Türkçülük

  • Tanım : 19.yüzyılda Osmanlı Devleti’nde entelektüel düzeyde başlayan, daha sonra siyasal ve ideolojik boyut kazanan hareket

Devletin Hıristiyan tebaası içinde Yunanlılar, Sırplar, Bulgarlar, Makedonlar ve Ermeniler arasında milliyetçilik cereyanları güç kazanıp bu fikirleri savunmak amacıyla siyasi örgütler kurulurken Müslümanların çoğunlukta olduğu Araplar ve Arnavutlar’da da kültürel proto-milliyetçilik hareketleri hızlanmaya başladı. İlk grupta yer alan milliyetçi hareketler, zaman içinde imparatorluktan ayrılıp bağımsız devletler kurma fikrini ciddi bir seçenek halinde tartışırken ikinci gruptaki akımlar daha ziyade Osmanlılık kimliğinin sınırlarını zorlamayı, Arap-Osmanlı, Arnavut-Osmanlı benzeri karma kimlikler oluşturmayı hedefledi. Türkçülük bu ikinci sınıflamadaki hareketlerden biri olarak ele alınabilir. 18.yüzyılın başlarında Türklük tanımının yeniden kavramsallaştırılmaya başlandığı görülürken; Tanzimat döneminin sonuna gelindiğinde Batı kaynaklarının tesiriyle Türkler’in etnik kökeni, dilleri ve diğer ırklarla ilişkileri üzerine tartışmalar yaşandı. Yurt içinde Tercüman-ı Ahval ve Basiret gazetelerinde, yurt dışında Yeni Osmanlı yayınlarında kültürel Türklüğe gösterilen ilgi olarak yorumlanabilecek atıflar yapılırken; İstanbul’da yayımlanan Terakki gazetesi başlığının sonunda “Türk gazetesi” ibaresini kondu. Ancak Kültürel Türkçülüğün hız kazanması II. Abdülhamid döneminde Macar Türkologları’nın çalışmaları sayesinde oldu ve bu Osmanlı entelektüellerini etkiledi.

Kültürel Türkçülük hareketindeki önemli bir aşama da Süleyman Hüsnü Paşa’nın Tarih-i Alem adlı kitabının yayımlanmasıdır. Kitabın Mekteb-i Harbiyye’de okutulması etkisini daha da arttırdı. Tarihe bu yaklaşım, daha sonra Mizancı Murad ve Necib Asım Yazıksız’ın tarih çalışmalarıyla daha da ileri götürülerek Türk tarihini yeni bir çalışma alanı haline getirdi. Bu dönemde Ahmed Vefik Paşa, Şemseddin Sami dil alanında, Ahmed Midhat Efendi popüler kültür düzeyinde Türkçü fikirlerin yayılmasına ciddi katkılarda bulundular. Aynı şekilde Bursalı Mehmed Tahir, Türkler’in İslam medeniyetinin yükselişindeki rolünü ortaya koyarken daha sonra “millî şair” unvanını alacak olan Mehmet Emin Yurdakul edebiyat alanında Türkçülüğün gelişmesine öncülük etti. Siyasal Türkçülük tartışması, Jön Türk basını diye adlandırılan ve yurt dışı merkezlerde basılarak Osmanlı vilayetlerine gizlice sokulan dergilerle başladı. Burada yayımlanan makalelerde Türk toplumunun hakim millet olarak kabul edilmesinin gerekliliğine işaret edilmesi, Türkler için övücü sıfatlar kullanılması dışında ciddi bir kültürel Türkçülüğe rastlanmamaktadır. Ancak bizzat siyasi Türkçülük ideolojisini yaymak için Kahire’de neşredilen ilk gazete Türk adını taşıyordu ve kapanıncaya kadar siyasi Türkçülüğün gelişmesine büyük katkı sağladı. 1911-1912 yıllarında kurulan Türk Yurdu Cemiyeti ve Türk Ocağı ise iktidardaki İttihat ve Terakki Cemiyeti’nden aldığı destekle Türkçülüğün entelektüel tartışmada güçlenmesini sağladı. 1922 sonrasında ise Türkçülük yeni bir ivme kazanarak; erken Cumhuriyet döneminin ideolojik temellerinden birini oluşturdu.

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Hanioğlu, M.Şükrü, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 2012, cilt 41, sayfa: 551-554

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun