Sultan Sencer

  • Görev : Büyük Selçuklu Sultanı
  • Doğum : 5 Kasım 1086
  • Babası : Melikşah

Büyük Selçuklu tahtının son sahibi Sultan Sencer, çocuk yaşta Horasan Melikliği’ne tayin edildi. Bölgenin idare merkezi Merv şehrine yerleşen Sultan Sencer, burada zengin bir ilmî ortamla karşılaştı. Uzun bir idarecilik dönemini bu ortamda geçiren Sultan Sencer, Ehl-i Sünnete olan bağlılığı, Hadis’e düşkünlüğünün yanında Tasavvufa da büyük bir alaka gösterdi. Bu çerçevede Horasan’da dönemin önde gelen Şeyhlerinden Yusuf Hemedanî ile irtibat kuran Sultan, ilmî mahfillere katılmayı, din bilginleriyle birlikte olmayı da ihmal etmedi. Bu durum Onun Tasavvufî bir dinî hayat sürdürmesinin yolunu açtı. Selçuklu devletine ikinci imparatorluk dönemini yaşatan Sultan Sencer, Meliklik döneminde “Nasıruddin” unvanını kullandı. Sencer, kardeşi Muhammed Tapar’ın saltanatı zamanında da bu görevini sürdürerek 20 yılını Horasan yönetiminde geçirdi. Tecrübeli ve sağlam bir kadro ile işe başlayan Melik Sencer, kısa zamanda Horasan’a hâkim olarak Selçuklu Devleti’nin doğusundaki idarî düzeni, huzuru ve sükûneti sağlamış oldu.

Selçuklu devletini, eski haşmetine yeniden kavuşturan Sultan Sencer Muhammed Tapar’ın ölümü üzerine, sultan ilan edilen veliaht Mahmud ile Sâve’de savaştı. Savaşta yeğeni Mahmud’u yenilgiye uğratarak, Büyük Selçuklu Sultanı oldu. Sultan Sencer, Mahmud’u cezalandırmak yerine, Selçuklu hâkimiyetinin batısına düşen yerlerin idaresini kendisine bırakarak, Irak Selçukluları’nın temelini attı. Hâkimiyetin doğu-batı sınırları, doğu toplumlarının istilasına karşı koruma altına alınarak Türk-İslâm dünyasının emniyeti sağlandı. Tüm doğu ve batı ülkeleri Selçuklu hükümranlığına alındı. Sultan Sencer, kırk yıl süren saltanatı zamanında Sultanu’l-A’zam, Muizzüddîn, İslâm Padişahı, Dünya Sultani gibi unvanları bihakkın taşıyan bir cihan hükümdarı oldu. Sultan Sencer sadece dünya saltanatıyla yetinmeyip, “Muizzüddîn” unvanının hakkını vererek, ilim, marifet ve dinî hayat alanlarında da hükümranlığına yakışır icraat ve faaliyetlerde bulundu. Sultan’ın Ehl-i Sünnet anlayışı istikametinde dinî emirleri yerine getirmesi, ibadete düşkünlüğü, takvası, İslâm dininin revaç bulması için gayret göstermesi, cömertliği, şefkat ve merhametli oluşu, tebaasına azamî itina göstermesi, onun, Tasavvufî yaşantısının öne çıkanlarını oluşturdu.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

İpek, Ali, Sultan Sencer’in Tasavvufa Olan İlgisi, Harakani Dergisi,  Sayı 1, 2014

Özaydın, Abdülkerim, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Cilt 36, 2009

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun