Urfa Ulu Camii

  • Yer : Şanlıurfa
  • İnşa Tarihi : 1190

Urfa çarşı merkezinde Haşimiye ile Sarayönü Caddesi arasında yer alan caminin yerinde V. yüzyılın ilk yarısına kadar bir sinagog bulunurken buraya daha sonra Mor Stefanos adlı bir kilise yapıldı. Kırmızı renkli mermer sütunlarından dolayı Kızıl Kilise diye de bilinen yapının yerine şehrin fethinden sonra cami inşa edildi. İnşa tarihi kesin olarak bilinmeyen caminin kilisenin ana mekânına mı yoksa avlusuna mı yapıldığı tam belli değildi. Cami, kiliseye ait mevcut kırmızı sütunların kullanılmasından dolayı Mescidü’l-hamrâ, Kızıl Cami, Câmiu’l-hamrâ, Câmiu’l-ahmer gibi adlarla da anıldı. Caminin inşa tarihine ilişkin önemli bir referans noktası, yapının doğu duvarına bitişen ve daha önce inşa edildiği tahmin edilen Eyyûbî Medresesi’nin 1190 tarihli inşa kitâbesidir. Bu bilgi, bölgede Eyyûbîler’den önce egemenlik kuran Zengîler’in camiyi yaptırmış olduğunu düşündürür. Bir başka görüş caminin Artuklu devrinde 1104 yılında inşa edildiği yönündedir. Urfa Ulucamii ile ilgili bilinen en eski belge Hasan b. Alâeddin adında bir emîrden bahseden 1384 tarihli vakfiyedir. Avlunun batı kapısındaki 1685 tarihli kitâbe ise caminin Ali Paşa tarafından tamir edildiği bilgisini verir.

Bölgeden çıkarılan Urfa taşıyla inşa edilmiş olan caminin yegâne süsleme unsuru mihrap önü kubbesine geçiş öğesi olarak kullanılan tromplardaki mütevazı taş işçiliğiydi. Camideki yapı malzemesi ve işçilik incelendiğinde son cemaat yeri ile harim mekânının batı ve doğu yönlerindeki birer sıranın yapıya sonradan eklendiği anlaşılır. Cami, kıble duvarına paralel gelişen dikdörtgen bir harim mekânı ile düz bir örtü sisteminde mihrap önü kubbesiyle Ortaçağ yapım prensiplerine uygun bir kütle tasarımına sahiptir. Mihrabın sağındaki taş minber orijinal değildir. Harim mekânında taşıyıcı unsur niteliğinde çok sayıda pâye kullanılması mekândaki bütünlüğü etkilerken tavan yüksekliğinin az olması da basık bir hava etkisi bırakır. Avlunun kuzey duvarına bitişik durumdaki minare bugün saat kulesi olarak da kullanılır. Avludaki hazîrede Nakşibendiyye tarikatının Hâlidiyye kolunun kurucusu Hâlid el-Bağdâdî’nin küçük oğlu Şehâbeddin Ahmed’in türbesi ve şehrin Haçlı Kontluğu’ndan geri alınması sırasında şehid düşen bazı kumandanların mezarlarının bulunduğu rivayet edilir.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Kuş, Fatma, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Cilt 42, 2012

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun