Sudan Devrimi'nin Tarihi, Siyasi, Ekonomik ve Demografik Arka Planı

Sudan Devrimi'nin Tarihi, Siyasi, Ekonomik ve Demografik Arka Planı

Arap Baharı’nı teğet geçen Sudan’da 19 Aralık tarihinden beri sular durulmuyor. Sübvansiyonların kaldırılmasına bağlı olarak ekmek, yakıt, tüp ve elektriğe gelen zamlar halkın ayaklanmasına yol açmış, bu dönemde gerçekleşen protesto gösterileri sonucunda otuz yıldır iktidarını koruyan Ömer El Beşir koltuğundan olmuştu. Peki ne oldu da Sudan’da durum bu hale geldi? Hangi ekonomik ve sosyolojik faktörler Sudan’daki bu ayaklanmayı tetikledi? Afrika Araştırmacıları Derneği Araştırmacısı Kaan Devecioğlu ile bölge üzerine yaptığı çalışmalarla bilinen gazeteci Zeynep Karataş konuya dair derin analizlerini Beyaz Tarih için kaleme aldı.

BEYAZ TARİH / MAKALE

Sudan’da 19 Aralık’ta ekonomik sorunlar temel çizgisinde başlayan protestolar, zamanla rejim karşıtı bir hal almış ve 6 Nisan’da zirve noktasına ulaşarak başkent Hartum’daki ordu karargahının önünde oturma eylemlerine dönüşmüş; bu bağlamda 11 Nisan’da ordunun yönetime el koymasıyla “Geçici Askeri Konsey” (GAK) ve protestocuların çatı örgütü “Özgürlük ve Değişim Güçleri Birliği” (ÖDGB) yöneticileri arasında sivil geçişin sağlanması hakkında yeni bir sürece evirilmiştir.

Buradan hareketle çalışmada ilk olarak Sudan’da yaşanan protestoların ortaya çıkmasındaki temel sebep olarak ülkede yaşanan ekonomik darboğazın görülmesinden dolayı tarihsel perspektiften analiz edilecek; takip eden bölümde ise protestolar da öncü rol oynayan Sudan’daki genç nüfus demografik dönüşüm perspektifinden anlamlandırılacaktır. Bu yazıda ülkedeki demografik göstergelerin analiz edilmesinin temel nedeni, yaşanılan gösterilerde özellikle genç nüfusun rolünün yüksek olmasıdır. Dolayısıyla söz konusu genç nüfus dinamiği anlamlandırılarak Sudan toplumunda yaşanan değişim ve dönüşümlerin protestolar bağlamındaki etkisi tespit edilecektir.

Tarihsel Perspektiften Sudan Krizinin Politik Ekonomisi

Sudan krizinin ekonomi politik analizi tarihsel perspektiften 4 temel yaklaşımla açıklanabilir. Birincisi, 2011 yılında Güney Sudan’ın Sudan’dan ayrılmasıyla petrol gelirlerinde ciddi kayıplar yaşanmasıdır. İkincisi, protestoların ekonomi temel çizgisinde ülkenin merkez ve çevre olmak üzere farklı bölgelerde başlaması Sudan’ın İngiliz sömürge yönetiminden kalan mirasıdır. Üçüncüsü, hükümetin kendi çevresinden dar bir zümre oluşturarak kliyentalist bir şekilde yolsuzluk ve kayırmacılık politikaları gütmesidir. Dördüncüsü ise güvenlik harcamaları bağlamında kamu bütçesinin olumsuz etkilenmesidir.

Birincisi, Sudan ekonomisini derinden sarsan en temel durum 2011 yılında Güney Sudan’ın Sudan’dan ayrılmasıyla petrol gelirlerinin yaklaşık % 75’ini kaybetmesi sonucunda ortaya çıktı. (Devecioğlu, 2019) Nitekim takip eden süreçte ülke ekonomisinde her geçen yıl daha da belirginleşen durgunluk halkın kısa dönemli protesto gösterilerine neden oldu. Söz konusu protesto gösterilerinde el-Beşir iktidarı sert müdahalelerde bulundu ve bu gösterileri bastırdı. Ancak özellikle 2018 yılının son çeyreğinde yaşanan dramatik nakit kıtlığı ülkedeki tüm ekonomik sektörleri derinden etkiledi. Bu bağlamda temel yaşam ürünlerinde yaşanan dramatik artış (bir ekmeğin fiyatı 1 Sudan Cüneyhinden (Paund) 3 Sudan Cüneyhine yükselmiştir) halkın 19 Aralık’ta başta Port Sudan ve Omdurman (Hartum’un Kuzey Batısı) kentlerinde olmak üzere protesto gösterilerine sebep olmuş; zamanla başkent Hartum’a ve tüm ülkeye yayılmıştır.    

İkincisi, 19 Aralık’tan bu yana yaşanan protestolar, hem bölgesel hem de toplumsal anlamda merkez ve çevre dağılımı açısından daha önce yaşanan benzer protestolardan ayrılmaktadır. Ayrıca ülke dönemsel olarak liberal kemer sıkma politikaları (özellikle 2000’li yıllar) uygulamaktadır. Bu ayrımı anlamak için Sudan’ın özellikle sömürge döneminde siyasi ve ekonomik kaynakların merkezde toplanması nedeniyle tarihsel arka planını incelemek gerekmektedir.

Sömürge döneminde Sudan’ın ekonomik ve toplumsal yapısı, merkezi bölgelerde uygulanan ihracata dönük tarım politikası ve seçkinlerden oluşturulmuştu. Bağımsızlık sonrası süreçte ise mevcut ekonomik yapı korunmuş ve söz konusu seçkinler  yönetimi sürdürmüştür. Ülkenin merkezinde bulunan bu entelektüel tabaka tarafından ülkenin güneyi ve Darfur bölgesi marjinalleştirilmiş; ekonomik kaynaklar merkezi bölge ve çevresinde kullanılmıştır. Güç ve servetin “merkezde” toplanmasını öngören bu sistem ülkenin güney bölgelerinde ve Darfur’da yaşanan silahlı protestoların temelindeki neden olarak gösterilebilir.

Sudan’da bağımsızlıktan günümüze kadar iktidara gelen hem sosyalistler hem de İslamcılar bu sömürge mirası sistemini kınamışlardır. Bu kınamaya rağmen sosyalistler mevcut sistemi değiştirme hususunda inisiyatif almasalar da İslamcıların bu anlamda bir girişimi bulunmaktadır.

İslamcılar iktidara geldiklerinde bireyin İslamlaştırılmasını öncül olarak görmüş; bu bağlamda oluşan elitlerin ise ekonomik araçlara erişimine izin vererek kendi zümresini meydana getirmiştir. 1990’lı yıllarda İslamcılar, ideolojilerine uygun gördükleri projeleri (kamu projeleri, hayır kurumları vb.) hayata geçirerek “İslam Devrimini” sadece dini temelde değil, ülkenin kalkınması içinde modernleşme meşruiyeti taşıdığını öne sürüyordu. Özellikle 1999 yılında ülkede petrol bulunduktan sonra Port Sudan Limanı da faaliyete geçmiş ve ülkenin kalkınması noktasında yeni fırsatlar sunmuştur. Bu bağlamda sadece dini meşruiyet değil İslam Devrimi de talep edilmiştir. Ülkedeki petrol ekonomisi toplum arasındaki güç ilişkilerini de derinden etkilemiş; oluşturulan merkezi ekonomik zümre özelinde kaynaklar paylaşılmış; bölgesel eşitsizlikler ve ülkedeki asimetrik oluşum Güney’in kopmasına ve Darfur’daki krizin tırmanmasına yol açmıştır. Dolayısıyla Sudan’da sömürge mirası sürdürülmüş sadece figüranlar değişmiştir.

Üçüncüsü, yukarıda da anlatıldığı gibi İslamcı hükümetin kendi çevresinden dar bir zümre oluşturması; bu bağlamda Ulusal Kongre Partisi liderleri ve güvenlik çevresi ve el-Beşir’in kardeşleri ekseninde yolsuzluk ve kayırmacılık yapması protestoları tetikleyen önemli konular arasındadır. Sudan’da dönemin devrik iktidarı, güneyin bölünmesiyle kaybettiği petrol giderlerinin ardından son yıllarda yaşanan ekonomik krizi ortadan kaldırmak amacıyla madencilik ve tarım sektörlerine ağırlık vermiştir. Madencilik (altın) ve ihracata yönelik tarım politikası geliştiren rejim partizan ağlarını sürdürmüş adil olmayan bölgesel seçimler sonucunda muhalif halkın tepkisini çekmiştir. Ayrıca merkezin çevre bölgelere oranla asimetrik kalkınması ve dolayısıyla söz konusu genel yoksulluk ortamındaki bu uygulamalar muhalif halk nezdinde güçlü bir öfkenin ortaya çıkmasına yol açmıştır. 19 Aralık’tan bu yana kesintisiz süren protestolar ve buna karşı iktidarı elinde tutan güçlerin tavrı hayatta kalma refleksi olarak okunabilir.

Dördüncüsü ise yaşanan ekonomik krizin savaş ekonomisi ve askeri ayrıcalıklar bağlamında güvenlik harcamalarından tetiklenmesidir. Sudan’da 1989 yılında yaşanan İslamcı darbeden bugüne ordu, yönetim sisteminin merkezindedir. Ayrıca gelişmekte olan sektörlerin (özellikle güneyin ayrılmasıyla kaybedilen petrol gelirlerinden sonra) Ulusal Kongre Partisi üyeleri ve güvenlik birimlerinin arasındaki rekabetin merkezindeydi. Ayrıca söz konusu petrol ve madencilik sektörlerinden elde edilen gelirlerin büyük bölümü alt yapı sektörlerini sübvanse etmekte ve söz konusu sektörlerde de ayrıca rekabet yaşanmaktaydı. Bu bağlamda güvenlik birimleri arasında yaşanan rekabete örnek olarak Darfur’daki milis lider Musa Hilal’in kovulmasına öncülük eden ve mevcut durumda hem GAK hem de Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı olan Muhammed Hamdan Dagalo’nun (Hemediti) varlığıdır. Dolayısıyla iç yapıda ülkenin ekonomik kaynaklar özelinde yaşanan ve şeffaf olmayan kirli durumu krizi tetikleyen bir diğer etkendir.  

Sudan’ın Demografik Göstergeleri Işığında Protestolarda Genç Nüfus Dinamiği

Toplumsal protestolar ve 11 Nisan’da Beşir yönetiminin askeri bir müdahale ile sona ermesi üzerine Sudan’a yönelik uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi ve ekonomi gibi alanlarda bir çok analiz düzeyinde çalışmalar yapıldı. Ancak ülkenin sosyolojik göstergeleri bağlamında demografik analizi yapılmadan varılacak kanaatler protestolara kadarki süreci anlamak açısından eksik kalacaktır.

Arap Baharı olarak adlandırılan ve 2011 yılında Tunus ve Mısır ile başlayan halk protestoları, her ne kadar Ortadoğu ve Afrika’daki çatışma bölgeleri olarak kabul edilse de; günün sonunda rejimlerin değişmeye zorlandığı bir çatışma beklenmiyordu. Bu protestoların göründüğü ülkelerdeki nüfus artış hızının yüksek olması, genç nüfus oranıyla ilişkili olarak yine işsizlik oranlarının dikkate değer bir şekilde yüksek olması bu protestoların gençlerin ülkenin yönetsel kademelerinde ve ekonomik açıdan yükseliş şansının olmamasıyla ilişkilendirilmesine yol açmıştır. (ÖZALP, 2013)

Arap Bahar’ının sona erdiği düşünüldüğü bir dönemde Sudan’da meydana gelen gösteriler, bu ülkenin demografik göstergelerini incelemenin ve yorumlamanın gösterilerdeki genç nüfus dinamiğini anlamlandırmak için tekrardan önem kazandı. Bu sebeple demografik veriler ışığında Sudan toplumu esas alınarak ülkedeki genç nüfusun toplumsal hareketlere etkisi incelenecektir. Sudan’ın demografik göstergelerine bakıldığında; nüfusun %41’nin 15 yaş altında, %20’sinin 15-24 yaş, %31 ise 25 ila 54 yaş aralığında, 55-64 yaş aralığının nüfusa oranı ise yalnızca %4 olduğu görülmektir.

Sudan nüfusu 2019 verilerine göre 42.51 milyona ulaşmış olup bu nüfusla dünyanın 35. büyük devleti konumundadır. Etnik açıdan ülkenin %70’ni Araplar oluşturmakta ve nüfusun geri kalanı ise bir kısmı Araplaştırılmış Afrika halklarından oluşmaktadır. Dini açıdan ise ülkenin tamamına yakını Müslümandır.

Sudan’ın demografik göstergelerinden nüfusun büyüme hızına bakıldığında ülkenin bağımsızlık savaşı verdiği 1950li yıllarda %2.70 iken bu oran 1995 yılına gelindiğinde %3.65 olarak kaydedilmiş, 2019 yılında ise düşüş trendinin devamı olarak %2.42’ye kadar düşmüştür. Yapılan projeksiyonlar ise demografik dönüşüm teorisiyle uyumlu bir çizgi göstermekte ve 2040larda bu hızın %2.00’nin altına düşmesi beklenmektedir. Demografik yaşlanma göstergelerinde dünya genelinde ortanca yaş 28 iken Afrika’nın genelinde bu yaş 19.4 olarak kaydedilmiştir. Bu yaş aslında kıta genelinde genç nüfusun yoğunluğunu göstermesi bakımından önemlidir. Ayrıca söz konusu Sudan’a geldiğinde bu yaşın kıta genelinden de daha düşük olduğu ve 18.9 olarak kaydedildiği görülmektedir. ((WPP))

Sudan’daki protestolarda öne çıkan sloganlara bakıldığında gençlerin karşılanmayan taleplerinin bir isyana dönüştüğü görülmektedir. Daha önce de 2012 yılında Hartum’da öğrenci yoğunluklu protestolar yapılmış ve genç nüfusun itirazları gündeme gelmişti. O dönemde Hartum Üniversitesi’nde başlayan protestolar boyunca dikkat çeken “Biz artık bıktık!” sloganı, yükselen yeni neslin politik bir güce dönüştüğünü ve protestolarla yeni bir politik aktör yoluna girdiklerini gösteriyor. Gençlerin başını çektiği bu protestolar, internetin aktif kullanımı sayesinde dünyaya daha hızlı aktarıldı. (Open Democracy, 2012)

Sudan’ın cinsiyet bağlamında nüfusu 2019 yılında %49 erkek, %51 kadın olduğu görülmektedir. Kadınların nüfusa oranı Ortadoğu ve Afrika’da her ne kadar git gide düşüş gösterse de özellikle 25-29 yaş arası kadınların oranında yükseliş olduğu görülmektedir. (World Bank, 2017) Sudan için de benzer bir seyir görülmekte olup  toplumsal hareketlerde genç kadınların dikkat çekici bir şekilde öne çıkmasının bu demografik göstergelerle ilişkisi bulunmaktadır. Sudan eski Başkanı Ömer El Beşir’in devrilmesine sebep olan son protestoları organize eden Sudan Meslek Odaları Birliği’nin bileşenlerinden olan Sudan Doktorlar Birliği’nin içinde çok sayıda kadının etkin görevler aldığı ve yine gösterilerin sembol ismi haline gelen Alaa Salah’ın genç bir kadın olması özellikle eğitimli, genç kadınların değişime daha fazla istekli olduğunun bir göstergesidir. (Writer, 2019)

Alaa

Sudan Devrimi'nin sembollerinden Alaa Salah.

Bir diğer demografik gösterge olan “nüfus deseni”ne bakıldığında ise nüfusun yoğunluklu olarak kentlerde yaşadığı ve kentleşme sürecinin son yıllarda hızla arttığı görülmektedir. Ülkenin çoğunluğu kentleşme sürecini hala yaşamakta olup kırsal kesimin nüfusa oranı ise %33 dolaylarındadır. Hartum ve Omdurman gibi şehirlerin hızla büyümesinin sebebi olarak kuraklık, savaş bölgelerinden zorunlu göç, işsizlik sayılabilir. Başkent Hartum’un nüfusunun iki milyona yaklaşırken geçen sene Atbara ilindeki protestoların neden Hartum kadar etkili olmadığını anlamak için Atbara’nın nüfusunun 100 bin civarında olmasından kaynaklandığı iddia edilebilir. ((WPP)) Kırsaldan Hartum’a yapılan göçlerin karakteristik özelliklerinden biri de genç ve eğitimli ve ekseriyetle erkeklerden oluştuğu görülmektedir. Daha sonra bu erkeklerin ailelerini de getirmek suretiyle merkezde toplanmış bir orta sınıf oluşturdukları görülmektedir. (MIGRATION, 2011)

Bu çerçevede bakıldığında Sudan Meslek Odaları (The Sudanese Professionals Association)’nın çağrısıyla başlayan protestoların başkent Hartum’da yoğunlaşması bu protestoların orta sınıf ve kentli toplumu karakterize ettiği görülmektedir. Her ne kadar kırsal kesimlere yönelik olsa da bu protestoların çatı örgütünün bileşenlerinin Sudanlı Doktorlar Merkez Komitesi; Sudan Gazeteciler Örgütü; ve Demokratik Avukatlar İttifakı olması temel itirazın eğitimli, orta sınıf profesyonellerden geldiğini göstermektedir. 2018 yılının Aralık ayında başlayan bu protestolar silsilesi kendi içinde şehir merkezli ve kırsal olarak iki farklı karakter ortaya çıkmaktadır. Şehir merkezinde, orta sınıf, meslek sahibi ve teşkilatlanma tecrübesi olan kişilerce düzenlenen daha barışçıl protestolar yürütüldüğü; ancak Hartum merkezinin dışındaki Damazine ve Atbara gibi şehirlerdeki gösterilerde ise daha çok lastik yakmak, resmi binaları ateşe vermek ve barikat kurma şeklinde kendini gösteren eylemler görülmektedir. Ayrıca Atbara’daki olaylarla rejim, kırsal kesimin neyi tolere edip neyi edemeyeceğini bir nevi test ederek sınırlarını görmeye yönelik bir politika izledi. Temel yaşam standartlarını sağlamak olan alt gelir grubunun, öğrencilerin ve göçmenlerin iştirak ettiği bu protestolar Hartum’daki son gösterilerle kıyaslandığında daha öfkeli ve yıkıcı olduğunu söylemek mümkündür.

Bu gösterilerin ideolojik açıdan komünist söylemler barındırdığı ve elitlerin kullandığı milliyetçi dile karşı, halkçı ve işçi yanlısı bir milliyetçiliğin ortaya çıktığı dikkat çekiyor. (Gizouli, 2019) Ayrıca Hartum merkezi dışındaki gösterilerin sıkı aile ilişkileri sebebiyle bütün aile fertlerini kapsayacak şekilde katılımcılar açısından daha homojen protestolar olduğu ve dayanıklılık açısından da daha uzun süreli olduğu görülmektedir.(Bakhit, 2019)

Sudan’ın kırsal bölgelerinin neden Hartum kadar protestolara iştirak etmediği ise orta sınıf ile alt gelir grubu arasındaki kopukluk ve Hartum’daki protestoların daha çok orta sınıfın itirazları üzerine kurulmasıyla açıklanabilir. Dolayısıyla bu protestolar kırsal tarafından şehirli, orta sınıfın meselesi olarak algılandı. Ayrıca iç savaş döneminde Hartum’a yönelen göçlerle birlikte, ilk dönemde çok büyük problem olmayan; ancak gittikçe kendini gösteren kırsaldan göç edenlere yönelik ayrımcı tutum, kırsalın ve kırsal kökenli olanların yerli orta sınıfın itirazlarına mesafeli durmasına sebep oldu. Burada hem göçmenlikle ilgili problemlerin  hem de kentli-kırsal kimliğin öne çıktığı görülmektedir.

sudann

Sudan’daki gösterilerde dikkat çeken bir diğer dinamik ise diasporadaki genç nüfusun protestolara gösterdikleri ilgidir. Bu bağlamda Sudan’ın özellikle Batı ülkelerindeki diasporası incelendiğinde görülüyor ki ilk göçün İngiltere’ye dar bir elit grubunun gitmesiyle oluştuğudur. Ömer El Beşir’in darbeyle yönetime gelmesiyle 1990’lı yıllarda başlayan ve Fransa’ya yönelen, çoğunluğu komünistlerden oluşan siyasi mültecilerden bahsedilebilir. Ancak özellikle 2005 yılındaki Darfur kriziyle birlikte Sudan’dan Fransa’ya gittikçe artan bir göç akışı gerçekleşti. Fransa’ya oranla İngiltere bu anlamda daha az göçmen kabul etti. Siyasi göçmenliğin ekseriyetle Batı ülkelerine yapılmasına karşılık, ekonomik gerekçelerle Körfez ülkelerine göç eden ciddi bir Sudanlı nüfustan da bahsetmek gerekir. Ancak Sudan’daki gösterilere güçleri yakından takip eden ve siyasi geçmişleri olan bu Batı’daki diaspora, güçlü bir şekilde örgütlendi ve özellikle Batı medyasının Sudan’daki gösterilerden haberdar olması için kamuoyu oluşturdu. Başta Fransa’daki diaspora olmak üzere Avrupa ve Amerika’dakiler de kendi ülkelerinin büyükelçiliği önünde yaptıkları protestolarla, sosyal medyayı aktif şekilde kullanarak, yabancı diller de attıkları tweetlerle istikrarlı bir şekilde bu protestoların dünyaya tanıtılmasına katkı sağladılar. Yine bu diasporadaki Sudanlıların aktif şekilde protestolara destek veren kesimin gençlerden oluşması Sudan’daki protestolarda olduğu gibi diasporada da gençlerin etkisini göstermesi açısından önemlidir. (Franck, 2019)

Sonuç

Sonuç olarak Sudan protestolarının ortaya çıkması ve tırmanmasının temelinde tarihsel, siyasal, ekonomik ve demografik açılardan çok boyutlu bir etki vardır. Bu etki ülkenin sömürgecilik döneminde yerleşen/yerleştirilen siyasi ve ekonomik yapı; bağımsızlıktan sonra yozlaşmış ve insan haklarını hiçe sayan yönetimler ve bu bağlamda gerçekleşen dış müdahaleler kapasımın da yaşanan problemler (Güney Sudan ve Darfur sorunu gibi) ve son olarak ülke de yaşanan ekonomik problemler bağlamında yükselen genç nüfus arasındaki işsizlik sorunu krizin ortaya çıkmasını ve tırmanmasını doğurmuştur.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakça

Bakhit, M. (1 Ocak 2019). The Spatial Dimension of the four-months-long Sudanese Uprising. (C. Deshayes, Röportajı Yapan)

Devecioğlu, K. “Ekonomik Darboğazdan Toplumsal Buhrana: Sudan Protestolarının Analizi”, 3 Ocak 2019, https://www.afam.org.tr/ekonomik-darbogazdan-toplumsal-buhrana-sudan-protestolarinin-analizi/

Franck, A. (1 Ocak 2019). Activism from the Outside. The Mechanisms of the revolutionary Movement among the Sudanese of the Diaspora. (M. Etienne, Röportajı Yapan)

Gizouli, M. e. (1 Ocak 2019). Class Dynamics, Dissemination of the Sudanese Uprising. (Röportajı Yapan: C. Deshayes) www.noria-research.com.

Migration, I. I. (2011). Migration in Sudan, a country profile 2011. Khartoum, Sudan: International Organization for Migration (IOM).

Open Democracy. (31 Ağustos 2012), We Are Fed Up! The power of a new generation of Sudanese youth activists. https://www.opendemocracy.net/en/5050/we-are-fed-up-power-of-new-generation-of-sudanese-youth-activists/ (Erişim Tarihi: 19.06.2019)

Özalp, O. (2013). Arap Baharı Bağlamında Orta Asya’da Toplumsal Protesto Dinamikleri ve Potansiyeli, Journal of Academic Studies, 14-56.

World Bank. (2017). https://data.worldbank.org/indicator/SP.POP.2529.FE.5Y?locations=ZQ  (Erişim Tarihi: 06.06.2019)

WPP, http://worldpopulationreview.com/countries/sudan/  (Erişim Tarihi: 10.06.2019)

Writer, S. (8 Nisan 2019). https://theglobepost.com/2019/04/08/sudan-protest-women/  (Erişim Tarihi: 10.06.2019)

Yüceşahin, M. M. (2011). Küresel Bir Süreç Olarak Demografik Dönüşüm: Mekânsal Bir. Coğrafi Bilimler Dergisi, 11-27.

DİĞER MAKALELER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun