Bir Venediklinin Gözünden Yavuz Sultan Selim

Bir Venediklinin Gözünden Yavuz Sultan Selim

Osmanlı Devleti’nin genişleme evresinde 8 yıl gibi kısa bir süre padişahlık yapan Yavuz Sultan Selim’in hayatındaki önemli olaylar tahta geçiş süreci ile başlar. Babası 2. Bayezid’in sultanlığının son zamanlarına doğru üç kardeş arasında (Şehzade Ahmed, Şehzade Korkut, Şehzade Selim) taht kavgalarının ateşi yavaş yavaş alevleniyordu. Osmanlı tahtına kim geçecekti? Kim bertaraf olacaktı? Venedik senatosuna giden rapor, üç kardeşin tasvirini yaparken kimin bir adım önde olduğunu belirten bir belge olma özelliği taşıyor.

BEYAZ TARİH \ EDİTÖR'DEN

Andrea Gritti (ö. 1538) Osmanlı topraklarında olup bitenler hakkındaki ilk raporlardan (relazione) birini 1503'te Venedik Senatosu'na sunarken II. Bayezid'den ve şehzadelerinden bahsediyor ve saltanat mücadelesi veren bu hanedan mensuplarının padişahlık yolundaki nisbi şanslarını şöyle değerlendiriyordu:

"Amasya sancağında vazifeli olan Ahmed, rahat içinde ve aylak bir hayat sürüyor. Hükümdarlara yaraşır bir duruşa ve cana yakın bir karaktere sahip olmasına rağmen çoğu kişi tarafından devlet işleri hakkında derin bir bilgisi olmadığı düşünülmekte. Müşavirlerinin fikirlerine göre karar veriyor. Çalışmaktan ve dünyevi kaygılardan uzak bir hayat sürmeyi her şeyden çok arzuluyor ve yaşça en büyük şehzade olduğu için de babasının tahtına geçeceğini umuyor. Çelimsiz olan Korkud kendini tamamen felsefe çalışmalarına vermiş. Kelâma dair eserler kaleme alıyor ve Manisa'da yaşıyor. Dindarlığına istinaden babasının kendisini tercih edeceğini umduğundan, bir gün padişah olacağından şüphe duymuyor. Hem bu sebeple hem de kardeşlerine olan sadakatinden dolayı şimdilik devlet işlerinden uzak duruyor ve hayatta olduğu müddetçe babasının devlet işlerindeki topyekün hakimiyetine karşı çıkmıyor. Selim orta boylu ama sağlam yapılı ve atik. Küçük ve kara yüzünde kocaman bir bıyığı var. Kardeşlerine nispetle daha gaddar ve kurnaz. Gözlerinden acımasızlık okunuyor. Son derece cömert ve aynı zamanda da savaştan hoşlanan bir kişiliği var. Bu iki özelliği yüzünden de [salta-nat yolunda] öylesine dev adımlarla ilerliyor ki bazıları babasının yerine tahta geçenin o olacağını söylüyorlar. Böyle düşünenler, kimin padişah olacağı hususunda belirleyici olan yeniçerilerin sadece kendi keyfine bakan Ahmed'i, ya da tüm vaktini kitaplarla geçiren Korkud'u değil, imparatorluğu maharetle idare edecek, yeni topraklar feth edecek, ve lütfunu cömertliği sayesinde kurduğu yeni ve cesur ordulardan esirgemeyecek olan [Selim'i] isteyecekleri yönünde akıl yürütüyorlar. Sultan ise, kendi adına, yumuşak huylu ve sakin olan Ahmed'in tahta geçmesini istiyor çünkü, [Hersekzade] Ahmed Paşa'nın bir gün bana söylediğine göre, Selim'in aşırı gaddarlığından korkuyor. Bu sonuç Venedik Cumhuriyeti (La Serenissima) ve tüm Hıristiyan hükümdarlar açısından da en iyisidir, çünkü zaten barışçıl bir şahsiyet olan Ahmed hem kardeşleriyle hem de onların taraftarlarıyla sürekli savaş halinde olacaktır."1

KAYNAKÇA
1. Çıpa, H. Erdem, Yavuz'un Kavgası 1. Selim'in Saltanat Mücadelesi, İstanbul: YKY Yayınları 2013 S.27-28
Prof. Dr. Emecen, Feridun, Yavuz Sultan Selim, İstanbul: Yitik Hazine Yayınları 2010 
beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
DİĞER HABERLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun