Veysel Karani

  • Kişiliği : Yemenli Veli

Hz. Muhammed’in çağdaşı olan ve Veysel Karani adıyla anılan Üveys el- Karani, Yemen’deki Murad kabilesinin Karan aşiretine mensuptur. Doğum tarihi net olarak bilinmeyen Veysel Karani’nin Hz. Muhammed’in sağlığı döneminde Müslüman olduğu ancak çok istemesine rağmen Hz. Peygamber’i görememesinden dolayı sahabe olamadığı bilinmektedir. Bazı hadis kitaplarındaki rivayetlere göre Hz. Ömer, halifeliği döneminde Yemen’den gelen bir grup insana aralarında Üveys el- Karani’nin bulunup bulunmadığını sormuş, bunun üzerine Üveys ortaya çıkıp kendini tanıtmış, Ömer de Resûl-ü Ekrem’in kendisine ileride Üveys’in geleceğini haber verdiğini ve onu gördüğü takdirde dua etmesini tavsiye ettiğini söylemiştir.

Veysel Karani’nin Medine’ye gidip Hz. Muhammed’i ziyaret etme arzusuna rağmen yaşlı annesini bırakamadığı, fakat daha sonra annesinden kısa bir süreliğine müsaade isteyip Medine’ye gittiği ancak Hz. Muhammed’i o gün evde olmadığından göremediği ve aynı gün Yemen’e döndüğü rivayet edilir. Kaynaklara göre annesinin vefatının ardından Kûfe’ye yerleşmiştir. Bazı kaynaklara göre de Hz. Peygamber’in vefatından kısa bir süre önce hırkasını çıkarıp Veysel Karani’ye iletmeleri için Hz. Ömer ve Hz. Ali’ye verdiği, onların da hırkayı kendisine ilettiği geçmektedir. Hz. Peygamber’in ona bıraktığı rivayet edilen hırkanın sonraki nesillere aktarılarak günümüze ulaştığı kabul edilmektedir. Bu hırka, İstanbul’un Fatih ilçesindeki Hırka-i Şerif Camii’nde ramazan aylarında ziyarete açılmaktadır.  Karani’nin Sıffin Savaşı’nda öldüğü güçlü bir ihtimalken mezarının yeri tam olarak bilinmemektedir.

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Necdet Tosun, Veysel Karani, Diyanet İslam Ansiklopedisi, 2013, cilt.43, sf.74-75

 

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun