VIII. Henry'nin Evlilik Hayatının İngiltere'de Yarattığı Değişimler

VIII. Henry'nin Evlilik Hayatının İngiltere'de Yarattığı Değişimler

Avrupa ve Dünya tarihinde yaşanan bazı olaylar tarihsel çizgide önemli kırılma noktaları oluşturmuş, toplumların sosyolojik, ekonomik, psikolojik ve siyasal düzlemdeki birçok dengesini farklı bir yapıya evirmiştir. Bunlardan bazıları insanlığı direkt ilgilendiren hususlar neticesinde gerçekleşirken, bazıları da daha magazinel nedenlerden dolayı ortaya çıkmıştır. İngiltere özelinde konuya bakıldığında ise ciddi değişimlere yol açan 8. Henry’nin Catarina ile olan evlilik münasebeti dini camia dahil olmak üzere siyasi ve farklı birçok mecrayı karşı karşıya getirmiş ve dönem İngilteresi’nin tarihinde bir kırılma noktası oluşturmuştur.

BEYAZ TARİH / MAKALE

VII. Henry’nin 1509 yılında ölümü üzerine oğlu Henry on sekiz yaşında yeni kral olarak taç giydi ve tarihte VIII. Henry olarak anıldı. Tahtın tek varisi olan VIII. Henry iyi bir eğitim almış olmasından dolayı halk içerisinde oldukça ilgi çeker hatta birçok çevre tarafından da ideal bir Rönesans prensi olarak görülür. Henry 1503 yılında ağabeyi Arthur’un ölümünden sonra Galler Prensi olarak ilk tacını giyer. Aynı yıl papanın da onayıyla ölen ağabeyinin dul eşi Aragonlu Catarina ile evlenir. Bu evlilik Henry’nin daha sonra yapacağı altı evliliğin başlangıcıdır. Bu evlilikler zamanın politik ve dini durumu göz önüne alınarak yapılmıştır. Aragonlu Catarina ile olan evliliğinden erkek çocuk sahibi olamayan VIII. Henry’nin bu evliliği sonlandırmak istemesi, İngiltere tarihinde önemli değişikliklere yol açmıştır. Bunların başında Anglikan Kilisesi ve bu süreçte kilisenin uğradığı değişimler gelmektedir. Peki, Anglikan Kilisesi nedir ve neden değişime uğraşmıştır?

Anglikan Kilisesi, İngiltere’nin Canterbury başpiskoposluğunun görüşlerini kabul eden geleneksel olarak St. Augustin tarafından kurulduğuna inanılan İngiliz Ulusal Kilisesi’dir. Kilise, başlangıçta bağlı olduğu Roma Kilisesi’nden tarihi bir olay neticesinde ayrıldı. Reformasyonla birlikte Kral VIII. Henry (1491–1547) karısı Catarina Aragon’dan boşanmak istedi. Bu duruma Papa’nın Katoliklikteki boşanma yasağı sebebiyle karşı çıkması üzerine Anglikan Kilisesi Roma ile bağlarını kesmeye başlamış, Katoliklik ile Protestanlık arasında bir çizgi izlemiş ve nihayetinde politik bir sorun halini almıştır.

Başlangıçta, VIII. Henry’nin Catarina ile evlenmek zorunda kalması başlı başına bir problem hâline geldi. Evlilik müessesesinin tamamlanıp tamamlanmadığı bir sorun olarak kraliyetin en önemli problemine dönüştü. Hem Katolik hem de İngiliz gelenekleri dâhilinde ölen kardeşin eşi ile evlenmek durumu VIII. Henry bakımından büyük bir sorun teşkil etti. Aslında kraliyete ait sıradan görülebilecek bu evlenme önceliği zamanla Avrupa siyasetinde ve din tarihinde büyük bir kırılmaya yol açtı.

Anglikan Kilisesi’nin Reformasyonıı

İngiliz tarihçiler Anglikan Kilisesi’nin tarihinin İngiliz halkının Hıristiyanlığı kabul etmesiyle başladığını kabul ederler. İngiltere’de Hıristiyanlığı anlatma faaliyetleri V. asırda başlamış, VI. asır başlarında faaliyetler giderek artmış ve VIII. asır sonlarında da hemen hemen İngiltere’nin tümüne yayılmıştır.

İngiltere’de ilk kilisenin St. Augustin tarafından V. yüzyılda kurulduğu ifade edilir. Anglikan Kilisesi bu tarihten itibaren ruhani otoritesinin yanında, dünyevi otorite olan kralların tabii yardımcısı olmakla bir takım siyasi güç elde etti. Krallar kiliseyi korumakla, kendilerine ruhani bir destek bulurlarken kilise, krala itaatin temsilciliğini yapmıştır. Papalık İngiltere ve Almanya’da yeni bağlı kiliseler kurmakla büyük bir kuvvete sahip olmuş ve elde ettiği bu kuvveti sonuna kadar koruma gayreti içerisine girmiştir. Buna karşılık bu devirde Doğu Kiliseleri, Roma Kilisesi’ne tâbi olma konusunda tartışma içerisindeydiler. Ayrıca Fransız Kilisesi de müstakil davranma gayreti içindeydi.

Reformasyon denilen tarihin belirli bir döneminde Anglikan Kilisesi’nin geleneksel olarak bağlı olduğu Papalıktan ve Katolik Kilisesi’nden ayrılarak bağımsız bir hal almasından sonra belirli bir ölçüye kadar inanç sisteminde değişikliklerin meydana gelmesine neden oldu. Reform fikirleri İngiltere’de daha önceden zemin bulmuş tam manasıyla reformun gerçekleşmesi yani Anglikan Kilisesi’nin Katolik Kilisesi’nden kopuşu VIII. Henry’nin evliliği mevzusunun Papalık tarafından reddedilmesiyle başlamıştır.

Anglikan Kilisesi’nin Vatikan ile olan ilişkilerine son vererek bağımsız bir Hıristiyan kilisesi olarak ortaya çıkması kendi içinde sürekli sapkın olarak görülen dini akımların var olduğu bir kilise olarak nitelendirilir. Kilise kendini her ne kadar evrensel Katolik inanç temellerine bağlı olduğunu belirtse de burada deklare edilen Katolik sözcüğü hiçbir zaman Roma Katolisizmi’nin ifade ettiği anlamı kastetmemiştir.

VIII. Henry’nin İngiltere’de Değişimlere Neden Olan Özel Durumu

Babası VII. Henry’nin ölümünün ardından 1509’da tahta geçen VIII. Henry dönemi, günümüzde popüler olma özelliğini korumaktadır. Ancak bu popülerliğini, yalnızca yaptığı 6 evlilik ve eşlerinden bazılarını öldürtmesi ya da Ütopya eseriyle tanıdığımız Thomas More’u idam ettirmesi ile açıklamak yetersiz olacaktır. VIII. Henry’nin, Kilise’nin yetkilerini kısıtlamaya çalışan II. Henry’nin politik anlamda torunu olduğu saptamasından hareketle, VIII. Henry’nin daha önce II. Henry tarafından denenenlerin çok ötesine geçtiği belirtilmelidir.

İngiltere'deki dini değişiklikler, dini bölünmenin yaygınlaşması ile eşzamanlı olarak gerçekleşti ve kıta Avrupa'sı arasındaki çekişme, VIII. Henry’nin kendi rotasını takip etmesini çok daha kolaylaştırdı. İngiltere’deki reform hareketlerinin sebebinin Luther’in fikirlerinin ışığında gerçekleştiği tam anlamıyla söylenemezdi ve Katolik Kilisesi Almanya’daki gibi yıkıma uğramamış ve bozulmamıştı. VIII. Henry, Luther’in fikirlerinin ve Katolik Kilisesi’ne olan tutumunun ilerde kendisine fayda sağlayacağını bilmediğinden ona şiddetle karşı çıkmaktaydı. Protestanlık ilk olarak İngiltere’ye gezginler ve kaçak kitaplarla ulaştı. Henry, İngiltere'de sapkın fikirler olarak gördüğü şeyleri korumak için gayretle çalışmıştır. Hatta kendisine Papa tarafından "İnanç Savunucusu" unvanı verilmiştir. Ayrıca Katolikliği savunduğu bir tezi de mevcuttur. İngiltere'de dini değişimi mümkün kılan Henry Reformasyonu olayları, siyasetin ve iktidar mücadelelerinin sonuçları olarak ortaya çıktı.

Almanya’da ortaya çıkan ve Almanların yurtseverlik duygularını harekete geçiren aynı zamanda ise ulusal siyasi bölünmeye neden olan Luthercilik akımı mevcut iken İngiltere’de kilise ve din aynı derecede önemli bir değişim göstermekteydi. Fakat durum Almanya’dakinden oldukça farklıydı. Tudor Hanedanı’nın ikinci kralı olan VIII. Henry 1527’de ilk evliliğini sona erdirme hususunda papalıkla anlaşmazlığa düştü. Kralın ilk eşinden ayrılıp bir veliaht sahibi olmak amacıyla yeniden evlenmek istemesi (Anna Boleyn ile) kabul edilebilir bir kaygıydı. Sorun teşkil eden kısım ise eşinin İspanyol Kralı Ferdinand ve Kraliçe İsabella’nın kızları olması idi.

Henry’nin boşanma isteği, Kral’ı Papa ile büyük bir ihtilafın içerisine soktu. Aslında Henry’nin, en başından beri İngiltere’yi, dinî anlamda Katolik Kilisesi’nden ayırmak veya Anglikan Kilisesi’nde reform yapmak gibi bir amacının olmadığı söylenebilir. Buna karşılık Henry’nin, zaman içerisinde Papalığın gücünün ne kadar az olduğunu veya daha doğrusu Papalığın ülkesi üzerindeki etkisinin maddi kaynaklara bağlı olmadığını anlaması, Papalık ile olan ihtilafında neler yapabileceğinin veya ne kadar ileri gidebileceğinin farkına varmasına sebep oldu. Böylelikle siyasi bir konuma kavuşan ilişkiler karşılıklı güç gösterisi şeklinde zuhur etti. Papa Kral’ı aforoz ederken buna karşılık Kral da kendini Anglikan Kilisesi’nin başı ilan ederek Katolik Kilisesi ve Papalıkla olan ilişkilerini kesti. Ardından 1531 yılında Kilise Temsilcileri Meclisi İsa’nın kurallarının tasvip ettiği ölçüde Kral VIII. Henry’nin Anglikan Kilisesinin başı olduğunu kabul etmiştir. Üç yıl sonra ise “Bundan böyle ne Papa ve ne de başka bir yabancı piskopos, İngiltere Krallığında, Kutsal Kitap’ta yazılı olan Tanrı tarafından verilmiş yetkiye sahip değildir” şeklinde bir yasa Kilise Temsilcileri Meclisi tarafından kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Kral VIII. Henry, “Başkanlık Üstünlük Yasası (Act of Supremacy ) ile başka zorlayıcı madde olmaksızın kanun koyma yetkisini üzerine almıştır.

Kral “malın ve kârın, adı geçen makama ait olması” şeklindeki yasadan hareketle kilise ve manastırların tüm gelir ve servetlerini alarak yeni konum ve unvanından faydalanmasını bilmiştir. İngiltere’deki bu durum her kesim tarafından kabul görmemiştir. Lordlar Kamarasındaki Krallığın başvekili Thomas More ve Rochester piskoposu John Fisher gibi etkili kişiler Katolik Kilisesi’nin hatalarının tashih edilmesini istemelerine rağmen bir Hıristiyan’ın Katolik Kilisesi’nden ayrılmasını kabul edememişlerdir. Bu yüzden Kralın “Anglikan Kilisesi’nin yüce başkanı” olduğunu kabul eden yasayı kabul etmemişler ve “üstünlük yeminini” etmeyi reddettikleri için ölüme mahkûm edilmişlerdir.

VIII. Henry’nin bütün bu olaylardan hareketle realist bir politika izlediğini söylemek mümkündür. Kralın 1547’deki ölümüne kadar İngiltere’nin yaşadığı reformasyon teolojik olmaktan çok siyasi bir olay olarak kalmıştır.

Sonuç

16. yüzyılda meydana gelen dini ve siyasi olaylar Avrupa politikasında önemli etkilere neden olmuştur.  Özelde ele aldığımız VIII. Henry dönemi İngilteresi’nde meydana gelen olaylar hem Avrupa hem dünya tarihi açısından kayda değer niteliktedir. Reform hareketleri dalga dalga Avrupa devletlerinde etkisini gösterirken İngiltere’de meydana gelen reformasyon diğerlerine göre daha farklı bir boyut kazanmıştır.

Başlangıçta dini bir mesela gibi görünen evlilik olayı daha sonra siyasi bir nitelik kazanarak Papa ile Kral mücadelesine dönüştü denilebilir. Başlarda Henry’nin İngiltere’yi Katolik Kilisesi’nden ayırmak gibi bir arzusu yoktu fakat bu evlilik ile ilgili mevzuda papalık ile çatışması aslında ona Papalığın gücünün eskisi gibi etkin olmadığı fikrini vermiştir. Ayrıca şunu da belirtmek gerekir,  her ne kadar Anglikan Kilisesi’nin kuruluşu dini bir girişim olarak görülse de aslında İngiliz siyasetinin bir girişimi olarak algılamak daha doğru olacaktır. Çünkü VIII. Henry ve parlamentonun politik tavrı, dini meseleleri dünyevi gerçeklere uygun bir biçimde sonuçlandırmıştır.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakça

Çatalbaş, Resul, Anglikan Kilisenin Ortaya Çıkışı ve Özellikleri, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2006.

Çelik, Murat, “16. Yüzyıl İngiltere’sinde Yüksek Siyasetin Bir Sonucu Olarak Anglikan Kilisesi’nin İhdası”, erişim adresi: http://www.anadolugenclik.com.tr/16-yuzyil-ingilteresinde-yuksek-siyasetin-bir-sonucu-olarak-anglikan-kilisesinin-ihdasi-54.

İbrahim Çağrı Erkul, “Britanya İmparatorluğu’nun Kuruluşunda Tudor Hanedanının Etkisi”, Uluslararası Avrasya Sosyal Bilimler Dergisi, C.7, S.23, ss.152-171.

Maourois, Andre, İngiltere Tarihi, Çev. H. Cahit Yalçın, Kanaat Kitabevi, İstanbul 1938.

Mobley, J.P,  Katharine of Aragon: Influence and Legacy of AForeign Queen of England In The Early Sixteenth Century, Unpublished Master Thesis, Texas A&M University, 2015.

Pikkert, Peter, Hıristiyan Batı Efsanesi: Batı’da Din, Bilim ve Felsefe Tartışmaları,  Çev. Zeynep Ovalıoğlu, İstanbul 2008.

Roberts, J. M.,  Avrupa Tarihi, Çev. Fethi Aytuna, İnkılap Yayınları, İstanbul 2015.

Şahin, Mehmet,  “Anglikanizm Öncesi İngiltere ve Anglikanizm’in Doğuşu”, Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, C.18, S.18, ss.137-154.

Thurston, Herbert, “The Divorce of Henry VIII”, Studies: An Irish Quarterly Review, Vol. 21, No.81, ss.55-72.

Yami, Vedat Şafak, Anglikan Kilisesi’nin Oluşum Süreci ve Bugünü Üzerine Bir İnceleme”, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, C.3, S. 11, ss.578-585.

DİĞER MAKALELER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun