Münevver Bir Dava İnsanı; Aliya İzzetbegoviç

Münevver Bir Dava İnsanı; Aliya İzzetbegoviç

"Gençliğimde fikir tartışmaları yapar ve Batılı yazarların eserlerini okurduk. Bu sebeple batıyı da doğuyu da çok erken tanıdım. Bu sebeple 17 yaşına geldiğim zaman İslam artık benim babamdan miras aldığım dinin adı değildi."

BEYAZ TARİH / PORTRE

1925 yılında Bosna Hersek’in Bosanski-Šamac kasabasında doğan Aliya İzzetbegoviç, ailesi İslami duyarlılığa sahip olmasına rağmen daha seküler ve müslümanları ötekileştiren bir çevrede yetişir. Saraybosna'da Alman Lisesi’nde eğitimini tamamlarken oldukça aktif bir lise hayatı geçirir. Henüz 15-16 yaşlarındayken arkadaşlarıyla bir fikir kulübü olarak kurdukları "Mladi Muslumani" teşkilatı (MüslümanGençler), daha sonra bir aktivizm hareketi gibi işleyerek müslüman genç kızlarla ilgili çalışmaları da içine alan bir yapıya dönüşür. Yaşamına ve kitaplarına baktıktan sonra "Aliya'nın içinde bulunduğu bir düşünce hareketinin aksiyon üretmemesi düşünülemezdi"diyebiliriz.

Allah'ın takdiri, onu ağır koşullarda 80'li yılların sonunda 90'lı yılların başında parçalanmaya başlayacak olan ülkesi için hazırlıyordu. Yaşadığı ülke, aldığı eğitim ve çevresinin müslümanlara yaklaşımı sebebiyle İslam ve Batı düşüncesi üzerine genç yaşlarda düşünüp yazılar kaleme aldı. "TariheTanıklığım" isimli eserinde gençlik yıllarını şöyle anlatır:

"Gençliğimde fikir tartışmaları yapar ve Batılı yazarların eserlerini okurduk. Bu sebeple batıyı da doğuyu da çok erken tanıdım. Bu sebeple 17 yaşına geldiğim zaman İslam artık benim babamdan miras aldığım dinin adı değildi."

Müslüman Gençler teşkilatı özellikle II. Dünya Savaşı yıllarında büyük yararlılıklar gösterdi. Alman işgali altında olan Yugoslavya'da Almanların desteği ile 100.000'in üzerinde Müslüman, Sırp-Çetnik Çeteleri tarafından katledilmişti. Bu esnada Müslüman Gençler teşkilatı çeşitli yardım faaliyetlerinde bulunarak savaşın yaralarını sarmaya çalışıyordu.

II. Dünya Savaşı sonrası Yugoslavya bağımsızlığına kavuştuktan sonra ağır bir Komünizm etkisi oluşmaya başladı. Dönemin Yugoslavya'sı 6 Federasyon ve iki özerk bölgeden oluşuyordu. Komünist parti özellikle İslam ile mücadele etmeye başlayınca Müslüman Gençler Teşkilatı’ndaki çalışmaları sebebiyle  Aliya İzzetbegoviç, 1949 yılında "İslamcılık" sebebiyle 5 yıl hapis cezasına mahkum edildi. 1974 sonrası Anayasa değişikliği yapan Komünist diktatör Tito, 1953'ten beri sürdürdüğü baskıcı rejime biraz gevşeme getirdi. Bosna Hersek  müslümanları bu kısmi rahatlama esnasında açılan cami ve medreselere etrafında islami çalışmalarına ivme kazandırdılar ve müslümanlararası birlik oluşmaya başladı.

1970 yılında yazdığı "İslam Manifestosu" oğlu tarafından 1983 yılında yeniden yayınlanınca Aliya için nisbi rahatlık dönemi sona erdi ve 14 yıl hapse mahkum edildi. "İslam Deklarasyonu" kitabı ile bir anda Yugoslavya'nın gündemine oturdu "Avrupa'nın ortasında bir şeriat devleti kurmak" suçu ile itham edilmişti. Aliya her  zaman "Ben bir Müslümanım ve öyle kalacağım. Kendimi dünyadaki İslam davasının bir neferi olarak telakki ediyorum ve son günüme kadar da böyle hissedeceğim. Çünkü İslam benim için güzel ve asil olan her şeyin diğer adı; dünyadaki Müslüman halklar için daha iyi bir gelecek vaadinin ya da umudunun, onlar için onurlu ve özgür bir hayatın, kısacası benim inancıma göre uğrunda yaşamaya değer olan her şeyin adıdır." demişti.

"İslam Deklarasyonu" (ya da manifestosu), "yazarını hapse düşüren kitap" olarak sadece Yugoslavya'da değil tüm dünyada yankı buldu. Yargıtay kararı ile 11 yıla düşürülen mahkumiyetini tamamlarken mahkumiyetinin 5. yılında genel afla hapisten çıkan Aliya'nın,  Bosna'da var olan altyapısına siyasi talepleri olan bir kitle de eklendi. Böylece SDA isimli (Demokratik Eylem Partisi) partiyi kurdu. Hapishanede gizlice yazdığı notlarından oluşan, kalemin-kağıdın zor bulunduğu şartlarda gizlice dışarıya çıkarılarak basılan "Özgürlüğe Kaçışım" isimli eseri parçalı birçok paragraftan ve aforizmadan oluşan bir kitaptır. Kitabında yazmanın ve düşünmenin hapisten ruhen, fikren ve duygu olarak kaçmak olduğunu söyler. Kitabın ismini de bu fikirden yola çıkarak verir.http://www.okuokuyaz.com/wp-content/plugins/advanced-wp-columns/assets/js/plugins/views/img/1x1-pixel.png

Hapisten çıktıktan hemen sonra Bosna-Hersek federasyonu Cumhurbaşkanı olan Aliya, Sırplar ve Hırvatlar arasındaki çekişmeye müslümanları sokmamaya Yugoslavya'nın bütünlüğüne sahip çıkmaya çalıştıysa da bunda başarılı olamadı. Müslümanlar Bosna Savaşı’nda hem Sırpların hem Hırvatların ve hem de vahşi batının şimşeklerini üzerine çekti. 20. Yüzyıl'da Avrupa'nın ortasında ortaçağı aratmayan vahşi bir savaş başlamıştı. Bosna Savaşı, müslümanların cihad anlayışı üzerine bu çağda örnek teşkil edecek derecede adaletle zulmün savaşına dönüştü. Bunu sağlayan da Aliya İzzetbegoviç'tir.

 

ss
 "Geleceğimizi geçmişimizde aramayacağız. Kin ve intikam peşinde koşmayacağız."

 

Aliya, Sırp-Hırvat savaşında Bosna-Hersek Federasyonu Cumhurbaşkanı olarak müslümanların bu savaşa katılmamasını ve müslüman gençlerin JNA'nın (Yugoslavya Silahlı Kuvvetleri) askeri celp çağrısına karşılık vermemesini salık verdi. Savaşa katılmama ve Yugoslavya'nın birliği tezi konusundaki kararlılığını göstermek maksadıyla savaşın Bosna'ya sıçraması ihtimali görüldüğü halde bir ordu teşekkül ettirmedi. Savaş kapıya dayandığında ise müslüman milislerden oluşan bir ordu kurar. Bunun yanında, ülkeye savaşmak için gelen mücahitlerden kurulu birlikler de Bosna savunmasında çok etkili oldu. Srebrenica'daki büyük Pazar katliamı sonrasında Bosna'daki tugaylardan birisi "Onlar sivil katlediyorsa biz de sivillere acımayacağız" diyerek sivillere saldırınca "Bizim düşmanımıza adalet borcumuz vardır" diyerek savaşın kızıştığı bir noktada o Boşnak Tugayı muhasara ederek bu fikirden caydırmış ve komutanını görevden almıştır. Aliya  Dünya'nın kayıtsızlığı karşısında daha büyük bir soykırımı önleme düşüncesiyle Dayton Anlaşması’nı imzalayarak savaşın bitmesini sağlamışdı.

Bosna Savaşı batılı değerlerin ne kadar kaygan bir zeminde olduğunun göstergesi oldu. Aynı yıllarda Cezayir'de FİS (İslami Selamet Partisi) kaşısında Cezayir ve Fransız askerlerinin gerçekleştirdiği darbe de batılı değerlerin aslında sadece batılılar için olduğunu, Müslümanların bu değerler sistemi içerisinde tek haklarının ölüm ya da parya gibi yaşamak olduğunu göstermiştir. FİS o yıllarda yapılan seçimlerde halkın %80'inin oyunu aldı.

Aliya'nın gözlerine baktığımızda onun Medinetü'l Fazıla ütopyasının bilge yöneticisi olduğunu görürüz. Aliya İzzetbegoviç 19 Ekim 2003 yılında hayata veda ederken ömrüne iki savaş, yıllarca hapis,  yüzlerce yazı ve iyi bir yöneticilik örneği bırakmıştır.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun