Ermeni İntikam Hareketi Nemesis Operasyonu

Ermeni İntikam Hareketi Nemesis Operasyonu

Nemesis Operasyonu son yıllarda Ermeni meselesinin oluşturduğu tartışma ortamlarında sık sık dile getirilmektedir. Esas olarak 1915’te yaşanan Ermeni Tehciri’nden sorumlu tutulan Osmanlı yöneticilerinin Ermeni tetikçiler tarafından öldürülmesini konu olarak operasyonun, dönemin siyasi şartlarında da özel bir konumu vardır. Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti, TBMM, Bolşevikler ve İngiltere gibi aktörler de bu operasyonun etki sahasında bulunmaktadır. Dönemine göre son derece başarılı olan bu operasyonun ne şekilde gerçekleştirildiği, kimlerce finanse edildiği ve tetikçilerin yargılanmaları konusundaki muğlak noktalar bugün de soru işaretleri oluşturmaya devam ediyor.

BEYAZ TARİH / MAKALE

Taşnakların Yerel ve Dış Düşman Algısı

28 Mayıs 1918’de bağımsızlığını ilan eden Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti, 1915 tehcirinden sonra bir siyasi otorite olarak Kafkasya’da varlığını devam ettirme şansı bulan Ermeniler için altın değerinde bir fırsattı. Elbette bu otorite, artık can düşmanı haline gelmiş olan Osmanlı Devleti’ne karşı olumsuz bir tutum içinde bulunacak ve buna göre siyaset oluşturacaktı. Ancak bu otorite için tek düşman Osmanlı değildi. Bölgedeki diğer siyasi otoriteleri teşkil eden Gürcistan ve Azerbaycan ile de mücadele ederek etki sahasını genişletmesi gerekiyordu. Kuruluşundan itibaren bölgede büyük ve yıpratıcı yerel mücadelelere girişen Taşnak yönetimi Eylül-Ekim 1919 tarihinde Erivan’da gerçekleştirilen 9. Kongre’de alınan kararlarla dış mücadeleye de başlamıştır.

Kongrede tartışılan temel konu 1915 tehcirini ve bunu gerçekleştiren yöneticilerdi. Mondros Mütarekesi sonrasında zayıflayan Osmanlı’nın oluşturduğu boşluk ve Almanya’ya giden İttihat ve Terakki yöneticileri uzun uzun tartışıldı. Kongrede ABD’den yeni gelmiş olan Harputlu fedai Şahan Natali bir intikam planı oluşturulması konusunda teklif verdi. Bu teklif ilk aşamada olumsuz karşılansa da bir intikam listesi hazırlanması için faaliyete girişildi. Taşnakların büyük çoğunluğunun ilk bakışta temkinli yaklaştığı bu planda, o sıralarda sonuca ulaşmamış olan Malta mahkemelerinin de etkisi olduğu düşünülmektedir. Onlara göre, İngilizler Osmanlı yöneticilerine gerekli cezayı veremeyecektir ve bu yüzden Ermeniler harekete geçmelidir. Yapılacak operasyon ise mitolojideki intikam tanrıçası Nemesis ile adlandırılmıştır.

Erivan’da alınan kararlar elbette yerel bir mahiyet taşımıyordu. Çünkü Aralık 1920’den itibaren Ermenistan’ın Sovyet rejimine katılması ve Taşnakların ülkeden kovulması, operasyonun gidişatını da etkiledi. Sonuçları itibariyle bu durumun, operasyona büyük katkı sağladığını, farklı ülkelere dağılan Taşnakların bu cinayetleri daha rahat işlediğini söyleyebiliriz.

Oluşturulan kara listenin ilk sıralarında, tehcir kararı alan İttihat ve Terakki üçlüsü olarak adlandırılan Talat, Cemal ve Enver Paşalar bulunuyordu. Bu üçlüye karşılık olarak operasyonun başında da Ermeni üçlü Şahan Natali, Armen Garo ve Aaron Saçaklıyan yer aldı. Listedeki isimler yüzlerle ifade edilse de (600 sayısından da bahsedilir), zaman içinde önde gelen paşaların öldürülmesiyle operasyonun amacına ulaştığı ve fazlasına gerek kalmadığı düşünülmüştür. Buna ek olarak ajanlık yaptığı tespit veya tahmin edilen Ermeniler ile Azerbaycanlı yöneticiler de listedeki yerini aldı. Bunda, tehcirin intikamıyla birlikte yeni siyasi hesapların da yer aldığı rahatlıkla anlaşılabilir. Şu an literatürde bulunan, katledilmiş Türk, Azerbaycanlı ve Ermeni kişiler dışında henüz adı bilinmeyen ve şu ana kadar ortaya çıkarılmamış farklı isimler de mevcuttur. Operasyonun başarıya ulaşmasını sağlayan cinayet listesi ise şu şekildedir:

Fetali Han Hoyski

Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin ilk başbakanı Fetali Han Hoyski’nin katli ile işe başlayan Taşnakların o sıralarda Azerbaycan’la henüz son bulan çatışmaları da göz önünde bulundurduğu tahmin edilmektedir. Azerbaycan’daki Ermeni ölümlerine yönelik tutumu ile suçlanan Hoyski’yi 19 Haziran 1920’de Tiflis’te öldüren Aram Yerganyan, sonraki cinayetlerde de yer alacaktı.

Talat Paşa

Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmasıyla Almanya’ya giden Talat Paşa 15 Mart 1921’de Erzincanlı Sogomon Tehleryan tarafından ensesinden kurşun sıkılarak öldürüldü. Daha önce de Taşnakların ihanet listesine aldığı Mıkırtıç Harutunyan gibi Osmanlı Devleti’ne çalışan Ermenilerin öldürülmesi işini üstlenen Tehleryan, Berlin’deki mahkemede cinayetten yargılandı. Mahkemede Talat Paşa’yı Ermenilere yaptıklarından dolayı bilinçli olarak öldürdüğünü söyleyen ancak daha sonra karmaşık ruh haline sahip olduğunu belirten Tehleryan, mahkemece akli dengesinin yerinde olmadığına hükmedilerek serbest bırakıldı. 1960 yılında Kaliforniya’da ölen Tehleryan, Ermenilerin milli kahramanlarındandır.

Behbud Han Cavanşir

Azerbaycan İçişleri Bakanı olan Behbud Han Cavanşir 18 Temmuz 1921’de İstanbul’da öldürüldü. Azerbaycan’da binlerce Ermeni’nin öldürülmesinden sorumlu tutuluyordu. Katili olan Trabzonlu Misak Torlakyan, İngiliz Mahkemesi tarafından akli dengesinin yerinde olmadığı sebebiyle eylemlerinden sorumlu tutulamayacağı açıklanarak serbest bırakıldı. Yunanistan üzerinden ABD’ye giden Torlakyan 1968 yılında Kaliforniya’da öldü.

Said Halim Paşa

Osmanlı’nın yenilgisiyle Malta’ya sürgün edilenler arasında bulunan ve daha sonra Roma’ya giden eski sadrazam Said Halim Paşa 5 Aralık 1921’de Arşavir Şirakyan (Türkçe’de genellikle Şıracıyan olarak geçer) tarafından öldürüldü. Kısa bir süre sonra Almanya’da Dr. Bahaddin Şakir cinayetinde yer alacak olan Şirakyan, 1973’te ABD’de öldü.

Dr. Bahattin Şakir ve Cemal Azmi Bey

1918’de Talat Paşa ile birlikte Almanya’ya gelen, 1920’ye kadar Rusya ve Azerbaycan’da siyasi faaliyetlerde bulunan Dr. Bahattin Şakir ve eski Trabzon Valisi Cemal Azmi 17 Nisan 1922’de öldürüldü. Cinayeti işleyen Aram Yerganyan ve Arşavir Şirakyan daha önce de operasyon kapsamında cinayet işlemişti. Aram Yerganyan daha sonra Arjantin’e giderek burada basın faaliyetlerinde bulunmuş ve 1934 yılında veremden ölmüştür.

Cemal Paşa

İttihat ve Terakki’nin üçlüsü arasında yer alan Cemal Paşa Orta Asya’da Enver Paşa ile yaptığı çalışmalardan sonra Gürcistan’a geçmiştir. Türkiye’ye dönme hazırlığında bulunan Cemal Paşa, 21 Temmuz 1922’de yardımcıları Nusret ve Süreyya beylerle birlikte Tiflis’te kaldıkları otelde öldürüldü. Cinayetin kim tarafından işlendiği kesin değildir. Bunun Nemesis Operasyonu’nun bir parçası olup olmadığı muğlaktır. Ancak cinayetin Ruslar tarafından işlendiği ya da planlandığı görüşü ağır basmaktadır. Milliyetçi Ermeniler bu işin Stepan Dzağigian tarafından yapıldığını belirtmektedir. İleriki yıllarda bu kişinin Sibirya’daki Sovyet çalışma kamplarına gönderildiği ve bir daha haber alınamadığı belirtilmektedir.

Enver Paşa

1918’de Türkiye’den ayrılan Enver Paşa Rusya ve Orta Asya’daki faaliyetleriyle Bolşeviklerin tepkisini üzerine çekmiştir. 4 Ağustos 1922’de Tacikistan’da Ruslarla gerçekleştirilen bir çatışmada öldürüldü. Her ne kadar Bolşeviklerle çarpışırken ölmüş olsa da Taşnaklar, Enver Paşa’nın Rus askerlerinden Hakop Melkumyan tarafından öldürüldüğünü savunur.

Operasyona Yönelik Şüpheler

Nemesis Operasyonu ile Osmanlı ve Azerbaycan’ın önde gelen yöneticilerine ek olarak Vahe İhsan, Mıkırtıç Harutunyan Hemayak Aramyantz gibi Ermenilerin de işbirlikçilik suçuyla öldürüldüğü belirtilmektedir.

Operasyonun uluslararası oluşu, tetikçilerin “akli denge” sorunuyla serbest bırakılması ve rahat bir şekilde ülke değiştirmeleri akıllarda soru işareti oluşturmaktadır. Alman ve İngilizlerin katillerin yargılanması konusundaki rahat tavırları, Cemal ve Enver Paşaların öldürülmesinde Bolşevik rolleri ve kara listede yer alan ancak yakalanamayan Doktor Nazım ve İsmail Canbolat gibi kişilerin 1926 İzmir Suikastı Davası’nda Türkiye tarafından idam edilmesi gibi konular meselenin daha da karmaşık hale gelmesini sağlıyor.

Aynı süreç içerisinde Ermenistan’da Bolşeviklere karşı sert mücadelelere giren Taşnakların Batı’dan kesinlikle destek alamayışı ve ülkeden kovuluşu ise meselenin sadece Taşnak iradesinde olmadığını gösteriyor. Buna ek olarak Atatürk döneminde Ermeniler tarafından öldürülen Osmanlı yöneticilerinin ailelerine yapılan şehit yardımları da kafa karıştırıyor.

Nemesis Operasyonu, temelini Rus nihilistlerin “vicdan mahkemeleri”nden alan bir anlayışa dayanmakta ve Ermeni milletinin mahvına sebep olan Türk veya Ermeni olan herkesin cezasını çekmesi konusunda irade göstermektedir. Sonuç olarak meselede Rus, İngiliz veya Alman rolü bulunsa da, öldürülen kişiler Nemesis Operasyonu’nun amaçlarına hizmet etmiştir. Burada sıraladığımız sorular ilginç bir şekilde ASALA saldırılarında da sorulabilmektedir. Yani Ermeni iradesinin zayıf kaldığı bir saldırı silsilesi meydana gelmektedir.

Popüler Kültüre Yansıması

Nemesis Operasyonu’nu tertip eden ve tetikçilik yapan kişilerin büyük çoğunluğu ABD başta olmak üzere Batılı ülkelere yerleşmiş ve burada Ermeni diasporasının güçlü kurumlarını kurmuştur. İçlerinden bir kısmı İkinci Dünya Savaşı sürecinde Nazilere sempati duyarak muhtemel işbirliği için faaliyetlere girişmiştir, ki bu kişiler bugün dahi sosyalist Ermeniler tarafından lanetlenmektedir.

Ancak Ermeniler için “güçlenme dönemi” olarak adlandırabileceğimiz bu süreç 1970’lerde ASALA faaliyetlerinin başlaması için de zemin teşkil etmektedir. Nemesis üçlüsünden olan ve 1983 yılında ABD’de ölen Harputlu Şahan Natali’nin yazdığı “Türkler ve Biz” gibi kitaplarında bu “güçlenme dönemi”nin atmasoferini daha rahat anlayabiliriz. Bu gibi yayınlar Ermeni edebiyatında Türk olgusunun zihinlere ne şekilde yansıdığını göstermektedir.

Nemesis Operasyonu Ermeni milliyetçiler için bir teselli mahiyeti taşısa ve birçok kişiden intikam alındığı inancı doğursa da, yeterli bir girişim olarak görülmemektedir. Bu inancı besleyen ve sürekli büyüten popüler kültüre yansımalarına edebiyat ve sanatta sıkça rastlanmaktadır. Özellikle Fedai Türküleri olarak Ermeni müziğinde yer alan parçalar bu vurguda bulunmaktadır. Talat Paşa cinayeti için okunan “Gini Lits” yani “Şarap Dökelim” türküsü de bu alandaki önemli türkülerden birisidir.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.
Yazar Hakkında
Mehmet Fatih ÖZTARSU

DİĞER MAKALELER
Ermeni İntikam Hareketi Nemesis Operasyonu
Osmanlı Tarihi
Elmalılı Hamdi Yazır: Sultan Abdulhamid’in Tahttan İndirilişinde Bir İslâm Alimi

Osmanlı son dönem alimlerinden biri olan Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır(d. 1878/ö. 1942), bir geçiş dönemi alimi ve siyasetçisi olarak, hem Osmanlı Devleti’nin yıkılışına, hem de Cumhuriyet’in kuruluşuna şahit olmuş bir şahsiyettir. Halk nazarında ise daha çok Hak Dini Kur’an Dili adlı meşhur tefsiriyle bilinir. Meşrutiyet idaresini destekleyerek Sultan II. Abdulhamid devrindeki siyasî duruşunu da ortaya koyan Elmalılı Hamdi, II. Meşrutiyet’in ilk meclisine Antalya mebusu olarak girmiş ve Sadrazam Damad Ferit Paşa’nın ilk hükümetinde, Evkâf Nâzırlığı yani günümüz ifadesiyle Vakıflar Bakanlığı yaptı(1918-19). Bununla birlikte Elmalılı Hamdi Yazır, dönemin İslâm halifesi ve Osmanlı padişahı II. Abdulhamid’in tahttan indirilme fetva müsveddesini kaleme alarak ve meclis kürsüsünde okuyarak söz konusu hal/tahttan indirme olayında etkili oldu. Onun, “Hayatımda yaptığım en büyük hata, Sultan Abdulhamid’in hal’ine karışmamdır.” şeklindeki ifadeleri, o dönemde karıştığı bu olaydan duyduğu pişmanlığı göstermesi açısından önemlidir. Fakat burada şu hususu da özellikle belirtmeliyiz ki, onun siyasî anlamda içerisinde bulunduğu bu tercih, günümüzün en güvenilir tefsirlerinden biri olan eserini ve ilmî kimliğini gölgeleyemez. Yazımız, meşhur müfessir ve siyaset adamı Elmalılı Hamdi Yazır ve Sultan II. Abdulhamid’in hal’inde yani tahttan indirilişinde oynadığı rol üzerine olacaktır.

KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun