Yeniçeri

  • Kurucusu : I. Murad
  • Kuruluş Tarih : 1363 ? Osmanlı Devleti

Ordunun kuruluş meselesi hakkında tam tarih vermenin mümkün olmaması ile birlikte bunun belirli bir süreç içinde gerçekleştiği açıktır. Osmanlı Beyliği’nin Orhan Bey zamanındaki yeni fetihler sebebiyle daha fazla askere ihtiyaç duymaya başladığı ve bunu sağlamak üzere savaş esirlerinden faydalanılması yoluna gidildiği genelde kabul edilen bir husustur. Pencik oğlanı adı da verilen acemi oğlanı alınması uygulamasına, savaş esirleri ve akınlarda elde edilenlerden beşte birinin dinen devlete verilmesi gerektiği hükmünden hareketle başlandığı belirtilir ve yol gösterici olarak da yine Çandarlı Kara Halil ile Molla Rüstem gösterilir. Kısa bir eğitimin ardından savaşlarda kullanılan bu acemi oğlanlar 15-20 yıl hizmet süresinin ardından Yeniçeri Ocağı’na giderler ve buna ‘kapıya çıkma’ denmektedir. Zamanla pencik oğlanları yerini devletin Hristiyan tebaasından devşirme usulüyle toplanan, dolayısıyla savaş esiri olmayan gençlere bıraktığı bilinmektedir. Padişahın kul tanımlamasıyla hizmet veren yeniçeri ve sipahileri evlatları gibi görmesi ve böyle isimlendirmesi, bunların da kendisinden “babamız” diye bahsetmesi, içlerinden liyakat gösterenlerin hükümdara damat olması aralarındaki özel hukuka işaret etmektedir. Osmanlı Devleti bu önemli kurumun şekillenmesinde sadece dini yön verici olarak belirlememiş aynı zamanda ‘hikmet-i hükumet’ payı ve işleri ‘kitabına uydurularak’ yürütmeye gayret etmiştir.

15.yüzyılda ordunun çok büyük bir kısmı tımarlı sipahilerden oluşmakta ancak bu yeniçerilerin önemini azaltmamakta, öyle ki savaşlarda düşmana vurulacak nihai darbede kendilerine önemli bir rol düştüğü bilinmektedir. Yeniçeri Ocağı’nın Fatih Sultan Mehmed zamanında kurumsal açıdan gelişmesi yanında bir dizi sefer sebebiyle sayısal açıdan da artması kaçınılmaz olmuş ve yaklaşık 5000 tahmin edilen sayı Fatih’in saltanatı sırasında ikiye katlanmıştır. Sayısal artış Kanuni Sultan Süleyman zamanında 12-13.000 olarak gösterilmekle beraber bunların hepsinin birden sefere katılması söz konusu değildir. Maaş ödemeleri artan sayılar doğrultusunda önemli giderler olarak kalmış; 1514-1680 zaman dilimi içindeki sayılar genelde 10-60.000 arasında değişmiştir. Geçen yüzyıllar içinde ocağın bozulmaya başladığı açıktır. Seferlerde, cüluslarda maaşlara zam, terakki ve bahşiş talepleri giderek adet haline gelen davranışlara dönüşmütü, II. Selim’in tahta çıkışı esnasında Belgrad ve İstanbul’da cereyan eden hadiselerinde olduğu gibi yeni padişahı ve devlet erkanını hiçe sayan davranışlar sergilenebildi. 1514 seferinde güçlü bir padişahın vaktiyle kendisine taht yolunu açmış olan yeniçerilerin muhalefetiyle uğraşmak zorunda kalmasının hatta babası II. Bayezid’in sürekli huzursuzluk çıkaran yeniçerileri ortadan kaldırmayı dahi düşündüğü, ocağın üzerinde ebedi bir leke halinde kalacak olan II. Osman’ın tahttan indirilip katledilmesi faciasının, 1703 asker-esnaf-şehirli ayaklanması neticesinde Edirne’deki II. Mustafa’nın hal‘i, Şeyhülislam Feyzullah Efendi’nin ağır hakaretlerle katli, hatta yeniçerilerin açıkça Osmanlı hanedanından yüz çevirmeleri ve Garp ocakları misali içlerinden birinin seçimle iş başına geleceği bir “cumhur devleti” kurma seçeneğini tartışmalarının nihayetinde Yeniçeri Ocağı II. Mahmud döneminde ortadan kaldırılmıştır.

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Beydilli, Kemal, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 2013, cilt: 43, sayfa: 450-462

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun