Selimiye Külliyesi

İstanbul’da 19.yy.’ın başlarında inşa edilmiş külliyedir. Banisi III. Selim olup, geleneksel sultan külliyelerinin dışında bir plana sahiptir. Üsküdar’daki Kavak Sarayı arazi üzerinde yükselen bu yapılar topluluğu tamamen III. Selim’in şahsi serveti ile yapılmıştır. Merkezinde camii, yanında mektep, zaviye ve mescit, darüttıba, hamam, dükkan, çeşmeler, kerestehane, mumhane ve hanlardan oluşmaktadır.Ayrıca Harem İskelesi ticari iskeleye dönüştürülerek kayıkçı ve hamal odaları inşa edilmiştir. Bu kadar birimden sadece camii, hamam, muvakkithane, sıbyan mektebi ve bir çeşme günümüze ulaşabilmiştir. Selimiye Külliyesi’ne mimarlık ve şrhircilik tarihi açısından önem kazandıran en önemli durum, birbirini dik kesen sokaklarıyla kentsel ölçekte tasarlanmış bir yerleşim alanının düzenlenmiş olmasıdır. Kentsel tasarım projesi ve uygulaması niteliği taşımaktadır.

Camii

1805 yılına tarihlenen camii’nin kitabesi de bulunmaktadır ve bu kitabede ‘’mücessem bir nur’’ diye tanımlanmaktadır. Yapının mimarı Mehmet Arif Ağa olup, son dönemlerini Ahmet Nurettin Ağa üstlendi. Camii muvakkithane ve mektebi, hünkar mahfili ve bir abdest odasıyla birlikte inşa edildi.

Camii dikdörtgen bir plan şemasına sahiptir. Genişçe bir avlu bahçenin içinde yer alan camii, Osmanlı baroku üslubunun güzel örneklerindendir. Ana kubbe silmelerle belirlenmiş dört büyük kemere oturmakta, köşelerindeli ağırlık kuleleri ise binanın yüksekliğini vurgulamaktadır. Ana mekanın yanında revaklı galeriler bu galerilerin altında ise abdest muslukları yer alır. Camiinin cepheleri pencereler, silmeler, sütunçeler S ve C formlu kıvrımlarla hareketlendirildi.

Son cemaat yerinin köşk şeklinde bir hünkâr mahfiliyle bütünleşmesi ve yapıya dıştan birleşen bir kanat şeklini alması Selimiye Camii’nde görülen bir yeniliktir. Mihrap bölümü çıkıntılı olup, içeride duvarlar kalem işleri ile bezelidir. Mihrap ve minber mermer malzeme ile oluşturulmuş incelikli bir işçilik göstermektedir. Ana mekanı üç yandan saran kuşak yazıda Feth suresinin yer alması ve cami görevlilerinin bir kısmının Feth suresini okumakla görevlendirilmesi III. Selim’in fetihler dönemini yeniden başlatma konusundaki kararlılığını yansıtır.

Caminin kuzeyinde iki köşede yer alan minareler yüksek kaideler üzerine oturmakta olup oval geçişli şerefelere sahiptir. Üstte boğumlu taş külahla sonlanan minarelerin 1823 yılında lodos fırtınasında yıkıldığı ve kısa süre içinde yenilendiği bilinmektedir.

Camii’nin batı kısmı bugün İbrahim Hakkı Konyalı Kütüphanesi olarak hizmet vermektedir. İstanbul’da ölen kara kuvvetleri mensubu subayların askeri cenaze törenleri Selimiye Muhafız Bölüğü tarafından Selimiye Camii’nde yapılmaktadır.

Sıbyan Mektebi

Camii’nin kuzeyinde yer alan sıbyan mektebi günümüze orijinal hali ile gelmemiştir. Dikdörtgen planlı olan mektep, saçaklı, kiremit kaplamalı kırma çatıyla örtülü bir bina şeklindedir. 2 katlı olarak inşa edilen mektep, taş ve ahşap malzemeler ile yapılmıştır. Bir dönem karakol olarak hizmet vermiş olan yapı, bugün alt katı halk kütüphanesi üst katı meşruta olarak kullanılmaktadır.

Muvakkithane

Camii’nin avlu duvarına bitişik küçük bir bölümünde yer alır. Kareye yakın dikdörtgen planlı olan yapı kurşun kaplamalı tonoz kubbe ile örtülmüştür. Alt kısmı düzgün kesme taş malzemeyle inşa edilmiş olup yukarısı mermerden yapılmıştır. Dikdörtgen pencere açıklıkları yapıyı hareketlendirmektedir. Bugün işlevini yitiren mekan günümüzde askeri cenaze törenlerinde kullanılan malzemenin korunduğu depo olarak hizmet vermektedir.

Hamam

Camii’nin kuzeyinde yer alan hamam 1802 yılında tamamlanmıştır. Tek hamam şeklinde inşa edilmiş olup soğukluk bölümü betonarme olarak son dönemlerde yeniden yapılmıştır. Ilıklık kısmında odalar ve tuvalet yer alırken, sıcaklık bölümünü büyük bir kubbe örtmektedir. Sıcaklık bölümünü küçük kubbeli 4 halvet odası çevrelemekte olup 3 eyvan ise beşik tonozla örtülmüştür. Günümüzde işlevini yitiren hamam depo olarak kullanılmaktadır.

Çeşme

Külliyenin yakınında Çiçekçi semtinde III. Selim’in bir çeşmesi bulunmaktadır. Külliye yapılarıyla birlikte ele alındığı anlaşılan çeşme, kitabesine göre 1802 yılında yapılmıştır. On mısralı kitabenin metni Seyyid İhya Efendi’ye, hattı Yesarizade Mustafa İzzet’e aittir. Taş-tuğla almaşık örgülü bir hazneye sahip yapının pahlı olan bir köşesine yerleştirilen mermer çeşme üzerindeki tuğra bugün mevcut değildir. İki yanı pilastırlarla sınırlanan çeşme yuvarlak kemerli olup aynası oval formludur.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Ramazanoğlu,M.Gözde, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, cilt 36, 2009

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun