Osmanlı'da Ramazan Bayramı Nasıl Karşılanırdı ?

Osmanlı'da Ramazan Bayramı Nasıl Karşılanırdı ?

İslam dinine özgü olan Ramazan bayramı, bir aylık oruç ibadetinin yerine getirilmesinin bir nevi kutlaması olarak Şevval ayının başlangıcıyla kutlanır. Osmanlı toplumlunda bayram farklı adetlerle karşılanır ve bambaşka coşkuyla yaşanıp uğurlanırdı.

BEYAZ TARİH / KÜLTÜR-SANAT

Yapılan Hazırlıklar ve Bayramın İlanı

Ramazan ayının 29. günü akşamı şevval hilalinin görülmesi ertesi günün bayram olduğuna delildi. Bu vesileyle bekçiler davullarıyla bayramı ilan ederlerdi. Hilalin o gün görülememesi durumunda ise 30. gün ikindi vakti atılan toplarla ertesi günün bayram olduğu avama haber verilir, bayramın son günü ikindi namazına kadar top atışları devam ederdi. Bayram gecesi selatin camilerinin minarelerine kaftan giydirilir, şerefelerden aşağı sarkıtılarak kandiller asılırdı. Mahya olarak da ramazanın gidişini simgeleyen düz bir çizgi ışıklandırılırdı. 

Tas Tas Üstüne

Hamamlarıyla meşhur olan İstanbul'da sabaha kadar hamamlar açık tutulur, o zamanki ifadeyle ''tas tas üstüne'' denecek kadar kalabalık olurdu. Senede birkaç defa sıcak su yüzü gören tayfa bile hamama gelip temizlik vazifesini yerine getirerek bayrama hazırlanırdı.

Bayram namazı: İki Salla Bir Bağla

Bayram sabahına kadar gece boyu davulcular durmaksızın halkı ikaz ediyorlardı. Ardından gelen top sesleri sabah namazının ve sonrasındaki bayram namazının habercisiydi. Senede iki kez kılınan bayram namazları kılınış olarak biraz farklı olduğu için cemaat içinden şaşıranlar oluyordu. Bir rivayete göre bu ''iki salla, bir bağla. Üç salla, bir yat'' gibi latif bir ifadeyle çözülmüştü.

Iydgah: Bayram yeri

Eski İstanbul'da bayram günleri, Fatih, Sultanahmet, Kadırga ve Şehremini'deki saray meydnaı gibi geniş meydanlar bayram meydanı kabul ediliyordu. Cümbüş halini andıran bu meydanlarda esnafların mal satarkenki nidaları, salıncaklardaki çocukların çaldıkları darbuka ve maşalar, macuncuların klarnetleri ve küçük çocukların öttürdükleri düdük sesleri birbirine karışıyordu. Bu meydana gelen çocuklar ve aileleri, dönme dolaplara ve atlı karıncalara biniyor, seyyar biçimde kurulan tiyatro oyunlarını izliyor, deve ya da merkeplerle meydanı gezme gibi birbirinden farklı aktivitelerle eğleniyorlardı.

Mahalle Bekçileri

Bayramın ilk günü tebrik için en önce  sahneye bekçiler çıkar. Bekçiler 30 gün boyunca çaldığı davulu, bayram günü de yanında bir arkadaşıyla gümbürdeterek evleri dolaşır ve bahşiş toplardı. Mahalle bekçilerinin ardından tulumbaacılar , zurna ve çifte nara sesiyle kapıların önlerinde bahşiş beklerlerdi. Bunların ardından da süprüntü arabacılar geliyordu. Hakikat sahibi olan bu insanlar i normal zamanda uğramadıkları evlerin bile kapılarını çalıyor, bayramlaşmaya önem veriyorlardı.

Kabir Ziyaretleri

Türk kültürünün bayram öncesi vazgeçilmez adetlerinden olan kabir ziyaretleri, ölmüşlerle bağları koparmamak ve dünya sevgisini kırmak amaçlarıyla uygulanıyordu. Günümüzde kadar fazla şekil değiştirmeden ulaşmış nadir adetlerden birisidir.

Sarayda Bayram

Padişahlar önceleri bayram namazlarını Ayasofya'da kılarken Sultanahmet'in yapılmasıyla adet bir nevi değişerek Sultanahmet'te kılmak bir anane haline gelmişti. Bayram tebrik merasimi İstanbul'un fethinden 19. yy ortalarına kadar Topkapı sarayında yapılırdı, daha sonra ise Dolmabahçe sarayının orta kısmındaki muayede salonunda yapılmaya devam etti. Sarayda ciddi ikramlarda bulunulur, dargınlar barıştırılırdı. Sultan II. Abdülhamit yaş gruplarına göre çocuklara oyuncaklar, yaşlılara çiçekler verirdi ve bunu kesintisiz uygulamıştı.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
DİĞER HABERLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun