Filistin’de Son Savaş: Nablus Meydan Muharebesi

Filistin’de Son Savaş: Nablus Meydan Muharebesi

Bir milletin zaferleri ile övünmesi en doğal hakkıdır. Bununla birlikte hatalarını unutan, onlardan ders çıkaramayan milletlerin başına felaketlerin gelmesi de mukadderdir. Milletimizin başına da tarih boyunca birçok felaket gelmiştir. Sonuçları itibari ile bu felaketlerden en hazin olanı ise Nablus Meydan Muharebesi’dir. Çanakkale’de, Kutu’l-Amare’de kazanılan zaferleri neslimize anlattığımız gibi yüz yıl önce 19 Eylül 1918’de Filistin ve tüm Suriye’nin kaybı ile sonuçlanan Nablus Meydan Muharebesi’ndeki mağlubiyetimiz de tüm sonuçları ile bilinmelidir.

BEYAZ TARİH / MAKALE

Filistin, Osmanlı Devleti için zafer ve hüzün beraber yaşandığı yerdir. Tarihimizde derin izler bırakan hazin hadiselerden biri de 19 Eylül 1918’deki Osmanlı Devleti’nin son savaşı Nablus Meydan Muharebesi’dir. Mağlup olan ordularının ricati Halep’in kuzeyinde durdurulduğunda, Filistin’in kalan son parçası ve tüm Suriye kaybedilmiş, 31 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi imzalanmak zorunda kalınmıştır.

Her şey Temmuz 1916’daki II. Kanal Harekâtı ile başlayacaktır. Süveyş Kanalı’na yapılan taarruz başarılı olamayınca, Türk birlikleri Ocak 1917’de Filistin topraklarının güney sınırı Gazze-Bi’rüssebi hattına çekilir. 26 Mart 1917’de I. Gazze, 19 Nisan’da II. Gazze Muharebelerinde Türk Ordusu galip gelerek İngiliz ilerlemesini bir süreliğine durdurur.

1916’daki Kutu’l-Amare mağlubiyetinin yarattığı baskıyı üzerinden atan İngiltere, 1917 yılının başında Irak Cephesi’nde üstünlüğü yeniden sağlayarak taarruza geçer. 11 Mart 1917’de Bağdat’ın tahliyesi, 1916’daki Şerif Hüseyin’in başlattığı Arap isyanında Mekke’nin (9 Temmuz) kaybedilmesinden sonra Osmanlı Devleti açısından İslam dünyasında büyük prestij kaybı demekti ve Hilafet’in kutsal saydığı bu şehrin geri alınması için ne gerekiyorsa yapılmalıydı.1

Bağdat’ın Düşüşü ve Yıldırım Ordular Grubu

Bu amaçla harekete geçen Enver Paşa, 24 Haziran 1917’de Halep’te ordu komutanlarının katıldığı bir toplantı düzenler. Burada alınan kararlar çerçevesinde Almanların da desteği ile Bağdat’ın geri alınması için “Yıldırım” adı verilecek ordular grubunun kurulma çalışmaları başlatılır. İki hafta sonra 11 Temmuz 1917’de Alman General Falkenhayn, kurulacak Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığı’na atanır. 15 Temmuz 1917’de Enver Paşa’nın emri ile resmen kurulan Yıldırım Orduları Grubu başlangıçta 6. ve 7. Ordular ile Alman Asya Kolu’ndan oluşur. Kuruluş ile birlikte Ordular Grubu Karargâhı da Halep’te toplanmaya başlar.

Zaman Osmanlı Devleti aleyhine işlemektedir. Alınan istihbarat, Filistin’deki gelişmelerin hiç de iç açıcı olmadığını göstermektedir; Gazze önünde durdurulan İngilizler muharebelerden gerekli dersleri çıkararak büyük bir harekât için hazırlık içine girmiştir. Gazze’de iki kez başarısız olan Mısır Sefer Kuvveti Komutanı General A. Murray’ın yerine, Fransa Cephesi’nde tecrübe ve başarı kazanan General Edmund Henry Haynman Allenby atanır. Kendisine her türlü desteğin de verileceği sözü verilen Allenby’nin görevi büyüktür: Genç iken Theodor Herlz’in avukatlığını yapan, Yahudileri destekleyen bir mezhebe üye, dönemin İngiliz Başbakanı D. Lloyd George, Allenby’e, “Kabine’nin Noel’den önce Kudüs’ün ele geçirilmesini beklediğini” söyler. Haziran 1917’de göreve başlayan General Allenby, yaz boyunca bu amacı için hazırlanır. İngiliz cephesindeki hareketlilik Türk Erkan-ı Harbiye’sinin de dikkatinden kaçmaz; Bağdat’ın geri alınması planını başka bir zamana bırakarak, Yıldırım Ordularını Filistin Cephesi’nde kullanmaya karar verir.2

Yıldırım Orduları ilk sınavını 31 Ekim 1917 sabah saat 03.30’da yoğun topçu atışı ile başlayan III. Gazze Muharebeleri ile verecektir. Ağır bombardıman ve başlayan taarruzlar Türk birliklerine ağır kayıplar verdirir. Allenby’nin yeni planı ve uyguladığı taktikler 7 Kasım 1917’de Gazze’nin düşmesi ile sonuçlanır. Gazze’den Türk kuvvetlerinin geri çekilişi esnasında müdafaanın yeterince yapılamaması ve Kudüs çevresinde yapılacak bir savunmanın Kudüs’e zarar verme endişesi üzerine şehir 9 Aralık 1917’de sulh ile İngilizlere teslim edilir; Hristiyanlar, 730 yıl sonra Kudüs’e dönmüştür.3

foto1 
Fotoğraf 1: Yafa Kapısı’nda Allenby’nin karşılanışı

Türk Erkan-ı Harbiyesi’nin hadiseleri yanlış okuyuşu ve birliklerin naklinde geç kalınması Filistin Cephesi’nde Yıldırım Ordularının mağlubiyeti ile sonuçlanır. Bunun üzerine 25 Şubat 1918’de Başkomutan Vekili Enver Paşa, Mareşal Falkenhayn’ı görevden alarak yerine Çanakkale Cephesi eski Komutanı Mareşal Liman von Sanders’i atar. Kudüs’ün yeniden alınması gündeme gelse de yapılacak bu muharebelerden de bir sonuç alınamaz.

1918 yazına gelindiğinde Filistin’de yeni cephe (Kroki 1), Medine-i Münevvere’den itibaren Hicaz Demiryolu hattını takip ederek Salt-Nablus kasabalarının güneyinden geçerek Hayfa’nın kuzeyinden Akdeniz’e varan 90 kilometrelik bir hattır. Yıldırım Ordular Grubu’nun kuruluşu da değişmiştir. 8. Ordu kurularak Yıldırım Ordular Grubu emrine verilir. Grup 4., 7., ve 8. Ordulardan oluşmaktadır. Taberiye Gölü ile Lut Gölü’nü birbirine bağlayan Şeria Nehri’nin batı tarafında 7. ve 8. Ordular; doğu tarafında ise 4. Ordu ile Medine’yi savunan kuvvetler bulunmaktadır.

8. Ordu komutanı, Çanakkale’yi 18 Mart 1915’te savunan Cevat (Çobanlı) Paşa’dır. Ordu Türk cephe hattının sağında, ordu Karargâhı da Tul Kerem’de bulunmaktadır. Albay Refet (Bele) Bey komutasında 22. Kolordu (7. ve 20. Tümen) ile karargâhı da Azzun’da olan Albay von Oppen komutasında Sol Kanat Grubu’ndan (16. ve 19. Tümen ve Alman Asya Kolu) oluşmaktadır.4

Karargâhı Nablus’ta olan 7. Ordu’nun komutanı ise Tuğgeneral Mustafa Kemal Paşa’dır.5 Ordu, Albay İsmet (İnönü) komutasında 3. Kolordu (1. ve 11. Tümen) ve Tuğgeneral Ali Fuat (Cebesoy) komutasında 20. Kolordu’dan (26. ve 53. Tümen) oluşmaktadır.

Grubun üçüncü ordusu ise General (Mersinli) Cemal Paşa komutasındaki 4. Ordu’dur. Ordu birlikleri Albay Ali Fuat (Erden) komutasında 8. Kolordu (48. ve Mürettep Piyade Tümenleri), ile Albay Esat komutasında Şeria Grubu (24. Piyade ve 3. Süvari Tümenleri) ve Albay Şevket komutasında 2. Kolordu’dan (62.Tümen, Şam, Havran, Maan Komutanlıkları ) oluşmaktadır.6

foto2     
Fotoğraf 2: Mısır Sefer Kuvveti Komutanı
                              General Edmund H. H. Allenby   
                         

    sanders
Fotoğraf 3: Yıldırım Orduları Grubu Komutanı
Liman von Sanders

.

 kroki1
Kroki 1: Osmanlı ve İngiliz Ordularının Nablus Meydan Muharebesi öncesi konumlarını gösterir kroki.


Taarruz Planı ve Hazırlıklar

Genel Komutanlık Karargâhı Remle’de olan Allenby’nin ordusunun yeni hedefi Filistin’in tamamını almaktır. Allenby, Kudüs’e bir fatih olarak girerken aklında hala Filistin vardır. Bu nedenle olacak ki Kudüs’ü ziyareti sadece bir çeyrek saat kadar sürer.7

İngiliz Ordu Komutanlığı yapılacak taarruzun ağırlık merkezini 8. Türk Ordusu’nun cephesine planlamıştır. Bu taarruzu ise Korgeneral E.S.Bulfin komutasındaki 21. Kolordu (3. Hint, 7. Hint, 60., 75., ve 54. Piyade Tümenleri) ile Çöl Atlı Kolordusu gerçekleştirecektir. 7. Türk Ordusu cephesine ise 20. İngiliz Kolordusu taarruz edecektir.8

Bu amaçla sadece 8. Ordu cephesine karşı 258 top, 126 obüs yığılarak top başına 800-1.000 atımlık mühimmat tahsis edilir. Böylece Sina’dan uzatılan demiryolu ile deniz ara­sındaki 10 kilometrelik bir cephede taarruz edecek bu birlikler karşındaki orduya 14 katlık bir üstünlük sağlanır. Bu üstünlük Birinci Dünya Harbi’nin hiçbir cephesinde görülmemiştir.9 Birinci Dünya Harbi’nde kesin neticenin Filistin’den alınacağına kanaat getiren İngilizler, Bağdat Cephesi’ne yeni nakledilen Hint birliklerini de Filistin’e nakledilir.10

Allenby’nin komutasındaki Mısır Seferi Kuvveti’nin silah adedi 57.000 tüfek, 12 bin kılıç ve 540 toptan ibarettir.11 Türk tarafının kuvveti ise kaynaklara göre toplamda 40.598 er; 19.819 tüfek; 273 hafif ve 696 ağır ma­kineli tüfektir.12 Sadece bu sayısal farklılıklar bile Filistin Cephesi’nde 1918’e gelindiğinde durumun her durumda Türklerin aleyhine olduğunu göstermektedir.

7. Ordu’ya bağlı tümenleri gezen Mustafa Kemal Paşa, 11 Eylül 1918’de, İstanbul’da bulunan arkadaşı Dr. Rasim Ferit (Talat) Bey’e Nablus’tan yazdığı mektupta cephedeki durumun vahametini “Nablus’a geldim. Suriye’yi baştan başa bir defa daha etüt ettim, muharebe hatlarını baştan başa geçtim. Komutan, subay, erbaş ve erlerimizi gördüm. Gözlemlerimi şöyle özetleyebilirim: Suriye genel olarak acınacak hale gelmiştir.” diyerek anlatır.13

General Allenby’nin harekât planı basittir; İngiliz 21. Kolordusu 8. Ordu’nun savunma hattını yararak sağa yönelmek sureti ile Tul-Kerem ile Nablus yolunu kuşatıp kontrol altına aldıktan sonra ilerleyerek Attara-Sebastiya hattına ulaşılacaktı. Türk savunma hattının yarılmasından sonra Çöl Atlı Kolordusu, Yıldırım Ordularının geri çekilme yollarını kesmek amacıyla Afule ve Bisan’a ilerleyerek kuşatma manevrası ile 8. ve 7. Orduları imha veya esir edecekti.14

Harekâtın ilk aşamasında İngiliz 20. Kolordusu 18 Eylül akşamı 7. Ordu cephesine nümayiş harekâtı yaparak Türk birliklerinin dikkatini dağıtacaktı. 19 Eylül sabahı harekâtına devam ederek asıl taarruzu icra edecek 21. İngiliz Kolordusu’nun ilerleyişini de korumuş olacaktı.15 Buradan da anlaşılacağı üzere 21. Kolordu komutanı tüm harekatın da sorumluluğunu üzerine almıştı; zira taarruzun başarısı da ona bağlı idi. Allenby’nin bu taarruz planının en ilginç ve cesur tarafı ise ikinci gün sonunda 61 millik bir ilerleme ile Nasıra’nın, bir baskınla ele geçirilmesi düşüncesi idi.16

Allenby’nin planına göre Şeria Nehri’nin doğusunda Der‘a istikametindeki 4. Ordu’ya da taarruz edilecektir. Böylece Şeria ile demiryolu arasında bulunan Türk kuvvetleri ile 7. Ordu’nun tamamı çembere alınacaktı. Buradaki harekâtı ise General Chaytor’un kuvvetleri ile Doğu Şeria, Şam ve çevresindeki teçhiz edilmiş ve Albay Lawrence tarafından birleştirilmek sureti ile Türk hâki­miyetine karşı isyan halindeki bedeviler gerçekleştirecekti.17

Allenby’nin planının başarısı kendi ifadesi ile “tepele­rine inmek üzere olan yıkıcı bir darbenin” vurulmasına bağlı idi.18 Böylece Türk birlikleri III. Gazze Muharebelerinden sonra Kudüs’ün kuzeyinde kurdukları savunma hattı gibi yeni bir savunma hattı kuramayacaklardır. Allenby’nin “yıkıcı darbesinin” başarısı ise harekât planının gizliliğine bağlı idi. Bu amaca yönelik ki zaten Türk tarafında da beklenilen taarruzun esas ağırlık noktasının Şeria’nın doğusunda olduğu izlenimini oluşturmak için Kudüs civarında askeri bir toplanmanın olduğu ve Allenby’nin karargahının Kudüs’te bir otelde olduğu söylentileri İngiliz casusları tarafında yayılmaya çoktan başlanmıştı.19

Allenby, 8. Ordu cephesinden taarruz sebebini ise 7. ve 8. Orduların yenilgileri, 4. Ordu’nun Amman’ın güneyi ve batısındaki araziyi işgal etmeyi sürdürmesi halinde yalnız başına bırakacağından ve bu orduların yenilgileri imkân çerçevesinde görüldüğünden ilk darbeyi Şeria’nın batısına indirmeye azmettim.” şeklinde açıklar.20

Önce de belirtildiği üzere taarruzun ağırlık merkezi 8. Ordu’dur. Bu amaçla Şeria’dan iki süvari tümeni İngiliz 21. Kolordu cephesine büyük gizlilik içinde kaydırılır. Sahile yığınak gece yapılırken, gündüz aksi istikamette Şeria’ya az sayıda da olsa birlik ya da malzeme nakledilir. Plan gereği İngiliz hava hakimiyeti etkin bir şekilde kullanılacaktır. Genel taarruzdan birkaç gün önce 16-17 Eylül’de uçaklar Der‘a’yı bombalarken, Şerif Faysal komutasındaki Arap kuvvetleri ise Der‘a İstasyonu’na ve Müzeyrip’e saldırıp, demiryolunu tahrip etmeye başlamışlardır.

Ayrıca taarruzda bulunacak birliklerin lojistik ikmallerini kolayca temini için 1009 kilometreye ulaşan çift demiryolu hattı 8. Ordu cephesi merkezine kadar uzatılmıştır.21

İstihbarat raporları Yıldırım Orduları Grubu’nun cephe hattındaki gelişmelerden haberdar olduğunu göstermektedir. Türk resmi tarihine göre alınan haber ve raporlar İngiliz kuvvetlerinin çoğunun, batıda kıyı bölgesinde olduğu şeklindedir. Türk istihbaratına göre, beş piyade tümeniyle Fransız müfrezesi 8. Ordu; iki tümen de 7. Ordu karşısın­dadır. Hatta İngilizlerin Şeria’nın batısından kıyı bölgesine iki süvari tümeninin naklettiği de belirlenmiştir. İngilizlerin Şeria Nehri ile deniz arasında taarruz edeceği de saptanır.22

8. Ordu komutanı Cevat Paşa da Liman Paşa’ya İngilizlerin sahil boyunca demiryolu yapımına devam ettiğini söylemiş ise de alınan cevap “Düşmanın her taraftan demiryolu uzattığı…” şeklinde olur. 11 Eylül’de Cevat Paşa İngilizlerin yakında taarruz edeceğini ve bu taarruzun büyük ihtimalle kendi cephelerine yöneleceğini de bildirecektir.23

21. İngiliz Kolordusu karşısında bulunan 22. Türk Kolordusu Komutanı Albay Refet Bey’in İngiliz esas kuvvetlerinin kedi kolordusunun cephesine taarruz edeceğini belirterek savunma mevzisinin dört kilometre kuzeydeki bataklık gerisine alınmasının teklifi üzerine 8. Ordu, Yıldırım Ordular Grubu’ndan cephesinde, sürekli olarak hava keşfinin sürdürülmesini ve ordunun takviyesini ister.24 Yıldırım Ordular Grubu Komutanı, “muharebenin sevk ve idaresinden Grup Komutanı’nın sorumlu olduğu­nu” hatırlatarak teklifi kabul etmez. Cevat Paşa bu durum karşısında “En ufak bir güvensizliğe tahammülü olmayan bu makamın bir dakika bile fazla işgalini size karşı beslediğim çok fazla hürmete zararlı sayarım. Bu nedenle güvenilir birinin yerime atanmasını arz ederim...” diyerek istifa noktasına gelse de İngiliz taarruzu başladığından talebinin/ısrarının bir anlamı olmayacaktır.25

Yıldırım Orduları Komutanı Liman Paşa Çanakkale Cephesi’ne benzer bir şekilde kesin sonuçlu savunmaya karar vermiştir. Elindeki kuvvetleri birbirine denk cepheye yaymak düşüncesi Türk resmi tarihine göre düşmanı, herhangi bir ke­simde toplayacağı kuvvetlerle, cepheyi istenilen her yerden yarabilme imkânına kavuşturmaktadır. Yıldırım Orduları Grubu Komutanı Liman Paşa, İngiliz taarruzunu 8. Ordu cephesinden beklese de Şeria’nın doğusunu da aklından çıkaramayacaktır. Düşüncesine göre 8. Ordu cephesinde, düşman cephenin bir kesimini geriye atsa bile yine de direnilebilme imkânı vardı. Ancak, düşmanın Şeria doğusunda başarı kazanması durumunda ise orduların durumları daha teh­likeli olabilirdi.26

Bütün bunların yanında İngiliz taarruzundan iki gün önce, önemi daha sonra anlaşılacak bir hadise yaşanır. Cephe hattındaki bütün hareketlilikler İngilizlerin yakın bir vakitte taarruz edeceklerini göstermektedir. Böyle bir ortamda 17 Eylül’de kıyı kesimindeki sağ kanat Grubu’na sığınan bir Hintli çavuş, “Kıyı kesiminden 19 Eylül 1918’de büyük bir İngiliz taarruzunun düşünüldüğünü…” haber verir.27

7. Ordu Kurmay Başkanı Albay Sedat (Doğruer) bu konuya farklı yaklaşır. Der‘a ve Müzeyrib’e Arapların saldırılarının Yıldırım Orduları Grubu’nu çok yakın zamanda bir taarruzun başlayacağı konusunda ikna ettiğini, çavuşun verdiği bilginin Liman Paşa’nın “Şeria Cephesi’ne toplanmış olan dikkatini” değiştirmediğini, taarruzu hala Şeria’nın doğusundan beklediğini; ihtiyatı da bırakmadığını belirtir.28

Taarruzun yeri konusunda Cevat Paşa ile aynı fikirde olan bir diğer komutan ise Mustafa Kemal Paşa’dır. O, her an 8. Ordu cephesinden taarruzu beklemektedir.29 Bu hususu Türk harp tarihi yazarı Fahri Belen şöyle ifade eder. O, 7. Ordu Kurmay Başkanı Falkenhavzen’in Liman Paşa’ya “İngilizlerin Türk cephesini her an ve her yerden yarabilecek durumda olduklarını” vaktiyle söylediğini belirtir. Belen’e göre Liman Paşa’nın sahil bölgesinden bir taarruz beklemesine rağmen mevcut birliklerin burada mukavemet edebileceğini düşünmesi “hissi bir düşünceden” Şeria’nın doğusuna verdiği önem ise “sabit bir fikirden” kaynaklanmaktadır.30 III. Gazze Muharebeleri sırasında, daha sonra İngilizlerin bıraktığı anlaşılan bir çantadan çıkan haritalardaki bilgilerin ordu karargahını yanıltması hadisesi Liman Paşa’yı aşırı ihtiyatlı ve sabit bir fikir üzere davranmaya itmektedir.

foto4
Fotoğraf 4: Filistin Cephesi’nde Osmanlı Süvarisi

Taarruzdan Önce: 18 Eylül

Nablus Meydan Muharebesi öncesi İngiliz Genel Karargâhı, yukarıda da belirttiğimiz üzere Türk tarafının dikkatini dağıtmak, yapılacak harekatın ağırlık noktasını örtmek adına büyük bir gayret içinde olur. Harekât planına en büyük destek ise isyan içinde olan Şerif Faysal’ın Arap kuvvetleri verecektir.

İngiliz uçaklarının 16 Eylül’de Der‘a’yı bombalamasını müteakip zırhlı oto, topçu ve makineli tüfekleriyle takviye edilen Şerif Faysal’ın Arap kuvvetleri 16 ve 17 Eylül’de Der‘a’nın güneyindeki demiryolunu tahrip edecek, Lawrence’in başını çektiği İngiliz subaylarının önderliğinde ilerlemeye devam edecektir.31 4. Ordu komutanın yaverine göre Arap kuvvetlerinin bu hareketinin sebebi cephe ile Şam arasını ayırmak, geri çekilme hattını kesmek ve orduyu olduğu yerde imha etmektir.32

belge 1.
Belge 1: 4. Ordu cephesinde 16 Eylül sonrası Şerif Faysal’ın
kuvvetlerinin faaliyetleri hakkında belge (Atase Arşivi, BDH-3705-28-1, 1a)

Allenby’nin ikinci aldatma harekâtı ise 18 Eylül’de 7. Ordu cephesine olur. Amaç açıktır: Der‘a üzerine yapılan harekât gibi bu harekât ile de ertesi gün yapılacak asıl taarruzun gizlenmesi sağlanacaktır. Gerek Cevat Paşa’nın gerekse Mustafa Kemal Paşa’nın uyarıları dikkate alınmamıştır. İşin esası anlaşıldığında ise asıl ve yedek kuvvetleri gerekli noktalara nakledecek zaman kalmayacaktır.

Asıl kıyamet ise İngilizlerin Armegeddon ya da Megiddodiye adlandırdıkları 19 Eylül sabahı başlayan taarruz ile kopacaktır. O gün Filistin’de Mahşer Günü’nün provası vardır. 33

Mahşer Günü: 19 Eylül Nablus Meydan Muharebesi

Nablus Meydan Muharebesi İngilizlerin Gazze ve Kudüs’ün alınması ile başlayan Filistin’in işgali sürecinin son safhasıdır. 19 Eylül sabahına gelindiğinde artık Allenby, tüm hazırlıklarını tamamlamıştır. Taarruzun geciktirilmesi durumunda ise sonbahar yağmurlarının başlama ihtimali vardır. İngilizlere göre Türkler harekât planı gereği şaşırtılmıştır. Özellikle İngilizlerin öncelikle Der‘a’ya karşı 16 Eylül’de başlayıp 17 Eylül’de de devam eden hava saldırısı ve müteakip Arap kuvvetlerinin harekâtı Yıldırım Orduları Grubu’nu Şeria’nın doğusunda meşgul etmeye başlamıştır.

İngilizlerin asıl harekâtı, 19 Eylül sabahı saat 4.30’da 8. Ordu cephesinde Yarbay Veysel (Öz­gür) komutasındaki 20. Tümen hatlarına çok şiddetli topçu ateşi ile başlar. Bu 15 dakikalık topçu ateşinden sonra saat 04.45’te Sir Edward Weboleyn komutasında İngiliz 21. Kolordusu cephenin her yönünden taarruza geçecektir.

Cephede ilerleyen her saat Türk birlikleri için yeni sıkıntıları da beraberinde getirecektir. İngiliz taarruz birlikleri 20. Tümen mevzilerine girmiş, Yarbay Nasuhi komutasındaki 7. Tümen’in de ileri mevzileri düşmüştür.34 Taarruzu sekiz İngiliz tugayından müteşekkil 24.000 Hint ve İngiliz piyadesi gerçekleştirmektedir. Bu taarruzu karşılayan cephe hattındaki Türk birliklerinin toplam mevcudu ise 2.000 kadardır.35 8. Ordu cephesindeki yaklaşık 100 topa karşılık o sabah kolordu mevzilerini bombardıman eden İngiliz toplarının sayısı 400’dür.36 Bu kısa sürede tüm cephe hattında atılan mermi sayısı ise yaklaşık 50,000’dir.37 Bu da dakikada binden fazla merminin atıldığı anlamına gelmektedir.38

Bombardıman o kadar ağır olmuştur ki, 8. Ordu Komutanlığı 22. Türk Kolordusu ile bağlantıyı kaybetmiştir. Sedat Bey’in ifadesi ile akşama kadar Yıldırım Ordularına bir tek rapor bile gelmemiştir. Yıldırım Orduları Ka­rargâhı da sahil kesimindeki tümenler ile telefon ve telgraf bağlantısını sağlayamaz.39

Belen de sabah 5.35’te İngilizlerin 20. Türk Tümen mevzilerinin sağına girdiğini, 5.45’te ikinci mevziinin düştüğünü ve tümenle de kolordu irtibatının kesildiğini belirtir.40 İngiliz kaynağı da bunu doğrulamaktadır: Saat 6’ya 18 dakika kala ilk cephe hattı ve tahkimli Türk mevzilerinin birçoğu dakikada yetmiş metrelik bir süratle gerçekleştirilen taarruzla ele geçirilmiş, İngiliz cephe hattı harekât planına uygun bir şekilde sağa doğru kıvrılarak Türk birliklerini kuşatmaya başladı.41

Saat 07.00’ye gelindiğinde 60. İngiliz Tümeni 7. Türk Tümeni’ni mevzilerinden atarak Nehrü’l-Falik’in kuzeyine ilerledi. 22. Türk Kolordusu’nun durumu ise artık kritik bir hal almaya başlar. Esasında zayıf bir hat üzerine yayılmış orduyu, derinliğine bir düzene koymak ve sol kanat grubunu geriye çekmek düşünülse de artık iş işten geçmiştir. 8. Ordu’nun saat 8.50 deki raporu, 7. Tümen’in dağıldığı, 22. Kolordu’nun da El-Tire’ye çekildiğini, burada da tutunmasının zor olduğu yönünde olur. 19. Tümen de Kefri Kasım yöresine çekilir. Grupça mümkün olan yardımın da ulaştırılması istenir.42

Cephelerden gelen raporlar 7. Ordu’ya da ulaşmaktadır. Sedat Bey, 8. Ordu karargahından gelen bilgilerin pek de iç açıcı olmadığını, Sağ Cenah Grubu’nun kötü bir vaziyette olduğunu, 7. Türk Tümen’in Nehrü’l-Falik gerisine ricat ettiğini, 20. Türk Tümen cephesinde ise Miske’nin düşman tarafından alındığını, Sol Cenah Grubu’na taarruzun daha az şiddetli olmasının Kefri Kasım’ın düşmesine engel olamadığını belirtir.43

Türk cephesinde bu hadiseler yaşanırken Allenby’nin harekât planın en vurucu safhası başlayacaktır. Sahil tarafında yüksek tepelerinin ardında portakal bahçelerinde gizlenen Çöl Atlı Kolordusu sabah 8.30’da 60. İngiliz Tümen’in cephede açtığı kapıdan (gedik) ilerlemeye başlar.

Yıldırım Orduları Grubu, bu durum karşısında 09.45’te verdiği kısa bir emir ile ihtiyatların cephe hattına sürülmesini emreder.44 El-Tire’ye çekilen 8. Ordu birliklerinin de direnmesini, taarruzun ağırlık noktası sağ kanatta tutunabilmek için buraya hemen taze kuvvetler sürülmesini ve özellikle bu kanatta süvari kıtalarının top­lanmasını ister.45

kroki 2
 Kroki 2: Nablus Meydan Muharebesi (Türk ve İngiliz kaynaklarına göre 19-21 Eylül 1918)     

  kroki3
Kroki 3: Nablus Meydan Muharebesi (Türk ve İngiliz kaynaklarına göre 19-21 Eylül 1918)

Yıldırım Orduları komutanı Sanders hatıratında saat 10.00’da İngiliz süvarisinin kuzeye doğru ilerlediğini belirtir.46 Bu ifadeler de göstermektedir ki Liman Paşa cephe hattının çöktüğünü nerede ise iki saat sonra öğrenecektir. Bu ne hazin bir tablodur! Yıldırım Orduları Grubu komutanı olan bitenden zamanında haberdar olamamış; ordular kendi inisiyatifi ile hareket etmek zorunda kalmıştır.

İngiliz süvari tümenleri herhangi bir direnişle karşılaşmadan akşam saat 10.00’da kendisine gösterilen mevzilere ulaşacaktır. O gün öğleden sonra 14.30’da 8. Ordu Komutanlığı’nın “22. Kolordu’nun Et-Tire hattında kalamayacağı ve Kalansova üzerinden ricat mecburiyetinde kaldığını bildirilirdi. Savunma imkânı bulunmadığı takdirde Tul Kerem istikametinde ricat et­mesini ve Tayyibe-Tul Kerem sırtlarında inatçı bir müdafaa ile karşı koymasını emrettim.” şeklindeki raporu da yaşananların kısa bir özetidir.47

belge2
Belge 2: 8. Ordu Komutanı Cevat Paşa’nın telgrafı (Atase Arşivi, BDH-3705-28-5-7)

Düzen ve teşkilatı bozulan Türk kıtaları, öğleden sonra İngiliz 60. Tümen ile Avustralya Atlı Tümeni’nin 5. Tugayı tarafından takip edil­dikleri halde ova üzerinden Tul Kerem’e çekilmektedirler. Tul Kerem’de çok büyük bir karışıklık vardır: Piyade ve topçu kıtaları, kamyonlar, her çeşit taşıt araçları, Mesudiye ve Nablus’a giden yol boyunca kaçmaya ça­lışmaktadırlar. Demiryolunu izleyen dar bir vadinin yukarısına uzanan yol, kıtalar ve taşıt araçlarıyla hınca hınç dolmuştur.48

7. Ordu 1. Tümen komutan Hans Guhr, hatıratında genel durum şu şekilde yer alır: 15.00 civarında, İngilizlerin kuvvetli bir tazyikiyle 8. Ordu’nun demiryolunun doğusunda Kalkilye üzerinden El Kafr’a çekildiği telefonla bildirilir. Aynı şekilde sağ kanat grubunda olan Alman Asya Kolordusu da geri çekilmek zorunda kalır. Bu durum 7. Ordu’nun da cephe hattını etkileyecektir.49

Cevat Paşa öğlen düşman süvarisinin Afule’yi aldığının ve Tul Kerem’deki karargâhlarına doğru ilerlediğinin farkına varır. Cevat Paşa, esir olma ihtimalinden endişe duymaktadır. Bu nedenle karargâhını kuze­yindeki tepelere taşımayı düşünür. Saat 16.30’da El-Tire de düş­müştür.50 60. İngiliz Tümeni ilerlemesine devam ederek karanlık basmadan saat 17.00’da Tul-Kerem istasyonunu zapt edecektir.51

19 Eylül öğleden sonra artık durum iyice netleşti, Türk birliklerinde umumi ricat belirtileri başladı. 8. Ordu cephesinde vaziyetin büsbütün endişeli bir şekil aldı. Akşama doğru 5:45’te Grup Komutanı Liman Paşa, 8. Ordu’nun geri çekilmesini ister. Geri çekilirken de “Caddelerin dikenli tellerle örtülmesi, barikatlar ve uzunla­masına konulmuş otomobillere kapatılması tavsiye edilir.52

Akşam 7. Ordu 1. Tümen’e 21.00’e doğru gelen telsiz mesajında 8. Ordu’nun cephesinin yarılması üzerine düşman süvarilerinin Afule’nin güneyinde Cenin’e doğru gittiğini ve Mesûdiye’nin İngilizlerin eline geçtiği belirtilmektedir.53

20 Eylül sabahı Türk birliklerinin durumu iyice kötüleşmeye başlar. 8. Ordu cephesinin tamamı, 7. Ordu’nun sağ (batı) kanadındaki arazinin bir kısmı, düşmanın eline geçmiş bulunuyordu. 8. Ordu ise, düşmanın 20 Eylül sabahı da taarruza devam ettiğini bu nedenle ricatin devamının zorunlu olduğunu belirtir.54 Artık 8. Ordu birlikleri bir düzenden de yoksundur. 20/21 Eylül gecesi 22. Kolordu artıkları Sebastiye istasyonu batısına çekilebilmiştir. 7. Ordu da (Nablus güneyi - Akrabe – El-Mefruk güneyi) hattına çekilmeye başlar.55

Allenby,“19 Eylül saat 4.30’dan 20 Eylül akşamı saat 5.30’a kadar 36 saat zarfında Türk Ordusu’nun büyük bir kısmı mağlup edildi. Ordu birlikleri de Samara tepeleri üzerinde ricata mecbur edildi.” ifadeleri ile harekâtının ilk safhasının gerçekleştirdiğini daha sonra raporuna yazar.56

Kara Bir Hadise: Nasıra Baskını

Nablus Meydan Muharebesi’nin en hazin anları 20 Eylül sabahı 05.30’da 5. Süvari Tümen’in 13. Tugayı’nın Yıldırım Ordular Grubu’nun karargâhının bulunduğu Nasıra’ya baskınıdır. Amaç grup karargâhını komutanı Liman Paşa ile birlikte esir veya tahrip etmektir.57

İngiliz 13. Tugayı’nın baskını ani oldu.58  Liman Paşa ilk durumun kötü olmadığını gördükten sonra Fransız okuluna giderek Nasıra’da kalmış 13. Depo Alayı ile savunmayı organize ettikten sonra artçı birliklere Taberiye’ye çekilmelerini emretmiştir. Kendisi de şehri öğlen 1.15’de terk etti, 3.30’da Taberiye’ye ulaştı.59

Mareşal Liman Paşa ve karargâhı esir alınamamıştır. Ama karargâh dağıtıldı, orduyu yönetme kabiliyetini iyice kaybetti. Ne ilginçtir ki, İngiliz tarihi bu başarısız baskını eleştirirken Selahattin Eyyubi’nin Nasıra’dan 11 mil uzaktaki Hittin’de Kudüs Kralını esir alınışı hatırlatılarak -ki arzu edilen de bu olsa gerek- baskında mutlak bir başarının kaçırıldığını yazacaktır.60

Mustafa Kemal Paşa’nın Endişesi

belge3
Belge 3: 13.45'te Ordu Komutanının verdiği geri çekilme emrinin son sayfası(Atase, BHD-3705-28-7-2.)
 

20 Eylül günü cephe hattında durum daha da netleşir. 8. Ordu cephesi çökmüş, birlikler geri çekilmektedir. Ordu komutanı birlikleri üzerinde tam hakimiyetini sağlayamamaktadır. Bu durum karşısında 7. Ordu komutanı Mustafa Kemal Paşa birliklerini imha veya esir olmaktan korumaya karar verecektir. Grup komutanı ile irtibatı da yoktur. Tıpkı Çanakkale Cephesi’nde olduğu gibi bir kere daha inisiyatifi alarak öğlen 13.45’te ricat emrini imzalar.

Emirde ordunun Nablus’u tahliye ederek Beyt-i Hasan’a gideceği Nablus’ta bulunan muhtelif makamlara ve kolordulara bildirilir. Akşam saat 18.00’da karargâhın büyük kısmı hareket etmiştir.61

O gün 4. Ordu cephesinde hareketlilik başlasa da Maan’daki birliklerin gelmesi beklendiğinde Ordu komutanı ricat emrini henüz vermemiştir. Çekilme emri 20 Eylül’de verildiğine göre, 4. Ordu’da, 20/21 gecesi çekilmeliydi. Gerçekte ordu komutanlığı, bu emri aldıktan sonra çekilme hazırlığı yapmışsa da yeterli olmamış, çekilme 21 Eylül akşamı başlayabilmiştir.

Nablus’tan Beyt-i Hasan’a gelen 7. Ordu komutanın tek amacı vardır: önceden farkına vardığı kötü akıbetten hiç olmazsa 7. Ordu’yu kurtarmak. Durum çok kritik ve umutsuzdur. Nablus - Beyt-i Hasan ve Nablus - Ayn Sübyan - Tubas istikametinde uzanan iki yolun, daha 20 Eylül akşamından itibaren yalnız 7. Ordu’nun ikmal kolları ve kafileleriyle değil, aynı zamanda 8. Ordu’nun döküntüleri ve bazı kıtaları, Alman er ve araçlarıyla geçilmez bir hal aldığı görülmüş ve ordu komutanı tara­fından bazı düzenlemeler yapılması istenmiştir.62

Bu sırada Yıldırım Orduları Grup Komutanı da gece yarısından sonra Samah’tan Dera’ya gider. 21 Eylül sa­bah saat 07.00’de Der‘a’dan telefonla irtibat kurduğu 4. Ordu’dan; dün öğleden beri Şeria’nın batısında meydana gelen olaylar hakkında çok az haber alabilir. Aldığı malumata göre Nablus ile bağlantı tamamen kesilmiştir. (Zaten kendisine iletilmesi istenen emir de ulaşmamıştır) 7. Ordu Karargâhı’nın Nablus’u terk ederek Beyt-i Hasan istikametine çekildiğini, kendilerini sürekli takip eden düşman uçaklarından çok zarar gördüklerini öğrenecektir.63

Artık 8. Ordu tamamı dağılmış, perakende bir şekilde geri çekilmektedir. 8. Ordu Komutanı, Kurmay Başkanı, birkaç subay ve er, az sonra da 20. Kolordu Karargâhı, 7. Ordu Karargâhı’nın yanına gelip burada yapacakları görüşme sonucu Bisan istikametine ilerlemekten vazgeçilmiştir. Zira Bisan’da İngiliz Süvarileri tarafından tutulmuştur.

21 Eylül sabahı ortalık ağarırken İngiliz uçakları, altılı, sekizli filolar halinde Beyt-i Hasan-Tubas istikametlerinde Vadi-i Fara’dan geri çekilen birlikler üzerine taarruz etmektedir. Yolların dar bölgelerinde bozulan arabalar, ölen hayvanlar ve insan cesetleri yer yer engeller oluşturmaktadır.

foto5
Fotoğraf 5: Osmanlı Ordusu’nun geri çekilirken bombalanan nakliye arabaları.

8. Ordu döküntüleri, 3. Kolordu çekilme yollarını tıkadığın­dan, bu kolordu, 20. Kolordu’ya oranla daha güçlükle hareket edebili­yordu. Bu ricat sırasında halkın tutumu ise 3. Kolordu komutanı İsmet Bey’i çok üzmüştür:

“Nablus’tan geçerken ben halkta durgunluk gördüm, fakat düşmanlık hissetmedim. Ama etrafta ve köylerde şeyhlerin ve halkın aşikâr sevinç gösterdiklerini ve süslü elbiseleri ile misafir beklediklerini haber alıyordum.”64

7. Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa, Başkomutanlığa (Enver Paşa’ya) durumu açıklamak ve bazı uyarılarda bulunmak üzere 21 Eylül saat 01.30’da telgraf çekecektir. Bu telgrafta düşmanın süvarilerinin Samah’a kadar ulaştıkları, 8. Ordu’nu artık imha ve esir edildiği, 7. Ordu’nun da Vadi-i Fara’dan Beyt-i Hasan’a geri çekildiğini yazar.65

Orduların çekilişi sırasında, uçakların bombardımanları Sedat Bey’in ifadesi ile Çanakkale’nin intikamı olarak görülecektir. Bu hengamede en soğuk kanlı kişi ise Anadolu’yu savunacak birliklerini koruma azminde olan Mustafa Kemal Paşa olacaktır:

“İngilizler Arıburnu, Anafartalar zaferinden bilmeyerek intikam almak ve onu gölgelemek istiyorlardı. Fakat Allah, bir gün Türk milleti ve ülkesinin kurtuluşunu kendisine mukadder kılmış olduğu Mustafa Kemal’i korumuştu. O bombardıman içinde asla bıkkınlık göstermediği gibi bu gibi zor zamanlarda kendisine has tebessümlerini gizlemiyor, ‘Yalnız: -Yahu! Bu herifler bize cigara da içirtmeyecekler!’, diyordu.”66

belge4
Belge 4: Mustafa Kemal Paşa’nın Enver Paşa’ya çektiği telgraf (Atase Arşivi, BDH-3705-28-13)

 

mustafa kemal
Mustafa Kemal Paşa’nın Enver Paşa’ya çektiği telgrafın tercümesi

Mısır Sefer Kuvveti Komutanı General Allenby, Türk direnişinin 21 Eylül’de tam olarak kırıldığı kanısına vararak, bundan sonraki hare­kâtın daha çok süvari ve hava kuvvetlerince yürütülmesini emreder. Chaytor Grubu, 22 Eylül’de Şeria bölgesinden çekilen 4. Ordu’yu takibe başlar.

Şeria’dan Geçiş: ve Filistin’e Elveda

22 Eylül günü sabahın erken saatinde 7. Ordu Karargâhı ile Yarbay Hayri Müfrezesi, Der Teli el Amar’da toplanmıştı. Şeria Nehri bu kesimde 24. Tümen Süvari Bölük Komutanı’nın gösterdiği geçit yerinden birçok müşkülata uğrasa da geçilecektir.67

Vecihi Bey 22 Eylül günü 7. Ordu komutanlığı ile karşılaşmasını “22 Eylül günü öğleden sonra saat 11.00’de Bisan’ın 15-20 kilometre güneyine yaklaşmıştık. Şeria’nın doğu sahili üzerinde, nehri yeni geçmiş olan 7. Ordu Karargâhı’na rastladık.” diyerek belirtir. 7. Ordu karargâhı nehri geçse de henüz kolorduları geçidi geçmemiştir. Kolordular düzenli olarak Bisan yönünde ricat halindedir. Vecihi Bey’e göre buradaki esas husus “Bisan’ı işgal eden düşmanın etkisini ortadan kaldırarak orduları nehrin doğusuna geçirmeye elverişli bir geçit” temini idi68

Ayrıca 7. Ordu Komutanı, Bisan’a gelmekte olan 3. ve 20. Kolorduların Şeria’nın doğusuna geçmesi için Bisan’ın İngilizlerden alınması gerektiğinin de farkındadır. Bu görev ise 3. Süvari Tümeni’ne verecektir.

3. Süvari Tümeni’nin Bisan geçidindeki mücadelesinde kısmi başarıları olsa da bu sonucu değiştirmeyecektir. Bu kısmi muvaffakiyetlerden birinde de 8. Ordu komutanı ve kurmay başkanı ile karargâh heyeti geçidi geçer.

O gün Bisan geçidi etrafında yaşanan kanlı muharebelerde Türk kuvvetleri geri çekilmek zorunda kalır. Bisan İngiliz birlikleri tarafından tutulmuştur. Geçidi geçmek üzere gelmekte olan birlikler geri dönerek, geçidin daha güneyinde uygun bir yerden nehri geçmek durumunda kalırlar.69

Alman Asya Kolu’nun 23 Eylül sabahı Şeria’dan önemli ol­mayan zayiatla gelmesi kayda değerdir. Zira 16. ve 19. Tümenlerin karargâhı nehrin batı sahilinde kalarak İngiliz süvarilerine esir düşmüşlerdi. Bu durumu Cevat Paşa da telgrafla bildirecektir.70

23 Eylül akşamı 8. Ordu, Alman kıtaları ve bazı perakendeler hariç olmak üzere tutsak olmuş, 7. Ordu’nun 20. Kolordusu, Aclun istikametinde çekilmektedir. 3. Kolordu, düşman tarafından çember içine alınmış, kendisini kuşatmak üzere olan İngiliz birlikleri ile muharebe halindedir. Bir ara 3. Kolordu’nun teslim olması gündeme gelecektir. Albay İsmet, teslim olunması konusunda kendisine komutanları tarafından getirilen teklifi reddederek, “Teslim olmanın askeri namus ile bağdaşmayacağını” belirttikten sonra komutanların tutanak tutma teşebbüsü karşısında “Böyle bir tutanağı getiren kişiyi, kendi tabancamla öldürürüm.” diye karşılık verecektir. Kolordu, komutanı Albay İsmet’in azim ve iradesi sayesinde ağır kayıplar vererek kurtulabilmiştir. Albay İsmet birliklerinin nehri geçişini ve 1. Tümen komutanına latifesini hatıratında şöyle anlatır:

25 Eylül 1918’de iki koldan 3. Kolordu Şeria nehrinin doğusuna geçti. Hareket ansızın ve süratle tamamlanmış, suya yaklaştığımız ve karşıya geçtiğimiz zaman düşmanın tesirli ateşi bizim geçit hareketimize açılmıştır. Elim” kalan cephaneyi idare ederek düşmanla dövüşüyorduk, iki geçit, piyade belini aşan derinlikte ve süratle cereyandaydı. Atları yüzdürüyorduk. Karşıya geçtik. Kıtaları toplamaya ve intizam vermeye çalışıyorduk. Nehrin doğusunda Guhr Bey’i sırsıklam, neşeli buldum. Yalnız bir kederi vardı. Cebinde taşıdığı karısının ve kızının fotoğrafı ıslanmıştı. Resmini saklamasını söyledim. Mukaddes suda vaftiz edilmiş olmaktan resim sahiplerinin çok sevinecek, diye konuştuk. Guhr Bey kolaylıkla şakanın lezzetine varmıştı.71

İngilizler 25 Eylül 1918’de Amman’ı işgal etmiş, güneydeki Araplar’ın baskısı altında kalan 4.Ordu’ya bağlı 2. Kolordu birliklerinin 5.000 personeli çekilme imkânı bulamamış ve teslim olmuştur.72

25 Eylül sabahı nehrin karşısına geçen 20. Kolordu önde, 3. Kolordu arkasında olmak üzere Evun’a hareket ederler. 7. Ordu karargâhı, 8. Ordu Komutanı ve yanındakiler, 7. Ordu karargâhı kıtaları, 24. Tümen Süvari Bölüğü ile beraber Evun’a gelirler.

7.Ordu Komutanı Mustafa Kemal, 8. Ordu Komutanı Cevat ve 4. Ordu Komutanı Mersinli Cemal Paşalar 25-26 Eylül 1918 gecesi Der‘a’da buluştular. Yapılan toplantıda hiçbir komutan yetkisinden feragat etmemiş, birlikler perakende olarak Şam’a doğru çekilmeye devam etmek durumunda kalmışlardır.73

belge5
Belge 5: Mustafa Kemal Paşa’nın Yıldırım Orduları Grubu’na Der‘a’dan ayrılıp
Şam’a hareket ettiğini bildirdiği yazısı (Atase, BDH-3705-28-19-15).

Mısır Sefer Kuvveti Komutanı General Allenby çekilen birlikleri takip hareketine devam edecektir. 27-28 Eylül gecesi Der‘a’nın işgalinden sonra Allenby’nin hedefi Şam’dır.

Yıldırım Ordular Grubu birlikleri, 29 Eylül 1918’de, Şam’ın güneyine ulaşmışlar, Kuneytra’dan ilerleyen General Allenby’nin Çöl Atlı Kolordusu da Şam kapılarına dayanmıştır. Mersinli Cemal Paşa, bu olumsuz koşullarda Şam’ın güneyinde savunmasını tertipleyerek, düşman birliklerini durdurmayı başaramadı. 30 Eylül 1918 günü öğleden sonra Şam’ı boşaltarak, Halep istikametinde intikale başlamışlardır. Arap ve İngiliz Orduları, 1 Ekim 1918’de, Şam’ı ele geçirmiş; Filistin düşmüştür.74

foto6
Fotoğraf 6: Hint Süvarilerinin Şam’dan geçişi

Nablus Meydan Muharebesi ve müteakiben yapılan çekilme harekâtında Yıldırım Ordular Grubu’nun 3/4’ü imha ve esir edildi.75 İngiliz kaynaklarına göre Yıldırım Ordularının zayiatı 75.000 kişidir. İngilizlerin takip hareketi Şam’ın 1 Ekim’de alınması ile de sonlanmayacaktır. Bu takip Halep’in düşmesinden sonra şehrin kuzeyinde Mustafa Kemal’in aldığı tedbirlerle ancak durdurulabilecektir. Halep’in işgali ile (19 Eylül’den kırk gün sonra) Suriye tamamıyla kaybedilmiştir.

Birkaç gün sonra ise 31 Ekim 1918’de ise Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanacaktır. Mondros Ateşkes anlaşmasının icrası ise Anadolu’yu Tük yurdu yapacak ivmeyi kazandıracak, Milletin üzerine çöken ümitsizlik ve yıllardan beri devam eden savaşın getirdiği bıkkınlığı kaldıracak, bin yıldır kendisine vatan edindiği Anadolu’yu, son karakolu müdafaaya başlayacaktır. Bu nedenle olsa gerek Mondros Mütarekesi için yeni bir devrin başlangıcı dense yeridir. 

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Dipnotlar

1Cemal Kemal, Birinci Dünya Harbi'nde Filistin Cephesi, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü, Doktara Tezi, Ankara 2004, s. 59.

2Fahri Belen, Birinci Cihan Harbinde Türk Harbi: 1918 Yılı Hareketleri, Cilt V, Genelkurmay Başkanlığı, Ankara (t.y), s.119,122.

3İsmet Üzen, “İngilizlerin Kudüs’ü Ele Geçirmesi ve General Edmund H.H. Allenby’nin Kudüs’e Törenle Girişi (9–11 Aralık 1917)” Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Cilt: 19, Sayı: 2, s. 332.

4Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi: Sina - Filistin Cephesi, Cilt IV, II. Kısım, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı, Ankara 1986, s. 617; Belen, s. 60.

5Sina-Filistin Cephesinde Temmuz-Ekim 1917 içerisinde 7. Ordu Komutanı olarak görev yapan Mustafa Kemal Paşa'nın Falkenhayn ile anlaşamamış ve istifa ederek İstanbul'a dönmüştü. 7. Ordu Komutam Fevzi (Çakmak) Paşa hastalanarak İstanbul'a dönmesi üzerine yeniden 7 Ağustos 1918'de ikinci defa 7. Ordu Komutanlığı’na atanmasını sağlamıştı. 26 Ağustos 1918'de İstanbul'dan hareket eden Mustafa Kemal Paşa, 28 Ağustos'ta Nablus’taki 7. Ordu Karargahı’na gelerek komutayı ele almıştır. Mehmet Fatih Tarım, Birinci Dünya Savaşı'nda Yıldırım Ordular Grubu, Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Hatay 2004, s.79-80.

6Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, s. 617; Belen, s. 60.

7Üzen, s. 338.

8Cyril Falls, Military Operations Egypt and Palestine, From ]une 1917 to the End of the War, Part II, London 1930, s. 449.

9Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, s. 622-623.

10Edward J.Erickson, I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Ordusu Çanakkale, Kutü'l-Amare, Gazze ve Megiddo Muharebeleri, çev. Kerim Bağrıaçık, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2009, s. 210.

11General Allenby’nin Raporu: Filistin Hezimeti, Çev. Ağır Topçu Mülazımıevveli Hikmet, Matbba-i Orhaniye 1335, s. 4; Falls, s. 452.

12Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, s. 617.

13Tarım, s. 80.

14Falls, s. 454; Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, s. 622; Tez 143.

15Falls, s. 469, 471; Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, s. 622.

16Falls, s. 454.

17Hans Guhr, Türklerle Omuz Omuza, çev. Eşref Bengi Özbilen, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2007, s. 196.

18Falls, s. 467.

19Falls, s. 462

20General Allenby’nin Raporu, s. 6.

21Mirliva Sedat, Yıldırım Ordularının Bozgunu Filistin’e Veda, Günümüz Türkçesine Uyarlayan Kemal Gurulkan, Yeditepe Yayınevi, İstanbul 2009, s. 184.

22Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, s. 620

23Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, s. 620-621.

24Belen, s. 68.

25Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, s. 621.

26Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, s. 620

27Falls, s. 468; Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, s. 619-620.

28Sedat, s. 177-191; Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, s. 623.

29Sedat, s. 195.

30Belen, s. 67.

31Atase Arşivi, BDH-3705-28-1, 1a; Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, s. 620-621.

32Celil Bozkurt, Mersinli Cemal Paşa'nın Yaveri Yüzbaşı Cevat Rifat Bey’in Birinci Dünya Savaşı ve Mütareke Dönemi Anıları, Gündoğan Yayınları, İstanbul 2015, s. 50.

33Yahudi Hristiyanların Kıyamet Savaşı’nın gerçekleşeceği yer olarak bilinen Megiddo Tepesi’ne atfen bu isim verilmiştir. Armegeddon ise Mahşer Günü Savaşı olarak adlandırılmaktadır. Tuncay Yılmazer, “Mahşer Gününe Ağıt”, Atlas Tarih, Sayı 54, Ağustos Eylül 2018, s. 54 vd.

34Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, s. 626; Edward J.Erickson, Size Ölmeyi Emrediyorum!: Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu, çev. Tanju Akad, Kitap Yayınevi, İstanbul 2003, s. 227-228.

35Erickson, s. 228.

36The Hon. R. M. P. Preston, The Desert Mounted Corps: An Account of the Cavalry Operations in Palestine and Syria 1917-1918, Houghton Mifflin Company, Boston And New York, 1921, s. 202; Belen ise bu sayıyı 384 olarak vermektedir. Belen, s. 72.

37Preston s. 202-203.

38Falls, s. 572.

39Liman von Sanders, Türkiye’de Beş Sene, Yay. Haz. Muzaffer Albayrak, Yeditepe Yayınevi, İstanbul 2006. s. 340.

40Belen, s. 72.

41Preston s. 203-203; Erickson, s. 232-233.

42Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, s. 626; Erickson s. 230.

43Sedat, s. 196-197.

44Sedat, s. 197 Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, s. 631.

45Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, s. 627.

46Sanders, s. 336.

47Atase Arşivi, BDH-3705-28-5-7; Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, s. 632; Sedat 199-200.

48Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, s. 624.

49Ghur, s. 197

50Erickson, s. 232.

51A Brief Record of the Advance of the Egyptian Expeditionary Force, Ed. H. Pirie-Gordon, Published By His Majesty's Stationery Office, London 1919, (Septemver 19), s. 206; Erickson, s. 233.

52Sedat, s. 200-201.

53Guhr, s. 198.

54Sedat, s. 206, Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, s. 640-641.

55Belen, s. 74.

56General Allenby’nin Raporu, s. 15-16.

57Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, s. 636; Belen, s. 75.

58İngiliz kaynağı Yıldırım Orduları komutanı Hamilton ilk alarm sırasında caddeye pijamaları ile çıktığı belirtir. Bunu da ordu komutanını hizmetçisinin ifadesine dayandırır. Hiçbir zaman teyit edilemeyen bu konuda başka bir kayıt da yoktur. Preston, s. 207.

59Sanders, s. 344.

60Falls, s. 527.

61Atase Arşiv, BDH-3705-28-7. 7, 7-1, 7-2; Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, s. 641-642; Sedat, s. 208.

62Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, s. 651; Sedat, s. 233.

63Sanders, s. 346.

64İsmet İnönü, Hatıralar, Yay. Haz. Sabahattin Selek, c. 2, Bilgi Yayınevi, Ankara, 1992, s. 127.

65Atase Arşivi, BDH-3705-28-13; Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, s. 656; Sedat, 243.

Telgraf’ın 7. Ordu Harp Ceridesi’ndeki metni aşağıdadır:

Yedinci Ordu Kumandanlığı

 

Dersaadet, Başkumandanlık Erkan-ı Harbiyesi’ne

21/9/1334

Tehir-i mucib-i idamdır.

“Düşman süvarilerinin Samah’a kadar vasıl oldukları anlaşılıyor, 8. Ordu kalmamıştır. 7. Ordu’yu Vadi-i Fara şimaline çekmeye çalışı­yorum. Ordu henüz intizamı muhafaza etmktedir; ancak gıda ve cephane meselesi şayan-ı teemmüldür. 4. Ordu henüz taarruza uğramamış sağlamdır. Bisan’ı tutturmaya çalışıyorum. Her halde şimalden mezkur noktaya kuvvet yetiştirilmesi hayat ve memat meselesidir. Ben karargâhımla, ordunun merkezi gerisinde mebhus vadide, Beyt-i Hasan’dayım. Grup Kumandanlığı ile irtibat yoktur.

 

Fahr-i Yaver-i Hazreti Şehriyari

7. Ordu Kumandanı

Mustafa Kemal”

 

66Sedat, s. 249.

67Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, s. 667.

68Vecihi Bey’in hatıraları için Murat Çulcu’nun eserinin 4 nolu ekinden istifade edilmiştir. Murat Çulcu, Arşivi Kaybolan Savaş Sina-Filistin-Suriye Cephesi, Kastaş Yayınevi, İstanbul 2009, s. 249.

69Şerif Güralp, 1918 Yılında Türk Ordusunun Filistin ve Suriye’den Çekilişinde 3 ncü Süvari Tümeninin Harekâtı, Yay. Haz. Zekeriya Türkmen, Fatma İlhan, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı, Ankara 2006, s. 10.

70Sanders, s. 350-351, Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, s. 674.

71İnönü, s. 128.

72Cemal Kemal, “Osmanlı’nın Filistin Cephesi’ndeki Son Muharebesi” Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, Sayı 45, Bahar 2010, s. 42.

73Atase Arşivi, BDH-3705-28-19-15

74Kemal, a.g.m, s. 48-49.

75İsmet Görgülü, On Yıllık Harbin Kadrosu: 1912-1922: Balkan Birinci Dünya ve İstiklal Harbi, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1993, s.153.

 

 

Kaynakça

Atase Arşivi, BDH-3705-28-1, 1a.

Atase Arşivi, BDH-3705-28-5-7.

Atase Arşivi, BDH-3705-28-7. 7, 7-1, 7-2.

Atase Arşivi, BDH-3705-28-13.

Atase Arşivi, BDH-3705-28-19-15.

A Brief Record of the Advance of the Egyptian Expeditionary Force, Ed. H. Pirie-Gordon, Published By His Majesty’s Stationery Office, London 1919.

Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi: Sina - Filistin Cephesi, Cilt IV, II. Kısım, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı, Ankara 1986.

Cemal Kemal, Birinci Dünya Harbi’nde Filistin Cephesi, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü, Doktora Tezi, Ankara 2004.

Cyril Falls, Military Operations Egypt and Palestine, From ]une 1917 to the End of the War, Part II, London 1930.

Celil Bozkurt, Mersinli Cemal Paşa’nın Yaveri Yüzbaşı Cevat Rifat Beyin Birinci Dünya Savaşı ve Mütareke Dönemi Anıları, Gündoğan Yayınları, İstanbul 2015.

Edward J.Erickson, Size Ölmeyi Emrediyorum!: Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu, çev. Tanju Akad, Kitap Yayınevi, İstanbul 2003.

Edward J.Erickson, I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu Çanakkale, Kutü’l-Amare, Gazze ve Megiddo Muharebeleri, çev. Kerim Bağrıaçık, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2009.

Fahri Belen, Birinci Cihan Harbinde Türk Harbi: 1918 Yılı Hareketleri, Cilt V, Genelkurmay Başkanlığı, Ankara (t.y).

General Allenby’nin Raporu: Filistin Hezimeti, Çev. Ağır Topçu Mülazımıevveli Hikmet, Matbba-i Orhaniye 1335.

Hans Guhr, Türklerle Omuz Omuza, çev. Eşref Bengi Özbilen, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2007.

İsmet Üzen, “İngilizlerin Kudüs’ü Ele Geçirmesi ve General Edmund H.H. Allenby’nin Kudüs’e Törenle Girişi (9–11 Aralık 1917)” Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 19, Sayı: 2, ss. 329-344.

İsmet Görgülü, On Yıllık Harbin Kadrosu: 1912-1922: Balkan Birinci Dünya ve İstiklal Harbi, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1993.

Liman von Sanders, Türkiye’de Beş Sene, Yay. Haz. Muzaffer Albayrak, Yeditepe Yayınevi, İstanbul 2006.

Mehmet Fatih Tarım, Birinci Dünya Savaşı’nda Yıldırım Ordular Grubu, Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi Hatay 2004.

Mirliva Sedat, Yıldırım Ordularının Bozgunu Filistin’e Veda, Uyarlayan Kemal Gurulkan, Yeditepe Yayınevi, İstanbul 2009.

Murat Çulcu, Arşivi Kaybolan Savaş: Sina-Filistin-Suriye Cephesi, Kastaş Yayınevi, İstanbul 2009.

R. M. P. Preston, The Desert Mounted Corps: An Account Of The Cavalry Operatıons In Palestıne And Syria 1917-1918 Houghton Mifflin Company, Boston And New York, 1921.

Şerif Güralp, 1918 Yılında Türk Ordusunun Filistin Ve Suriye’den Çekilişinde 3 ncü Süvari Tümeninin Harekâtı, Yay. Haz. Zekeriya Türkmen, Fatma İlhan, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı, Ankara 2006.

Tuncay Yılmazer, “Mahşer Gününe Ağıt”, Atlas Tarih, Sayı 54, Ağustos Eylül 2018

DİĞER MAKALELER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun