Mısır Müslümanlarının Milli Mücadele'ye Yardımları ve Mustafa Kemal Atatürk'ün Teşekkürü

Mısır Müslümanlarının Milli Mücadele'ye Yardımları ve Mustafa Kemal Atatürk'ün Teşekkürü

Her anlamda zor geçen Milli Mücadele sürecini belki de en çok zorlayan yön ekonomik giderlerin karşılanması noktasında çekilen zorluklardı. Çok sayıda cephede savaşıp, cephane giderlerini karşılamak ve binlerce askeri yedirip giydirmek memleketin içinde bulunduğu vaziyet göz önüne alındığında ne kadar zor olduğu daha iyi anlaşılmaktadır. Her ne kadar savaşın finansmanını sağlamak amacıyla Tekalif-i Milliye Kanunu çıkarılmış olsa da savaşın oluşturduğu mali tablo yetersiz görünüyordu. Bu çerçevede yeni kurulan Sovyetler Birliği ile birlikte savaştan çekilen Fransa ve İtalyan’dan Milli Mücadele’ye yardım gelse de bu yardımlar arasında en anlamlı olanı hiçbir siyasi çıkar gütmeden sadece gönül bağı olması nedeniyle Mısır’dan gönderilen yardımlardı.

BEYAZ TARİH / MAKALE

Osmanlı İmparatorluğu'nda, ilk insani yardım diplomasi adımları Osmanlı Kızılay'ının kurulmasıyla ve bu kurumun ilk faaliyetlerinin 1911'de Trablusgarp Savaşı’nda başladığı bilinmektedir. 1912 ve 1913’teki Balkan Savaşları'nda gerçek insani yardım diplomasisine Osmanlı-Hindistan ve Mısır Kızılayları’nın katkılarıyla gelecek yıllarda sistematik bir diplomasiye dönüştü. Bu süreçte Hindistan Müslümanları ve Mısır’daki entilijansiye Osmanlı’ya hem maddi hem de manevi anlamda destek oldu. Osmanlı Devleti, siyasi ve diplomatik olarak “Trablusgarp Savaşı” ve “Balkan Savaşları”nı kaybetmiş olsa da insani yardım diplomasi perspektifinde incelendiğinde, Osmanlı Devleti’nin zaferi olduğu açıkça görülmekteydi. Hatırlanması gereken bir başka anekdot ise, 1911’den 1913’e kadar gerçekleşen insani yardım diplomasisi faaliyetlerini emekleme dönemi olan geçiş evresi olarak değerlendirmek daha sağlıklı olacaktır. Sonrasında gelişen insani yardım faaliyetleri günümüzdeki göç yönetiminin bel kemiğini oluşturmuştur.

Son dönemde, Ortadoğu'da yaşanan Arap Baharı’yla insani yardım diplomasisi bir kez daha önem kazandı. Özellikle, 2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaşın ardından 10 milyondan fazla Suriyeli Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Avrupa ülkelerine göç etti. Bu durumda, Osmanlı İmparatorluğu'nda 1876-77 yılında Osmanlı Kızılay'ının kurulmasıyla başlayan sistematik insani yardım diplomasi bugünkü göçlere karşı yapılan hizmetlerin temelleri attı. Osmanlı Kızılay’ı (Hilal-i Ahmer Cemiyeti) ve Kızılhaç’ın, hükümetler arası organizasyonlar (IGO) ve sivil toplum kuruluşları (STK) arasındaki ilişkileri incelendiğinde, Osmanlı Kızılay’ı arasında sistematik ve karşılıklı insani yardımın ve diplomasisinin hayati önem taşıdığı görülecektir.

Birinci Dünya Harbi ve sonrasında Millî Mücadele’de de insani yardım büyük önem arz etti. Hükümetin imkânlarının ordunun ihtiyaçlarını ancak karşılıyor olması daima diğer yardımların kabulünü de zorunlu kıldı. Bu çalışmamızla bu kısa girişten sonra Millî Mücadele sırasında yapılan yardımlara kısaca değinilip bugüne kadar kapsamlı bir çalışmanın konusu olmayan Mısır Müslümanlarının Milli Mücadele’ye katkıları ve Mustafa Kemal Atatürk’ün teşekkür mektupları üzerinde durulacaktır.

Tarihinin dönüm noktalarından biri muhakkak Türk İstiklal Harbi’dir. Birinci Dünya Harbi’nin (1914-1918) bir anlamda devamı olan bu harp, Türk’ün diriliş destanının yazıldığı yerdir. Zira Mondros Mütarekesi (30 Ekim 1918) ile orduları terhis edilerek varlığına son verilmek istenen bu ulus, olağanüstü bir gayret ve inançla yok olmaya karşı “Millî Mücadele”yi en iyi şekilde vererek 26 Ağustos 1922’de Anadolu’dan hiçbir durumda sökülüp atılamayacağını bir kere daha hasımlarına gösterdi.

30 Ekim 1918’de başlayan işgal sürecinde terhis edilmeyen birkaç kolordusu ve özellikle işgallerle filizlenen Kuva-yı Milliye ve ruhu ile yeniden kurduğu orduyu ve kazandığı zaferi önemli kılan durum ise Birinci Dünya Harbi sonrası tüm imkansızlıklara rağmen olmasıdır. Savaşın finansmanı memleketin kalan imkanları ile karşılanmaya çalışılmış, bu amaçla Tekalif-i Milliye Kanunu çıkarılmıştır. Pek tabi ki bu yeterli gelmeyecek, yeni kaynaklar arayışı içinde olunacaktır. Bu çerçevede Sovyetler ve Ankara Hükümeti ile imzaladığı anlaşmalar ile savaştan çekilen Fransız ve İtalyanlar da Millî Mücadeleye yardım edeceklerdir.1

Tüm bunlarla birlikte Anadolu insanının bu mücadelesini İslam’ın müdafaası olarak gören başta Hindistan Müslümanları olmak üzere sair İslam coğrafyasından da hatırı sayılır bir yardım Ankara’ya ulaştı. Yapılan araştırmalar, İslam dünyasından en fazla yardımın -bugünkü Pakistan’ın da dahil olduğu- Hindistan Müslümanlarından geldiğini göstermektedir. Şu da unutulmamalı ki Hindistan Müslümanları yardımlarını sadece Mili Mücadele döneminde değil, Balkan Harbi ve özellikle Birinci Dünya Harbi sırasında yoğun bir şekilde yapmışlardır.2

Yukarıda da belirtildiği üzere İslam dünyası açısından Millî Mücadele Birinci Dünya Harbi’nin bir devamı olarak görülmüştür. Bu sebeple olsa ki Müslümanlar tarafından Mustafa Kemal (Atatürk) ve arkadaşlarının başlattığı bu harekât İslamiyet’in ve Hilafet makamının kurtarılma gayreti olarak görülecektir; bu harekâtı başlatanlar da bu düşünceyi uygun davranacaklardır.

Nüfus bakımında İslam dünyasının en kalabalık kesimi olan Hint Müslümanları yardımları yanında Birinci Dünya Harbi ile birlikte fiilen İngiltere tarafından ilhak edilen Mısır Müslümanları da “istiklal ve vatan uğrunda” mücadele eden Anadolu insanına vefalarını göstermişlerdir. Arşiv kaynakları Mısır Hilal-i Ahmer Cemiyeti tarafından toplanan yardımların Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti vasıtasıyla Ankara’ya ulaştırıldığını göstermektedir.3

Çalışmamızın konusunu teşkil eden belgeleri diğerlerinden ayıran husus ise Mısır halkının Mısır Hilal-i Ahmeri vasıtasıyla yaptığı yardımlar ve buna karşı Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın teşekkür mektuplar hakkında olmasıdır.

Mısır’dan gönderilen ilk yardımlar Ankara’ya Sakarya Meydan Muharebesi’nden sonra ulaştı. 11 Aralık 1921 tarihli vesikada Mısır Hilȃl-i Ahmer Cemiyeti Muhteremesi’nin Anadolu’da istiklȃl ve vatan uğrunda mecrûh düşmüş Müslüman gazilerin acılarını dindirmek için sarf edilmek üzere” 37.600 Osmanlı Lirası karşılığı 5.000 İngiliz Lirası gönderildiği belirtilmektedir. Bu yardım karşılığında ise Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri yardımı gönderenlere teşekkür mektubu yazmıştır:

kızoviç

Efendim Hazretleri,

11 Kânûn-ı Evvel 37 [1921] tarih 149/882 numaralı tezkere-i ȃlileri cevabıdır. Mısır Hilȃl-i Ahmer Cemiyeti muhteremesinin Anadolu’da istiklȃl ve vatan uğrunda mecrûh düşmüş kuzȃt-ı İslamiyyenin tehvîn-i ȃlȃmına sarf edilmek üzere mürsel beş bin İngiliz Lirası taraf-ı ȃlilerinden Osmanlı evrak-ı nakdiyyesine tahvil ettirilerek tahsîl eden memura tediyesi muhavvel 37.600 yalnız otuz yedi bin altı yüz Lira-yı Osmani Ankara Bank-ı Osmani Şubesi’ne vürûd ve taraf-ı ȃcizanemizden ahz olundu.

İşarı vȃkıanıza ve Hilȃl-i Ahmeri’nin talebine binȃen makbûz makȃmına kaim olmak üzere bu paranın sûret-i aharini Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’nden müessir müşarun ileyheye hitȃben alınan bir kıtʻa mektup melfûfen takdîm-i huzûr-u ȃlileri kılınmıştır.

Hilȃl-i Ahmer Murahhası Hilmi Ali

Mektup Mısır Hilȃl-i Ahmeri’ne gönderildi. 5 Nisan 1338 [1922]

Kızılay Arşivi, 18/178

 

Diğer yardım ise “5.140 İngiliz Lirası 15 Sterlin ve 2 Pens karşılığı 32.592 Osmanlı Lirası 2 Kuruş” miktarındadır. Bu yardım mukabilinde de Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Başkumandan Müşir Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri teşekkür mektubunu Mısır Hilal-i Ahmer Cemiyeti’ne gönderecektir:

kızılayoviç

Hilȃl-i Ahmer Merkez-i Umûmi Riyȃset-i Celîlesi’ne

Arz-ı ȃcizanemdir,

11 Şubat 338 tarih [11 Şubat 1923] 97 numaralı tahrîrȃt-ı devletleri cevabıdır.

Anadolu Harbi musabzâdegânı ihtiyacatına sarf edilmek üzere Mısır Hilȃl-i Ahmer Cemiyet-i muhteremesince cemʻ olunan ianattan üçüncü defa olarak vürûd eden emȃnet hesabımıza kayd olunan beş bin yüz kırk İngiliz Lirası on beş siterlin ve iki pens muâdili otuz iki bin beş yüz doksan iki lira kırk kuruşun heyet-i ȃcizanemizce kabul olunduğu ve teşekkürü mütedammin Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Başkumandan Müşir Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’nin istihsal olunan bir kıtʻa tezkere cemiyet-i müşȃrun ileyhe bera-yı irsȃli melfûfen takdîm-i huzûr-u devletlü kılınmıştır. Ol-bâbda emr-u fermȃn hazreti men lehü’l-emrindir.

Hilȃl-i Ahmer Murahhası Hilmi Ali

Mektup Mısır Hilȃl-i Ahmeri’ne gönderildi. 19 Nisan 1338 [1922].

Kızılay Arşivi, 18/181

 

Kayıtlar, yardımların Büyük Taarruz’dan sonra da devam ettiğini göstermektedir. Anadolu işgalcilerden kurtarılmış, bunu bedeli ise ağır olmuştur: Geride binlerce yetim ve kimsesiz insan ve yaralı kalmıştır ve acılarının da giderilmesi gerekmektedir.

İcra Vekilleri Heyeti’nin Roma temsilcisi olan Câmi Bey’in 28 Kasım 1922’de Ankara’ya yazdığı yazının içeriğini öğrenen İngilizler Mısırlıların 5.000 TL gönderdiklerini ve Mısır Kızılayı’nın reisi Ömer Tosun Paşa’nın benzer bir miktarı Türk Kızılay’ı üzerinden göndereceğini belirtir.4

Kızılay Arşivi’nde tesadüf ettiğimiz bir başka belge yukarıdaki bilgiyi de teyit etmektedir. “İki defa beş biner lira” olarak gönderilen yardımlara Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri teşekkür mektubu yazacaktır:

 

kızılay

Osmanlı Hilȃl-i Ahmer Cemiyeti

                                                                                                   Ankara 30/12/1338 [Şubat 1923]

 

              Merkez-i Umûmi Riyȃset-i Celîlesi’ne

170 ve 123 numara ve 24 Teşrîn-i Evvel ve 12 Teşrîn-i Sȃni 38 [Ekim Kasım 1922] tarihli tahrîrȃt-ı aliyyeleriyle Mısır Hilȃl-i Ahmer’inden mürsel iki defa beş biner liraya ait Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’nden istihsal mütebaki bir kıtʻa teşekkür mektubu melfûfen tesyȃr kılınmıştır, efendim.

Hilȃl-i Ahmer Murahhası Hilmi Ali

Mısır Hilȃl-i Ahmeri’ne teblîğ edilmek üzere kaleme, Melfuf mektup gönderildi. 3/1/39 [Mart 1923]

Kızılay Arşivi, 18/194.

Mustafa Kemal Paşa, Hindistan Müslümanlarının gönderdiği yardımları Maliye Vekaleti hesabına aktarmamış, Osmanlı Bankası’nın Ankara Şubesi’nde adına açılan hesaba yatırmıştır.5 Mısır Müslümanlarının yardımları da belgelerden anlaşıldığı üzere aynı bankanın Ankara Şubesi’ne yatırılacaktır. Bu hesaptaki para gerekmedikçe devlet ve askeri ihtiyaç için kullanılmamış, daha çok gaziler ve şehitlerin yakınlarının ihtiyaçlarını temin için kullanılmıştır.6

Sonuç olarak, dönemin tek bağımsız İslam coğrafyasının işgali karşısında İslam dünyası, içinde bulunduğu şartlar da düşünüldüğünde sessiz kalmamış, yardıma koşmuştur. Hindistan Müslümanlarının gayretleri hakkında geniş bir literatür vardır. Bununla birlikte özellikle kendileri bir sömürge olan Mısır Müslümanlarının bu gayreti fazla bilinmemektedir. Çalışmamızın bu eksikliğe dikkat çekeceğini belirterek, bir kere daha bu coğrafyayı bize vatan eden aziz şehitlerimizi saygıyla andığımızı ifade etmek isterim.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Dipnotlar

1Alptekin Müderrisoğlu, Kurtuluş Savaşı’nın Mali Kaynakları, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara 2013, s. 523-533.

2Müderrisoğlu, a.g.e,, s. 533; Cemal Sezer, Ömer Metin, “Balkan Savaşlarından Milli Mücadeleye Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin Yardım Faaliyetleri (1912-1922)” Tarih Araştırmaları Dergisi, Cilt: 32, Sayı: 54, s. 67-182; Musa Gümüşsu, Kurtuluş Savaşı’nın Finansmanı İçin Yapılan Ekonomik ve Mali Çalışmalar (1920-1923), Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi , Tarih Anabili Dalı, Doktora Tezi, Ankara 2004, s. 222-223.

3Sezar, Metin, a.g.m. s, 170; Ü. Gülsüm Polat, “Millî Mücadele Sürecinde Mısır İle Kurulan Bağ ve “Kemalist Propaganda” Algısı” Akademik Ortadoğu, s.58.

4Polat, a.g.m., s. 58.

5Müderrisoğlu, s. 525-533.

    6Müderrisoğlu, s. 533.

 

Kaynakça
Kızılay Arşivi, 18-178.
18-181.
18-194.
Alptekin Müderrisoğlu, Kurtuluş Savaşı’nın Mali Kaynakları, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara 2013.
Cemal Sezer, Ömer Metin, “Balkan Savaşlarından Milli Mücadeleye Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin Yardım Faaliyetleri (1912-1922)” Tarih Araştırmaları Dergisi, Cilt: 32, Sayı: 54.
Musa Gümüşsu, Kurtuluş Savaşı’nın Finansmanı İçin Yapılan Ekonomik ve Mali Çalışmalar (1920-1923), Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Tarih Anabilim Dalı, Doktora Tezi, Ankara 2004.
Ü. Gülsüm Polat, “Millî Mücadele Sürecinde Mısır İle Kurulan Bağ ve “Kemalist Propaganda” Algısı” Akademik Ortadoğu, s.58.
DİĞER MAKALELER
Mısır Müslümanlarının Milli Mücadele'ye Yardımları ve Mustafa Kemal Atatürk'ün Teşekkürü
Osmanlı Tarihi
Elmalılı Hamdi Yazır: Sultan Abdulhamid’in Tahttan İndirilişinde Bir İslâm Alimi

Osmanlı son dönem alimlerinden biri olan Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır(d. 1878/ö. 1942), bir geçiş dönemi alimi ve siyasetçisi olarak, hem Osmanlı Devleti’nin yıkılışına, hem de Cumhuriyet’in kuruluşuna şahit olmuş bir şahsiyettir. Halk nazarında ise daha çok Hak Dini Kur’an Dili adlı meşhur tefsiriyle bilinir. Meşrutiyet idaresini destekleyerek Sultan II. Abdulhamid devrindeki siyasî duruşunu da ortaya koyan Elmalılı Hamdi, II. Meşrutiyet’in ilk meclisine Antalya mebusu olarak girmiş ve Sadrazam Damad Ferit Paşa’nın ilk hükümetinde, Evkâf Nâzırlığı yani günümüz ifadesiyle Vakıflar Bakanlığı yaptı(1918-19). Bununla birlikte Elmalılı Hamdi Yazır, dönemin İslâm halifesi ve Osmanlı padişahı II. Abdulhamid’in tahttan indirilme fetva müsveddesini kaleme alarak ve meclis kürsüsünde okuyarak söz konusu hal/tahttan indirme olayında etkili oldu. Onun, “Hayatımda yaptığım en büyük hata, Sultan Abdulhamid’in hal’ine karışmamdır.” şeklindeki ifadeleri, o dönemde karıştığı bu olaydan duyduğu pişmanlığı göstermesi açısından önemlidir. Fakat burada şu hususu da özellikle belirtmeliyiz ki, onun siyasî anlamda içerisinde bulunduğu bu tercih, günümüzün en güvenilir tefsirlerinden biri olan eserini ve ilmî kimliğini gölgeleyemez. Yazımız, meşhur müfessir ve siyaset adamı Elmalılı Hamdi Yazır ve Sultan II. Abdulhamid’in hal’inde yani tahttan indirilişinde oynadığı rol üzerine olacaktır.

KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun