"Papaz Her Gün Pilav Yemez" Deyiminin Hikayesi

"Papaz Her Gün Pilav Yemez" Deyiminin Hikayesi

Bir ifadeyi, konuşmamızı veya bir yargımızı en iyi ve en kısa anlatmanın yoludur deyimler. Herşeyin olduğu gibi bu en iyi anlatım yolunun da bir tarihi, bir yaşanmışlığı vardır elbette. Kimi deyim Osmanlı'dan, kimi Köroğlu'ndan, kimi Bizans'tan, kimi de gündelik hayatın akışından ortaya çıkıp yadigar kalmıştır bizlere. Bu yazımızda ise "Papaz her gün plav yemez" deyiminin hikayesini anlatacağız.

BEYAZ TARİH / DEYİMLER

Hristiyanlar perhiz günlerinde hayvani gıdalar yemeyerek sadece sebze, meyve, nohut, bulgur ve pirinç gibi baklagillerle beslenirler.

Yine bu perhiz günlerinin olduğu bir zamanda Papaz Simon Efendi'nin eşi yatalak olduğu için ona zengin bir hristiyan kişi destek olur. Bu zengin hristiyan kişi hizmetçisi ile her gün papaza, pilinç lapası, nohutlu pilav, bulgurlu pilav, mercimek, meyve gibi yiyecekler gönderir.

Gel zaman git zaman perhiz günleri sona erer ve bu Zengin Hristiyan, Papaz'ı evine yemeğe çağırır. Donatılmış sofraya oturan Simon Efendi ilk olarak etleri yemeye başlar. Bunun üzerine saf hizmetçi bu durum karşısında şaşırarak "Muhterem Peder dinimizin yasak ettiği yemeklerden de yiyor" der. Bu ikaza sinirlenen ev sahibi ise hizmetçisini azarlar ve papazın neden et yememesi gerektiğini sorar. Hizmetçide perhiz günlerinde hristiyanlara, din adamlarına ise her gün et yemenin yasak olduğunu söyler. Bunun üzerine iyice sinirlenen Zengin Ev Sahibi:

"Ne münasebet kızım, papaz her gün pilav yiyecek değil ya. Perhizden çıktık: Papaz da bizimle birlikte her şeyden yiyecek" der.

Ve böylece gündelik hayatımızda sürekli kullandığımız "Papaz her gün pilav yemez" deyimi de ortaya çıkar.

Kaynakça
Çizmeciler, Osman, Ünlü Deyimer ve Öyküleri, Kastaş Yay:İstanbul 2002 s.159,160

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun