Şeyhî

  • Meslek : Divan Şair
  • Doğum : 1371-76 - Kütahya
  • Ölüm : 1431 - Kütahya
  • Başlıca Eserleri : Hüsrev ü Şîrîn ve Harnâme, Harnâme, Divan, Ferah-nâme

Klasik Türk edebiyatının kurucularından sayılan divan şairi Şeyhi hakkında kaynaklarda yer alan bilgiler hem karışık hem de yetersizdir. Asıl ismi divanındaki bazı şiirlerinde, kaynaklarda ve yeni çalışmalarda Sinan, Yusuf Sinan ve Yusuf Sinâneddin şeklinde gösterilmektedir. İlköğrenim eğitimine Kütahya’da başladı. Burada divan şairi olan Ahmedî’den ve diğer âlimlerden ders aldı. İlköğrenim eğitiminin ardından ise İran’a giderek Seyyid Şerîf el-Cürcânî ile ders arkadaşı oldu. Kaynaklara bakıldığı zaman İran’da tasavvuf, edebiyat ve tıp alanında eğitim aldığı anlaşılmaktadır. Oldukça başarılı bir göz hekimi olduğu kaynaklarda anlatılmaktadır. Şeyhi mahlasını alan şairin şeyhlik yapıp yapmadığı bilinmese de eserlerinde tasavvufi unsurlara fazlasıyla rastlanmaktadır. İran eğitiminin ardından memleketine döndüğünde göz hekimliği yapmaya başladı. İran dönüşünde Bursa’ya uğradı ve Seyyid Nesimi ile buluştu. Bu buluşma sonrasında Şeyhi mahlasını aldığı söylenmektedir. Osmanlı hanedanı ile ilk tanışması ise Emir Süleyman Çelebi zamanında başladı. Daha sonralarda Çelebi Sultan Mehmed’in gözünü tedavi etmesinin ardından Osmanlı Devleti’nin ilk hekimbaşı oldu. Hayatının son yıllarını nerede geçirdiğine yönelik kesin bilgiler olmasa da muhtemelen II. Yakub Bey’in yanına giderek Kütahya’da son zamanlarını geçirdiği düşünülmektedir.

Şeyhi ününü mesnevi alanında kazandı. Ayrıca Eski edebiyatın kurucularından kabul edilen Şeyhi özellikle Hüsrev ü Şîrîn ve Harnâme adlı eseriyle Türk edebiyatında mesnevi alanında önemli bir yere sahiptir. Eserlerinde oldukça akıcı bir dil kullanan şair, tasvirlerinde ve konuyu işleme şeklinde başarılı olarak kabul edilmiştir. Şeyhi’nin kasideleri canlı tasvirler ve hayal gücünün zenginliği ile dikkat çekmektedir. Şiirlerinde aruzun tekdüzelikten uzak olan kalıplarını tercih etmiş ve dönemin eserlerinde görülen kusurlarından uzak kalmıştır. Şiirlerinde Türkçe kelimeleri yoğunlukla kullanmış olup deyimlere de fazlasıyla yer vermiştir. Şeyhi’nin şiirlerinde tema olarak tasavvufi aşk büyük bir yer kaplamaktadır. Şiirlerini, diğer divan şairleri gibi duygu ve düşüncelerini aktarmakta bir araç olarak görmüştür. Yazınlarına bakıldığı zaman İran edebiyatına da vakıf olduğu görülmektedir. Döneminin şairlerine göre daha zarif bir dile ve zengin biri hayal gücüne sahip olduğu söylenebilir.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Halit Biltekin, Şeyhî, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 2010, cilt.39, sf.80-82

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun