Vakfiye

Bir vakfın kurucusu tarafından düzenlenen vakfın işleyişi ile ilgili resmi belgedir. Senet anlamındaki vakfiyyenin İslam medeniyeti tarihinde önemli bir yeri vardır. Müslümanlar arasındaki dayanışma ve yardımlaşmanın en güzel örneğini oluşturmaktadır.

Tarihçe

Başlangıçta vakıfların sözlü olarak yapıldığı bilinmektedir. Daha sonra bazı olumsuzluklar nedeni ile şartların yazılarak belirlenmesine ihtiyaç duyuldu ve bu durum da vakfiyelerin ortaya çıkmasına neden oldu.

Vakfiyelerin ele aldıkları konular; vakfın nasıl idare edileceği, nerelere ne gibi harcamaların yapılacağı, kaç kişini çalışacağı ve bu kişilere ne kadar maaş ödeneceği, harcamaların hangi gelirlerle karşılanacağı, vakıftan kimlerin ne şekilde faydalanacağı gibi noktalar ele alınmaktadır.

Ortaçağ Dönemi

Ortaçağ İslam devletlerine ait vakfiyeler 3 şekilde günümüze ulaştı. Bunların ilkini ‘Orijinal vakfiyeler’ ikincisini ‘Vakıf kitabeleri’ ve sonuncusunu ‘Vakfiye suretleri’ oluşturmaktadır.

Selçuklu ve Beylikler devrine ait vakfiye sûretlerinin kaydedildiği defterlerin önemli bir kısmı bugün Ankara’da Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde muhafaza edilmektedir. Yine bu döneme ait bazı vakıf kayıtları fıkıh kitapları içinde saklanarak günümüze ulaştı.

Vakfiye Düzeni

Dili, türü ve içeriği düzenlendiği zamana ve yere göre farklılık göstermekle birlikte vakfiyelerin umumiyetle mukaddime, asıl metin ve hatime kısımlarından oluştuğu görülmektedir. Vakfiyeler besmele ile başlar ve Allah’a hamd ve peygambere övgüden sonra vakfın sahibi zikredilir. Ardından gelen asıl metinde vakfedilen şey üzerinde durulur, vakfa tahsis edilen gelirler ve bunların işletilme biçimi anlatılır. Metnin sonunda ise şahitlerin adları yazılır, hatta bu şahitler arasında devrin tanınmış önemli şahsiyetlerinin adları dahi görülmüştür. Vakfiyeler ancak kadı tarafından tecil edildikten sonra hukuki bir geçerlilik kazanır.

Bu dönemden günümüze kalan vakfiye sayısı ne yazık ki azdır. Bilinen ilk vakfiye kaydı Kudüs’te olup 903 yılına tarihlenir. 17.yy.’da Arapça olarak kaleme alınmış vakfiyeler görülmüş, Anadolu’da ise Arapça yanında Moğolca, Farsça ve Türkçe’nin de kullanıldığı görülmektedir. Osmanlı Devleti’nde ise Türkçe yaygın olarak kullanılmaktadır.

Önemi 

Vakfiyeler tarihi birer belge olmanın yanında sosyal tarih, ekonomi ve kültür tarihi araştırmaları için önemli bilgiler içeren değerli kaynaklardır. Bilhassa mescit, medrese, darüşşifa, hankah ve kervansaraylara ait vakfiyeler eğitim, tıp, sanat ve mimari tarihi araştırmaları için diğer kaynaklarda hemen hiç bulunmayan bilgiler içermektedir. Bunlar arasında sıradan insanların, köylülerin, sanat ve ticaret erbabının gündelik hayatlarına dair bilgiler özellikle dikkate değerdir.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Yüksel, Hasan, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, cilt 42, 2012

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun