Şakir Ağa

  • Meslek : Türk musikisi bestekârı, hânende
  • Doğum : 1779
  • Ölüm : 1840

Renkli ve parlak sesiyle dönemin meşhur hânendeleri arasında şöhret bulmasının yanı sıra bestelediği eserlerle de bu sahadaki bilgisini ortaya koyan Şâkir Ağa, Kırım’dan göç eden Tatar Osmanoğlu ailesinden olup asıl adı İzzet Şâkir’dir. Keman dersleriyle başlayan ilk musiki çalışmalarına babasının bir ara karşı çıkmasına rağmen sonraları Enderun’da devam etti. . On iki yaşında Enderûn-i Hümâyun’a alındı. İlk musiki bilgilerini burada hânende Başçavuş Mustafa Efendi’den aldı. Hocaları arasında Hamâmîzâde İsmâil Dede’nin bulunduğu Enderun’daki bu öğrenimi sonunda iyi bir hânende, tamburî ve kemanî olarak yetişti. IV. Mustafa’nın kısa padişahlık döneminde saraydan ayrıldı. II. Mahmud’un tahta çıkışı üzerine tekrar saraya döndü ve Enderun’da Hazine Odası çalışanları arasında yer aldı. Bu sırada artık yetişkin bir musikişinas olan Şâkir Ağa bir süre sonra mûsâhib-i şehriyârîliğe, 3 Aralık 1819 tarihinde müezzinbaşılığa getirildi. İsmail Dede Efendi ile zaman zaman musiki konusunda rekabet etmekten kaçınmayan, dönemlerinde yaşadığı padişahlardan büyük iltifat gören Şâkir Ağa müezzinbaşı olduktan sonra Kadir geceleri onu dinlemek için Ayasofya Camii’nde büyük kalabalıkların oluştuğu kaynaklarda anlatılır. III. Selim’in Şâkir Ağa’yı takdir ettiği ve okuyuşunu çok beğendiği söylenir.

Musikideki en parlak dönemi II. Mahmud devri olup 1812’de bizzat tertip ettiği ferahnâk makamından İsmail Dede Efendi ile ortaklaşa bir fasıl oluşturdu. Bu faslın kâr, birinci beste ve yürük semâisi Şâkir Ağa’ya, ikinci beste ve ağır semâisi İsmail Dede Efendi’ye aittir. Ta‘lik hattında usta olan ve bazı şiirler kaleme alan Şâkir Ağa’nın ilâhi, kâr, beste, semâi ve şarkı formlarında yetmiş üç eseri tesbit edilmiş olup bunlardan altmış sekizi şarkıdır. 1828’de beklediği sultan imamlığı görevine getirilmeyince istifa ederek saraydan ayrıldı ve kendisine hâcegânlık pâyesi verildi. Bir süre vergi tahsildarlığı yaptı. Ardından Maçka’da Valide Çeşmesi meydanındaki evine çekilip hayatının son yıllarını mûsiki meraklılarına eser meşketmekle geçirdi. Bir ara hacca giden Şâkir Ağa vefatında Eyüp Sultan Camii mihrabının önüne defnedildi. Torunu Musâhibzâde Celâl 1914’te mezar taşını aradığını, fakat bulamadığını ifade etti.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Özcan, Nuri, Şakir Ağa, Diyanet İslam Ansiklopedisi, 2010, Cilt:38, sf:307

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun