Türkler Geliyor Filmine Bir Değerlendirme

Türkler Geliyor Filmine Bir Değerlendirme

Bize ait bir tarihimiz ve dilimiz varken bize ait bir sinema tasarımımızın da olabileceğini ikna edici bir kompozisyon ile aktaran Türkler Geliyor filmi sinemamızda önemli bir kapıyı aralıyor.

BEYAZ TARİH \ HABER

Türk mütefekkirleri arasında bıraktığı mirası ile doğum tarihi 1916’dan bu yana aramızda yaşamayı sürdüren merhum Cemil Meriç, milli sanatsal eserlerimizin neden Nobel alamayacağı konusunda konuşurken şöyle bir ifadede bulunmuştu: “Edebiyatçının, “fikir adamı”nın herhangi bir "kurulu düzen"den, herhangi bir "müessese"den, herhangi bir "otorite"den isteyeceği tek şey vardır; Hürriyet içinde kendini ifade etmesine ses çıkarılmaması.” Hülasa, sanatkarın gayretinin bir yönüyle ferdi ve yerli olmasının engellenmemesi. Bu sözlerini 1983 yılındaki bir TRT mülakatında veren mütefekkirimiz mülakatın başlarında Türk şiirinin ve Türk romanının neden taltif edilmediğini hem Türk dilinin Avrupa dillerine tercüme zorluğuna hem de doğrudan doğruya yerli olmasına bağlar. Haliyle, şiirde ve romanda kendimizi temsil ediyorsak klasik Batı doktrinine göre belirlenmiş eserlere kıyasla pek tabi layıkıyla okunmayız, beğenilmeyiz. Diriliş Ertuğrul ve devam serisi olan Kuruluş Osman’ın tecrübeli yapımcısı Mehmet Bozdağ’ın yapımcılığını, Kamil Aydın’ın etkileyici yönetmenliğini yaptığı Türkler Geliyor filmi için de aynı yorumu yapabiliriz. Zira, izlenme ve Hollywood usullerine göre taktir edilme endişelerinden ziyade “tarihe not düşme” çabasıyla hazırlanmış bir film izlediğimizi söylersek değerlendirmemiz adına mütalaamızı baştan dile getirmiş olabiliriz. Bize ait bir tarihimiz ve dilimiz varken bize ait bir sinema tasarımımızın da olabileceğini ikna edici bir kompozisyon ile aktaran Türkler Geliyor filmi sinemamızda önemli bir kapıyı aralıyor. 

 
Türk Sinemasının İlk Akını
 
Günümüzde yeni çıkan tarih temalı film ve dizilerde alışık olduğumuz, yapımın etkileyiciliğini arttırdığının kalıplaşmış kabullerden olan usulleri bir yana bırakmış şekilde bu filmde oyunculuğun, kurgunun, metnin ve sinematografik ögelerin öne çıktığını rahatça söylemek mümkün. Öyle ki, önceki tarihi yapımlarda sürekleyiciliği ve akılda kalıcılığı sağlamak adına sıkça başvurulan şiddet ve insan vücudu üzerinden gelişen pornografik temsillere rastlamıyoruz. Başta ifade ettiğimiz gibi, yalnızca izlenme değil mesaj verme kaygısıyla hazırlanmış olması Türk izleyicisini; gusül abdestsiz fethe çıkan yeniçeriden, temelsiz senaryo ve mitolojiden esinlenen zorlama kahramanlıklardan da kurtarıyor. Komedyenler için söylenen, iyi bir komedyenin küfür etmeden güldürmesi beklentisine nazireyle, iyi bir senarist ve yönetmenin de hikayesi ve oyunculuk kalitesi ile öne çıkmasını haklı olarak arzulayabiliriz. Bu anlamda başarılı bir eser izlediğimizi söyleyebiliriz. 
 
Türkler Geliyor filminin bir diğer yandan önceki yapımlarda düşülen geniş senaryo hatasına düşmemiş olması sinemamız adına yeni bir döneme de işaret ediyor. Bilindiği üzere Türk tarihinin başarısız şekilde sinemaya aktarılmasına sebep olan en büyük hatalardan biri senaristlerimizin Çanakkale Savaşı, İstanbul’un Fethi veya Sarıkamış gibi devasa hikayeleri bir filme sıkıştırmaya çalışmasıydı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu Cumhurbaşkanı olan Mustafa Kemal’in bile hayatının çocukluktan alınarak vefatına kadar bir filme sıkıştırılması amatör girişimler arasında kalmasına sebebiyet vermiş, haliyle bu başarısız yapımlar ciddi zahmet ve bütçelere mâl olmuştu. Oysa Türkler Geliyor bu anlamda senaryo tasarımıyla, zaman ve mekan yönetimiyle izleyicinin zihnindeki odağın dağılmasını engelliyor. Sanıyorum ki tarihimizi sinemaya küçük hikayeler ile aktarma usulü güçlü hikayelerimizin senaristlerimiz tarafından hor kullanılmadan ele alınmasını da sağlayacak. 
 
Yıllara Sari Başarılı Bir Tecrübe
 
Bilindiği üzere 2014 yılının sonunda vizyona giren ve senaryo tasarımıyla en zor dönemlerden olan Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu konu alan Diriliş Ertuğrul 5 yılı aşkım süre en yüksek izlenme oranıyla yayınlandı ve seri Kuruluş Osman adıyla sürüyor. Türkler Geliyor filmini izleyenlerin ilk bakışta dikkat edecekleri nokta hem mekan tasarımları hem kurgusu hem de metinleri ile güçlü bir Diriliş Ertuğrul esintisi taşıyor olduğudur. Öyle ki görsel efektlerde, kostüm tasarımlarında, çarpışma sahnelerinde ve tabi ki metinlerinde sayısız başarılara imza atan Diriliş Ertuğrul’un içerisinden bir kesite denk geldiğinizi hissedebilirsiniz. Ancak tabii ki filmin kalp ritminizi yükselten müziklerinin seçimleri, çarpışma sahnelerindeki görsel efektler, hikaye yoğunluğu, yeni yüzlerin etkileyici oyunculuğu Türkler Geliyor filmini daha yüksek bir noktaya taşıyor.
 
Türk Sinemasında Yeni Bir Ekolün Başlangıcı Olur mu?
 
İhtiyaç halinde hızlıca İngilizceye çevrilebilmesi, Türk olmayanların da salt film izleme gayesiyle perde karşısında zaman geçirebilmesi ve mümkün olduğunca psikolojik saldırılar ile daha fazla seyirciye ulaşması kaygısıyla çekilen yapımların aksine Türkler Geliyor filmi tıpki etkileyici bir şiir ve sürekleyici bir romanın usullerine göre tasarlanmış. Dili ise sonradan Türkçeye çevrilmiş metinler gibi bize yabancı değil. Kurgusal anlamda ise izleyicilerin fark edeceği gibi senarist etkili bir başlangıç ile seyirciyi daha filmin başında yakalıyor ve filmin gelişme bölümündeki mesaja en yüksek dikkati böylece topluyor. Sonrasında da seyirciye sorular sorarak sürükleyiciliği güçlü bir hikaye ile sağlıyor. Aslında iyi bir psikolojik analiz söz konusu. Rahatça söyleyebiliriz ki en dikkatli sinema seyircilerinin bile senaryo boşluklarına, paralel sahnelerdeki zaman uyuşmazlıklarına, zorlama jest ve mimiklere denk gelemeyecekleri bir film olmuş. 
 
Fragmanlarını izlediğimiz süre zarfında filmin daha önceki Fetih 1453 ile yarışacağı konuşulmuştu. Bütçe ve hasılat skorları bir yanda dursun, filmin kendisi üzerinden yapacağımız değerlendirmeler ışığında denilebilir ki tarih temalı filmlerindeki çıtamız artık Türkler Geliyor filmi olabilir. Bunun yanında; Türkiye’nin, sinema sektöründeki yerini, coğrafyadaki kamu diplomasisini ve müteakip yapımlardaki motivasyonu güçlendirecek olması bu filmin asıl başarısı olacaktır diye düşünüyorum. Zira, henüz izlememiş olanların seyir zevkini bozmak istemem ama, son sahnesinde bulunduğum salondaki seyircileri Sultanbekov’un şarkısına gururla eşlik ettirmiş olan bu film Bosna’da izlendiğinde akıllara Ederlezi’yi getirecek, aramıza çekilen sınırlardan daha güçlü bağlarımızı bu vesileyle hatırlatacak. 
 
İz Bırakacak
 
Tanıtım afişlerine yazılan bir film isminden ziyade Türkler Geliyor’u gür bir seda hissi ile izleyiciye ulaştıran yapımcı, senarist, yönetmen ve tabii ki oyuncular hakiki bir tebriği önce sinema salonlarında sonrasında da film hakkındaki değerlendirmelerde layıkıyla hak ediyor. Bu tebrik onca emeğin ilk karşılığı olduğu gibi Türk seyircisinin benzer yapımları izleyebilmesi için de olmazsa olmaz bir teşvik anlamını taşıyor. İlhamını şerefli tarihimizden alan emektarlara teşekkürler.
beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun