. 1923’te İsviçre’de ölene kadar sadece Nemesis Operasyonu’yla etkinliğini sürdüren Pastırmacıyan, diğer yol arkadaşı Andranik Ozanyan’dan daha farklı bir mücadele tarzı benimsemişti. İkisinin izlediği farklı yollar aslında bir nevi, Taşnakların yaşadığı bölünmeyi resmeden özelliklere sahiptir.

Ermeni fedailerinin Birinci Dünya Savaşı döneminde en baskın isimlerinden olan Andranik Toros Ozanyan ise Ermeni terörünün militer sisteme dönüşünde önemli roller oynamıştır. Taşnaklar arasında en aşırı isimlerden olan Ozanyan, 1917’ye kadarki savaş sürecinde Rus ordusu bünyesinde yer alarak, Van ve Bitlis dolaylarındaki katliamlarıyla şöhretini artırdı. Bolşevik Devrimi sonrasında Doğu Anadolu’dan çekilen Rus ordusunun bıraktığı boşluktan yararlanarak Erzurum’u harap hale getiren yeni çatışmalara başladı.

Türklerin Erzurum’u, Ermeni çetecilerden geri alışı ile birlikte Kars üzerinden bugünkü Ermenistan’ın kuzeydoğusuna kaçan Andranik, Ermenistan üzerine yürüyen Türklerle savaşma imkânını elden kaçırdı. Onun yokluğu; Serdarabad, Baş Abaran ve Karakilise Savaşları’yla önemli zaferler elde eden Ermeni fedaileri Drastamat Kanayan, Tovmas Nazarbekyan, Aram Manukyan ve Garegin Njdeh gibi isimlerin yıldızı parlamaya başladı.

Andranik, Taşnaklara Düşman Oluyor

Rusların Kafkasya ve Doğu Anadolu’dan çekilişini ve Türklerin Ermenistan’da yaptığı savaşları fırsat bilen Enver Paşa’nın girişimleriyle Kafkasya’da yeni kurulan yönetimlerle Osmanlı Devleti arasında yapılan Batum Antlaşması Ermenistan’da yeni bir hükümetin kurulmasını sağladı. Ermeni Ulusal Konseyi adıyla Tiflis’te kurulup daha sonra Erivan’a taşınan, çoğunluğunu Taşnakların oluşturduğu yeni bir organizasyon bu anlaşmaya uyarak bugünkü Ermenistan’da hükümet kurmayı kabul etti. İlk Başbakanı Hovhannes Kaçaznuni olan hükümeti tanımadığını ilan eden Andranik Ozanyan, tavizler vererek kurulan yönetime karşı mücadele içerisinde olacağını bildirdi. Bu sebeple Taşnaklarla arasındaki güçlü bağları koparan Ozanyan, on yıllardır verilen mücadele sonucunda böylesi bir araziye mahkûm edilmiş bir devletin varlığına katlanamayacağını söylüyordu. Ona göre, Rusya hâlâ iyi bir müttefik olabilirdi ve Rusya Ermenistan’ı fikri için mücadeleye devam edilmeliydi.Ermenistan’ın kuzeyinde, tehcir ile Anadolu’dan ayrılan büyük gruplarla Nahçıvan’a geçen Ozanyan bir süre sonra Türk ordusunun Bakü’ye yaptığı seferle Nahçıvan-Karabağ hattındaki dağlık Zengezur bölgesine çekildi. Bu bölgenin Türkiye ve Azerbaycan arasında çok önemli bir konuma sahip olmasından dolayı yerli Müslümanların katledilmesi ve sürülmesi için faaliyetlere girişen Ozanyan, Ermeni tehcir gruplarını buraya yerleştirmeye başladı. Buradaki faaliyetleriyle Osmanlı yönetiminin tepkisini çeken Ozanyan konusunda Taşnaklar, bir açıklama yaparak kendilerinin bu kişiyle hiçbir ilgisinin olmadığını bildirdiler.

Zengezur’daki düzensiz birlikleriyle konumunu sağlamlaştıran Ozanyan, bu hattın daha da güçlenmesi için Karabağ’a doğru yayılmak istedi. Karabağ’ın en önemli noktalarından olan Şuşa’ya ulaşan Ozanyan, İngilizlerin uyarısıyla yeniden Zengezur’a geçti. Rusya yanlısı tavırlarıyla Lenin’in dikkatini çekmeye çalışıp başarılı olamayan Ozanyan’ın bu dönem bütün ümidini İngilizlere bağladığı görülüyor. Nitekim Bakü’yü kontrol altına almak için Enver Paşa’nın kurduğu Kafkas İslam Ordusu’nun büyük zaferlerle Bakü’ye ulaşması ve İngilizleri bertaraf etmesiyle dahi Ozanyan’ın ümitleri kırılmış değildi. Ayrıca hem sığınmacı Ermenilerin idaresi hem düzensiz birliklerin bekleyişi hem de siyasi şartların değişken olması Ozanyan’ı İngilizlere bağlayan diğer faktörlerdi. Bu arada, Erivan’dan gelen geri dönme tekliflerini de geri çevirerek, Taşnakların Ermeni milletine ihanet ettiğini ve ufak bir arazi parçası için elli yıllık Ermeni davasını bozduklarını dile getiriyordu.

1919 yılı başlarından itibaren kış mevsiminin etkileriyle gücü zayıflayan Ozanyan, Mondros Mütarekesi ile gerileyen ve Kafkasya’dan ayrılan Osmanlı güçlerinin yerini doldurabileceğini düşünüyordu. Ancak o sırada Gürcistan’la savaştan yeni çıkmış olan Ermenistan’dan yeterli ilgi göremedi. Düzensiz birlikleriyle bulunduğu yerde hareket edemeyen, hem Ruslar hem de İngilizlerden kapsamlı bir destek bekleyen Ozanyan, Erivan yönetimine olan sert tutumunu bozmadan bir orta yol arayışına girdi. İngilizlerden beklediği desteği de alamamıştı. Kutsal kilisenin bulunduğu Eçmiadzin’e gidip Patrik V. George ile görüşerek düzensiz birlikleri ve silahları bıraktığını açıkladı. Buradan Tiflis’e geçerek destek bulmaya çalışsa da, eski komitacı ile ilgilenen olmadı.

Taşnaklar Kan Kaybediyor

Hâlbuki bölgede kalmış olsa, yakın zamanda Kazım Karabekir’e mağlup olan arkadaşlarına yardımcı olabilecek ve Bolşevik işgaline uğrayıp dağılan Taşnaklara destek sağlayabilecekti. Belki de, Gümrü Antlaşması ile iddialarından vazgeçen Erivan yönetimini bu konuda durduracak tek isim Ozanyan’dı. Bolşevik müdahalesiyle Sovyetler Birliği’ne katılan Ermenistan’da, Andranik’in eski arkadaşları, yine Zengezur bölgesinde kendi yönetimlerini ilan edeceklerdi. Ancak Taşnaklar arasındaki büyük kopuş ve Bolşevik müdahalesi bu aşırı milliyetçi örgütün büyük kan kaybına uğramasına sebep olmuştu.

Anadolu’dan ayrılan Ermeniler konusunda yüksek hassasiyeti bulunan Ozanyan, Tiflis’ten Avrupa ve Amerika’ya giderek Ermenilere finansal destek konularında etkili çalışmalar yürüttü. Ankara Hükümeti kurulmadan önce Doğu Anadolu’nun büyük güçler tarafından işgal edilmesi için de propaganda faaliyetlerini sürdürdü. 1927’de Kaliforniya’da öldüğünde, ABD’deki ilk Ermeni lobi faaliyetlerini başlatan isim olarak anılmaya başlandı.

Andranik Ozanyan’ın Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Taşnaklara karşı değişen tutumu Ermeni komitacılığında büyük zaaflar oluşturdu. Bölgede pasif durumda kalışı Türklerin Erivan üzerinde baskı oluşturmasını da kolaylaştırmıştı. Taşnakların Andranik Ozanyan ile başlayan çözülüşü Kazım Karabekir’in Ermenistan seferleri ve Ermenistan’ın Sovyetlere geçişi ile devam etti. 1920’den itibaren eski hamileri Ruslara karşı sert bir mücadeleye girişen Taşnaklar, kısa bir sürede ülkeden kovulmuş ve Türklere yönelik terör faaliyetlerini daha sistemli bir halde farklı ülkelerde gerçekleştirmiştir.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.
Yazar Hakkında
Mehmet Fatih ÖZTARSU

DİĞER MAKALELER
Osmanlı’dan Kopan Taşnakların Büyük Çözülüşü
Moğol Tarihi
Moğollar; Bozkır’dan Dünya’ya Yayılan Güç

Asya bozkırlarında göçebe kültürün güçlü temsilcileri olan Moğollar, XII. yüzyılın sonu ve XIII. yüzyılın başlarında Cengiz Han öncülüğünde büyük bir imparatorluk kurarak kadim uygarlıkların bulunduğu toprakların yeni yöneticileri olmuşlardı. Asya’nın neredeyse tamamını bir asırdan uzun bir süre Moğollar yönetmişlerdi. Moğolların bu güçlü harekâtı hem kendilerinde hem de yönettikleri coğrafyada köklü değişimlerin yaşanmasına yol açmıştı. Bu değişimlerin büyük çoğunluğu kültür hayatı ve düşünce yapısı üzerinde görülmektedir. Moğol İmparatorluğunun yan kolları içinde kültürel değişim ve etkileşiminin en yoğun yaşandığı devlet kuşkusuz; İran ve Azerbaycan gibi köklü medeniyetlerin merkezinde şekillenen İlhanlılar’da olmuştu. İlhanlılar, dini açıdan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyet gibi üç büyük semavî dinin etkisinin yoğun hissedildiği, bunun yanında kadim inançlar olan Budizm ve Mecusiliğin de canlılığını koruduğu; kültürel boyutta ise başta İran, Mezopotamya ve Anadolu olmak üzere güçlü eski uygarlıkların etkilerinin hala yaşamı biçimlendirmeye devam ettiği Yakın-Doğu topraklarını yönetmek durumunda kalmışlardı. Göçebe olan Moğollar açısından bu yeni bir tecrübeydi. Bu kültür zenginliğine bir de Moğolların Asya içlerinden taşıdıkları kültür birikimi de eklenince İlhanlıların yönetimi altında oldukça zengin bir kültür dünyası oluşmuştu. Moğolların XIII. yüzyılda neredeyse bütün Avrasya’yı saran saldırıları insanlık tarihinin eşine az rastlanır olaylarındandır. Bütün dünyayı kasıp kavuran Moğol istilası İslam dünyasının da başına gelen büyük bir felaket olmuştu. Müslümanların beş asır boyunca oluşturduğu medeniyete telafisi çok güç olacak tahribatlar vermişti. Bütün bu olumsuz koşullara rağmen Moğollar İslam dünyasının büyük bir çoğunluğunu hakimiyetleri altına aldıktan kısa bir süre sonra zarar verdikleri bu medeniyetin inancına teslim olmuşlar kendilerine din olarak İslamiyet’i seçmişlerdi. Bu gelişme İslamiyet’in Şamanizm başta olmak üzere bölgenin tüm inançlarına karşı apaçık bir zaferiydi. Bu olay bile başlı başına İslam medeniyetin gücünü ve derinliğini göstermektedir

KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun