Yavuz Sultan Selim'in ölümü

Yavuz Sultan Selim'in ölümü

Osmanlı Devletinin Yavuz lakaplı padişahı Sultan Selim'in taht süresi kendisi gibi Osmanlı tarihine damga vurmuş sultanlardan çok kısadır. 8 sene yaptığı görevinde kazandığı savaşlar ile "yenilmez" olarak adlandırıldı ve ölümü Batılıların sevinç gösterilerine sahne oldu. Yavuz Sultan Selim nasıl öldü gibi çok merak edilen sorulara bir cevap mahiyetinde olan bu yazı, onu hayatından bir kesit verdikten sonra canını teslim edişini anlatmaktadır.

BEYAZ TARİH / EDİTÖR'DEN

Osmanlı padişahları içerisinde şahsiyeti ve faaliyetleri en çok tartışılan 2 isim vardır ki şüphesiz bunlar Yavuz Sultan Selim ve II. Abdülhamid’tir. Yaşadığı dönemde Avrupanın en güçlü hükümdarı olan “Muhteşem Süleyman”ın babası Sultan Selim’in Osmanlı topraklarını radikal hamlelerle fazla nüfus ve toprak hacmi ile buluşturduğu malumdur. Çağdaşı batılı elçi raporlarında dahi “yenilmez” olarak anılan Sultan Selim’in Çaldıran [1514], Mercidabık [1516] ve Ridaniye [1517] olmak üzere yaptığı 3 büyük savaşta ezici galibiyeti yanında şahsi hayatında mütevazi oluşu bu Sultanın “en meşhur fakat en meçhul” olarak anılmasının sebebidir. Mısır ve Suriye fatihi I. Selim Çaldıran seferiden sonra çıktığı son seferinde Mısır üzerine yürümüş ve 2 seneyi aşkın süren bu zorlu savaşlardan sonra Kahire’de Mısır tahtına oturarak Kutsal toprakların hizmetkârı ünvanı ile İstanbul’a dönmüştür.

İstanbul’a Dönüş ve Edirne

25 Temmuz 1518 tarihinde İstanbul’a giren Sultan, Mısır seferinde Batı’nın hazırlamaya koyduğu Haçlı ittifakını haber almıştı. Bu olayı çözümlemek için İstanbul’a geldikten 8 gün sonra Edirne’ye yöneldi ve burada yaptığı savaşların stresi ve yapacağı savaşlara hazırlık olarak av partileri düzenletti. Oğlu Süleyman ile görüştü ve onu tekrar sancağı Manisa’ya yolladı, Haçlı ittifakı üzerine yardımcılarıyla görüşmeler yaptı fakat Avrupa’nın kendi içinde uyuşmazlığı bir yana Haçlıların lideri olacak Macar İmparator Maximillian’ın 11 Ocak 1519’da ölümü bir denge sorunu meydana getirdiği için Haçlı düşüncesi rafa kalktı.

Tekrar İstanbul

I. Selim’in amacı İmparatorluğun Doğu sınırlarını güvenceye alarak Batı’ya yapacağı seferlerde bu bölgeden isyan çıkması ya da Batı'yla işbirliğini engelemekti. Bunu sağladığını düşündüğü an yönünü Batı’ya çevirdi ve bu maksatla Edirne’den İstanbul’a 1519 Nisan'ında hareket ederek donanmahazırlıklarını tamamlamaya girişti. Donanma hazırlıkları onun Rodos seferine çıkacağı bilgisini teyit etmesi açısından önemlidir. Bu bilgi Sultan’ın hayatının son 2 yılını Ruznamesine yazan Haydar Çelebi tarafından ortaya atılır ve tarihçilerce desteklenir. Öte yandan Anadolu’da çıkan karışıklığın sürmesi ulemayı rahatsız eder ve sefer hakkının Anadolu'dan yana kullanılmasını isterler. Kudretli Osmanlı sultanı istişareye önem veriyor olmalı ki bu hoşuna gitmeyen karar sonrası sadece sinirlenmekle yetinerek seferden vazgeçtiğini bildirip 18 Temmuz 1520 tarihinde İstanbul’dan Edirne’ye gitmek üzere hareket etti.

Edirne’ye hareket ve Çorlu’da gelen ölüm

I. Selim’in Edirne yolculuğuna çıkmadan birkaç gün önce saray bahçesinde gezinirken sırtında bir ağrı olduğu ve diken gibi bir şeyin canını acıttığını nedimi Hasan Can’a söyler. O da müsaade isteyerek yarayı kontrol eder fakat elle yapılan yoklamada bir şeye rastlayamaz ve Sultan’ın ağrısının devam etmesi üzerine sırtını açarak bakar ve kılların arasında ucu beyazlamış bir sivilce görür. Padişah bunun sıkılıp patlatılmasını ister. Fakat bunun tehlikeli olabileceğini söyleyen Hasan Can’a, bugün Sultan Selim ile ilgili menkıbe haline gelen cevap gelir; “Biz çelebi değiliz ki küçük bir çıbandan dolayı cerraha başvuralım”.

Ertesi gün hamama giderek tellağa sivilceyi sıktıran I. Selim’in acısı değil dinmek işte bu hadiseden sonra daha da artar. Bunun bir sivilceden öte veba uru olma ihtimalinin yüksekliğini vurgulayan Feridun Emecen, “Onun Edirne’ye hareketi Batı’ya karşı çıkacağı bir seferin habercisi olarak kaynaklarda yerini almışsa da bu sırada İstanbul’da çıkan veba salgını dolayısıyla dinlenmek ve hastalıktan kaçınmak için buraya hareket etmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Padişahın veba hastalığından etkilendiği söylenebilir, omuzu arasında çıkan bu urun da veba yumrusu olma ihtimali vardır. Yol esnasında giderek ur büyümeye başlamış ve padişahın ıstırabı daha artmıştı. İstanbul’dan getirilen hekimler buna bir türlü çare bulamadı. Yaraya zift yakısı konulmuş, fakat faydası olmamıştı. Çorlu yakınlarında Sırt köyüne gelindiğinde artık hareket edebilecek durumda değildi ve zaruri olarak burada konaklandı. Hekimlerin müdahalesine rağmen hastalığı giderek artan padişah burada 2 ay süreyle tedavi gördükten sonra 22 Eylül 1520'de sabaha karşı nedimi Hasan Can’a okumasını söylediği Yasin suresini tekrarlarken geldikleri “selam” ayetinde ruhunu teslim etmiştir".

I. Selim'in nedimi Hasan Can’ın oğlu tarihçi Hoca Sadeddin efendiye naklettiğine göre de; “ölüm vakti gelip çattığında bana seslendi ve şöyle dedi, ‘Hasan Can ne haldir’ Ben kulu ona söyledim ki Sultanım Allah’a yönelip onunla olma vakti gelmiştir. Bunun üzerine buyurdu ki ‘Ya sen bizi bunca zaman kiminle bilirdin. Allah’a yönelişimizde kusur mu gördün’. Ben dedim ki haşa bir an bile Allah’ı anmakta gaflet içinde olduğunuzu görmedim. Ama bu zaman ötekilere benzemez ihtiyat olsun diye söyledim. Bir süre sonra Yasin suresini okumamı buyurdu. Bunun üzerine bir kere Yasin suresini okuyup tamamladım. Benimle sureyi tekrar ediyordu. İkinci defa ‘Selamun kavlen min Rabbin rahim” ayetine gelince gördüm ki mübarek dudakları sözü edilen ayeti okuyor gibi kıpırdıyordu ve sağ şehadet parmaklarını kaldırıp geride kalan parmaklarını sıkıp güçlü elleri ellerimde olup kolunu sıyırıp nabzını tuttum. Hekim başı Ahi Çelebi bana bakıyordu. Çabamı görünce ‘Henüz yaşıyor niye böyle acayip davranıyorsunuz’! diye beni azarladı. Ben de dedim ki ‘Bu kapıda hizmet gördüğüm günden bu yana velinimetimin hizmetinden bir dakika bile yüz döndürmedim. Bu anda ona gereken hizmet budur, hekimlik bir durum artık kalmadı, cevherimiz elden gitti.

KAYNAKÇA
Feridun M. Emecen, Yavuz Sultan Selim, Kapı Yayınları, 2016
Ferdiun M. Emecen, İmparatorluk Çağının Osmanlı Sultanları-1, İsam Yay, 2011
Zikeissen, Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, Cilt 2, Yeditepe Yay, 2011
Yılmaz Öztuna, Yavuz Sultan Selim, bky yay, 2011

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
DİĞER HABERLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun