Osmanlı Haremine Objektif Bakış

Osmanlı Haremine Objektif Bakış

Osmanlı Haremi üzerine dünyada ve özellikle ülkemizde sayısız telif yapılarak bu alanda literatüre fazlaca bilgi-belge eklendi. Harem, Osmanlı denildiği zaman akla ilk gelen olgulardan biridir. Harem üzerine yapılan tartışmaların çıkış noktası 16. yüzyıldan başlayarak İstanbul'a gelen seyyah-tüccar-sanatçı kişilerin anılarında yazdıklarıdır. Peki yasak şehir olarak anılan Osmanlı Haremini gerçekten gördüler mi? Yoksa batılıların gerçek ve hayal dünyalarında fazlaca yer edinen cinselliği Osmanlı'da bulamadıkları için tahayyül neticesiyle mi kaleme aldılar. Bu yazı, Harem'in ne olduğundan ve ne olmadığından ziyade bu kurum üzerine yapılan karalamalara yetkin kişilerin cevaplarını içermektedir.

BEYAZ TARİH \ EDİTÖR'DEN

Osmanlı payitahtında bulunan Topkapı Sarayı devletin yönetim mekanizmasının merkezindeydi ve Saray'ın 3. kısmında bulunan Harem ise Padişahın evi, mahrem bölgesiydi. Adından da izahat edilecekse mahrem bir yer olarak girilmesi imkansız bir yerdi. Osmanlı üzerine çalışan yerli-yabancı akademisyenlerin ortak görüşü; Harem'de yaşayan insanların dışarıyla irtibatlı olmaması, hiçbir malumat vermemesi ve anı türünden hiçbir kaynak bırakmaması sonucu oluşan bilgi kirliliğine kurban gidilmesiydi. Bazı kitaplar vardır; yazar inandığı olayı doğru ya da inandığı kişiyi haklı çıkarmak için kaleme alır. Bazı kitaplar da vardır bunlar akademik dünyada öğretilen tarih yazım tekniklerine uyarak olayı anlatır doğruluğu yanlışlığı yazarı ilgilendirmez. Yazar, 'Gerçekte ne oldu?' sorusuna riayet ederek kaynaklarına yönelir ve aramaya koyulur. İnandığı şeyi değil bulduğunu ve gördüğünü yazar. Leslie Pierce'in şaheseri 'Harem-i Humayun' isimli çalışma işte bu türe örnek teşkil edecek eserlerin başında bulunuyor.

Osmanlı Harem'i üzerinde 10 yıl boyunca yaptığı doktora çalışmasını bitirerek 1998' de yayınlayan Profesör Leslie Pierce; 

"Biz Batılılar İslam toplumunda cinselliği saplantı haline getirmek gibi eski ama güçlü bir geleneğin mirasçılarıyız. Harem, Müslüman cinsel duyarlılığı üzerine kurulu Batılı efsanelerinin kuşkusuz en yaygın simgesidir. Genç kadınlar, sadece padişaha uygun cariyeler ve Harem kadınlarına nedimeler sağlamak amacıyla değil aynı zamanda askeri \ idari hiyerarşinin tepesine yakın erkekler için uygun eş sağlama amacıyla eğitilirlerdi."

Leslie Pierce'nin Harem üzerindeki yanlış anlaşılma ve devam eden yanlış algının oluşum sebeplerini izah ediyor;

"Harem'de yaşayanlar bu kurumun çalışmasını anlatmadıkları için, o dönemden elimize kalan kaynaklar Osmanlıları anlatan Avrupalı gözlemcilerdir. 16. ve özellikle de 17. yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu'nu ve sarayını kapsamlı olarak anlatan eserler Avrupalı gezginler ve büyükelçiler kadar sultan sarayında hizmet etmiş esir ve dönmeler tarafından da yazılmış olanlardır. Harem ve sultanın cinsel yaşamına ilişkin tasvirler Osmanlılar hakkındaki kitapların satışına açıkça yardımcı olduğundan en fazla bunlara yer veriliyordu."

Sultan 4. Mehmet zamanında İstanbul'a gelen ünlü Fransız seyyah Jean Baptiste Tavernier Topkapı sarayı hakkında fazlaca malumat verdikten sonra Harem için sözü kısa kesiyor. Giriş kısmında;

"Kadınlar dairesine ilişkin bir bölümü buraya, okuyucuya bu daireyi iyi bilmenin imkansızlığını anlatabilmek için dahil ediyorum. Buraya erkeklerin girmesi yasaktır ve bu yasak bir Hristiyan manastırınkinden çok daha büyük dikkatle uygulanır. Sultanın aşk hayatının niteliği gizli tutulur, bunun üzerinde konuşmayacağım ve bu konu hakkında hiçbir bilgi edinemedim. Bu konuda fantezi kurmak kolay ama doğru birşeyler söylemek alabildiğince güçtür"  yazıyor.

Bu iki kalem yüzlercesini bulan objektif bakış açısının iki örneğini oluşturuyor. Osmanlı Harem'i sürekli konuşulan, maddi ve manevi her türlü suistimallerin yapıldığı bir alan olarak senaristler ve yazarlarca rahatsız edilmeye devam ediliyor. Bu alan üzerine yapılmış olumsuz  algıyı yıkmak yapılmış akademik çalışmalarla mümkün gözükmüyor. Yazar, Prof. Dr. Leslie Pierce 408 sayfalık kitabında olayları izah ediyor fakat ülkedeki okuma oranları hem ortanın çok çok altında hemde akademik tarih çalışmalarının akademik dünya ve tarih öğrecileri dışında hiç tercih edilmemesi bu zorluğu devam ettiriyor. Üslub açısından popüler tarihin daha çok sevildiği ülkemizde yazarlar para kazanmak için Osmanlı haremini fantezist bakış açısıyla anlatmaya devam ediyor.

KAYNAKLAR
Uluçay, Çağatay, Harem, Ankara:Ötüken Neşriyat  2013.
Prof.Dr.Şimşirgil,Ahmet, Valide Sultanlar ve Harem, İstanbul:Timaş Yayınları 2014
Pierce, Leslie, Harem-i Humayun, İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları 1998

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
DİĞER HABERLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun