Safiye Erol

Safiye Erol
  • Meslek : Cumhuriyet dönemi romancı ve yazarı
  • Doğum : 2 Ocak 1902 - Edirne
  • Ölüm : 1 Ekim 1964 - İstanbul
  • Başlıca Eserleri : Kadıköyü’nün Romanı, Ülker Fırtınası, Ciğerdelen, Dineyri Papazı, Çölde Biten Rahmet Ağacı, Portugaliya İmparotoriçesi, Su Kızı, Ken’an Rifâi ve Yirminci Asrın Işığında Müslümanlık, Makaleler, Hikâyeler

Samiha Ayverdi’nin “uyanık ve tahlilci bir kafa” diye nitelediği Safiye Erol, ailesi 1906’da İstanbul Üsküdar’a taşınınca ilkokulu burada okudu. Ardından Fransız Mürebbiyeler Okulu’na devam etti, 1914’te Alman Lisesi’ne kaydoldu. 1917’de Türk-Alman Dostluk Derneği’nin aracılığıyla gittiği Almanya’nın Lübeck şehrinde özel Falkenplatz Lisesi’nden mezun oldu. Almanya’da çıkan bazı olaylar üzerine aynı yıl İstanbul’a döndü. Bir süre sonra ortalık yatışınca tekrar Almanya’ya gitti ve 1921’de Marburg an der Lahn’da yüksek tahsile başladı. Kısa bir süre de Freiburg’daki Real Gymnasium’a devam etti. Münih Üniversitesi’ne geçti; burada klasik Arap şiirinde bitki adlarına dair teziyle doktor unvanını aldı. Safiye Sami adıyla Selma Lagerlöff’ten tercümeler yaptı; Millî Mecmua’da fikrî yazılar ve Dilârâ imzasıyla küçük hikâyeler yayımladı. 1943’teki Belediye Meclisi üyeliği dışında herhangi bir görev almadı. Havadis, Son Havadis ve Yeni İstanbul gazeteleriyle Türk Yurdu dergisinde millî ve kültürel meseleler, örf, âdet ve gelenekler üzerine yazılar yazdı. 1961-1964 yıllarında Üsküdar İmar ve Kültür Derneği’nin mensubu olarak bazı kültürel faaliyetlere katıldı.

Safiye Erol yaşadığı yıllarda daha ziyade Ciğerdelen romanıyla tanınan ve belli ölçüde bir şöhret kazandı. Gerek yazıları gerekse romanlarıyla yaşadığı yıllarda pek fazla dikkat çekmeyen Safiye Erol’un Kadıköyü’nün Romanı, Ülker Fırtınası, Dineyri Papazı adlı romanları gazetelerde tefrika edildikten sonra yayımlandı. 1940’lı yılların ikinci yarısında önce Samiha Ayverdi, onun vasıtasıyla da Kenan Rifâî ile tanıştı. Böylece hayatında yeni bir dönem başladı. O zamana kadar cevaplandıramadığı birçok soruyu, halledemediği meseleleri Kenan Rifâî’nin sohbetlerinde öğrendikleriyle halletti. Bu şekilde yıllardır içinde esen fırtınalar dindi ve ruhen sükûnete kavuştu. İlk yazılarından itibaren bir kadın duyarlılığının hâkim olduğu eserlerinde Doğu ve Batı kültüründen gelen özümsenmiş yoğun bir hava dikkati çeker. Eserlerinde çevre gözlemlerine, bu gözlemlerden çıkardığı sonuçlara yer verdi. Zaman zaman küçük yaşta annesinden dinlediği hikâye ve anekdotları anlatırken Keşan ağız özelliklerini kullandı. 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Uçman, Abdullah, Safiye Erol, Diyanet İslam Ansiklopedisi, 2016, c. Ek-1, sf. 419-420

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun