Şark Meselesi

  • Kavramın ortaya çıktığı olay : Rum isyanı sebebiyle yapılan Verona görüşmeleri
  • Önemi : Osmanlı Devleti’nin tasfiyesi ve topraklarının paylaşımı kavgası

Avrupa tarihi içinde önemli bir yer tutan ve “Türkler’in Avrupa’dan atılması” şeklinde tanımlanabilen Şark meselesi yabancı dillerde yerleşmiş bir terim olarak geniş çağrışımlar oluşturdu. Genel olarak Şark meselesi, emperyalist politikalar izleyen büyük devletlerin Osmanlı Devleti’nin başta Avrupa’daki kısmı olmak üzere özellikle Ortadoğu’ya ve diğer yerlere yayılmış geniş topraklarının paylaşımı, devletin hükümranlık sahası üzerinde siyasî ve iktisadî tahakküm kurulması, bu arada Müslüman olmayan halkların durumlarının istismar edilmesi, bağımsızlık mücadelelerine maddi ve manevî destek verilmesi ve bunun, Avrupa -ve geç dönemlerde Amerika Birleşik Devletleri- kamuoyunun kazanılması amacıyla yoğun bir anti-Türk propagandası halinde yürütülmesi anlamında, Osmanlı gücünün XVIII. yüzyıl başından itibaren kendini hissettiren gerilemesiyle beraber gelişen kendi aralarındaki şiddetli rekabetin geleneksel bir tanımlamasıdır. Kavram ağırlıklı biçimde Osmanlı Güneydoğu Avrupa topraklarına işaret etti, Ortadoğu veya Afrika’daki topraklarına atıfta bulunulmadı. Bu bölgeler, İngiliz-Fransız çekişmesinin nüfuz mücadelesi alanı haline gelecekleri ana kadar kavramın dışında kaldı. Dolayısıyla 1683 yılından sonra meselenin ana bölgesini Güneydoğu Avrupa oluşturdu.

Şark meselesinin gelişmesinde Osmanlı Devleti’nin kuzeydeki güçlü komşusunun hâkim rolü üstlenmiş olmasından ötürü konunun takibinde Rusya siyasetinin esas etken olarak alınması kaçınılmazdı. Şark meselesinin Rusya’nın Osmanlı mirasını tek başına sahiplenmesine karşı çıkılması, Osmanlı Devleti üzerinde üstünlük kurmasının veya topraklarını istediği şekilde parçalamasının engellenmesi anlamında bir içerik kazandığı muhakkaktı ve bu husus devletin Avrupa’daki toprakları, özellikle Slav-Ortodoks halkların ağırlıklı olarak yaşadığı Balkanlar için geçerli sayılan bir yaklaşımdı. Şark meselesinin Ortadoğu safhası olmak üzere Arap vilâyetlerinin paylaşımı, Hindistan’a yönelik çıkarları bakımından önceleri Mezopotamya ve Basra körfezinde yoğunlaşan İngiltere ve Suriye bölgesinde hâkimiyet kurmak isteyen Fransa tarafından uygulama alanına sokuldu. XIX. yüzyılın sonlarında Almanya’nın bölgeye girmek istemesi büyük devlet zıddıyetini arttırdı ve bölge dışında ateşlenen sömürge edinme kavgaları buralarda Şark meselesine yeni boyutlar kazandırdı. Geçen yüzyılda Osmanlı mirasına Balkanlar’da Rusya’nın, Ortadoğu’da İngiltere’nin denge politikaları gereği tek başına konamayacağının görülmesine rağmen, emperyalist politikalar doğrultusunda yeni paylaşım planları yapan günümüzün bir başka büyük gücünün haritaları değiştirerek bu paylaşımı istediği gibi gerçekleştirmeye niyetlenmesi Şark meselesinin burada da henüz sona ermediğinin açık bir göstergesidir. 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Beydilli, Kemal, Şark Meselesi, Diyanet İslam Ansiklopedisi, 2010, c.38, sf.352-357

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun