İmar Eden Bir Gazi: Hacı İvaz Paşa

İmar Eden Bir Gazi: Hacı İvaz Paşa

Çelebi Mehmed’e daha şehzadeliği esnasında bağlanan ve ona sadık kalan İvaz Paşa, Fetret Devri’nin önemli aktörlerinden biri olduğu gibi Osmanlı tarihinin dikkat çeken olayları arasında yer alan Düzmece Mustafa Olayı’nı da gerek askeri gerekse diplomatik kabiliyetleri neticesinde çözen bir paşaydı. Devlete bu kadar faydası olmasına karşın hazin bir sonu olan İvaz Paşa, Osmanlı kuruluş dönemine derin etki bırakan ve katkı sağlayan biriydi.

BEYAZ TARİH / MAKALE

Osmanlı tarihinin kritik dönemlerinden olan Fetret Devri’nin önemli şahsiyetleri arasında yer alan Hacı İvaz Paşa, aslen Tokatlı’dır. Doğum tarihi kesin olarak bilinmeyen Hacı İvaz Paşa’nın Tokat’ın Kâzâbâd yani bugünkü adı ile Kazova olan Tokat’ın batısında kalan bir kasabada doğduğu bilinmektedir. Köklü bir Türkmen ailesine mensup olduğu anlaşılan İvaz Paşa’nın ailesine dair ayrıntılı bilgiye ulaşılamamaktadır. Ailesinin çok erken dönemde Osmanlı himayesine giren Türkmen aşiretlerinden biri olduğu düşünülmektedir. Hacı İvaz Paşa’nın babasının İvaz Hüseyin olduğu, dedesinin de Ahi Bayezid ismi ile bilinen Tokat ve çevresinin önemli ahi şeyhlerinden biri olduğu bilinmektedir. Hacı İvaz Paşa’nın İmamüddîn mahlası ile anıldığı bilinmektedir.

Kopmaz Bir Sadakat

Tokat ve çevresinin daha Osmanlı hakimiyetine yeni yeni girdiği dönemlerde Osmanlı’ya bağlığını bildiren bir ailenin çocuğu olan İvaz Paşa, şehzade şehri olan Amasya’ya sancağa gelen Çelebi Mehmed ile burada tanışmış ve ona bağlılığını burada bildirmiştir. Kısa süre içinde Çelebi Mehmed’in tımarlı sipahileri arasındaki yerini aldı. İlerleyen zamanlarda patlak veren Ankara Savaşı’na katıldı. Bu savaşta Timur tarafından esir edilen Yıldırım Bayezid’in ölümünden sonra Osmanlı tarihinin vahim olayları arasında yer alan Fetret Devri’nin önemli aktörleri arasında yer aldı. Amasya’da bağlılığını bildirdiği Çelebi Mehmed’i hiç yalnız bırakmadı, her daim yanında oldu. Fetret Devri’nde süregelen şehzadeler arasındaki mücadelede Çelebi Mehmed’in en önemli askeri destekçileri arasında yer aldı. Bu süreçte Çelebi Mehmed’in hakimiyeti döneminde 1411 ile 1412 yılları arasında Kazâbâb Subaşılığı görevini ifa etti.   

Vahim Bir Olay Karşısında Hacı İvaz Paşa

Fetret Devri içinde Çelebi Mehmed’in bir müddet Bursa’yı ele geçirip sultanlığını ilan ettiği kısa zaman zarfında Hacı İvaz Paşa,  bir rivayete göre Bursa Kalesi Muhafızı olarak tayin edilmişti. Bu dönemde kardeşi Musa Çelebi’nin Rumeli’de güçlenmesi karşısında onun üzerine yürüyen Mehmed Çelebi’nin Bursa’da bulunmamasını fırsat bilen Karamanoğlu Mehmed Bey, Bursa’yı kuşatmış hatta bazı kaynakların aktardığına göre de Yıldırım Bayezid’in mezarını açmaya teşebbüs etmişti. Karamanoğlu’nun bu çirkin saldırısına karşı Hacı İvaz Paşa şehri kahramanca korumuş Karamanoğlu’na geçit vermemişti. Çelebi Mehmed’in Musa Çelebi’yi halledip Bursa’ya doğru yola çıktığı haberi duyulunca da başarısız olan Karamanoğlu Mehmed geri çekilip Konya’ya dönmek zorunda kalmıştı.  1414 yılında vuku bulan bu olaydaki başarısından dolayı Çelebi Mehmed tarafından ödüllendirilmiş önce Bursa valiliğine ardından da vezirliğe yükseltilmişti.

Krizi Önleyen Devlet Adamlığı

Çelebi Mehmed’in sadık asker ve bürokratları arasında yer alan Hacı İvaz Paşa sultana her daim sadık kalmıştı. Pek çok iç ve dış tehdidin Osmanlı’yı kuşattığı oldukça kritik bir dönemde rahatsızlığını takiben vefat eden Çelebi Mehmed’in vefatını büyük bir titizlikle saklamış en sadık askerlerini Amasya’da buluna Şehzade Murad’ı çağırmaları için gizlice göndermiş, kendisi de Bursa’da duruma hakim olmaya muvaffak olmuştu. Ulakların Amasya’ya varıp II. Murad’ı cülus için Edirne’ye ulaştırmaları kırk gün sürmüştü. Hacı İvaz Paşa bu süre zarfında etrafın dikkatini dağıtma yoluyla Çelebi Mehmed’in ölümünü saklamak için padişahın ağzından isyan içinde olan Aydınoğlu Cüneyd Bey üzerine -bazı kaynaklarda ise bu Karamanoğlu olarak da geçmektedir-  bir sefer düzenleneceğini ve ordunun Biga’da toplanılması hususunda bir ferman yazarak dağıtmıştı. Böylece içerinin ve dışarının dikkatini başka noktaya çekerek padişahın ölümünü gizlemeyi başarmış ve çıkabilecek kargaşayı önlemişti.

Göreve Devam

II. Murad’ın tahta çıkması ile birlikte pek çok vezir ve komutanın yeri ve yetkisi değişirken Hacı İvaz Paşa vezirlik görevine devam etti. Hacı İvaz Paşa’nın rol oynadığı önemli olayların başında Osmanlı tarihinin dikkat çeken olayları arasında yer alan Düzmece Mustafa Olayı gelmektedir. Sultan Murad ile Düzmece Mustafa arasında Ulubat Gölü kıyısında yaşanan mücadelede ordunun başında olan Hacı İvaz Paşa, Bursa’ya geçişi sağlayan köprüyü yıktırdı ve gölbaşını askerleri ile sararak Mustafa’nın Bursa’ya ulaşmasına engel oldu.   

İnce Siyaset

Düzmece Mustafa Olayı’nda Hacı İvaz Paşa’nın askeri başarısının yanında diplomatik hamlelerinin daha etkin olduğu görülmektedir. O, Düzmece Mustafa’ya yazdığı bir mektupta kendinin ona olan sadakatinden bahsetmiş ve Düzmece’nin önemli destekçileri olan bazı Rumeli beylerinin ve Aydınoğlu Cümeyd Bey’in kendisini terk etme planları yaptığını Sultan Murad’a bağlılıklarını bildirdiğini ifade etmişti. Buna karşılık da Aydınoğlu Cüneyd Bey’e yazdığı bir başka mektupta da soyu belirsiz birine vezir olmasının kendisine yakışmadığını, ondan ayrıldığı takdirde Aydın civarında hakim olduğu eski yerlerin tekrar kendisine verileceğini vaat etti; bu arada eski beyliğin yenilendiğine dair bir de berat gönderdi. Bu mektuplar bir yandan Şehzade Mustafa’yı telaşa düşürürken bir yandan da Cüneyd Bey’in onlardan ayrılarak adamlarıyla birlikte Aydın iline kaçmasına sebep oldu. Bunların yanında eski akıncı beylerinden olan ve bir süreden beri Tokat’ta mahpus bulunan Mihaloğlu Mehmed Bey’in serbest bırakılarak bir gece Şehzade Mustafa ordusundaki Evrenos, Gümlü ve Turahan oğulları gibi ünlü akıncı beylerine Mustafa’nın düzmece olduğunu söylemesi, bu akıncı beylerinin topluca II. Murad’ın tarafına geçmesine ve Mustafa’nın kaçmasına yol açtı. O sırada II. Murad tarafına geçen, fakat ihanetleri yüzünden ikinci vezir Çandarlı İbrahim Paşa tarafından öldürtülmek istenen Rumeli beylerinin ve maiyetindeki akıncıların affedilmesini de sağlaması ile Mustafa’yı destekleyecek hiçbir unsur bırakmamış olan İvaz Paşa böylece Düzmece Mustafa Olayı’nı sorunsuz bir biçimde sonlandırmış oldu.

Sadakatin Acı Sonu

1421 senesinde veziriazam Bayezid Paşa’nın Düzmece Mustafa tarafından öldürülmesinden sonra Çandarlı İbrahim Paşa’nın veziriazamlığa getirilmişti. Bunun üzerine Hacı İvaz Paşa’da ikinci vezirliğe yükseltilmişti. Fakat bu yükselme onun pek hayrına olamamış kötü gidişatın başlangıcı olmuştu. Çandarlı ile aralarında rekabet başlamış, devlet içinde hakimiyet mücadelesine girişmişlerdi. Çandarlı’nın kudrettinden korkan ve bir suikaste uğrama kaygısına düşen Hacı İvaz Paşa, sürekli kaftanının altında bir zırh bulundurmaya başladı. Hata öyle ki divan toplantılarına bile zırhlı olarak gelmeye başlamıştı. Onun tedbir amaçlı bu tavrını muhalifleri aleyhine kullanmış ve onun hakkında, ordu ile gizli ilişkiler içinde bulunduğu, padişaha suikast yapacağı ve tahtı gasp edebileceği dedikodularını yaydılar. Bu durum karşısında Sultan II. Murad, 1424 senesinde İvaz Paşa’yı önce vezirlikten azletti, daha sonra da gözlerine mil çektirerek Edirne’den uzaklaştırarak Bursa’da mecburi ikamete tabi tutu. Hacı İvaz Paşa 1428 senesinde Bursa’da baş gösteren bir veba salgını neticesinde kardeşleri Hacı Şerafeddin Çırak ve Hacı Hayreddin Hızır ile birlikte vefat etti. Mezarı Bursa’da Pınarbaşı Kabristanı’nın Kuzgunluk tarafında bulunmaktadır.

İmar Faaliyetleri

Değerli bir devlet adamı olan Hacı İvaz Paşa aynı zamanda büyük bir mimardı. Osmanlı dışından özellikle de Orta Asya’da pek çok mimar ve sanatçıyı Osmanlı’ya getirterek çok sayıda imar faaliyetinin önünü açtı, özellikle de çinicilik faaliyetlerinin Osmanlı’da gelişmesine vesile oldu. Çinileri ile meşhur Çelebi Mehmed’in medfun bulunduğu Yeşil Türbe bunun en güzel örneğidir. Aşıkpaşâzâde’de geçen “Al-i Osman kapısında paşalarda çinilerle şölen onundur” ifadesi İvaz Paşa için zikredilmektedir. İvaz Paşa’nın mimar olarak Çelebi Sultan Mehmed adına imzasını attığı eserler arasında Bursa’daki Yeşil Cami ve Külliyesi ve Dimetoka’daki Camisi’nden başka Ulubat Nehri üzerinde yeniden yaptırılan köprü ve Edirne’de Acemi Oğlanları Kışlası olarak kullanılan saray ilk akla gelenlerdir. Bunlarla beraber İvaz Paşa, Tunca Nehri’nden Edirne’ye su nakletmeyi planlayarak bunun için Deliklikaya mevkiinde kuyular açtırmışsa da bu çabası bir sonuç vermemişti.

Hacı İvaz Paşa’nın Kazzaziye (İmadiye) adıyla bilinen Bursa’daki medresesi, Bursa – İnegöl arasında hanı ve çeşmesi, İnegöl’de mektebi, Derekızık köyünde de camisi bulunmaktadır. Ayrıca Tokat’ta da camisi, medresesi ve mahallesi; Kozova’da mescidi, medresesi, zaviyesi ve hamamı bulunmaktadır. Bu medrese XVI. yüzyılda Sahn-ı Seman derecesinde bir medrese idi. Hacı İvaz Paşa’nın bunlardan başka muhtemelen Edirne’de camisi, mahallesi ve sarayı vardı. İvaz Paşa inşa ettirdiği eserleri için dört vakfiye oluşturmuştur. Bunlardan ilk üçü Tokat’taki tesislerine, 28 Şubat 1427 tarihli dördüncü vakfiyesi ise Bursa ve civarındaki tesislerine aittir. Ayrıca her yıl Mekke ve Medine fakirlerine dağıtılmak üzere para da tahsis etmişti. Hacı İvaz Paşa’nın Bali, Bekir, Mehmed, Mahmud ve Ahi Çelebi adlarında beş oğlu vardı.

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Dipnotlar

AHMEDÎ; (1983), İskender-nâme, İnceleme-Tıpkıbasım, (haz. İsmail Ünver), (Birinci Baskı), Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara.

AŞIKOĞLU AHMED; (1332), Tevârih-i Âl-i Osman, Aşık paşa-zâde Tarihi (neşr. Ali Bey), (Birinci Baskı), Matbaa-i Âmire, İstanbul.

BARKAN, Ömer Lütfi; (1999),“Osmanlı İmparatorluğu’nda Kolonizatör Türk Dervişleri”, Türkler, IX, (ed. Güler Eren), Yeni Türkiye Yayınları, s. 133-153.

BAŞTAV, Şerif; (1999), “Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluşunda Bizans ve Avrupa”, Osmanlı, I, (ed. Güler Eren), Yeni Türkiye Yayınları, s. 169-175.

DELİLBAŞI, Melek; (2002), “Osmanlı-Bizans İlişkileri”, Türkler, IX, (ed. Güler Eren), Yeni Türkiye Yayınları, s. 10-33.

EMECEN, Feridun, Süleyman Paşa, TDV İA,  cilt: 38; sayfa: 96

EMECEN, Feridun M. (1997), “Osmanlı’nın Batı Anadolu Türkmen Beylikleri Fetih Siyaseti: Saruhan Beyliği Örneği”, Osmanlı Beyliği (1300-1389), (ed. Elizabeth A. Zachariadou), (çev. Gül Çağalı Güven, İsmail Yerguz, Tülin Altınova), Tarih Vakfı Yurt Yayınları, s.34-41.

 ______________; (1999a), “Siyasî ve Jeopolitik Dinamikler Hakkında Bazı Mülahazalar (100- 1389)”, Beylikten Cihan Devleti’ne Tebliğler ve Tartışmalar, (haz. Bahaeddin Yediyıldız- Yücel Hacaloğlu), 3-4 Aralık, Eskişehir.

 ______________; (1999b), Osmanlı Devleti’nin Kuruluşundan Fetret Dönemine”, Türkler, IX, (ed. Güler Eren), Yeni Türkiye Yayınları, s. 156-178.

FİNKEL, Caroline; (2007), Rüyadan İmparatorluğa Osmanlı, (Birinci Baskı), Timaş Yayınları, İstanbul.

GİBBONS, Herbert A.; (1998), Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluşu, (çev. Ragıp Hulusi), (Birinci Baskı), 21. Yüzyıl Yayınları, Ankara.

GIESE, Friedrich; (2005), “Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluşu Meselesi”, Söğüt’ten İstanbul’a, Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu Üzerine Tartışmalar (derl: Oktay ÖzelMehmet Öz), İmge Kitabevi, s. 149-177.

GÖKBİLGİN, M. Tayyib, (1988), “Orhan”, İA, IX, s. 401-431.

HADİDÎ; (1991), Tevârih-i Âl-i Osman (1299-1523), (haz. Necdet Öztürk), (Birinci Baskı), Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Yayınları, İstanbul.

İBN-İ KEMAL; (1970), Tevârih-i Âl-i Osman, I. Defter, (haz. Şerafettin Turan), (Birinci Baskı), TTK. Yayınları, Ankara.

 

DİĞER MAKALELER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun