Cormagon Noyan ve Baycu Noyan ile Moğollar Anadolu'da

Cormagon Noyan ve Baycu Noyan ile Moğollar Anadolu'da

13. Yüzyıl’da dünyayı kasıp kavuran Moğollar’ın Anadolu’ya girişlerine tam olarak 1240 sonrası diyebiliriz (önceki girişleri istila amaçlı vur kaç taktikleri). Bu tarihte oluşan Selçuklu iç isyanı ve devletin zafiyet göstermesi Selçuklu acziyetini ortaya koymuş ve Moğolları hareketlendirerek Anadolu üzerindeki emellerine yöneltmiştir. Bu dönemde faaliyet gösteren iki Moğol komutanı Cormagan Noyan ve halefi Baycu Noyan Anadolu'nun istila edilmesindeki en önemli unsurdur.

BEYAZ TARİH \ EDİTÖR'DEN

Cengizhan’ın ölümünden sonra (1227) yerine geçen oğlu Ögeday döneminde Moğol İmparatorluğu’nun istila devri aynı şekilde devam etti. Cengiz Han’ın da komutanlarından olan Cormagon Noyan bu dönemin en aktif ismi olarak ön plana çıkıyor. Noyan, bir isimden ziyade Moğol ordusunda baş komutan-bey anlamlarını ihtiva eden bir lakab’tır. Moğolların Sunit boyuna mensup olan Cormagon Noyan, başkomutanlık görevini 1231-1241 yılları arasında tam 10 yıl boyunca yaptı. Cormagon’un Moğol ordusunun başında istila faaliyetlerinde bulunduğu yıllarda Selçuklu tahtında Alaeddin Keykubad oturmaktaydı ve bu Sultan, Selçuklu ihtişamının en önemli simgesiydi. Onun döneminde Selçuklu, kuşkusuz bölgenin en güçlü devletlerinden biriydi. Moğollar, kendilerini uzun süre uğraştıran Celaleddin Harezmşah’ı Yassıçemen’de (1230) ağır bir mağlubiyete kolayca mahkum eden ve bu suretle askeri gücünün ihtişamını gösteren Alaeddin Kaykubad’ın ülkesine saldırmayı göze alamıyorlardı. Türkiye Selçuklu sultanı askeri tedbirlerinin yanında akıllı siyaseti ile Moğollarla iyi ilişkiler kurmanın yanında 1236 yılında Ögeday’ın tabiyetini topraklarını korumak adına kabul etmişti. Bu ilişkilerin yaşandığı yıl gelişen olaylar tarihin akışını değiştirircesine bir hal aldı ve Sultan'ın ölümü üzerine yerine oğlu II.Gıyaseddin Keyhüsrev geçti.

Baycu Noyan'ın ayak sesleri

Anonim Selçukname’deki kayda göre Moğol kumandanları, Alaeddin’in ölüm haberini alır almaz “Demir Sultan gitti. Artık devlet ve devir sizindir. Yürüyünüz, Rum vilayetini alınız” diyorlardı. Selçuklu tahtının değişimi Moğollar için bir fırsat oluşturdu ve kısa zaman içinde II.Gıyaseddin Keyhüsrev’in devlet yönetiminde gösterdiği zafiyet 1240 yılındaki Babailer isyanı adı verilen büyük bir halk ayaklanmasına dönüştü. Anadolu üzerindeki emellerini gerçekleştirmek için fırsat bekleyen Moğollar gelişen olayları takip etmekteydi. Türkiye Selçuklu ordusunun isyancılar karşısında zaafa düştüğü ve Moğollara karşı doğu hudutlarında bulundurduğu ordunun isyanı bastırmak üzere Anadolu’ya yönelerek o bölgeden ayrılması Moğollara Anadolu işgalini başlatmaları için paha biçilmez fırsatı verdi. Çünkü; Selçukluların doğu hudutlarında bulundurduğu ordu muhtemel Moğol saldırılarına karşı alınmış bir önlemdi. Bu yıllarda Cormagon Noyan hastalanarak yerine Mugan’daki Baycu Noyan getirildi. Bu tarihten sonra gelişen olaylar Baycu Noyan’ın hem komutanlar arasında sivrilmek hemde Kağan nezdinde meşruluk kazanarak itibar sahibi olmak adına düzenlediği Anadolu seferleri (buna yıkım ve katliamda diyebiliriz) başladı. Türk tarihi açısından değişik yorumlar arzeden Kösedağ Savaşı'nın oluşumu hızlandı. Selçuklu'nun en ihtişamlı olduğu dönemde başında bulunan basiretsiz Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde meydana gelen bu savaş, Baycu Noyan'ın Sivas Kösedağ bölgesinde dağıttığı Türkiye Selçuklu Devleti'ni yıkılma evresine soktu ve Anadolu’daki beylikler devri başladı. Osmanlı Devleti'nin başlangıcını da kurulan bu beyliklerden bir tanesi olduğu düşünerek değerlendirmek gerekmektedir. 

KAYNAKÇA
Osman Gazi Özgüdenli, Moğollar, DİA, Diyanet Vakfı:Ankara 2004 cilt.30, s.225,229
Erkan Göksu Erzurum'u Sonbaharı, Turkish Studies s,1286,1297
Mehmet Özmenli, Çingiz Han'ın Komutanlarının Kars Şüregel'deki Egemenliği, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı:6, s.89,99
beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.
DİĞER HABERLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun