Kore Savaşı'nda Muharip Türk Tugayları-II

Kore Savaşı'nda Muharip Türk Tugayları-II

Cumhuriyet döneminin en çok tartışılan meselelerinden olan ve tartışmaları günümüzde de devam eden Kore’ye Türk askerinin gönderim meselesine bir bakış açısı oluşturmak adına Erhan Çifçi’nin kaleme aldığı “Kore Savaşı'nda Muharip Türk Tugayları” yazı dizisinin ikinci yazısı olan bu çalışma, Kore Savaşı’na dair önemli noktalara ışık tutuyor.

BEYAZ TARİH / MAKALE

Kunuri Muharebeleri’nin ardından Türk Tugayı 1 Aralık 1950 sabahı Pyongyang’ta toplanmaya başlamıştı. Dört gün boyunca aç, susuz ve uykusuz şekilde sava­şarak Pyongyang’a gelen askerlerin dinlendirilmeleri ve olası yeni muharebelere hazır hale getirilmeleri için kendilerine kısa bir izin verilmiştir. Bu arada Tugay Komutanı Tuğgeneral Tahsin Yazıcı aynı günün erken saatlerinde kendisini karşılayan Tugay Lojistik Şube Müdürü Kurmay Binbaşı Recai Baturalp’ten (ki daha sonra korgeneralliğe kadar yükselecek ve Tekel Bakanlığı yapacaktır) Tugay’ın ve müttefik kuvvetlerin son durumları hakkında bilgi alarak Tugay genelinde yoklama yapılmasını istemiştir. Toplanan birliklerin dinlenmeleri ve yeni­den yapılanma çalışmaları ile geçen 2 Aralık günü ise 9. Amerikan Kolordusu’nun Komutanı General Coulter ile görüşülmüş ve Kolordu karargâhında kurulan irtibat sayesinde Simnin-ni Muharebesi esnasında izinsiz olarak Seoul’e kadar çekilen Albay Celal Dora’dan derhal Tugay’a katılması istemiştir.1

Albay Celal Dora ve onunla beraber Seoul’e kadar çekilenler Tahsin Yazıcı’dan gelen emir üzerine 4 Aralık’ta Kaesong’a gelerek Tugay’a katılmışlardır. 5 Aralık günü ise Kolordu yeni bir emir ile Türk Tugayı’ndan Seoul ve Inchon şehirleri arasındaki Sosari bölgesine konuşlanmasını bildirmiştir. Tugay burada VIII. Ordu emrine girerek eğitim, ikmal ve bakım hazır­lıklarına başlayacaktır.2

Kunuri Muharebeleri’nin Türk Tugayı açısından ulusal ve uluslararası alandaki yankıları büyük oldu. Dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Nuri Yamut başta olmak üzere, üst düzey mülki ve askerî erkân yayımladıkları mesajlar ile Türk Tugayı’nın kendisine verilen şerefli vazifeyi en iyi şekilde yerine getirmesinden ötürü duydukları büyük mutluluğu belirtmişlerdir. Öte yandan, Amerikan VIII. Ordu Komutanı General Walton Walker’ın “Türk Tugayı’nın gösterdiği kahramanca cesaretle VII. Ordu’nun kuşatılmasına ve parçalanmasına engel olduğuna” dair açıklaması dikkat çekicidir. Keza İngiliz Savunma Bakanı Emanuel Shinwell’ın “… BM askerlerinin mutlak bir kuşatılmadan kurtarılmasını Türk askerinin kahramanlığına borçluyuz.” şeklindeki beyanatı da bu anlamda kayda değer bir başka ifadedir. Yine pek çok farklı ülkenin basın organları da Kunuri Muharebeleri’nin ardından Türk Tugayı’nın kahramanlığına vurgu yapmışlardır.3

Türk Tugayı’nın Kunuri Muharebeleri esnasında üstün düşman kuvvetlerine karşı kahramanca savaştığı konusunda yerli-yabancı kaynaklar ittifak etmekle beraber, Kunuri Muharebeleri sonrasında Tugay kendi bünyesinde bir muhasebe içerisine girmişti. Zira önceden de belirtildiği gibi, Simnin-ni’de Tugay Komutan Yardımcısı Albay Celal Dora Tugay Komutanı Tuğgeneral Tahsin Yazıcı’nın muharebe alanında kalınmasına yönelik emrine uymayarak geri çekilmiş ve bir kısım Tugay personelinin de yine kendisi gibi cephe gerisine çekilmelerine sebep olmuştu.  Dolayısıyla Kunuri Muharebeleri esnasında izinsiz çekilen ya da görevini yapmayan personel hak­kında yaptırım uygulanıp uygulanmaması bir anda Tugay karargâhının en önemli gündemi haline gelmiştir. Bu bağlamda Tahsin Yazıcı’nın emrine uyarak üç gün boyunca cephenin ön hatlarında savaşmış veya üzerine düşen görevleri yerine getirmeye çabalamış bir kısım personel görev­lerini yerine getirmeyenlerden hesap sorulmasını beklemiştir. Çünkü Albay Celal Dora ile birlikte cepheyi terk eden 42 subay, 45 astsubay ve 570 erat bulunmaktadır.4

ksavaş
Kunuri Muharebeleri sonrasında izinsiz olarak geri çekilen alt birliklerden istenen bir savunma örneği

Bu beklentiye cevap vermek zorunda kalan Tuğgeneral Tahsin Yazıcı vaziyetin soruşturulması amacıyla bir soruş­turma kurulu oluşturdu. Tugay Kurmay Başkanı Kurmay Yarbay Selahattin Tokay, Harekât Şube Müdürü Kurmay Binbaşı Faik Türün, Harekât Şube Müdür Yardımcısı Yüzbaşı Sacit Gürünlü, Personel Şube Müdürü Yüzbaşı İsmail Çataloğlu ve Lojistik Şube Müdürü Kurmay Binbaşı Recai Baturalp’ten oluşan kurul ivedi biçimde toplana­rak soruşturmaya başlamıştır. Bununla beraber kurul içerisinde de bazı fikir ayrılıkları yaşanmıştır. Örneğin; Kurmay Binbaşı Faik Türün çok zorlu muharebelerden çıkıldığını, her türlü olumsuzluğa rağmen görevin başarıyla tamamlandığını, ceza verilmek zorunda kalınırsa muharebelerde kaybedilen subaylara ek olarak yeni bir kayıp dalgasıyla daha karşılaşılacağını vurgulamış ve bunun Tugay işleyişi açısından önemli boşluklar oluşturacağını ifade etmiştir. Personel Şube Müdürü Yüzbaşı İsmail Çataloğlu ise boşlukların bir şekilde doldurulabileceğini belirterek görevini yapmayanların yargılanmaları gerektiğini savunmuştur.5

Tahsin Yazıcı konu ile ilgili kararını vermeden önce bahsi ge­çen personelden resmî olarak tek tek savunma yazmalarını talep etmiştir. Talep kapsamında Harekât Şubesi’nin 30248 sayılı emri ile ilgili personele evvela kıtalarından ne zaman ve nerede ayrıldıkları, ayrıldıktan sonra kıtalarına katılmak için nerede, ne zaman, kime müracaat ettik­leri, kıtalarını terk etmelerinden sonra Pyongyang’a veya Seoul’e kadar çekilmelerinin sebeplerinin neler olduğunu anlatmaları istenmiştir. Akabinde ise muhtelif birlik komutanlarına yine Tugay Harekât Şubesi’nden gelen resmî sayılı emirlerle sorum­luluk alanlarıyla alakalı hata ya da eksiklikleri üzerine savunma yapmaları ifade edilmiştir.

Tugay’dan 9-10 Aralık 1950 tarihli emir üzerine kendilerinden savun­ma istenen personelin cevaben yazdıkları ifadelere bakıldığında Tugay personelinin Albay Celal Dora’yı takip ederek, onun emrinde geri çekildiklerine vur­gu yaptıkları görülmektedir. Yine münferiden istenen savunmalarda da Tugay personeli, olumsuz şartlara rağmen, kendilerine verilen vazifeleri en iyi şekilde yerine getirdiklerini öne sürmüşlerdir.

Hiç şüphesiz ki savunma istenen personel arasında en önemli kişi Albay Celal Dora’ydı. Hatıratında bir bakıma bu konunun genel bir savunmasını yapan Dora, Simnin-ni baskınında geri çekilişinin sebebini panik halinde geri hatlara intikal eden Tugay muharip ve gayrimuharip unsurlarını yollarından çevirerek disipline etmek ve muharebeye hazırlamak şeklinde ortaya koymaktadır. Kendisi bu hareketin doğruluğunu savunmakta ve buna kanıt olarak da yoldan çevirerek toparladığı 500 kadar askeri Kaesong’ta tek­rar Tugay emrine sokmasını göstermektedir. Ayrıca geri çekilirken irtibat imkânlarını kullanmaya çalışmasına rağmen muvaffak olamadığını, Pyongyang’ta karşılaştığı bir Amerikalı albaydan yardım istemesine karşın ne 2. Amerikan Tümeni ne de 9. Amerikan Kolordusu ile irtibat sağlayamadığını ve durum netleşinceye kadar direkt VIII. Ordu’dan aldığı emir ile Seoul’e kadar çekildiğini belirtmektedir.6

Savunmalar alındıktan sonra Tugay Komutanı Tahsin Yazıcı, Harekât Şube Müdürü olan Kurmay Binbaşı Faik Türün’ün önerisine uyarak savaş esnasında Tugay’ın daha fazla olumsuz etkilenmemesi için gerekçe söylemeden konuyu kapatmış ve Kunuri Muharebeleri’nde izinsiz geri çekilen personelin yargılanmasını uygun görmemiştir. Tahsin Yazıcı’nın bu kara­rında Genelkurmay ile devamlı surette iletişim içinde bulunan Tokyo’daki Türk İrtibat Heyeti7 ile yaptığı görüşmenin de etken olduğu düşünülebilir.8

ksavaşş
Tugay Komutanı Tuğgeneral Tahsin Yazıcı ile Muavini Albay Celal Dora’nın Kore’de başlayan fikir ayrılıkları Türkiye’ye dönmelerinden sonra karşılıklı suçlamalara kadar varacaktı.

Tugay bünyesinde bu gelişmeler yaşanırken, 3 Kasım 1950 günü lağvedilen 241. Piyade Alayı Genelkurmay Başkanlığının emri ile yeninden teşkil edilmiştir. Bu kararla Genelkurmay Başkanlığı Tugay karargâhı ile ve bazı Alay subayları ara­sında 241. Piyade Alayı’ın lağvından sonra doğan ve Kunuri Muharebeleri’nin ardından zirve yapan soğukluğu mümkün mertebe gidermeyi amaçlamıştır. 7 Aralık 1950 günü 30235 sayılı Piyade Teşkilat Emri ile piyade taburları, Alay Karargâh Bölüğü ve Havan Bölüğü 241. Piyade Alayı teşkilatlanmasına dâhil olmuşlardır. Buna mukabil Sıhhiye Takımı Alay Karargâh Bölüğü’ne verilmemiştir. Tugay Komutan Muavinliği görevinde bulunan Albay Celal Dora ise yeniden 241. Piyade Alay Komutanlığına getirilmiştir.9

Sosari’de yaşanan bir diğer önemli olay, VIII. Ordu Komutanı General Walton Walker’ın birlikleri teftiş ve Kunuri Muharebeleri’nde yarar gösteren personeli taltif etmek amacıyla Türk Tugayı’nı ziyaret etmesidir. General Walker ziyareti esnasında bir konuşma yaparak şahsı ve Amerikan milleti adına teşekkür etmek için gel­miş bulunduğunu, Tugay’ın kendisine verilen görevi fedakârca ifa ederek belki de VIII. Ordu’ya ait diğer birliklerin düşman tarafından imhasının önüne geçtiğini ve Türk Tugayı’nın VIII. Ordu saflarında çarpışmasından duyduğu memnuniyeti aktarmıştır.10 Konuşmanın ardından Tahsin Yazıcı’nın da dâhil olduğu 6 subay, 10 astsubay ve erat Amerikan Silver Star madalyası ile taltif edilmişlerdir. Madalya verilen subaylar; Tuğgeneral Tahsin Yazıcı, Kurmay Yarbay Selahattin Tokay, Kurmay Binbaşı Faik Türün, Binbaşı Mikdat Uluünlü, Binbaşı Ahsen Saya ve Yüzbaşı Sacit Gürünlü’dür.11

Kunuri Muharebeleri’nin ardından Türk Tugayı açısından bir diğer ilginç gelişme Genelkurmay İkinci Başkanı Korgeneral Şahap Gürler’in Kore’ye yaptığı ani ziyarettir. Bu ziyaret hiç şüphesiz ki Tugay birliklerinin son durumunu yerinde görmek ve Tugay içerisinde yaşanan sıkıntıların tatlıya bağlamak ile ilgiliydi. 29 Aralık 1951 tarihinde Tokyo’ya varan Korgeneral Gürler şehirde bulunan İrtibat Heyeti ile görüşmesinin ardından zaman geçirmeden Kore’ye hareket etmiştir. 30-31 Aralık 1950 günlerini Türk Tugayı ile beraber geçiren Gürler burada erattan üst kademedeki subaylara kadar pek çok kişi ile görüşmüş, onların fikirlerini almış ve de teknik açıdan cephe hattını gözlemlemiştir. Daha sonra tekrar Japonya’ya dönen Şahap Gürler Kore’ye ikinci ziyaretini 9-10-11 Ocak günlerinde yapmıştır. Ziyaretleri ile ilgili olarak kaleme aldığı 15 Şubat 1951 tarihli raporunda ise Kore’de yaptığı bu temaslar hakkındaki mütalaalarını Genelkurmay Başkanlığına sunmuştur. “Kore’de harp etmekte olan birliğimizi teftiş etmek, oradaki görünüşe göre alınacak tedbirler varsa yerinde bu işi yapmak, memleket havasını evlatlarımıza intikal ettirerek morallerini takviye etmek, memleketten temini mümkün ihtiyaçları varsa tespit etmek ve onlardan yurda haber getirmek…” ifadeleri ile Kore’ye gidiş sebeplerini ortaya koyan Korgeneral Gürler’in yazmış olduğu raporun mahiyetine bakıldığında Tahsin Yazıcı ile yaptığı son görüşmenin ardından kendisinin cepheden müsterih olarak ayrılmış olduğu söylenebilir. Zira Gürler raporun sonunda Tugay’ın bazı zorluk ve olumsuzluklara rağmen kendisine verilen her görevi başarıyla tamamlamasının huzuru ile yurda döndüğünü belirtmektedir.12

ksavaş3
Kunuri Muharebeleri sonrasında Amerikalılarca Silver Star madalyası ile taltif edilen Türk Tugayı Personeli.

VIII. Ordu Komutanı General Walker’ın 23 Aralık 1950 günü bir trafik kazası neticesinde hayatını kaybetmesinin ardından VIII. Ordu Komutanı olarak görevlendirilen General Ridgway düşmanın niyetini ve son durumunu anlayabilmek gaye­siyle cephe hattı genelinde keşif taarruzlarının yapılmasını emretmiştir. Birliklerin sorumluluk bölgelerinde icra edecekleri bu taarruzlar vasıtasıyla düşman hakkında fikir edinilmesi düşünülmüştür. Bu kapsamda Türk Tugayı’na ise 1. ve 9. Amerikan kolordularının arasında kalan yaklaşık 9 kilometrelik düşman savunma hattına taarruz etmesi emri verilmiştir. Bununla beraber, taarruz edilecek coğrafya son derece arızalı bir arazi olmasının yanı sıra çok iyi seviyede tahkim edilmiş ve üstün sayıdaki kuvvetlerle tutulan mevziler silsilesi konumundadır.13

Kumyangjang-ni Muharebesi Başlıyor

23 Ocak 1951 günü alınan emir uyarınca iki tank bölüğü ve bir uçaksavar takımı ile desteklenen Türk Tugayı kuvvetleri Chonan’dan ayrılarak Ansong bölgesine hareket edecek, oraya varıldıktan sonra 25 Ocak günü güneş doğmadan taarruz çıkış mevzii işgal edilerek aynı günün sabahı saat 07.00 sularından itibaren bölgenin stratejik bir kesimini oluşturan Kumyangjang-ni kasabasının güney ve güneybatı tarafındaki hâkim tepelere keşif taarruzu yapılacaktır.14

Kumyangjang-ni’de yapılan taarruz Türk Tugayı’nın Kore’deki ilk hazırlıklı hücum hareketidir. 25 Ocak 1951 sabahı başlayan Tugay ileri harekâtı öğleden sonraya değin önemli bir mukavemetle karşılaşmazken öğleden sonra düşman iyi tahkim edilmiş ve ağır silahlarla toprağa gömülmüş mevzilerinden yoğun ateşe başlamıştır. Tugay birlikleri ise yoğun düşman ateşinin altında hâkim mevzilere tırmanmaya çalışmak­tadır. Zeminin karlı olması ve hava sıcaklığının 0 santigrat derecenin altında seyretmesinin yanı sıra uçak ve tank desteğinin de istenilen etkiyi sağlayamaması Tugay birliklerinin ilerleyişini zorlaştırmıştır; zira düşman mevzileri toprak altında tahkim edildiği için uçakların bombardımanı karşısında fazla zarar gör­memişlerdir. Ayrıca tırmanma yollarının mayınlı olması tankların ilerleyişini durdurmuştur. Akşam karanlığının çökmesi üzerine ortalama 4 kilometrelik bir ilerlemeden sonra taarruz durdurulmuş ve ertesi gün tekrar aynı düzende taarruz edilmesi planlanmıştır. Taarruzun ilk gününde kayda değer bir diğer şey ise düşman esirlerinin sorgusu sırasında Kunuri’de hayatını kaybeden bazı Türk Tugayı askerlerinin şahsi eşyalarının bu esirler üzerinde çıkmasıdır. Yapılan sorgulamada Türk Tugayı’nın karşısında Kunuri’de de savaşılan 150. Çin Tümeni olduğunun öğrenilmesi Tugay personeli üzerinde ekstra bir motivasyon etkisi yapmıştır.15

Bu atmosferde ikinci günün sabahında başlayan taarruz kilit noktadaki kasaba ve 156 rakımlı tepeler üzerine yoğunlaştırılarak devam etmiş, topçu ve hava desteğinde sürdürülen taarruzda tahkim edilmiş Çin ordusu mevzileri teker teker temizlenerek 156 rakımlı tepe öğleden sonra ele geçirilmiştir.

ksavaş4
Türk Tugayı Kumyangjang-ni Muharebesi’nde tarihte eşine az rastlanır derecede parlak bir zafer kazanmıştı.

25-27 Ocak 1951 tarihleri arasında gerçekleştirilen Kumyangjang-ni Muharebesi, sonuçları açısından oldukça önemlidir. Başta 25. Amerikan Tümeni Komutanı General Millburn olmak üzere pek çok Amerikalı gözlemcinin tanıklıkları altında icra edilen ta­arruzlarda hava şartlarının ve coğrafyanın olumsuzluğuna rağmen Türk Tugayı, 150. Çin Tümeni’nin 447. ve 448. alaylarıyla savunduğu ve kuvvetli biçimde tahkim edilmiş mevziler içerisinde bulunan düşmanını ağır bir mağlubiyete uğratmıştır. Daha sonra mu­harebe alanı gezildiğinde Amerikan makamlarının resmî olarak verdikleri sayıya göre çoğunluğu mermi ve süngü yarasıyla olmak üzere Çinlilerin kaybının 1734 kişi olduğu ifade edilmiştir. Buna mukabil Türk Tugayı’nda 12 personel hayatını kaybederken, 31 asker ise yaralanmıştır. Üstelik Tugay’ın ilerleyişine destek vermekle görevlendirilen komşu Amerikan ve Güney Kore alaylarının geri kalmaları yüzünden yaşanan sıkıntıların Tugay’ın kayıplarını arttırdığı da düşünülebilir.16

Kumyangjang-ni Muharebesi’nde gösterilen başarının büyük­lüğü nedeniyle Türk Tugayı hem Amerikalılar hem de Güney Koreliler tarafından taltif edilmiştir. Ame­rikalılar ABD Temsilciler Meclisi’nin kararı ve ABD Başkanı’nın onayı ile bu savaşta daha evvel hiçbir BM kuvvetine verilmemiş en üst nitelikli pâye olan “Mümtaz Birlik Nişanı (Distinguished Unit Station)” ve beratını Türk Tugayı’na lâyık görür. Güney Koreliler ise Türk Tugayı’nın bu başarısını “Cumhurbaşkanlığı Birlik Nişanı” ile taltif ederler. İki nişanın beratlarında da mu­harebenin çetinliği, aksiyon safhası ve Türk Tugayı askerlerinin gösterdikleri üstün cesaret ve feragatten bahsedilerek başarının önemi vurgulanmıştır.17

General Ridgway’in VII. Ordu Komutanı olmasından sonra yaptırdığı taarruzlar nedeniyle 1951 yılı Ocak ayından beri çekilmekte olan Çinliler BM kuvvetlerinin bu hareketine 22 Nisan 1951 günü büyük bir karşı taarruz başlatarak vermişlerdir. Yaklaşık 750000 kişilik bir kuvvetle saldıran Çinliler bu taarruzlarında sıklet merkezi olarak 25. Tümen’in sol kanadında bulunan Türk Tugayı’nı seçmişlerdir.18 Sayıca çok üstün olan düşmana karşı yaklaşık 7 kilometrelik bir alanı savunan Türk Tugayı Kunuri’den sonra bir kez daha kuşatılma tehlikesiyle karşı karşıya gelmiştir. Bunda başta Ameri­kan Negro (Siyahi) Alayı olmak üzere, komşu birliklerin habersiz çekilmelerinin etkisi de büyüktür. Bununla beraber, taarruzun başladığı tarihte Tugay Komutanı Tuğgeneral Tahsin Yazıcı Japonya’da bulunduğundan Türk Tugayı’na vekâleten Albay Celal Dora komuta etmektedir ve 25. Amerikan Tümen Komutanı’na yaptığı çekilme tekliflerinin reddedilmesi üzerine sorumluluğu üzerine alarak çekilme kararı vermesine19 değin geçen birkaç saatlik süreçte komşu birliklerin boşalttıkları bölgeden yaklaşan düşman bilhassa 1., 2., 6. ve 9. piyade bölükleri üzerinde büyük baskı kur­muş ve bahsi geçen bölüklere önemli kayıplar verdirmiştir.20

22 Nisan 1951’de başlayan Çin karşı taarruzu bütün BM bir­likleri gibi Türk Tugayı’nı da geri çekilmeye zorlayarak tekrar Han Nehri civarına getirmiştir. Doğuda kalan BM kuvvetleri Han Nehri güneyine inerken, Türk Tugayı’nın bağlı olduğu 25. Amerikan Tümeni başkent Seoul’ü batı tarafından koruyabilmek üzere nehrin kuzeyinde kalmıştır. Haziran ayı ortalarına kadar devam eden irili ufaklı çarpışmaların ardından Türk Tugayı yaralarını sarabilmesi için bir aylığına dinlenmeye alınmıştır.  Aynı günlerde Kore’deki birliklerin peyderpey değiştirilmesi emri gereğince Türkiye’den yola çıkan ilk kafile 2 Temmuz 1951 günü Inc­hon Limanı’na varmıştır. Türkiye’den değişim için gönderilen personel sayısı toplam 1807 kişidir.21 Bu değiştirme faaliyeti Eylül ayında da devam etmiş ve Tuğgeneral Namık Argüç’ün komutayı devraldığı 16 Kasım 1951 tarihi itibarıyla 1. Türk Tugayı Kore’deki görevini tamamlayarak yerini 2. Türk Tugayı’na resmen bırakmıştır.

ksavaş5
Kore 2. Türk Tugayı Komuta Heyeti (Soldan sağa: Tugay Kurmay Başkanı Kurmay Yarbay Cahit Tokgöz, Tokyo İrtibat Heyeti Başkanı Tümgeneral Vahit Aykor, Tugay Komutanı Tuğgeneral Namık Argüç, Tugay Komutan Muavini Albay Nuri Pamir, Binbaşı Hilmi Elçi)

Kore’de 2. Türk Tugayı Dönemi

2. Türk Tugayı döneminde Kore’deki muharebelerin daha ziyade siper/ileri karakol muharebelerine döndüğü ve keşif faaliyetlerinin arttırıldığı söylenebilir. Mevzi muharebelerinde iki taraf arasındaki mesafe yer yer 25-30 metrelere kadar düşmüştür. Bu açıdan bakıldığında bazı mevzi muharebeleri Çanakkale Savaşı’nın muharebelerine benzetilmiştir. Örneğin; 17-18 Nisan 1952 gecesi 3. Tabur Komutanı Binbaşı Yekta Kozan 1052 rakımlı tepenin ele geçirilmesine karar verdiğinde fazlaca tehlikeli olan bu görev için ön hatta görev yapmaya gönüllü askerler arasından 11 kişi seçilmiş ve bu 11 Türk askerinin üç manga kadar askerle desteklenmesi düşünülmüştü. 11 Türk askeri baskın tarzındaki bir taktik akınla Çin mevzilerine girip el bombası, alev makinası ve süngü kullanarak tepeyi ele geçirmişlerdi. Bunun üzerine düşman şiddetli bir havan ve topçu ateşi ile tepeyi baskı altına almış ve mevzilerdeki Türk askerlerinin tamamı yaralanmıştı. Düşman ateşinin yoğunluğu nedeniyle mevzilerde bulunan 11 askere arkadaki destek birlik içerisinden ancak bir manga kadar asker ulaşabilse de, kısa süre içerisinde bu askerler de yaralanmıştır. 1052 rakımlı tepede zor durumda kalan askerlerin himaye edilebilmesi maksadıyla 2. Türk Tugayı’na ait unsurlar yoğun bir yan ateşine başlamışlar ve durumu kontrol altına almışlardır. Bu olayda taktik akına katılan 21 askerin 2’si şehit olmuş 19’u ise yaralanmıştı.22

2. Tugay döneminde yaşanan en önemli olay ise Tugay Komutan Yardımcısı Albay Nuri Pamir’in şehadetidir. Cephedeki korkusuzluğu ve askerlerine karşı gösterdiği yüksek şefkat ile tanınan Albay Pamir ileri hatları teftişi esnasında düşmanın tarafından atılan bir top mermisinin hemen yakınında patlaması sonucu 5 Haziran 1952 günü şehit olmuştu. Bu olay bütün BM kuvvetleri nezdinde derin bir üzüntüye sebep olmuştur.23

ksavai6
Kore Savaşı boyunca verdiğimiz en üst rütbeli şehit olan 2. Tugay Komutan Muavini Albay Nuri Pamir 5 Haziran 1952 günü hayatını kaybetmişti.

Kore’de 1. Tugay’dan sonra en fazla zayiatı veren birlik 3. Tugay olmuştu. 1952 yılı Ağustos ayı sonlarından itibaren görevi tam anlamıyla devralan 3. Tugay birlikleri, yine 2. Tugay’a benzer faaliyetlerde bulunarak hat savunma mevzilerinde kalmışlardır. Savaşta ateşkesin sıkça gündeme geldiği 1953 yılı Mayıs ayı başlarında Komünist kuvvetler ateşkes görüşmelerinde ellerinde koz olarak bulundurabilecekleri son bir başarı kazanabilmek amacıyla taarruz etmeye karar vermişlerdir.

5 Mayıs 1953 günü itibarıyla cephenin en batı kesimindeki birinci hatta üç taburuyla giren Türk Tugayı bu bölgenin ilerisindeki tepelere de muharebe ileri karakolları yerleştirmiştir. Bunda amaç, asıl savunma bölgesinin hemen önünde bulunan ve düşman için uygun bir gözetleme yeri ve taarruz mevzisi oluşturabilecek tepelerde (ki bu tepelere Doğu Berlin, Batı Berlin, Büyük Vegas, Küçük Vegas, Eva, Elko ve Karsan adları verilmişti) düşmana bu fırsatı vermemektir. 7 Mayıs gününden itibaren yapılan ufak çaplı müsademelerde düşmanın büyük bir taarruza kalkacağı anlaşılmıştır.24

15 Mayıs’ta Vegas ve Berlin tepelerine saldıran düşman fazla zayiat vermesinden ötürü taarruzunda ısrar etmemiş ve geri çekilmişti.  Bu taarruzda Türk Tugayı 3 şehit, 23 yaralı vermişti.25 Ancak taarruzdan hemen önce askerlere dağıtılan çelek yeleklerin kaybın bu sayıda kalmasındaki rolü büyüktü.26 Fakat 28 Mayıs 1953 günü başlatılan taarruz Kore Savaşı’ndaki en sert teşebbüslerden biri olmuş ve tarihe “Kanlı Vegas Muharebeleri” olarak geçmiştir.

ksavaş7
Kore Savaşı sonlarında kanlı muharebelerin yaşandığı ileri karakolların bulunduğu tepelerden biri.

Yoğun topçu ve havan atışı ile başlayan düşman hücumu kısa süre sonra cephe genelinde piyade taarruzu ile desteklenmişti. 26 saat 20 dakikası fasılasız olmak üzere, 36 saat devam eden bu taarruzda Çin kuvvetleri Türk muharebe ileri karakolları üzerine 1 tümen ve 7 topçu taburu ile yüklenmişti.27 Burada Çinlilerin amacı sadece ileri muharebe karakollarını almak değil, asıl muharebe hattını da ele geçirmekti. Bu nedenle sadece Türk ileri karakollarına 65000’den fazla top ve havan mermisi atıldı. Muharebe boyunca bazı tepeler birkaç kez el değiştirdi (Örneğin; Büyük Vegas Tepesi tam 9 kez el değiştirmişti). Savaş sonunda Elko Tepesi’ni savunan 6. Bölük’ten 8, İstihkâm bölüğünden ise sadece 6 asker ayakta kalması muharebelerin ne kadar kanlı geçtiğinin bir kanıtıdır.28

Bu muharebelerde Türk Tugayı 2,5 milyondan fazla piyade mermisi, 62,970 havan mermisi, 72,795 el bombası sarf etmiş ve Topçu Taburu da 27000’den fazla topçu mermisi kullanmıştır. Bununla beraber, Tugay’ın zayiatı 151 şehit, 246 yaralı ve 2 de yitiktir. Çinliler ise 3000’den fazla ölüyü Türk mevzilerinde bırakmışlardır. Muharebelerin ardından 3. Tugay gösterdiği büyük kahramanlık ve başarı nedeniyle Legion of Merit nişanı ile taltif edilmiştir.29

ksavaş8
Kore 3. Türk Tugayı Komutanı Tuğgeneral Sırrı Acar (soldan üçüncü) ve Tugay Personeli

28-29 Mayıs 1953 Muharebeleri’nin ardından Komünist ittifak daha fazla kazanım sağlayamayacağını anlayarak ateşkes görüşmelerine bu şekilde oturmaya razı olmuştur. Yapılan görüşmeler neticesinde 27 Temmuz 1953 günü ateşkes imzalanarak 25 Haziran 1950 günü başlayan savaş sona ermiş ve 27 Temmuz 1953 tarihindeki mevcut hat ateşkes hattı olarak kabul edilmiştir. Ateşkes hattı coğrafi açıdan incelendiğinde Güney Kore’nin eski sınır hattına göre çok az da olsa toprak kazandığı söylenebilir.30

Genelkurmay Başkanlığı’nın resmî kayıtlarına göre, Türk birlikleri Kore Savaşı boyunca 721 şehit, 2147 yaralı, 175 yitik ve 234 esir olmak üzere toplam 3277 kayıp vermiştir.31 Muharip olan üç tugayın ortalama olarak 5000 askerden oluştuğu düşünüldüğünde bu kaybın genel toplamda %22’lik bir orana tekabül ettiği görülmektedir ki, sırf bu veri bile Türk tugaylarının ne kadar zorlu muharebelerden çıktığını göstermektedir. Yine Kore Savaşı boyunca BM ordusunun kaybı 94000 ölü olmak üzere 500000 civarındadır. Buna karşılık komünist kuvvetlerinin 1,5 milyon civarında insanını bu savaşta kaybettiği tahmin edilmektedir.32

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Dipnotlar

1Bahtiyar Yalta, Kunu-ri Muharebeleri ve Geri Çekilmeler (26.XI.1950-24.I.1951), TTK Yayınları, Ankara, 2005, s. 607.

2Tahsin Yazıcı, Kore Birinci Türk Tugayında Hatıralarım, Ülkü Basımevi, İstanbul, 1963, s. 238.

3Kunuri Muharebeleri’nin ulusal ve uluslararası alandaki yansımaları ve Türk Tugayı üzerine çıkan haberler hakkında ayrıntılı bilgi için bkz., Genelkurmay Başkanlığı, Kore’de Türk Muharebeleri, Genelkurmay Personel Başkanlığı Askerî Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Daire Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2012, s. 71; Sang Ki Paik, Kore Harbi’nde Türklerle, (Yay. Haz.) Nazım Dündar Sayılan, MEB Yayınları, İstanbul, 2001, s. 71-79.

4Yalta, a.g.e.s. 711.

5Yalta, a.g.e., s. 711.

6Celal Dora, Kore Savaşında Türkler: 1950-1951İsmail Akgün Matbaası, İstanbul, 1963, s. 489-493.

7Tokyo’da faaliyet gösteren üç kişilik Türk Askerî İrtibat Heyeti, Türk Tugayı’nın merkezi Tokyo’da bulunan BM Ordular Komutanlığı ile eş güdüm içerisinde çalışmasını sağlamak amacıyla teşkil edilmiştir. Heyet aynı zamanda Genel­kurmay Başkanlığı ile devamlı irtibat halinde olarak Tugay ile Genelkurmay Başkanlığı arasında körü görevi görmektedir.

8Yalta, a.g.e., s. 711, 714. 

9Genelkurmay Başkanlığı, Kore’de Türk Muharebeleri, s. 71.

10H. H. Emir Erkilet vd., Kore Harbinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin Muharebeleri (1950-1953), Genelkurmay Basımevi, Ankara, 1975, s. 142.

11Yalta, a.g.e., s. 725. 

12Şahap Gürler, Kore Teftiş Raporu, Ankara, 1951, s. 1-17.

13Genelkurmay Başkanlığı, Kore’de Türk Muharebeleri, s. 87. 

14Hilmi Elçi, Kore Savaşı 1950-1953, Türkiye Muharip Gaziler Derneği Yayınları, Tarihsiz, s. 22-23.

15İbrahim Artuç, Kore Savaşlarında Mehmetçik, Kastaş Yayınları, İstanbul, 1990, s. 294-295; Yazıcı, a.g.e., s. 263. 

16Genelkurmay Başkanlığı, Kore’de Türk Mu­harebeleri, s. 90-91.

17Bu nişan beratlarının tam metni için bkz. Erkilet vd., a.g.e., s. 214-217.

18Erhan Yücel, Kore Harbi: Kore Türk Tugayı ve BM Askerlerinden Alınan DerslerKara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanlığı Yayınları, Ankara, 2001, s. 61.

19O günlerde Türk Tugayı’nda Tabip Yüzbaşı olarak görev yapan Aydın Yazıcıoğlu da günlüğüne Celal Dora’nın Amerikalı Tümen Komutanı’nın mevzilerde kalınması yönündeki emrine rağmen “Siz evvela (geri çekilen) Negro Alayı’nı buraya gönde­rin, ben o zaman taarruz ederim” dediğini ifade ederek çekilme kararını vermesinden övgüyle bahsetmektedir. Aydın Yazıcıoğlu, Kore Savaşı Günlüğü, 22-26 Nisan 1951.

20İhsan Gürkan, Bir Generalin Askerî ve Akademik Anıları, Kastaş Yayınları, İstanbul, 2002, s. 88; Dora, a.g.e., s. 330.

21Genelkurmay Başkanlığı, Kore’de Türk Muhare­beleri, s. 141.

22316 Gün: Küçük Kartal’ın Kore Günlüğü, (Yay. Haz.) Puna Pamir – Erhan Çifci, İstanbul, Yapı Kredi Yayınları, 2014, s. 251-252; H. H. Emir Erkilet vd., a.g.e., s. 214-217.

23Genelkurmay Başkanlığı, Kore’de Türk Muhare­beleri, s. 152; Refik Erduran, Gülerek, Cem Yayınları, İstanbul, 1987, s. 92-93.

24Erhan Yücel, Kore Harbi: Kore Türk Tugayı ve BM Askerlerinden Alınan DerslerKara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanlığı Yayınları, Ankara, 2001, s. 70.

25Ali Denizli, Kore Harbi’nde 3’üncü Türk Tugayı, Turhan Kitabevi, Ankara, 2010, s. 32.

26Artuç, a.g.e., s. 340.

27Ahmet Eren, Kore 1952-1953: Bir Türk Subayının Cephe Günlüğü, Destek Yayınları, İstanbul, 2017, s. 192-195; Genelkurmay Başkanlığı, Kore’de Türk Muhare­beleri, s. 165.

28Şinasi Sükan, Marikko Matsubara: Kore'den Japonya'dan Anılar, Ay Matbaası, 1974, s. 103.; Denizli, a.g.e., s. 133; Artuç, a.g.e., s. 345.

29Genelkurmay Başkanlığı, Kore’de Türk Muhare­beleri, s. 166.

30Yücel, a.g.e., 74.

31Erkilet vd., a.g.e., s. 417.

32Artuç, a.g.e., s. 352.

 

 

Kaynakça

316 Gün: Küçük Kartal’ın Kore Günlüğü, (Yay. Haz.) Puna Pamir – Erhan Çifci, İstanbul, Yapı Kredi Yayınları, 2014

ARTUÇ, İbrahim, Kore Savaşlarında Mehmetçik, Kastaş Yayınları, İstanbul, 1990.

DORA, Celal, Kore Savaşında Türkler: 1950-1951, İsmail Akgün Matbaası, İstanbul, 1963.

DENİZLİ, Ali, Kore Harbi’nde 3’üncü Türk Tugayı, Turhan Kitabevi, Ankara, 2010

ELÇİ, Hilmi, Kore Savaşı 1950-1953, Türkiye Muharip Gaziler Derneği Yayınları, Tarihsiz,

ERDURAN, Refik, Gülerek, Cem Yayınları, İstanbul, 1987.

EREN, Ahmet, Kore 1952-1953: Bir Türk Subayının Cephe Günlüğü, Destek Yayınları, İstanbul, 2017

ERKİLET, H. H. Emir vd., Kore Harbinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin Muharebeleri (1950-1953), Genelkurmay Basımevi, Ankara, 1975.

GENELKURMAY BAŞKANLIĞI, Kore’de Türk Muharebeleri, Genelkurmay Personel Başkanlığı Askerî Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Daire Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2012.

GÜRKAN, İhsan, Bir Generalin Askerî ve Akademik Anıları, Kastaş Yayınları, İstanbul, 2002

GÜRLER, Şahap, Kore Teftiş Raporu, Ankara, 1951

PAİK, Sang Ki, Kore Harbi’nde Türklerle, (Yay. Haz.) Nazım Dündar Sayılan, MEB Yayınları, İstanbul, 2001,

SÜKAN, Şinasi, Marikko Matsubara: Kore'den Japonya'dan Anılar, Ay Matbaası, 1974

YALTA, Bahtiyar, Kunu-ri Muharebeleri ve Geri Çekilmeler (26.XI.1950-24.I.1951), TTK Yayınları, Ankara, 2005.

YAZICI, Tahsin, Kore Birinci Türk Tugayında Hatıralarım, Ülkü Basımevi, İstanbul, 1963.

YAZICIOĞLU, Aydın, Kore Savaşı Günlüğü, 22-26 Nisan 1951.

YÜCEL, Erhan, Kore Harbi: Kore Türk Tugayı ve BM Askerlerinden Alınan Dersler, Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanlığı Yayınları, Ankara, 2001.

 

DİĞER MAKALELER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun