Tarihçiler tarih dersinin seçmeli olması hakkında ne düşünüyor?

Tarihçiler tarih dersinin seçmeli olması hakkında ne düşünüyor?

Milli Eğitim Bakanlığınca uygulamaya koyulacak Yeni Ortaöğretim Modeli bünyesinde ciddi değişiklikler barındırıyor. Liselerde toplam ders sayılarının azaltılmasıyla birlikte zorunlu olarak verilen derslerin şeklinde de çeşitli değişiklikler öngörülüyor. 2020 yılının Eylül ayından itibaren 9'uncu sınıflarda uygulanmaya başlayacak olan bu yeni sistem beraberinde çeşitli tartışmaları da getirmiş durumda. Özellikle tarih dersinin zorunlu ders statüsünden çıkartılıp seçmeli statüsüne getirilmesi iddiası ise Türk kamuoyu tarafından farklı yorumların yapılmasına neden oldu. Biz de kamuoyunu meşgul eden tarih dersinin seçmeli olması hususunu alanında uzman tarihçilere sorduk. Tarih dersinin seçmeli ders olması iddiaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

BEYAZ TARİH / EDİTÖR'DEN

2020 yılında uygulanmaya başlanacak Yeni Ortaöğretim Modeli’nde tarih dersinin seçmeli olacağı iddialarını eğitim ve tarih camiasının sıcak gündemi durumda. Biz de gündemdeki bu önemli gelişmeyi değerlendirmeleri adına alanında uzman tarihçilere sorduk. Tarih dersinin seçmeli ders olması iddiaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Prof. Dr. Muharrem Kesik

muharrem kesik

Günümüzde bakkal işletmecisinden simit satıcısına kadar herkese tarih dersi gereklidir. Tarih ilmi üniversite denen kurumun icadı dahil olmak üzere tarihin eski dönemlerinden itibaren her zaman okutulmuş bir derstir. Tarihin farklı dönemlerinde varlığını devam ettiren devletlerin hiçbiri tarih dersinden vazgeçmemişlerdir. Hükümdarlar dahi kendilerine tarih öğretmeni tutarak, tarih dersleri almışlar hatta tarih ilmini çoğu zaman matematikten daha çok önemsemişlerdir. Eski dönemlerde hitabet, tarih, coğrafya, matematik gibi dersler sürekli okutulan klasik derslerdi. Biz galiba keşfedilen şeyleri tekrardan keşfetmeye çalışıyoruz. Zamanında üzerinde çalışılmış, kesinleşmiş ve faydası görülmüş şeyleri tekrardan keşfetme eğilimindeyiz. İki kere ikinin dört ettiği ispat edilmişken biz iki kere iki beş eder mi acaba diye bulmaya çalışıyoruz. Böyle bir şeye gerek yok artık.  Bu noktada tarih eğitiminin gerekli olup olmadığını tartışmak da son derece gereksiz bir konudur.

Prof. Dr. Cihan Piyadeoğlu

cihan pşyadeoğlu

Tarih, toplumların hafızası ise, hafızasını kaybetmiş toplumların bir yere varması mümkün değildir. Tarih dersi zorunluyken tarih ilmi adına gelmiş olduğumuz noktada çok büyük sorunlar yaşarken, bir de tarih derslerinin seçmeli yapılması bize daha büyük sorunlarla geri dönecektir. Bu adım, geçmiş ile olan bağımızın kopması anlamına gelir. Geçmişindeki olaylardan ibret alamayan bir toplumun, varacağı nokta da çok sağlıklı değildir. Tarih ilmini büyük ölçüde “meddah” zihniyetli kişilere mahkûm edecek bu karar, telafisi mümkün olmayan zararlar olarak kendini gösterecektir. Zarar fark edildiğinde iş işten çoktan geçmiş olacağı için bu kararın uygulamaya sokulmaması daha doğru olacaktır.

Dr. Öğr. Üyesi Sinan Yıldırmaz

sinan yaa

Tarih dersleri milli kimliğin yaratılmasında önemli araçlardan birisidir. Özellikle ulus-devletlerin tarihsel meşruiyetlerini dayandırmak için geçmişin somut gerçekliğinden faydalanmaya çalışmaları tarih derslerini kitlesel eğitim ve öğretimin önemli bir parçası haline getirmiştir. Hamaset içeren ve kahramanlıklarla dolu tarihsel anlatılar, milliyetçi kimliğin kuruluşunda ihtiyaç duyulan ötekini oluşturmak konusunda da çok kullanılışlı bir araçtır. Bu yüzden tarih eğitiminin topyekun kaldırılması çok da tercih edilmeyecektir diye düşünüyorum. Zira mevcut iktidarın kendi ulus-devlet algısını pekiştirebileceği bir zemin bu dersler üzerinden kurulabilmektedir. Akademik alanda bu derslerin kaldırılmasından daha çok içeriğinin demokratikleştirilmesi ve düşmanlaştırıcı, ötekileştirici bir algı yerine gençlerin olay ve olguları tarihselleştirme bilincini geliştirmeye dönük bir biçimde müfredatın oluşturulması önerilmektedir. Tarihsel düşünme, modern insanın kendi bireysel ve kolektif bilincini oluşturma sürecinde sıklıkla başvurduğu bir yöntemdir. Düşmanlaştırıcı bir milliyetçi kimliği merkezine almamış, insanlığın dünya tarihi içerisindeki dönüşümünü dikkate alan karşılaştırmalı bir tarihsel düşünme yöntemi, her türlü otoriteyi sorgulayan güçlü bir bireyin oluşumuna yardımcı olur. Bu yüzden tarih derslerinin kaldırılmasından daha çok içeriğinin demokratikleştirilmesini merkeze alan bir tartışma daha anlamlıdır.

Dr. Öğr. Üyesi Ali Ahmetbeyoğlu

ali ahmetbeyoğlu

Son dönemde dünya genelinde yaşanan sosyo-ekonomik gelişmeler, dönüşümler, çözülmeler, mücadele ve savaşlar birçok toplumda iktisadi yahut kültürel krizlere yol açmıştır. Bunlara paralel olarak kimlik unsuru gibi değişik buhranlar ortaya çıkmıştır. Bencillik ve ferdiyetçilik çağında teknolojinin, paranın baş döndürücü hükümdarlığında cendereye alınan, ruhen esir edilen insanlık, mahkûm edildiği yalnızlığından kurtulmanın yollarını aramaya başlamıştır. Ayrıca Doğu-Batı ekseninde yaşanan çatışmalar, ayrışmalar insanı ait olduğu medeniyeti tanımaya, kim olduğunu, nereden geldiğini bilmeye sevk etmiştir. Bütün bu gelişmeler tarih denilen olguyu ön plana çıkartmış, her kesimden insanın tarihe alaka göstermesine neden olmuştur. Özellikle küresel güç savaşında hedef hale gelen Türkler gibi geçmişin muzaffer ve hâkim milletleri tarihlerinin en mühim silahları olduğunu keşfetmişlerdir. Yaşanmış ve yaşanılacak kaderimiz, ortak paydamız olan tarihin eğitim-öğretim sisteminin temelinde yer alması binlerce yıllık geçmişte tarihin öznesi olmuş Türk milleti için ihtiyaçtan öte zarurettir.

Dr. Öğr. Üyesi Esra Özsüer

esra

Öncelikle Tarih’in ne anlama geldiğini iyi anlamak gerekir. Tarih, geçmişin bilgisi olsa da nostalji değildir. Yani anılarımız değildir tarih. Tarih, bugün ve gelecek demektir. Ulusal kimlik demektir. Bu noktada tarih dersleri ulus bilincinde geçmişin kodlarıyla geleceği inşa eder. Tarihin müfredatta zorunlu ders statüsünden çıkarılması geçmişin silinmesi, unutulması tehlikesinden ziyade geleceği olmayan toplumların yaratılması riskini taşır.  Kral-devletten, ulus-devlete geçilen 18. Yydan beri tarih, milli birlik ve ulusal belleğin kurulmasında asli görev üstlenmiştir. Nitekim 1923’de ulus-devlet statüsüyle kurulan Türkiye Cumhuriyeti için de tarih bilincinin yerleştirilmesi adına okullarda okutulan tarih derslerinin önemi tartışılamaz. Hafızasız toplumlar, tıpkı Alzheimer hastaları gibidir. Geçmişini hatırlayamadığı için kendisini ve etrafını tanımaz.

Dr. Öğr. Üyesi Nurcan Özkaplan Yurdakul

nurcan

Bildiğiniz üzere Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi diye bir teorisi var. Bu teoride ihtiyaçlar şu şekilde sıralanır: Beslenme gibi fiziksel ihtiyaçlar, güvenlik, ait olma, saygı ve en son olarak da kendini gerçekleştirme dediğimiz kimlik meselesi gelir. Tarih insanın kim olduğunu ve kimliğini çözme metodolojisidir. Ben de tarih derslerinin zorunlu olamama ihtimaline, demek ki Türkiye’de hala beslenme, barınma ve güvenlik gibi temel insani ihtiyaçlara dair sorunlarımız çözülmedi ki kimlik meselesine sıra gelmedi diye yaklaşırım.

İlkin Başar Özal

ilkin

Eğitim müfredatında ya da uygulanacak eğitim programında tarih dersinin seçmeli hale getirilmesi kanımca yapılabilecek en büyük hatalardan biridir. Aslına bakarsanız matematik, felsefe, tarih, beden eğitimi ve Türkçe ilköğretimin 1. sınıfından itibaren öğrencilerin zorunlu olarak görmesi gereken dersler kabul edilmelidir. Bunlar sayesinde; düşünce sistemi, soyut zeka, fiziksel yeterlilik, sözlü ve yazılı kendini ifade etme yeteneği, eleştirel bakış açısı ve neden-sonuç ilişkisi kurma becerisi gelişecektir. Tarih, içinde barındırdığı olgu ve olaylar sayesinde insanlara, geçmişte yaşanmış tecrübeleri bir bütün halinde sunar. Olayın geçtiği zamanı dikkate alarak inceleme, olaylar arasında bağlantı kurma, bu bağlantıların ortaya çıkardığı sonuçları değerlendirme, tarihin kazandırdığı becerilerdir. Etkili olmuş liderlerin hayatlarındaki kesitlerden tecrübe edinilir, empati kurma sağlanır, hatta rol modeller örneklenebilir. Bunların sayesinde bugün yapılan çalışmalar yarını şekillendirmektedir. Tarihin seçmeli ders haline getirilmesi bireylerin gelişimine büyük bir sekte vuracaktır. Böyle bir uygulama hayata geçirilirse "yarını" katleden bir cinayet ile karşı karşıya kalınır.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
DİĞER HABERLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun