Milli Mücadele Dosyası
  • Dosya
  • 9

Milli Mücadele Dosyası

Birinci Dünya Savaşı sonrasında kaybeden devletler arasına yer alan ve toprakları emperyalistler tarafından paylaşım yarışına girilen Osmanlı Devleti özellikle Mondros’un dayattığı ağır yaptırımlarla adeta eli kolu bağlandı ve rehin alındı. Ordusu terhis edilen, donanmasına el konulan ve bütün direnç varlıkları zapt edilen bir memleketi ancak o topraklarda azimle gösterilen mücadele ve kararlılık kurtarabilecekti. Anadolu ruhuyla kurulan Kuvayı Milliye örgütleri ve yapılan kongreler ile başlayan direnç Mustafa Kemal Paşa liderliğinde askeri harekat olarak başlayarak 30 Ağustos 1922'de nihai zafere ulaşmıştır. Biz de bu değerli günü ve zafere giden Milli Mücadele sürecini uzman araştırmacı ve akademisyenlerin kaleme aldığı 8 makale 1 röportaj ve bir de resimlerle tarih içeriğinden oluşan dosyayla ele aldık. Gülsüm Polat’ın kaleme aldığı “Türk Ulusunun Özgürlük ve Bağımsızlık Düşüncesinin Ölümsüz Anıtı; 30 Ağustos” adlı makale Milli Mücadele’de Türklerin emperyal boyunduruğu altına girmemek için verdiği mücadeleyi ve 26 Ağustos’ta başlayan taarruz ile birlikte 30 Ağustos’ta kazanılan zafere ve bunun sonuçlarına odaklanırken, Dr. Evren Mercan’ın yazdığı “Milli Mücadele Donanmasının Panoraması” adlı çalışma ise kara yolları ve boğazları rehin alınmış bir memleketteki tüm imkânsızlıklara rağmen denizlerin nasıl işletilerek Anadolu'ya silah sevkiyatı yapıldığını ele alıyor. Doç. Dr. Hasip Saygılı ile yapılan röportaj Türk milletinin elini kolunu bağlayan Mondros Mütarekesi’nin ardından Anadolu’da düzenlenen kongrelerle Mustafa Kemal Paşa liderliğinde oluşan Milli Mücadeleyi anlatırken bir yandan da Mondros’tan Lozan’a birçok konu hakkında zihin açıyor. Erhan Çifci, “Milli Mücadele'de Komuta Krizi: Ali İhsan Sabis Paşa'nın Ordu Komutanlığı Meselesi” adlı makalesiyle dosyamızda Milli Mücadele’de karşılaşılan komuta zincirindeki önemli bir sorunu ele alırken, ben dosyaya katkı verdiğim “Milli Mücadele Döneminde Cevad Paşa'nın Rolü” adlı çalışmayla Cevat Paşa’nın Milli Mücadele’de oynadığı kritik rolü tartışıyorum. Yusuf Ali Özkan “Kurtuluş Savaşı'nın Son Krizi 1922 Çanakkale Krizi” adlı makalesiyle 30 Ağustos ile edinilen kazanımın ardından Misak-ı Milli sınırları içerisinde bulunan Doğu Trakya, İstanbul ve Boğazlar’ın hakimiyeti üzerine İngiltere ile tekrardan nasıl burun buruna gelindiğini ve tarihte “Çanakkale Krizi” olarak anılan bu sürecin nasıl cereyan ettiğini bize sunmakta. Belki de Milli Mücadele dönemi adına üzerinde en az çalışılan konulardan biri olan Milli Mücadele’ye Müslüman devletlerden gelen desteği tarihi vesaikler ışığında bizlere sunan Sami Akbıyık , “Mısır Müslümanlarının Milli Mücadele'ye Yardımları ve Mustafa Kemal Atatürk'ün Teşekkürü” adlı yazısıyla dosyaya farklı bir boyut kazandırıyor. İkinci olarak hazırladığım. Sakarya’dan Dumlupınar’a, Kütahya’dan Eskişehir’e, Duatepe’den Zafertepe’ye Milli Mücadele’de kanlarını döken aziz şehitlerimizin ebedi istirahatgahlarina yolculuk yaptıran ve 39 adet Milli Mücadele şehitliği konulu yazı “Milli Mücadele Dönemi Şehitlik ve Anıtları” adlı başlıkla sunuluyor. Türk ulusunun bağımsızlığının sembolü olan Milli Mücadele ve 30 Ağustos Zaferini bizlere sunan aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi saygıyla anıyor, siz değerli okurlarımıza iyi okumalar diliyoruz. Dosya Editörü: Ahmet Yurttakal

Batı'nın Sömürü Projesi Olarak Haçlı Seferleri Dosyası
  • Dosya
  • 14

Batı'nın Sömürü Projesi Olarak Haçlı Seferleri Dosyası

Papa II. Urbanus’un çağrısıyla başlayan ve tarihsel çizgide önemli bir kırılma noktası oluşturan Haçlı Seferleri, her ne kadar çıkış noktası olarak dini bir imgelem oluşturuyor olsa da esas itibariyle ekonomik ve siyasi kaygılarla gerçekleştirilmiş tarihsel bir vakıa olarak karşımızda durmaktadır. Kıtlıktan ve açlıktan bitap düşen dönemin Batı toplumuna çöldeki bir susuza görünen serap misali ‘Sokaklarından süt ve bal akan Doğu’ söylemleriyle sömürülmesi cazip hale getirilen Doğu toprakları, bu yönüyle ekonomik temelli emperyalist hissiyatların kabartılmasıyla gerçekleştirilmiştir. İki ayrı medeniyetin savaş yoluyla girmiş oldukları münasebet sosyal ve ekonomik açıdan etkisini sürdürse de algısal olarak Haçlı Seferleri tarihin tozlu raflarında kalan bir hikâye gibi görünmektedir. Ancak görünenin aksine Haçlı Seferleri’nin tarihsel süreklilik içerisinde devamlı karışımıza çıkması, I. ve II. Dünya Savaşı sürecindeki anlaşmalarda Haçlılara tarihsel atıfta bulunulması, yakın dönem Batılı diktatörlerin tarihsel olarak Haçlılardan beslenmesi ve günümüzde ise ABD’de 11 Eylül saldırılarından sonra dönemin Başkanı George W. Bush’un “terörle mücadeleyi” “Haçlı Seferi” şeklinde nitelendirmesi, bu savaşın bitmediğini göstermektedir. Demokrasi kavramını Truva atı misali bezenip, dünyaya özellikle de Ortadoğu’ya el uzatma bahanesiyle iliklerine kadar sömürme girişimi, Orta Doğu coğrafyasında kol gezen Batılı emperyalist devletlerin genlerinde Haçlı ruhunun bulunduğunun ve Haçlı Seferleri'nin gömlek değiştirerek devam ettiğinin göstergesidir. Batı'nın Sömürü Projesi Olarak Haçlı Seferleri adıyla ele aldığımız 14 yazılık özel dosyamız; Haçlı Seferleri’nin meydana geldiği koşullardan, Haçlıların iç karışıklıklarına, yapılan ilginç ittifaklardan günümüze kadar olan süreci çeşitli şahıslar ve devletler özelinde inceleyerek Batı’nın sömürgeci politikalarının bugüne yansımasını ele almaktadır.

KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun