Milli Mücadele Döneminde Cevat Paşa'nın Rolü

Milli Mücadele Döneminde Cevat Paşa'nın Rolü

Milli Mücadele süreci, toprağında filizlendiği memleketini işgalcilerin elinden kurtarma arzusuyla canını ortaya koyan binlerce adsız kahramana şahit olduğu gibi, bu sürecin başlamasını sağlayan ve mücadelenin tertipli bir şekilde ilerlemesi adına elini taşın altına sokan önemli aktörlere de sahne oldu. Bu aktörlerden en önemlilerinden birisi ise gerek Kuva-yı Milliye fikrini destekleyen gerek ise Milli Mücadele’nin komuta kademesinde bulunan Cevat Paşa’dır. Samsun’a yol almak isteyen Mustafa Kemal ile Damat Ferit arasındaki gerilimde uzlaşmayı sağlayan ve bununla birlikte genç ve yetenekli komutanların Anadolu’ya kilit görevlere atanması ve görev yerlerine intikallerinde önemli rol oynayan Cevat Paşa, bu mücadeleye verdiği destek ve onurlu duruşuyla emsal gösterilecek önemli bir komutandı.

BEYAZ TARİH / MAKALE

Cevat Paşa, Kurtuluş Savaşı’nın en önemli aktörlerinden birisi olarak savaşın komuta kademesinde bulunan ve kurtuluş fikrinin doğuşunda etkin rol üstlenen önemli bir paşadır. Cevat Paşa, düşman işgali altında çırpınan aziz vatanın kurtuluşu için elinden geleni yaptığı su götürmez bir gerçektir. Bununla birlikte genç ve yetenekli komutanların Anadolu’ya kilit görevlere atanması ve görev yerlerine intikalleri Cevat Paşa’nın gayretleri ile oluşan kritik hamlelerdir.

cevat reis
İstiklal Madalyası sahibi Orgeneral Cevat Çobanlı

Cevat Paşa, Ankara’da konuşlanan 20. Kolordu’nun başına Ali Fuat Paşa’nın, Erzurum’da terhis edilmeyen 15. Kolordu’nun başına Kazım Karabekir Paşa’nın getirilmesinde önemli rol üstlendi. 19 Mayıs’ta Mustafa Kemal Paşa’nın geniş yetki ve kadroyla Samsun’a çıkarılması ve Kurtuluş’u sağlayacak yeni siyasi-askeri yapılanmanın Anadolu’da teşkili onun Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisliği sırasında desteği ile oldu. Tüm bu destekler nasıl mı gerçekleşti? Gelin birlikte inceleyelim.

Mustafa Kemal’e Destek

Mustafa Kemal’in Milli Mücadele kıvılcımları için Samsun’a gidişinde en büyük desteği Cevat Paşa’nın verdiği bilinmektedir. 13 Mayıs 1919 günü Nişantaşı’nda Sadrazam Damat Ferit Paşa ile konaktaki yemekte Damat Ferit Paşa, Mustafa Kemal’in Müfettişlik görevine razı olmamıştı. Cevat Paşa duruma müdahale ederek Mustafa Kemal Paşa’yı yaşamının en zor anlarından birini aşmasını sağladı. Böylece masada harita başındaki kriz sona erdirdi. Cevat Paşa’nın krizi usta bir şekilde yönetmesi ulusal kurtuluşa giden yolda önemli bir adım olan Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a doğru yola çıkmasını sağladı.

çobanlı
Cumhuriyetin 10. yıldönümü törenleri, 29 Ekim 1933
Orgeneral Cevat Çobanlı, Mareşal Fevzi Çakmak ve Mustafa Kemal Atatürk

Bu görüşmenin hemen ardından Cevat Paşa ve Mustafa Kemal Teşvikiye’nin  karanlık sokaklarında bir saatten fazla yürüdü. Artık saklamaya gerek duymadıkları bir sevinçle ağabey-kardeş gibi Mustafa Kemal’in anlatımıyla “kol kola” söyleşirken, Cevat Paşa çok sevdiği ve güvendiği Mustafa Kemal’in gözlerinden okuduğu kararını sözleriyle de duymak ister:

Cevat Paşa:

            — Bir şey mi yapacaksınız Kemal?

Mustafa Kemal Paşa:

            — Evet, bir şey yapmak istiyorum.

Cevat Paşa:

            — Allah muvaffak etsin.

Mustafa Kemal Paşa:

— Muvaffak olmaya gayret edeceğim, der ve ayrılırlar.

Mustafa Kemal ile Cevat Paşa sık sık haberleşirlerdi. Cevat Paşa haberleşmesini şöyle anlatıyor:

“Atatürk’le bu tarihten sonra sık sık haberleşirdik. Fedakâr bir posta görevlisi vardı. Ortalık kararıp el ayak çekildikten sonra gizlice kapıyı çalar, Anadolu’dan bana gelen telgrafları bırakırdı.”


çobanlıı
Halkı Kurtuluş Savaşına çağıran el yapması duvar ilanı
Üstte "Halâskaran İslam", altta "Misak-ı Milli" yazıları görülüyor. Üstte Mustafa Kemal Atatürk, diğer resimlerde Milli Mücadele döneminin komuta kadrosu yer almaktadır. Cevat Paşa altta sağdan ikinci resimde görülmektedir.

Yunanlılara Kaptıracak Ne Bir Silah Ve Ne De Bir Fişeğimiz Var!

Takvimler 15 Mayıs 1919’u gösterdiğinde Yunanlılar İzmir’i işgal ederek geçtikleri yerlerde bulunan savunmasız Türk vatandaşlarını öldürüp mallarını yağmaladılar. İzmir’den sonra Urla, Çeşme, Torbalı ve Menemen’ i işgal etmeleri üzerine, Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Cevat (Çobanlı) Paşa, 22 Mayıs 1919 tarihinde tüm birliklerine bir şifre emir gönderdi. Bu şifre emirde, “Yunanlıların Menemen’i işgallerinde, orada mevcut bulunan mitralyöz ve cephaneyi mukavemet edilmeden teslim aldıkları esefle bildiriliyordu. Buna göre devletin Yunanlılara kaptıracak fazla ne bir silahı ve ne de bir fişeği vardı. Öyleyse bu gibi tehlikelere maruz malzeme, silah ve cephane emin yerlere naklettirilmeli ve silah teslimi gibi zilletlere meydan verilmemesi” isteniyordu.

Anadolu’nun içlerine doğru yapılan bu acımasız işgal, elbette bir gün durdurulacak ve bunun için de silaha sarılanacaktı. Bunu çok önceden Erkân-ı Harbiye-i Umumîye Reisi olan Cevat Paşa, cesurca emir vererek bu konuda dik duruşunu ve vatansever bir komutan olduğunu gösterdi. Zira Mondros Mütarekesi gereğince silahların müttefiklere teslimi gerekiyordu. Hâlbuki bu işi uygulamaya memur olan en yetkili bir makam, mütarekenin bu hükmünü hiçe sayarak silahların teslim edilmemesini emrediyordu. İşgale karşı kararlı bir tutum sergileyen Cevat Paşa, emrindeki Milli Mücadele komutanlarına kıvılcım olmuştur.

milli mücadele
Yadigârı Mîsâk-ı Millî tablosu – 1922
Üstte
Gazi Mustafa Kemal Atatürk bulunmaktadır. Soldan sağa birinci sıradakiler; H. Rauf Orbay, Bekir Sami Kunduh. İkinci sıra; Nurettin Paşa, Muhittin Paşa, General Ali İhsan Sabis, General Kâzım Karabekir, General Cevat Çobanlı, General İsmet İnönü. Üçüncü sıra; General Cafer Tayyar Eğilmez, General Halit Karsıalan, Selahattin Adil Paşa, Mareşal Fevzi Çakmak, General Kemalettin Sami Gökçen, General Refet Bele. Dördüncü sıra; Şehit Yb. Nazım Bey, General Kâzım Özalp.

Üçlü Misak: Cevat Paşa, Fevzi Paşa Ve Mustafa Kemal Paşa

15 Mayıs 1919 günü Fevzi Paşa, işgalcilerin baskısı ile görevden alınması üzerine yerine Cevat Paşa getirildi. Fevzi Paşa ile Cevat Paşa arasında devir-teslim işleri yapılırken 9. Ordu Kıt’aatı Müfettişliği’ne tayin edilen Mustafa Kemal Paşa Erkan-ı Harbiye Reisliği’ne kendilerini ziyarete gelir. Cevat Paşa, Fevzi Paşa ve Mustafa Kemal üçü bir arada odaya kapanarak harita başında çalışırlar. Mustafa Kemal Fevzi Paşa’ya, “Paşam vaziyeti nasıl mütalâa ediyorsunuz?” diye sorar. Fevzi Paşa da âdeta gök gürler gibi bağırarak, “Anlamıyorum ki efendim, (sağ elinin şehadet parmağı ile haritada İstanbul noktasını göstererek) buradaki rahatımızı feda etmemek için koskoca memleketi veriyoruz.’’ demiştir.  Ayrıca bu önemli görüşmede Ulukışla’da tutulan 20. Kolordu’nun Ankara’ya intikali sorunu halledilir. Bu ziyaret sırasında üçlü arasında, Fevzi Paşa’nın “Üçlü Misak” adını verdiği, bir mutabakat yapılır.

Fevzi Paşa bu hadiseyi şöyle nakleder:

Mustafa Kemal Paşa veda için Erkânı Harbiye-i Umumiye Dairesi’ne geldi. Şimdi üçümüz beraber gayet samimi bir surette umumî vaziyeti mütalâa ve tetkike koyulduk. Mustafa Kemal Paşa da bu beş maddeyi muvafık gördü. Anadolu’da bir Milli İdareyi nasıl vücuda getireceğimizi konuşurken Mustafa Kemal Paşa büyük bir metanetle şunları söyledi:

— Zaten ben bunu tahakkuk ettirmek üzere Anadolu’ya gidiyorum. Buradan verilen emirleri dinlemeyeceğim. Kahraman milletimin sinesinde hayatımı feda edinceye kadar çalışacağım.

            Bu sözlerden duyduğumuz heyecanla ayağa kalktık. Mustafa Kemal Paşa’nın ellerine sarıldık, gözlerimiz yaşlı vatanın kurtulması için beraber çalışacağımıza ve bu uğurda hiçbir şeyden çekinmeyeceğimize üçümüz beraber yemin ettik. Ve bu azimle Milli İstiklale kavuştuk.”

İşte bu üç paşanın büyük yemini ile birlikte vatanın kurtuluş mücadelesi sürmüştür.

cevvov
Milli Mücadele döneminde kartpostalda Cevat Paşa portresi.

İstanbul’un işgali ve Cevat Paşa’nın Asil Duruşu

İstanbul’un işgal edilmesiyle Fransız Generali Franchet d’Espèrey elinden gelen her türlü baskıyı uyguluyordu. Türklüğe hakaret için hiçbir fırsatı kaçırmayan d’Espèrey bir Fransız askerine -hem de Senegalli zenci bir müstemleke neferine- bir Türk miralayı selâm vermedi diye makamına çağırtmış, hükümet namına derhal tarziye verilmesini istemiş ve Miralay cezalandırılmazsa, Harbiye Nazırının derhal istifa etmesini bildirmişti. Harbiye Nazırı Yaver Paşa bunun üzerine istifa etmek istemiş, Padişah Vahdeddin mâni olarak hemen ziyaret etmesini meseleyi “Hüsn-ü suretle halletmesini ve icap ediyorsa tarziye verilmesini...” irade etmişti. Harbiye Nazırı Ömer Yaver Paşa Fransız gene­raline gitmiş, öylesine soğuk bir muamele ile karşılaş­mıştı ki, Tevfik Paşa’nın yanına döndüğü zaman çocuk gibi ağlamış ve “İcabında beni kovabilirsiniz. Fakat ben bu makam­da artık duramam. Bir Ermeni tercümanının yanında ayakta durdum...” demişti.

cevval adam
Harbiye Nazırı Cevat Paşa

Sadrazam Tevfik Paşa bu duruma çok şaşırır. O esnada yanında bulunan Erkân-ı Harbiye Reisi Cevat Paşa durumu görür. Çare arayan Tevfik Paşa, Cevat Paşa’ya dönüp, “Paşa Hazretleri…  Bu adamlar sizi Çanakkale’den iyi tanırlar.  Acaba zat-ı âlileri bir delâlet ziyaretinde bulunmaz mısınız?”  diye sorar.

Cevat Paşa sükûnetle, şu cevabı verir:

“Bendeniz giderim. Fakat Yaver Paşa Hazretlerinin maruz kaldıkları muameleye muhatap olursam oradan iki cenaze çıkar. Evvelâ bu küstah herifi, yere sererim, ikinci kurşunla da böyle yaşamak yerine ölümü tercih ederim. Bu bir tahammül meselesidir.”

Cevat Paşa, bu asil ve dik duruşundan on dört gün sonra değişen Tevfik Paşa kabinesinde yer almamıştır.1

Kuva-yı Milliye'nin Doğuşu

Kuva-yı Milliye fikri ilk olarak Batı Anadolu’da, İzmir’in işgalinin gerçekleştiği günlerde ortaya çıktı. 15 Mayıs 1919 tarihinde Burdur Askerlik Şubesi Başkanı İsmail Hakkı Bey, telgrafında: “Halkın çoğunluğuna dayanacak şekilde bir teşkilat yapılmasını ve bunların mümkün mertebe el altından silahlandırılmasını” teklif ediyor, ertesi gün gönderdiği telgrafta da “Her şube dairesinde cihet-i mülkiye ve askeriye marifetiyle gizli yapılacak mukavemet-i Milliye merkezleri teşkilatın çekirdeği olacağını” belirtiyordu.

arkadaşlık
Kurtuluş Savaşının kahraman komutanları
Birinci sıra; Korg. Ali Fuat Cebesoy, Org. Cevat Çobanlı, Mareşal Fevzi Çakmak, Korg. Kazım Karabekir, Org. Fahrettin Altay.
İkinci sıra; Korg. Kazım İnanç, Korg. Ali Sait Akbaytugan, Korg. Ali Hikmet Ayerdem, Korg. Kemalettin Sami Gökçen, Tümgeneral Cafer Tayyar Eğilmez, Org. İzzettin Çalışlar, Korg. Şükrü Naili Gökberk

Üçüncü sıra; 3. sıra; Korg. Asım Gündüz, Alb. Alaaddin Koval, Tümgeneral Mehmet Sabri Erçetin, Alb. Mehmet Sabit Noyan, Alb. Ömer Halis Bıyıktay.

İsmail Hakkı Bey’in önerisi doğrultusunda 57. Fırka Kumandanı Albay Şefik (Aker), Harbiye Nezareti’ne bölgedeki durumu ve bu duruma karşı çareyi de içeren bir rapor sundu. 23 Mayıs 1919 tarihli bu raporda Albay Şefik Bey; “…Durumun ıslahı için “Kuva-yı Milliye” teşkilatı vücuda getirmenin en iyi tedbir olacağını” bildiriyordu.

Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Cevat Paşa, Albay Şefik Bey’den aldığı raporu okuduktan sonra, raporun sonundaki “Kuva-yı Milliye kurulmalıdır” cümlesinin altını çizerek, “Son fıkra gayet önemlidir acele edilmesi lazımdır.” diye not düşmüştü.

Cevat Paşa’nın tarihe düştüğü bu not, Milli Mücadele’nin fikriyle yoğrulduğu ve bu çerçevede gayretini göstermektedir. Vatan müdafaası için birçok subayın kurtuluş mücadelesi azmiyle Cevat Paşa’ya gelmesi ve onları büyük bir özveriyle destek vermiştir.

Cevat Paşa’ya başvuranlardan biri de Albay Kazım (Özalp) Bey’dir. Albay Kazım Bey Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Cevat Paşa’dan 61. Tümen Kumandanlığı’nı ister. Kurtuluş Savaşı’nın bu önemli kahramanının isteğini geri çevirmeyen Cevat Paşa, bu görüşmede:

— Aferin Kazım, dedi, ben onu güvende, bu zamanda bir askere, bir fırkanın değil elimde mevcut bulursa, bir ordunun kumandasını tereddütsüz verebilirdim. Sana 61. Fırka Kumandanlığı ile birlikte, kavganda yalnız kalmayacağına seni büsbütün inandıracak bir de müjde veriyorum: Mustafa Kemal de aynı kararla dün, İstanbul’dan Samsun’a hareket ettisözleriyle müjdeledi ve muvaffakiyetler diledi.

mgk cumhuriyet

Mustafa Kemal Atatürk başkanlığında Yüksek Askeri Şura toplantısı. 28 Aralık 1925
Soldan sağa;
Ferik Ali Sait Paşa, Ferik Yakup Şevki Paşa, Ferik Cevat Paşa, Mareşal Fevzi Paşa, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa, Milli Savunma Bakanı Recep (Peker) Bey, Org. Fahrettin Altay ve Deniz Amirali (?) (Türk Tarih Kurumu Arşivi İTÖ/SÜ/246-3)

Sonuç

Cevat Paşa Milli Mücadele döneminin ilk yıllarında elinden gelen gayretin fazlasını gösterdi, süreci iyi sevk ve idare etti. İngiliz işgaline karşı Anadolu’daki mücadeleyi sürekli olarak destekledi. Bu desteği sonucu 16 Mart 1920’de İngilizler tarafından tutuklanarak Malta’ya sürüldü. 670 gün süren çileli sürgünün ardından 15 Ocak 1922’de İtalyan vapuru ile vatana döndü. Döner dönmez de Ankara’ya geçerek Mustafa Kemal ile görüştü ve 9 Şubat 1922’de El-Cezire Cephesi Komutanlığı’na atandı. 29 Ağustos 1923’te İstiklal Harbi’nde gösterdiği başarısından dolayı 1525 numaralı kırmızı şeritli İstiklal Harbi Madalyası ile taltif edildi.

belgeoviç
Elcezire Cephesi Kumandanı Korgeneral Cevat Paşa’nın hizmetlerine karşılık 
kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ile taltifi. 5 Ağustos 1923 (Cumhurbaşkanlığı Cumhuriyet Arşivi)

belgeleviç
Osmanlı Genelkurmay Başkanı olan Cevat Paşa’nın Harbiye Nazırlığı’na tayin olunduğunu gösteren
Padişah Mehmed Vahdeddin ve Sadrazam Tevfik Paşa’nın imzalarını taşıyan irade. 19 Aralık 1918 (Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi)

 

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.
Yazar Hakkında
Ahmet YURTTAKAL

Araştırmacı yazar ve tarihçi Ahmet Yurttakal Çanakkale Muharebeleri ve askeri tarih üzerine çalışmalar yapmaktadır. Yazarın uzmanlık alanına dair farklı yayınlarda çok sayıda makalesi bulunurken yine Çanakkale Savaşlarını konu alan araştırma kitapları bulunmaktadır.

Dipnotlar
1Cemal Kutay, Milli Mücadelede Öncekiler ve Sonralar, Tarih Yayınları Müessesesi İstanbul 1963 s.84-85
2Cumhuriyet Gazetesi 27/28 Mayıs 1968

 

Kaynakçalar

Milli Savunma Bakanlığı Arşivi

Cevat Çobanlı Şahsi Dosyası

Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi

 İ.DUİT, 157/72

İ.DUİT, 9/47

İ.DUİT, 159/62

İ.DUİT, 178/40

Cumhurbaşkanlığı Cumhuriyet Arşivi

            30.18.1.1/7.27.5.

30.11.1.0/99.

35.14.1-14.7.

Türk Tarih Kurumu Arşivi

 OFS/21-6)

Cemal Kutay, Milli Mücadelede Öncekiler ve Sonralar, Tarih Yayınları Müessesesi, İstanbul 1963.

Baş, Nurdan. “Orgeneral Cevat Çobanlı’nın Askeri Ve Siyasi Faaliyetleri” Gazi Üni. Sosyal Bilimler Enst., (Yüksek Lisans Tezi) Ankara 2013.

Baycan, Nusret, “Orgeneral Cevat Çobanlı” Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Sayı: 20, Cilt:VII, Mart 1991.

Baycan, Nusrat, "Orgeneral Cevat Çobanlı" Askeri Tarih Bülteni, Sayı 13, Ağustos 1988 Genkur. Basımevi Ankara 1988.

Coşkun Alev, Samsundan Önce Bilinmeyen 6 Ay, Cumhuriyet Kitapları, İstanbul 2008.

Toker, Hülya, Çanakkale Muharebelerine Katılan Komutanların Biyografileri Çanakkale, ATASE Yayınları, Ankara 2014.

"Türk İstiklal Harbi’ne Katılan Tümen ve Daha Üst Kademelerdeki Komutanların Biyografileri" Genelkurmay ATESE Yayınları, Ankara 1989.

Yurttakal, Ahmet. Cevat Çobanlı Paşa / Çanakkale Kahramanı, Malatya Valiliği Yayınları, Malatya 2014.

Yurttakal, Ahmet. 18 Mart Kahramanı Cevat Paşa, Çanakkale Belediyesi Yayınları, Çanakkale 2018.

Cumhuriyet Gazetesi - 27/28 Mayıs 1968

Tan Gazetesi - 15 Mart 1938

DİĞER MAKALELER
Milli Mücadele Döneminde Cevat Paşa'nın Rolü
Türk Tarihi
Türklerin İslamiyet'i Kabul Psikolojisi

Türklerin İslâmiyet’i kabulüyle neticelenen tarihî sürecin siyasî, askerî ve tarihî safhaları ile ilgili muhtelif çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalar, konu hakkında bilinmeyen birçok hususu aydınlığa kavuşturmakla birlikte muhtelif tez ve düşüncelerin ortaya çıkmasına da zemin hazırlamıştır. Ortaya çıkan görüş farklılıkları içerisinde en dikkat çekicisi, “Türklerin, önceden mensup oldukları inanç sistemi ve hayat tarzıyla büyük bir benzerlik taşıyan İslâmiyet’i kabulde hiç zorlanmadıkları ve bu yeni dinle tanışmalarından hemen sonra çok hızlı bir şekilde ve toplu olarak İslâmiyet’i kabul ettikleri” görüşüne karşı “aslında bu sürecin hiç de söylendiği gibi kısa sürede ve kolay olmadığı, hatta Türkler arasında İslâmiyet’in cebrî bir surette yayıldığı” iddiasıdır. Konuyu ele alan araştırmacıların, aynı tarihî kaynaklardan istifade etmiş olmalarına rağmen, çok farklı neticelere ulaşmaları veya birbirine taban tabana zıt görüşler ileri sürmeleri ilginçtir. Kanaatimizce bu durumun sebebi, meselenin sadece tarihî hadiselerden hareketle ele alınması ve buna bağlı olarak sözkonusu sürecin sosyal, psikolojik, kültürel ve iktisadî cephelerinin ya ihmal edilmesi ya da kişisel görüş ve kanaatlere göre şekillendirilmiş olmasıdır. Hâlbuki Türklerin İslâmiyet’i kabul sürecini, sadece tarihî kaynaklarda yer alan bilgileri, hele de bu bilgilerin bir kısmını veya istenen kısımlarını ele almak suretiyle izah etmek mümkün değildir. Zira sözkonusu süreç, tarihî olduğu kadar sosyolojik, psikolojik, kültürel ve hatta iktisadî cepheleri olan çok yönlü bir değişim sürecini kapsamaktadır. Bu bakımdan bir “din değiştirme” hadisesi olan Türklerin İslamiyet’i kabul sürecini, özellikle psikolojik ve sosyolojik yönlerini esas almak suretiyle değerlendirmek, meselenin izahı için daha “doğru” ve “gerçekçi” bir bakış açısı oluşturma konusunda büyük önem taşımaktadır.

KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun