Sultan Selim Külliyesi

İstanbul’un Yavuzselim semtinde 16.yy.’da inşa edilen külliyenin banisi Kanuni Sultan Süleyman’dır. Babası Yavuz Sultan Selim adına inşa ettirdiği bu yapılar topluluğu camii, tabhane, türbe, mektep, hamam ve imaretten oluşmaktadır. Yapılar içinde hamam ve kervansaray Mimar Sinan’a diğer birimler ise Acem Ali’ye yaptırılmıştır. Külliye kuzey batı yönünde dikdörtgen bir plana oturmaktadır. Haliç ve kıble tarafı istinat duvarları ve payandaların yardımı ile genişletilmiştir. Toplamda 4 kapısı olan külliyenin bu kapılarına Evliya Çelebi isimler vermiştir.

Camii

Zaviyeli camiilerin son örneğini teşkil eden yapı içindeki birimler minber, mihrap, minare ve şadırvandan oluşmaktadır. Kesme küfeki taşından yapılan camiide kırmızı renk taş da kullanılmıştır. Avlusu 3 kapılı, kubbeli, revaklı ve şadırvanlıdır.

Camiinin iki tarafında dörder tabhane odaları bulunmakta, merkezi kubbesini dört büyük kemer taşımaktadır. Minareleri tabhane odalarının birleştiği köşelerden yükselmektedir. Cephelerde 2 sıra pencereler görülmekte, açılan giriş kapıları sade bir niş şeklindedir. Yalnız orta kapısı gösterişli olup incelikli bir işçilik göstermektedir. Bunun dışında süsleme öğesi olarak son cemaat yeri duvarındaki pencerelerdeki renkli taş işçiliği, iç mekandaki sarı ve yeşilin hakim olduğu çini panolar söylenebilir. Cümle kapısı ise mukarnaslı yapısı ile zengin bir görünüme sahip olup yanlarda çok sanatkarane işlenmiş kum saatleri vardır. Kitabesi bu kemerin üzerinde yer almakla birlikte kapı kanatları da kündekari tekniğinin en güzel örneğini sergilemektedir.

Kubbe kasnağındaki pencerelerin binaya yeterli ışığı sağlayamaması nedeniyle loş bir havası olan camiinin kubbesi ise yapıya olağanüstü bir heybet kazandırmaktadır.

Hünkar mahfili caminin sol dip köşesinde yer alıp yedi sütun tarafından taşınmaktadır. Tavanındaki kabartmalar rumi ve hatayi bezemeler ve buketler ile süslenmiş olup çok güzel bir işçilik sergilemektedir. Mihrabı mermerden olup zengin mukarnaslı bir kavsaraya sahip olup mihrap nişinin köşelerinde kum saatleri bulunmaktadır. Minberi ise yine mermer malzemeden yapılmış olup klasik ölçüler içindedir.

İmaret

Günümüze ulaşmamış olan imaretin vakfiyesinden kiler, ambar, yemekhane ve matbah için kullanıldığı öğrenilmektedir. L şeklinde inşa edilmiş olan birim, 1884 yılındaki depremde yıkılmıştır. 1917 yılında ise I. Abdülhamid tarafından bu yere 2 katlı bir medrese yapılmıştır. Cumhuriyet döneminde Kız Lisesi olarak kullanılmış, 1950 yılında Yavuzselim Kız Meslek Lisesi olarak çevrilmiştir.

Mektep

Caminin kuzeybatısında yer alan sıbyan mektebi, kitabesi, tek kubbeli, 2 sıra pencereli bir yapıdır. Taş ve tuğla malzeme ile almaşık olarak örülen yapı 1918 yılındaki yangında harap olmuş olması nedeni ile 1960 yılında onarım geçirerek kütüphane haline getirilmiştir.

Türbe

Kesme taş malzemeden yapılan türbe, dilimli bir kubbeye sahiptir. Her cephede görülen iki sıra pencereler aydınlığı sağlamaktadır. Pencerelerin çevresi silmeler ile hareketlendirilmiş ve kırmız taş ile renklendirilmiştir.

Türbenin kapısı mermer malzemeden yapılmış olup ahşap kanatları fildişi kakmalı ve kündekari tekniğinde yapılmıştır. İki tarafındaki çini kitabeleri oldukça gösterişli olup aynı şekilde sandukası da anıtsaldır. İçinde sadece Yavuz Sultan Selim’in kabri bulunmakta ve vasiyeti üzerine Kemalpaşazade’nin atının ayağından sıçrayan çamurlu kaftanı örtülmektedir.

Şehzadeler Türbesi

Sekiz kenarlı, kesme taş malzemeden yapılmış olan türbe kubbelidir. Kapının iki yanında çinilerden yapılmış olan çini panolar gösterişlidir. 2 sıra pencerelerin cepheleri dolaştığı görülmekte ve bu pencerelerde tıpkı Yavuz Sultan Selim’in türbesinde olduğu gibi renkli taş malzemenin kullanıldığı görülmektedir. Sultan Abdülmecid’in ve oğullarının türbesidir.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Aslanapa, Oktay, Türk Sanatı, Remzi Kitapevi, İstanbul 1997

Yüksel, Aydın, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, cilt 37, 2009

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun