Kadim Şehir ve Hakimiyet Mücadelesi: Kudüs

Kadim Şehir ve Hakimiyet Mücadelesi: Kudüs

Antakya’dan Costantinopalis’e giderken Kudüs’ü kaybeden Bizans İmparatoru Heraklius Suriye’ye; “El-veda Ey Suriye! Şimdi burası düşman için ne güzel diyar” diye veda eder. İngiltere, Filistin Cephesi'nde Haçlı söyleminden kaçınmaya çalışsa da günün gazeteleri Kudüs’ün alınışını takip eden günlerde Haçlı ifadesini kullanmaktan çekinmeyeceklerdir. Zaten Kudüs, Allenby’nin Hristiyan dünyasına Noel hediyesidir. İngiliz General Allenby muzaffer bir edayla Kudüs’e girdiği sırada "Haçlı Savaşları’nın artık nihayete erdiğini" söylediği rivayet edilir.

BEYAZ TARİH / MAKALE

Kudüs, üç semavi dinin mukaddes mekânı: Yahudilerin kadim arzusu... Hristiyanlar için İsa Mesih’in doğduğu ve mesajını ilk kez yaymaya başladığı yer... Müslümanların ise ilk kıblesi, Hz. Muhammed’in Miraç’a çıktığı kutsal şehir... Bu nedenle tarih boyunca birçok devlet ve kumandan şehre hâkim olmak istemiştir. Bu çalışmamız ile kuruluşundan itibaren otuz dört defa el değiştiren şehrin, Müslümanlar ile Hristiyanlar arasındaki el değiştirmesi süreci ele alınacaktır.

Kudüs’ün İslam Hakimiyetine Geçişi (638)

İslam peygamberi Hz. Muhammed’in vefatından sonra halife seçilen Hz. Ebu Bekir, irtidat ve zekât vermeme şeklinde baş gösteren hadiseleri hızlıca bertaraf ederek Suriye’nin fethine başlar. Hz. Ebu Bekir’in vefat ettiği gün, onun tavsiyesi ile Hz. Ömer halife seçilir. Hz. Ömer, hilafeti ile birlikte selefinin başlattığı Suriye ve Irak’ın fethine devam ederek; Saad b. Vakkas’ı Irak’ın, Halit b. Velid’i ise Suriye’nin fethine memur eder.

Suriye’de 634’de Ecnadeyn Zaferi ile Filistin’deki Bizans nüfuzu kırılarak, 635 yılı Eylül ayında Şam alınır. Bir yıl sonra Hristiyan Araplar ve Ermenilerden oluşan Hereklius’un ordusu Yermuk’ta (Ağustos 636) ağır bir mağlubiyet aldığında, Müslümanların İliya olarak tabir ettiği Kudüs’ün alınmasının önünde artık hiçbir engel kalmamıştır. Belazuri, Yermuk mağlubiyetinden sonra Suriye’den ümidini yitiren Bizans imparatoru Heraklius’un kendisine mağlubiyet haberi ulaşınca Antakya’dan Costantinopalis’e doğru yola çıktığında yönünü Suriye’ye dönerek: “El-veda Ey Suriye! Şimdi burası düşman için ne güzel diyar.” dediğini nakletmektedir.  Taberi ise Yermuk mağlubiyetinden sonra Suriye’den ümidini yitiren Bizans imparatoru Heraklius’un Kudüs’ü ziyaret edip hac yaptıktan sonra 2Bizans topraklarına girdiğinde Suriye’ye yönüne dönüp, “Selam sana Ey Suriye! Seni amacına ulaşamamış kimsenin veda selamı ile selamlıyorum.” dediğini nakleder.3 İmparator ayrılırken de kutsal eşyaları beraberinde götürecektir. Ona göre artık birkaç yıl önce İran’a karşı yapılmış kahramanca mücadelenin de bir anlamı kalmamıştır.4Yermuk Zaferi’nden sonra Kudüs üzerine yürüyen birliklerin başında daha sonra Mısır’ı Müslümanların hakimiyeti altına alacak Amr b. As vardır. Müslümanlar Kudüs’e giderken yolda halk yeni yöneticilerini “Biz sizin yönetim ve adaletinizi bundan önce içinde yaşadığımız zulüm ve baskı ortamından çok daha fazla seviyoruz” sözleri ile karşılayacaklardır.5

Suriye’de ise Halit b. Velid yerine tüm birliklerin komutanlığına Cennet ile müjdelenen on sahabeden biri olan Ebu Ubeyde b. Cerrah getirilmiştir. Amr b. As komutasındaki birlikler Kudüs’ü kuşattığında tarih 637’dir. Ebu Ubeyde de Suriye komutanlığını devralıp, emrindeki birlikler ile gelerek Kudüs’ü kuşatan orduya komutanlık etmeye başlar. Kuşatmaya uzun süre direnen Bizans İmparatorluğu’nun siyasi ve dini temsilcisi konumundaki Patrik Sophronius’un da artık şehrin savunmasından ümidi kalmamıştır. Bu nedenle şehri kuşatan birliklerin komutanı Ebu Ubeyde’ye, diğer şehirlerde olduğu gibi cizye ve haraç ödemek üzere kendilerine emân verilmesini teklif eder.  Yalnız patriğin bir şartı vardır; “Bu kutsal şehri ancak Halife Ömer’e bizzat teslim edebilirim.” der; şehrin teslim anlaşmasını ise halife bizzat imzalamalıdır.6

Ebu Ubeyde bunun üzerine hemen bir mektup yazarak halife Hz. Ömer’e durumu bildirir.7 Mektubu Meysere b. Mesruk e1-Absi götürecektir. Bu sevinçli haberi bir an önce Medine’ye ulaştırmak için vakit kaybetmeyen Meysere, gece-gündüz demeden sürdüğü devesi ile bir gece yarısı Medine’ye gelir, doğruca Mescid-i Nebi’de Ravza-yı Mutahhara’ya uğrar, Hz. Peygamber’in ve Ebu Bekir’in kabrine selam verip bir kenarda dinlenir. Sabah namazı sonrası mektubu halifeye teslim eder. Halife, Müslümanlara mektubu okuduğunda tüm mescitte bir sevinç hasıl olacaktır; Hz. Peygamber’in Miraç’a çıktığı, müminlerin ilk kıblesi mukaddes şehir teslim edilmek istenmektedir. Hz. Ömer müminlerin ileri gelenleri ile istişare eder. Hz. Ali’nin de teyit etmesiyle bu davete katılmaya karar verir. Medine’de yerine Hz. Ali’yi vekil bırakan halife Hz. Ömer, 637 Temmuz’unda Zübeyr b. Avvâm, Ubâde b. Sâmit ve Abbas b. Abdulmuttalib’i de yanına alarak Medine’den hareket eder.8

Ordu komutanına da hareket ettiğini bildirerek kendisini Cabiye’de karşılamalarını ister. Onu Cabiye’de karşılayanlar ise Halid b. Velid, Yezid b. Ebu Süfyan ve ordu komutanı Hz. Ebu Ubeyde’dir.9

Hz. Ömer, üzerinde on dört yama bulunan yünden yapılmış eski bir elbise giymektedir. Atı bir ara yorgunluktan topallamaya başlar. Kendisine cins bir at getirilir. Ona binse de hayvanın huysuzluğu nedeni ile tekrar kendi devesini ister. Önlerine bir nehir çıktığında hayvanından inerek çoraplarını çıkaran halife, elinde hayvanın ipini çektiği halde karşıya geçer. Bu durumu gören Ebu Ubeyde onun bu mütevazi haline “bugün bütün dünyayı imrendirecek büyük bir iş yapıyorsunuz” şeklinde karşılık verecektir.10

Bizzat Kudüs’e (17/638) giden Hz. Ömer, El-Halil Kapısı’nda (Yafa Kapısı) Patrik Sophronius tarafından karşılanacaktır.11 Kudüs halkına, canlarına, mallarına, kiliselerine, haçlarına dokunulmayacağı, isteyenlerin cizye vererek şehirde kalabileceği, gitmek isteyenlerin de gidecekleri yere kadar emin olacaklarına dair Halid b. Velid, Amr b. As, Abdurrahman b. Avf ve Mu’aviye b. Ebi Süfyan’ı şahit yaptığı bir eman verir:

Bu ahit, Müminlerin emiri ve Allah’ın kulu Ömer tarafından İliya (Beytü’l-Makdis) halkına verilen bir emandır. Onların canlarına, mallarına, kiliselerine, haçlarına, yerleşik ve göçebe olan bütün fertlerine verilen bir teminattır.
Kiliseleri mesken yapılmayacak ve yıkılmayacak ve kısmen dahi olsa işgal edilmeyecektir. İçindeki kutsal eşyaya dokunulmayacaktır. Mallarına el sürülmeyecektir. 
Kimse dini inançlarından dolayı zorlanmayacak, kendilerine asla zarar gelmeyecek ve yurtlarına Yahudiler iskân olunmayacaktır. Buna karşılık onlar da cizye vereceklerdir. 
Bunlardan kim yurdunu terk etmek isterse, gideceği yere kadar mal ve can emniyeti sağlanacaktır. Yurdunda kalmak isteyenler ise, güvende olacaklardır ve cizye vereceklerdir. İsteyen Rumlarla gidecek ve isteyen de toprağına dönecektir. 
Hasat elde edinceye kadar onlardan bir şey istenmeyecektir.
Bu, Allah’ın Resülü’nün halifelerin ve müminlerin Kudüs halkına verdiği güvenlik ahdidir. Cizye ödedikleri müddetçe geçerlidir.12

 

Haçlıların İşgali (1099)

Kudüs bu tarihten sonra I. Haçlı Seferi’ne kadar Müslümanlar arasında bir hakimiyet mücadelesine sahne olur. Kudüs Müslümanların hakimiyetine geçtikten sonra iki defa Hristiyanların hakimiyetine girecektir. İlki, 27 Kasım 1095’de tertip edilen coşkulu Clermont Konsili sırasında Papa II. Urbanus’un yaptığı Doğu’daki din kardeşlerini Türklerin baskı ve zulmünden kurtarma, Kutsal toprakları çiğneyen gayri-Hristiyanlar ile mücadele etme çağrış ile başlayan I. Haçlı Seferi sonucunda olur.13 Papa’nın çağrısı ile Haçlı Seferi’ne katılacak, İtalya, Fransa, İngiltere ve Almanya gibi Avrupa’nın muhtelif yerlerinden birçok kont, dük ya da kralın kardeşlerinin komutasındaki14 büyük topluluklar, yaklaşık üç yıl süren yürüyüşten sonra 7 Haziran 1099 tarihinde kutsal şehir önünde 40.000 kişilik15 ordugâhını kurarak ertesi gün şehri kuşatmaya başlarlar (Fotoğraf 1 ve 2). Bunca zamandır hayalini kurdukları Kudüs artık gözlerinin önündedir. Şehrin savunmasını Fatımilerin Valisi İftiharüddevle yapacaktır.16

kudüs1
Fotoğraf 1: 1099’da Haçlıların şehri kuşatması.

kudüs2
Fotoğraf 2: Haçlıların şehri işgali.

Haçlı güçlerinin kuşatması çetin geçmektedir. 14 Temmuz gecesi başlayan genel taarruzda ertesi gün kuzey surlarından hücum eden aşağı Lorraine Dükü Godefroi de Bouillon’un birlikleri, Norman reisi Tankred’in askerleriyle beraber öğle saatlerinde Çiçek Kapısı yakınında surları aşmayı başarırlar. Şehre inerek Sütunlar Kapısı’nı açarak ordunun şehre girmesini sağlarlar. Böylece beş hafta süren kuşatmadan sonra (23 Şâban 492 / 15 Temmuz 1099) şehir düşer. Müslümanlar Kubbetü’s-Sahra ve Mescidü’l-Aksa’nın bulunduğu Haremü’ş-Şerif meydanına sığınsalar da Tankred ve adamları üzerlerine saldırınca teslim olmak zorunda kalırlar. Harem-i Şerif ve Mescid-i Aksa’ya sığınmaları da onları büyük katliamdan kurtaramayacaktır.17

Diğer taraftan Fatimi valisi İftiharüddevle, öğleden biraz sonra artık her şeyin kaybedildiğini anladığında Davud Kulesi’ne çekilerek, kendisine ve muhafız kuvvetine hayatları bağışlanması şartıyla çok sayıda altınla birlikte kaleyi güney surlarından şehre giren Toulouse Kontu Raimond de Saint Gilles’e teslim etmeyi önerir.18

İftiharüddevle ve adamları emniyetle şehirden çıkacaklardır. Bütün Kudüs’te canlarını kurtarabilen yegâne Müslümanlar ise bunlar olacaktır. Büyük bir zafer kazanma edası ile şehre giren Haçlılar, zincirden boşanmış deliler gibi yollarda, evlerde ve camilerde önlerine çıkan herkesi; erkek, kadın veya çocuk hiç fark gözetmeden öldüreceklerdir. Şehirdeki katliam bütün öğleden sonra ve izleyen gece içinde devam eder. Kudüs Yahudileri topluca baş sinagoglarına kaçmışlardı. Fakat bunlar da Müslümanlara yardım etmiş olmakla suçlanacak bina ateşe verilerek Yahudiler havraları içinde yakılacaktır.19

Tyrensis kroniğinde Harem-i Şerif’e sığınan Müslümanların katledilişini şöyle anlatır:

“Fakat bu kaçış onları kurtaramadı, çünkü Tankred ordunun çok büyük kısmı ile oraya gitti. Cebren tapınağa girip sayısız insanı katletti. O, ayıca sayısız miktarda altın, gümüş, mücevher ele geçirip, ilk kargaşa yatıştıktan sonra bunlar eski yerlerine bıraktı.”

dedikten sonra şehre giren piyade ve süvarilerin katliamını ise;

“Bir miktar atlı ve piyadeler içeri girip, ayırt etmeksizin kime rastladılarsa kılıçtan geçirdiler ve her tarafı kan doldular. Bu batıl inançlarıyla Rabb’in kutsalını kirletenlerin ve müminleri (Hristiyanları) mahrum bırakanların günahlarının kefaretini ölümleri ve kanları ile temizlemeleri için, Tanrı’nın adaleti idi.”

Katledilen Müslüman sayısını da;

“Tapınağın etrafında on bin Müslüman katledilmiş olmalıdır, şehrin orasında burasında öldürülüp, sokaklarda, meydanlarda bulunan cesetleri hesaba katılmamıştır.”

diyerek verir.20 Katliam o kadar büyüktür ki, Haçlıların hakimiyetindeki ilk birkaç yıl şehir hayalet bir görünümde olacaktır.21 Halbuki Hz. Ömer Kudüs’ü fethedip şehrin anahtarlarını Patrik Sophronios’tan aldığında onlara eman vermiş, can güvenliği içinde Kayseriye’ye kadar gitmesini de sağlamıştır.

Selahaddin-i Eyyubi ve Kudüs’ün Alınışı (1187)

Kudüs’ün hakimiyetinin Haçlılara geçmesi Müslümanlarda derin hüzün meydana getirecektir. Bu duruma en çok hüzünlenenlerden biri de Selahaddin-i Eyyubi olur (Fotoğraf 3). Kerek hâkimi Renaud de Châtillon’un Kahire’den Şam’a giden bir Müslüman kervanına saldırması Selâhaddîn’in artık sabrını taşıracaktır. Artık onun tüm gayreti ve stratejisi Kudüs’ün Haçlılardan alınması üzerine olacaktır. Selâhaddin, 4 Temmuz 1187’de Hittîn mevkiinde yapılan savaşta Kudüs Krallığı ordusunu yok eder (Fotoğraf 4).22 Bu olayın ardından Müslümanlar Kudüs Krallığı’na ait Taberiye, Akkâ, Nablus, Yafa, Sayda, Beyrut, Cübeyl, Askalân, Gazze gibi şehir ve kaleleri süratle ele geçirmeye başlar. Birkaç hafta içinde büyüklü küçüklü elli iki şehir fethedilmiş, sıra Kudüs’e gelmiştir.23

Kudüs 3
Fotoğraf 3: Selahaddin’in 1185’de yapılmış bir portresi.

kudüs4
Fotoğraf 4: Hıttin savaşından sonra Selahaddin (1187).

Selâhaddîn şehir üzerine yürümeden önce Kudüs’ün teslimini müzakere etmek için çağırttığı Haçlı heyetiyle Askalân’da görüşür. Selahaddin’in gayesi Kudüs’ü sulh ile almaktır. Hristiyanlar şehri teslim etmeyeceklerini söyleyince görüşmeler sonuçsuz kalır. Selahaddin bunun üzerine şehri güçle alacağına yemin eder. Artık zaman kaybetmemelidir. Aksi durumda Haçlılar savunma tedbirleri alabilirler. Bunun üzerine Selâhaddin ordu ile Kudüs üzerine yürür.

Selâhaddîn, 20 Eylül 1187’de Kudüs önünde karargâh kurar. Hücum edilmeden önce şehrin teslimini tekrar ister. Reddedilmesi üzerine önce kuzeybatı sur kesimine hücum edilir. 26 Eylül’de Zeytindağı’na yerleşen Müslümanlar Sütunlu Kapı yanında surların altına lağım kazmaya başlarlar. Üç gün sonra 29 Eylül’de surda büyük bir gedik açılmıştır. Haçlılar her ne kadar buradan şehre girişi önleseler de şehrin savunması artık çökmüştür. Zira şehirde panik başlamış, halk yöneticilerini sıkıştırarak canlarını kurtarmaları için şehri teslim etmelerini isterler.24

Selahaddin Haçlıların şehri teslim tekliflerini iki defa kabul etmez. Zira “Kudüs’ü kılıç kuvveti ile almaya yemin ettiğini, sadece kayıtsız şartsız bir teslimin onu bu yemininden vazgeçireceğini” söyler. Ayrıca 1099’da Kudüs’ün alınması sırasında Müslümanlara yapılan katliamı da hatırlatır.25 Savunmayı yöneten Balian d’Ibelin, 30 Eylül’de Selâhaddin’in karargâhında teklifini kabul eder. Selâhaddin çok az bir fidye ödemek şartıyla halkın şehri terk etmesine izin verir. Haçlılar kırk gün içinde erkek başına 10, kadın başına 5, çocuk başına 2 dinar fidye ödeyeceklerdir.26

Selahaddin, bir tevafuk olarak Hz. Peygamber’in Miraç’a çıktığı Kudüs’e bir Mi’raç gününe denk düşen 27 Receb 583 (2 Ekim 1187) Cuma günü girer. O gün Mescid-i Aksa’da Cuma namazını kılınmaz, zira Haçlılar mescidi saray yapmışlardır. Mescit temizlenerek bir hafta sonra Mescid-i Aksa’da sultan adına hutbe okunacaktır.27

Selahaddin’in şehri sulh ile alması, kimseye zarar gelmemesi Bizans tarihçilerinin de takdirini kazanır. Runciman “Galipler gayet adil ve insanca davrandılar. Frankların seksen sekiz yıl önce kurbanlarının kanı içinde yüzmüş oldukları yerlerde ne bir bina yağma edildi, ne de bir insana sataşıldı. Selahaddin’in emriyle şehirde, sokaklarda ve şehir kapılarında nöbetçi mangaları dolaşıyor ve Hristiyanlara karşı herhangi bir taşkınlık yapılması önleniyordu.” şeklinde ifade eder. Runciman fidye veremeyecek birçok kişinin de Selahaddin tarafından bağışlandığını belirttikten sonra sözlerini “Onun bu merhamet ve iyiliği, ilk Haçlı seferine iştirak eden Hristiyan galiplerin kötülükleri ile garip bir tezat teşkil etmekteydi” şeklinde bitirir.28

Selâhaddin’in bu davranışı ki aslında şehri kılıçla fethedebilecekken bundan geri durarak sulhu tercih etmesi tarihin şahit olduğu en büyük alicenaplık olarak kayıtlara geçecektir. 

Diğer taraftan Hristiyanlarca kutsal Mezar Kilisesi (Kamame) tahrip edilmek istenince Selahaddin “Hristiyanların takdis ettikleri şeyin bina değil yer olduğunu, bunların ne olursa olsun buraya hacca devam edeceklerini” beyan eder. Hristiyanlarla yapılan anlaşmada Kudüs’ün Müslümanlar tarafından Hz. Ömer’in vermiş olduğu ahd çerçevesinde davranılır.29

Kudüs İngiliz Hakimiyetinde

Kudüs’ün ikinci defa Müslümanların elinden çıkışı ise Birinci Dünya Savaşı sırasında olacaktır. Savaşa Almanya tarafında giren Osmanlı Devleti Almanlara stratejik destek sunmak maksadıyla başlattığı Süveyş Kanalı harekatları sonrası Türk birlikleri Ocak 1917’de Filistin topraklarının güney sınırı Gazze-Bi’rüssebi hattına çekilir. Bu ise İngilizleri harekete geçirecektir. 26 Mart 1917’de I. Gazze, 19 Nisan 1917’de II. Gazze Muharebelerinde Türk Ordusu İngiliz ilerlemesini bir süreliğine durdurur.30

Gazze’de iki kez başarısız olan Mısır Sefer Kuvveti Komutanı General A. Murray’ın yerine, Fransa Cephesi’nde tecrübe ve başarı kazanan General Edmund Henry Haynman Allenby atanır. Kendisine her türlü desteğin de verileceği belirtilen Allenby’nin görevi büyüktür: İngiliz Başbakan D. Lloyd George, Allenby’e, “Kabine’nin Noel’den önce Kudüs’ün ele geçirilmesini beklediğini...” söyler.31

31 Ekim 1917 sabah saat 03.30’da yoğun topçu atışı ile başlayan III. Gazze Muharebesi’nde Yıldırım Orduları ağır kayıplar verir. Allenby’nin yeni planı ve uyguladığı taktikler 7 Kasım 1917’de Gazze’nin düşmesi ile sonuçlanır.

Gazze’den Türk kuvvetlerinin geri çekilişi esnasında müdafaanın yeterince yapılamaması ve geri çekilen birliklerin yeterince takviye edilememesi üzerine İngiliz kuvvetleri 40 gün sonra 8 Aralık’ta şehrin yakınına ulaşır.

Kudüs’ün İngilizlere Teslimi

Kudüs’ü savunacak 7. Ordu Komutanı Fevzi Paşa (Mareşal Çakmak), şehrin sonuna kadar savunulmasından bir fayda beklememektedir. Zira ona göre meskûn mahallerde yapılacak bir muharebe ise kutsal şehrin tahrip olmasına neden olacaktır. Yıldırım Ordular Grubu Komutanı Mareşal Falkenhayn’ın (ki Kudüs’ün bırakılmasını istememekle birlikte) uygun görmesi üzerine Fevzi Paşa, İngilizlerin taarruza devam edeceği ihtimalinin yüksek olduğunu belirterek “Kutsal bir şehri düşmanın tahribinden korumak amacıyla, Kudüs’ün boşaltılmasına karar verilmiştir.” şeklindeki çekilme emrini 20. Kolordu’ya verir. Çekilme emri kendisine saat 23.00’de ulaşan 20. Kolordu birlikleri o gecenin sabahına kadar Kudüs’ün doğu ve kuzeydoğusunda bir hatta çekilirler.32

9 Aralık 1917 günü Osmanlı Devleti’nin son Kudüs Mutasarrıfı –İngiliz kaynakları yanlış olarak Kudüs Valisi olarak verirler- İzzet Bey, Belediye Başkanı’na bir teslim mektubu vererek sabah erkenden şehirden ayrılır.33 Ayrılmadan önce de telsiz makinesini çekiçle paramparça eder. Son birliklerle beraber şehirden çıkarken dudaklarında mırıldandığı son sözleri ise “Gitmeye mecburuz.” olacaktır.34

İzzet Bey’in 8/9 Aralık 1917 tarihli imzaladığı belgede Osmanlıların dinî binaların tahrip olmasından çekindiği için şehirden çekildiği, buralara muhafızlar yerleştirildiği ve İngilizlerin de aynı yolda hareket edeceğinin umulduğu ifade edilmektedir (Belge1):

İngiliz Kumandanlığı’na

Her milletçe kutsal sayılan Kudüs’teki yerleşim yerlerine iki günden beri obüsler düşmektedir. Osmanlı Hükümeti sırf dinî mekanların zarar görmemesi için kasabadan çekilmiş ve Kamame, Mescid-i Aksa gibi dinî mekanların korunmasına memurlar görevlendirmiştir. Tarafınızdan dahi bu yolda muamele edileceği ümidiyle bu belgeyi Belediye Reisi Vekili Hüseyin-zâde Hüseyin Bey eliyle gönderiyorum efendim.

Kudüs Müstakil Mutasarrıfı

İzzet 8/9-12-[13]3335

kudbel1
Belge 1: Kudüs Mutasarrıfı İzzet Bey’in teslim mektubu.

 kudüs5

Fotoğraf 5: Teslim mektubu ile 9 Aralık 1917 sabahı şehri teslim eden Hüseyin-zâde Hüseyin Bey.

Belgede de belirtildiği üzere şehrin teslimini belediye başkanı Hüseyin-zâde Hüseyin Bey (Fotoğraf 5) yapacaktır. Sabahleyin yanında birkaç polis memuru ile Lifta’da bulunan İngiliz birliklerine doğru yola çıkar. Saat 08.30’da İngilizlere beyaz bir bayrakla yaklaşır (Fotoğraf 6). Heyeti karşılayan İngiliz Çavuşu ve İngiliz subayları mektubu ve anahtarı teslim almayı başlangıçta kabul etmemişlerse de üstlerinin oluru ile 60. Tümen Komutanı Tümgeneral J.S.M. Shea, Allenby adına saat 11.00’de şehri teslim alır (Fotoğraf 7). Direnişle karşılaşmayan İngilizler öğleden önce Kudüs’e girmişlerdir.36 Halbuki İngilizler şehir sınırlarında 9 Aralık günü çok şiddetli muharebeler ve inatlı bir direniş beklemekteydiler. Hristiyanlar Selahaddin’in şehri geri alışından tam 730 yıl sonra Kudüs’e yeniden hâkim olmuşlardır.

kudüs6
Fotoğraf 6: Kudüs Belediye Başkanının İlk İngiliz Askerleriyle Karşılaşması.

kudüs7
Fotoğraf 7: Aralık 1917, İngiliz Generali Watson Kudüs’te.

kudüs8
Fotoğraf 8: Allenby Kudüs’e Askerî Vali olarak atanan Tuğgeneral Borton tarafından Yafa Kapısı dışında bir tören alayı ile karşılanır. Şehre önünde iki yaveri, sağında Fransız Filistin Müfreze Komutanı ve solunda İtalyan Filistin Müfreze Komutanı olduğu halde Kudüs’e yürüyerek girer.

Bu durum aynı gün Londra’ya bildirilmiş, Maliye Bakanı Bonar Law, Avam Kamarası’nda resmî duyuruyu yapmıştır. Resmi duyurunun ardından Westminster Katedrali’nin büyük çanı üç yıl aradan sonra çalmaya başlar. Paris’te Notre Dame Katedrali’nde özel bir tören düzenlenir. Duyurunun ardından İngiliz Savaş Kabinesi, Allenby’e gönderdiği telgrafta dünya çapında tarihî bir anlamı olan ve İngiliz ve Müttefik halklarına büyük bir sevinç yaşatan Kudüs’ün ele geçirilmesi olayında kendisini tebrik ettiklerini ve başarılarının devamını beklediklerini bildirir37

General Allenby’nin Kudüs’e Girişi

İki gün sonra 11 Aralık 1917 Salı Allenby, Latron yolundan Kudüs’e kadar otomobille gelir. Allenby şehri ele geçiren önceki komutanlar gibi Yafa Kapısı’ndan (“Babü’-Halil” yani “Dost Kapısı”) girecektir (Fotoğraf 8). Kapı dışında tören hazırlığı yapılmıştır. İngiliz, İskoç, İrlandalı ve Galler askerinden oluşan 50 kişilik bir imparatorluk onur muhafız kıtası, tam karşısında ise 50 kişilik Avustralya ve Yeni Zelanda birliği vardı. Sağ tarafta 20 kişilik bir Fransız ve sol tarafta 20 kişilik bir İtalyan onur muhafız kıtası Yafa Kapısı’nın içinde görevlendirilmiştir.

Yafa Kapısı dışında Allenby Kudüs’e Askerî Vali olarak atanan Tuğgeneral Borton tarafından karşılanır ve bir tören alayı oluşturulur. Allenby, şehre önünde iki yaveri, sağında Fransız Filistin Müfreze Komutanı ve solunda İtalyan Filistin Müfreze Komutanı ve mahiyetinde bulunan heyetle girerken şehre olan saygısını göstermek için attan inerek yaya olarak ilerler.

150 kişiden az olan Allenby’nin tören alayı bir tek trompet eşliğinde kapıdan geçerek Davut Kulesi basamaklarında durur. Burada Allenby ve heyeti ile şehrin ileri gelenleri, İngilizce, Fransızca, Arapça, İbranice, Yunanca, Rusça ve İtalyanca olarak okunacak Beyannameyi dinlemek üzere dizilir (Fotoğraf 9). Daha sonra Kudüs duvarlarına yapıştırılan Beyanname’nin başlığı altında sıkıyönetim ilan edilir (Belge 2):

“Mübarek Kudüs’ün sakinleri ve çevresinde ikamet eden halka:

Komutam altındaki askerlerin Türkleri bozguna uğratması kuvvetlerim tarafından şehrinizin işgaliyle sonuçlanmıştır. Bundan dolayı, şimdi, burada yönetim şekli olarak sıkıyönetim ilan ediyorum ve askerî şartlar gerektirdiği kadar da sürecektir.

Bununla beraber, çekilmiş düşmanın ellerindeki tecrübeniz sebebiyle herhangi biriniz telaşa kapılabilirsiniz. Bundan dolayı herkesin kesinti korkusu olmadan meşru işini devam ettirmesinin arzum olduğunu size bildiriyorum.

Ayrıca, şehrinize insanlığın büyük dinlerinden üçünün bağlılarınca tutkuyla bakıldığından ve birçok asırdır bu üç dinin ibadet eden ve dindar halk yığınlarının hacıları tarafından şehrin ruhu tanrıya adandığı için, her kutsal bina, anıt, kutsal yer, tapınak, geleneksel mevki, vakıf, dini teberru veya üç dinin hangisi olursa olsun mutat ibadet yerinin muhafaza edileceğini ve onların kutsal olduğuna inananların mevcut gelenek ve inançlarına göre korunacağını bilmenizi isterim.”

Aralık 1917, Edmund Henry Hynmen Allenby, General

Mısır Seferi Kuvveti Komutanı38

Bu beyanname ile kendi işine korkmadan devam edeceği, dinî mekânlar arasında ayırım yapılmadan işlevlerini devam ettireceği, her dine ait mekânların o dinin mensuplarının kontrolüne verileceği, hatta bu mekânların korunması için muhafızlar yerleştirileceği belirtilir.  Allenby 11 Aralık’ta Londra’ya çektiği telgrafta ise Hristiyanlar için kutsal olan Kamame Kilisesi için ise Hz. Ömer’in uygulaması doğrultusunda hareket ettiğini “Kamame Kilisesi kapılarındaki vakıfların irsî mütevellilerden, Kiliseyi koruyan Halife Ömer’in yüce hukuku doğrultusunda geleneksel görevlerini kabul etmeleri istenildi” diyerek belirtir.39

kudbel2
Belge 2: Kudüs duvarlarına yapıştırılan Beyanname.

Adsssss
Fotoğraf 9: Tören alayı Kale (Davut Kulesi) basamaklarında Allenby ve heyeti ile şehrin ileri gelenleri, çeşitli dillerde okunacak olan Beyannameyi dinlemek üzere dizilirler.

Sonuç

11 Aralık 1917’de İngiliz General Edmund Allenby, Yafa Kapısı’ndan muzaffer bir edayla Kudüs’e girişinde "Haçlı Savaşları’nın artık nihayete erdiğini" söylediği rivayet edilir. Allenby, 1099’da şehrin kapılarına gelen milletlerin torunlarından oluşan İngilizlerin başını çektiği (20. yüzyılın Haçlılarından oluşan) ordu ile Kudüs’ü alacaktır. Şehre girerken de tören bölüğünün teşkilindeki itina ve savaşa katılan ülkelerin askerlerinden oluşması ayrıca dikkat çekilmesi gereken husus olsa gerek.

Gerçi İngiltere resmen Haçlı söyleminden kaçınmaya çalışsa da günün gazeteleri Kudüs’ün alınışını takip eden günlerde dönemin basın ve kitabiyatında Haçlı ifadesinin kullanılmasından çekinilmeyecektir. Zaten Kudüs, Allenby’nin Hristiyan dünyasına Noel hediyesidir. Bu sefer Haçlılardan farklı olarak Allenby Hz. Ömer’in ortaya koyduğu şehrin yönetim esasına saygı duyacaktır. Bu fazla uzun sürmeyecek, İsrail’in kuruluşu ile Kudüs’te durum değişecektir.

Bu süreç 1897 yılında Basel Kongresi’nde atılmıştır. O gün Filistin’de bir Yahudi yurdu kurulması düşüncesi/planı 14 Mayıs 1948’de İsrail Devleti’nin kuruluşu ile ilk aşamasını tamamlamıştır. 1967 yılında Kudüs İsrail tarafından işgal edildiğinde ise şehir Yahudilerin hakimiyeti altına girer.

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Dipnotlar

1Ömer Faruk Harman, “Kudüs” Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (DİA), Cilt 26, İstanbul 2002, s. 327.

2Ebü’l-Abbas Ahmed b. Yahya b. Cabir Belazüri, Fütuhu’l-Büldan: (Ülkelerin Fetihleri), Çeviren Mustafa Fayda, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ankara 1987, s. 195.

3Ebû Cafer İbni Cerir Muhammed b. Cerir b. Yezid Taberi, Tarihü’t-Taberi: Tarihü’l-Ümem Ve’l-Müluk,: Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut 1987, 2. c., s. 445-446; Taberi, The History Of Al-Tabari (Ta’rikh Al-Rusul Wa’l-Muluk): The Battle of Al-Qadisiyyah and The Conquest Of Syria and Palestine, Translated and annotated by Yohanan Friedmann; State University of New York, Albany 1992, 12. c., s. 182.

4Georg Ostrogorsky, Bizans Devleti Tarihi, Trc. Fikret Işıltan, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1981, s. 103.

5Ali Mazak, Emevilerin Sonuna Kadar Kudüs ve Filistin, 1989, Tez (Yüksek Lisans), Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslam Medeniyeti ve Sosyal Bilimler Bölümü İslam Tarihi Anabilim Dalı, s. 65

6Belazüri, 197-198; Taberi, s. 448-449.

7Hz. Ömer’in Amr b. As tarafından da davet edildiği de belirtilir. Sadık Eraslan, Sosyo-Politik Açıdan Asr-ı Saadet Fetihleri (Hz. Ömer Dönemi), Ta-ha Yayıncılık, Ankara 1999, s. 162.

8Eraslan. s. 162; Mazak, s. 67.

9Bazı rivayetlerde ise Hz. Ömer bu sırada inceleme ve görüşmelerde bulunmak için Suriye’ye gelmiş ve Câbiye’de bulunduğunu ve Patrik Sophronios şehrin anahtarlarını burada iken Hz. Ömer’e teslim etmek istediğini belirtir. Mustafa Fayda, “Ömer” Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (DİA), Cilt 34, İstanbul 2007, s. 45.

10Mazak, s. 70.

11Casim Avcı “Kudüs: Fethedilişinden Haçlı İstilasına Kadar” Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (DİA), Cilt 26, İstanbul 2002, s. 327; Fayda, s. 45; Eraslan, s. 162-163.

12Taberi, s. 449; Muhammed Hamidullah, Mecmuatü’l-Vesaiki’s-Siyasiyye li’l-Ahdi’n-Nebevi ve’l-Hilafe, Dârü’n-Nefâis, Beyrut 1983, s. 487-488; Mazak, s. 68; Eraslan, s. 162-163.

13Işın Demirkent, “Kudüs-Fethedilişinden Haçlı İstilasına Kadar”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (DİA), Cilt 26, s. 526; Mehmet Ersan, “Türkleri Durdurma Projesi Haçlı Seferleri” Beyaz Tarih, 04/12/2018, https://www.beyaztarih.com/hacli-seferleri/turkleri-durdurma-projesi-hacli-seferleri

14Haçlı ordusunu oluşturacak kuvvetler, Avrupa’nın çeşitli bölgelerinden birçok dük ve kontun liderliğinde yola çıktılar. Bunlardan başlıcaları İtalya’dan Robert Guiscard’ın oğlu Bohemund ve yeğeni Tankred, Fransa Kralı’nın kardeşi Dük Hugues de Vermandois, Aşağı Lorraine Dükü Godefroi de Bouillon ve kardeşi Baudouin, Toulouse Kontu Raimond de Saint Gilles, İngiltere kralının kardeşi Robert de la Normandie, Flandra Kontu Robert ve Champagne Kontu Etienne de Blois gibi dük ve kontlar bu Haçlı liderlerinin başlıcalarıdır. Ersan, 04/12/2018, https://www.beyaztarih.com/hacli-seferleri/turkleri-durdurma-projesi-hacli-seferleri.

15Aydın Usta, Haçlı Seferlerinde Kuşatma, Yeditepe Yayınları, İstanbul 2015, s. 103.

16Steven Runciman, Haçlı Seferleri Tarihi: Birinci Haçlı Seferi ve Kudüs Krallığı Kuruluşu, Trc. Fikret Işıltan, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1986, 1. c. s. 215.

17Runciman, I, s. 220.

18Runciman, I, s. 220; Işın Demirkent, “Kudüs: Haçlılar Dönemi” Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (DİA), Cilt 26, s.331.

19Runciman, I, s. 221-222.

20Willermus Tyrensis, Willermus Tyrensis’in Haçlı Kroniği: Başlangıçtan Kudüs’ün Zaptına Kadar (I-VIII. Kitaplar), Hazırlayan Ergin Ayan, Ötüken Neşriyat, İstanbul 2016, s. 363.

21Usta, s. 112.

22Ramazan Şeşen, Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi (1138-1193),Yeditepe Yayınevi, İstanbul 2013, s. 95.

23Runciman, Haçlı Seferleri Tarihi: Kudüs Krallığı Ve Frank Doğu: 1100-1187, Trc. Fikret Işıltan, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1987, c. II, s. 388.

24Ziya Polat, Salahaddin Eyyubi’nin Haçlı Siyaseti ve Kudüs Haçlı Krallığıyla Yaptığı Anlaşmalar2015, Tez (Doktora), İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı, s. 209-211.

25Runciman, II, s. 390. Polat, s. 212.

26Demirkent, s. 331; Polat, s. 211.

27Şeşen, s. 101-102.

28Runciman, II, s. 391.

29Runciman, II, s. 391; Polat, s. 212.

30Nuh Eşrefoğlu, “Filistin’de Son Savaş: Nablus Meydan Muharebesi” Beyaz Tarih, 04/12/2018, https://www.beyaztarih.com/osmanli-tarihi/filistinde-son-savas-nablus-meydan-muharebesi.

31İsmet Üzen, “İngilizlerin Kudüs’ü Ele Geçirmesi ve General Edmund H.H. Allenby’nin Kudüs’e Törenle Girişi (9–11 Aralık 1917)” Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 19, Sayı: 2, s. 332.

32Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi: Sina - Filistin Cephesi, Cilt IV, II. Kısım, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı, Ankara 1986, s. 429-430.

33Üzen, s. 331.

34H. Pirie-Gordon, A Brief Record of the Advance of the Egyptian Expeditionary Force, Published By His Majesty’s Stationery Office, London 1919, Deccember 9.

35Üzen, s. 332.

36Üzen, s. 332.

37Üzen, s. 332-333.

38Üzen, s. 335-336.

39 W.T. Massey, How Jerusalem Was Won Being The Record of Allenby’s Campaign in Palestine, New York, Charles Scribner’s Sons, 1920, s. 209, Üzen, s. 339. Telgrafın tamamı aşağıda verilmiştir:

 “1- Bugün öğlen, kurmaylarımdan birkaçı, Fransız ve İtalyan bölük komutanları, Picot Heyeti’nin başkanları, Fransız, İtalyan ve Amerika Birleşik Devletleri Askeri Ataşeleri ile resmen şehre girdim. Tören alayının hepsi yaya idi. Yafa Kapısında İngiltere, İskoçya, İrlanda, Galler, Avustralya, Hint, Yeni Zelanda, Fransa ve İtalya muhafızları tarafından karşılandım.

2- Halk tarafından iyi karşılandım.

3- Kutsal Yerlere muhafızlar yerleştirildi.

4- Askeri Vali Latinlerin mütevelli vekiliyle temas halindedir ve Yunanlı temsilci Hıristiyan Kutsal Yerleri yönetmek üzere seçildi.

5- Ömer Camii ve çevresi Müslüman kontrolüne verildi ve Camii çevresinde Hintli subay ve askerlerden oluşan askerî bir kordon oluşturuldu40. Askerî valinin ve Camii yöneticilerinin izni olmadan Müslüman olmayanların bu kordonu geçemeyecekleri hakkında emirler verildi.

6- Beyanname duvarlara asıldı ve Arapça, İbranice, İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Yunanca ve Rusça olarak Kalenin basamakları üzerinde huzurumda okundu.

7- Beytüllahim’e ve Raşel Türbesi’ne muhafızlar yerleştirildi.

8- Kamame Kilisesi kapılarındaki vakıfların irsî mütevellilerden, Kiliseyi koruyan Halife Ömer’in yüce hukuku doğrultusunda geleneksel görevlerini kabul etmeleri istenildi.”

 

Kaynakça

Ali Mazak,  Emevilerin Sonuna Kadar Kudüs ve Filistin, 1989, Tez (Yüksek lisans).--Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslam Medeniyeti ve Sosyal Bilimler Bölümü İslam Tarihi Anabilim Dalı.

Aydın Usta, Haçlı Seferlerinde Kuşatma, Yeditepe Yayınları, İstanbul 2015.

Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi: Sina-Filistin Cephesi, Cilt IV, II. Kısım, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı, Ankara 1986.

Casim Avcı, “Kudüs: Fethedilişinden Haçlı İstilasına Kadar”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (DİA), Cilt 26, İstanbul 2002, ss, 327-332.

Cemal Kemal, Birinci Dünya Harbi’nde Filistin Cephesi, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü, Doktora Tezi, Ankara 2004.

Cyril Falls, Military Operations Egypt and Palestine, From ]une 1917 to the End of the War, Part II, London 1930.

Ebü’l-Abbas Ahmed b. Yahya b. Cabir Belazüri, Fütuhu’l-Büldan: (Ülkelerin Fetihleri), Çeviren Mustafa Fayda, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ankara 1987.

Ebû Cafer İbn Cerir Muhammed b. Cerir b. Yezid Taberi, Tarihü’t-Taberi: Tarihü’l-Ümem Ve’l-Müluk, Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut 1987.

Taberi, The History of al-Tabari (Ta’rikh al-Rusul Wa’l-Muluk): The Battle of al-Qadisiyyah And The Conquest of Syria And Palestine, Translated and annotated by Yohanan Friedmann; State University of New York, Albany 1992.

General Allenby’nin Raporu: Filistin Hezimeti, Çev. Ağır Topçu Mülazımıevveli Hikmet, Matbba-i Orhaniye 1335.

Georg Ostrogorsky, Bizans Devleti Tarihi, Trc. Fikret Işıltan, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1981

H. Pirie Gordon, A Brief Record of the Advance of the Egyptian Expeditionary Force, Published By His Majesty’s Stationery Office, London 1919.

H. Pirie Gordon, Mısır Kuvve-i Seferiyesinin İleri Harekâtı, Çev. Adil, İstanbul, Matbaai Askeriye, 1926.

İsmet Üzen, “İngilizlerin Kudüs’ü Ele Geçirmesi ve General Edmund H.H. Allenby’nin Kudüs’e Törenle Girişi (9–11 Aralık 1917)” Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 19, Sayı: 2, ss. 329-344.

Işın Demirkent, “Kudüs: Haçlılar Dönemi” Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (DİA), Cilt 26, İstanbul 2002, ss, 329-332.

Mustafa Fayda, “Ömer” Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (DİA), Cilt 34, İstanbul 2007, ss. 44-51.

Muhammed Hamidullah, Mecmuatü’l-Vesaiki’s-Siyasiyye li’l-Ahdi’n-Nebevi ve’l-Hilafe, Dârü’n-Nefâis, Beyrut 1983.

Mehmet Ersan, “Türkleri Durdurma Projesi Haçlı Seferleri” Beyaz Tarih, 04/12/2018, https://www.beyaztarih.com/hacli-seferleri/turkleri-durdurma-projesi-hacli-seferleri.

Nuh Eşrefoğlu, “Filistin’de Son Savaş: Nablus Meydan Muharebesi” Beyaz Tarih, 04/12/2018, https://www.beyaztarih.com/osmanli-tarihi/filistinde-son-savas-nablus-meydan-muharebesi.

Ramazan Şeşen, Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi (1138-1193), Yeditepe Yayınevi, İstanbul 2013.

Sadık Eraslan, Sosyo Politik Açıdan Asr-ı Saadet Fetihleri (Hz. Ömer Dönemi), Ta-ha Yayıncılık, Ankara 1999.

Ömer Faruk Harman, “Kudüs” Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (DİA), Cilt 26, İstanbul 2002, ss. 323-327.

Steven Runciman, Haçlı Seferleri Tarihi: Birinci Haçlı Seferi ve Kudüs Krallığı Kuruluşu, c. I-II, Trc. Fikret Işıltan, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1986.

Willermus Tyrensis, Willermus Tyrensis’in Haçlı Kroniği: Başlangıçtan Kudüs’ün Zaptına Kadar (I-VIII. Kitaplar), Hazırlayan Ergin Ayan, Ötüken Neşriyat, İstanbul 2016.

W.T. Massey, How Jerusalem Was Won Being The Record of Allenby’s Campaign in Palestine, New York, Charles Scribner’s Sons, 1920.

Ziya Polat, Salahaddin Eyyubi’nin Haçlı Siyaseti ve Kudüs Haçlı Krallığıyla Yaptığı Anlaşmalar, 2015, Tez (Doktora), İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı.

DİĞER MAKALELER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun