Vasıf Ahmed Efendi

  • Önemi : Osmanlı vak‘anüvisi ve devlet adamı
  • Doğum : Bağdat
  • Ölüm : 17 Ekim 1806

Gençliğinde kitabiyat alanında uzmanlaşmış olan Vasıf Ahmed Efendi bir müddet Bağdat’taki özel kütüphanelerde görev yaptı ve yazma eserleri istinsah ederek geçimini sağlamaya çalıştı. Hotin Cephesi seraskeri Abaza Mehmed Paşa’nın mektupçuluğuna getirildi. Bu görevi esnasında 1768-1774 Osmanlı-Rus savaşına ve Kırım için verilen mücadeleye şahit oldu. Ruslar’ın Yenikale’yi istilâsı sırasında esir alınıp Petersburg’a götürüldü. II. Katerina’nın mütareke teklifini ihtiva eden mektubunu Osmanlı karargâhına götürmek üzere serbest bırakıldı. Rus esareti onun tanınmasına ve üst düzey memuriyetlere yükselmesine vesile teşkil ettiği gibi siyasî görüşmelere katılması da ufkunu genişletti ve giderek dış ilişkilerde uzmanlaşmasını sağladı. Hâcegân sınıfına girdi, ardından tekrar cepheye gönderildi. İstanbul’da iken bir ara matbaacılık işine girdi. İbrâhim Müteferrika’nın ölümünün ardından matbaanın faaliyetine son verildiğinden kitap basım işleri tamamen ihmale uğradı. Müteferrika Matbaası’nın tezgâh ve hurufatının Fransız Sefârethânesi’nde kurulacak matbaada kullanılmak amacıyla satın alınacağına dair çıkan haberler üzerine Vâsıf Efendi, Beylikçi Râşid Efendi ile birlikte matbaayı satın aldı.

Çalışkan, ancak o kadar da ihtiraslı bir devlet adamı olan Vâsıf yeni bir memuriyete getirilince memnuniyet duyar, işini de hakkıyla yerine getirmeye çalışırdı. Osmanlı Devleti, 1770’te Rus donanmasının Akdeniz’e gelmesi üzerine İspanya-Osmanlı dostluk ve ticaret anlaşmasına katkıda bulunmak için Vâsıf’ın İspanya’ya fevkalâde elçi sıfatıyla gönderilmesine karar verdi. Bu münasebetle Vâsıf’a Anadolu muhasebeciliği pâyesi ve orta elçilik rütbesi verildi. Vak‘anüvisliği ve başarılı elçiliği dolayısıyla padişahın takdirini kazanan Vâsıf’ın uhdesindeki Anadolu muhasebeciliği pâyesi asalete dönüştürüldüğü gibi kendisine İstanbul mukātaacılığı da verildi. III. Selim ayrıca yazdıklarını beğenmediği vak‘anüvis Enverî’nin yerine Vâsıf’ı getirdi. Osmanlı-Avusturya savaşlarının Ziştovi Antlaşması ile sona ermesinin ardından Vâsıf antlaşma hükümlerinin uygulanması kapsamında iade edilecek kalelerin teslim alınmasıyla görevlendirildi. İstanbul’a dönüşünde önce başmuhasebecilikten, daha sonra vak‘anüvislikten azledildi. Anadolu muhasebeciliğine tayin edildi, ardından vak‘anüvislik görevine tekrar başladı. Reîsülküttâb Râşid Efendi’nin Vâsıf’a karşı olan husumetinden kaynaklanan bazı suçlamalar sebebiyle Midilli’ye sürgüne gönderildiyse de aralık ayında bağışlanarak geri döndü, Anadolu muhasebeciliğine getirildi ve büyük rûznâmçeciliğe nakledildi. Halil Nûri’nin vefatı üzerine dördüncü ve sonuncu defa vak‘anüvis oldu. 1805’te reîsülküttâb tayin edilerek kariyerinin zirvesine ulaştı. 
 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

İlgürel, Mücteba, Vasıf Ahmed Efendi, Diyanet İslam Ansiklopedisi, 2012, c.42, sf. 535-537

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun