Şihabeddin Sühreverdî

  • Önem : İşrâkī felsefe akımını kuran filozof.
  • Doğum : 1154 - İran
  • Ölüm : 1191
  • Başlıca Eserleri : Kitâbü’t-Telvîḥâti’l-levḥiyye ve’l-ʿarşiyye, Kitâbü’l-Muḳāvemât, Kitâbü’l-Meşâriʿ ve’l-muṭâraḥât, Ḥikmetü’l-işrâḳ, Risâle fî iʿtiḳādi’l-ḥükemâ, Ḳıṣṣatü’l-ġurbeti’l-ġarbiyye, Pertevnâme, Kitâbü Heyâkili’n-nûr, el-Elvâḥu’l-ʿİmâdiyye fi’l-mebdeʾ ve’l-meʿâd,

İşrâkī akımının kurucusu filozof Sühreverdî, Merâga’da felsefe ve fıkıh, İsfahan’da ise el-Beṣâʾirü’n-Naṣîriyye fi’l-manṭıḳ’ı okudu. İsfahan’da İbn Sînâ geleneğini özümseyen Sühreverdî daha sonra Halep’te Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin oğlu el-Melikü’z-Zâhir ile dostluk kurdu, Hâleviyye Medresesi’nde Şerîf İftihârüddin’in derslerine katıldı. Halep ulemâsıyla yaptığı tartışmalarda filozofların dinî fikirlerini güçlü ve cüretkâr biçimde savunup onlara karşı çıkanları cehaletle itham etmesi üzerine ulemâ Sühreverdî’ye öfke duymaya başladı ve iş düşünürün dinî sapkınlık ve zındıklıkla ithamına kadar vardı. Sühreverdî başkanlık mevkiine Allah’ın halifesi, önder veya kutup unvanına sahip olan İşrâkī bilgelerin lâyık olduğunu ve siyasetin onların elinde bulunduğu dönemlerin aydınlık olacağını savunuyordu. Eflâtun’un filozof-kral teorisini hatırlatan bu siyaset öğreti siyasî otoriteyle ilgili çağrışımlara açıktı. Ulemâ, Selâhaddîn-i Eyyûb’a mektup yazarak Sühreverdî’nin, oğlu el-Melikü’z-Zâhir’in itikadını bozacağı ve bütün insanları yoldan çıkaracağı yönünde uyarıda bulundu. Bunun üzerine Selâhaddin oğluna bir mektup yollayarak Sühreverdî’nin öldürülmesini emretti ve bunu Halep ulemâsının ölüm fetvası izledi. Kaynaklara göre el-Melikü’z-Zâhir bir süre sonra yaptığından pişman oldu ve bu fetvayı verenlerden onları tutuklatmak ve mallarını müsâdere etmek suretiyle intikam aldı.

İslâm düşünce tarihinde felsefî-mistik geleneği inşa eden ve hayatının talihsiz biçimde sona ermesi sebebiyle “el-Maktûl” lakabıyla anılan Sühreverdî’nin kendisi için uygun gördüğü “şeyhu’l-İşrâk” unvanı, filozofun fikrî şahsiyetini daha uygun biçimde tanımlar. İbn Sînâ sonrası dönemde Doğu ve Antik Yunan düşünceleri arasında yeni sentez arayışında olan filozof, “meşrikī” tasavvuru mistik bilgiyle temellenmediğinden tatmin edici bir felsefe projesi olarak görmedi ve Meşşâî düzeyde kalmakla eleştirdi. Ona göre hakikatin bilgisini veren yöntem, yaşayarak bilmeye dayalı felsefe diye adlandırdığı mistik ve mânevî tecrübedir. Zihnin ortaya koyduğu mantıksal tanım ve istidlâlî çıkarıma dayalı bilgi, aynı zamanda ontolojik gerçekliği olan nurun bir aydınlanma süreciyle insan ruhunda bulunuşu karşısında ikinci plandadır. Sühreverdî, Aristocu akla dayalı bir bilgi anlayışı yerine bu felsefenin imkânlarını da kullanan zevke dayalı bir anlayışı koymak ister. Bu tasavvurunu desteklemek için Sühreverdî’nin ontolojisi de nur ve İşrâk terminolojisine dayalı olarak şekillenir.

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Kutluer, İlhan, Maktûl Sühreverdî, Diyanet İslam Ansiklopedisi, 2010, Cilt: 38, syf: 36-40

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun