Öşür

  • Tanım : Toprak ürünlerinden alınan zekât.

Teorik olarak Müslümanlardan alınan ve mülk topraklarının mahsullerinin zekâtını ifade eden öşür, Osmanlı uygulamasında özellikle Ebüssuûd Efendi’den sonra harâc-ı mukāseme vergisinin veya toprak kirasının alt dilimi şeklinde görülmüştür. Sözlükte “onda bir” anlamına gelen uşr kelimesinin Türkçeleşmiş şekli olan öşür fıkıhta toprak ürünlerinden tahsil edilen zekâtı ifade eder. Osmanlı toprak sisteminde hububat üretimi yapılan yerler genellikle mîrî arazi statüsünde olup timarlara bölünmüş durumdadır. Osmanlı toprak sisteminin teorik çerçevesini oluşturan Şeyhülislâm Ebüssuûd Efendi bunun esasını İslâm fetih hukukuna dayandırdı. Buna göre haraç, fetih yoluyla ele geçirilen topraklardan % 50’ye kadar alınabileceği bildirilen vergiydi. Osmanlı tatbikatında bunun çift akçesi, basma akçesi, kulluk akçesi, zemin resmi, Rumeli’nin birçok yerinde ispençe resmi, boyunduruk hakkı, ağalık hakkı adlı vergileri kapsadığı kabul edildi. Toprağını işleyen ve üretiminin sahibi olan köylü toprak kirasını veya vergisini öşür adı altında sipahiye öder.

Umumiyetle öşür adı altında toplanan vergiler ziraî vergilerdi ve böylece beşte birden onda bire kadar değişen çeşitli oranlar ortaya çıkmaktaydı. Bu vergiler tahıl ve bakliyatta mal olarak tahsil edilirdi. Lifli bitkiler, sebze ve meyveler, âdet-i ağnâm, resm-i kovan ve gümrük vergilerinde alacaklısına seçme hakkı tanınırdı. Vergilerin çoğunu buğday, arpa ve çavdardan alınan öşür ve sâlâriyye oluşturmaktaydı. Bunlardan başka meyve bahçelerinden alınan bahçe; kavun, karpuz ve salatalıktan bostan; üzüm bağlarından bağ; çeşitli meyvelerden fevâkih; turfanda meyve ve sebzeden resm; baldan kovan; pamuktan penbe; ipek kozalarından harîr; şıradan şıra resmleriyle ekonomik değer taşıyan çeşitli bitkilerden alınan vergiler mevcuttu. Bunlar mahsul yetiştiği zaman ağırlık, adet veya alan üzerinden kanunlarla belirlenen miktar ve nisbetlere göre toplanırdı. Osmanlı ülkesinde özellikle timar sistemi geçerli olduğu için sahiplerin mülkü olan öşrî toprakların sayısı çok azdı. Timar sisteminde soyut mülkiyet ve denetim hakkı fetih esnasında müslümanlara vakfedilerek, mîrî arazi yani devlete ait toprak addedilerek hemen hemen bütün ülke topraklarına yaygınlaştırılmıştı. Bu idare tarzında çiftçiler devlete ait toprakların dâimî ve irsî kiracısı durumundaydı. 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Tabakoğlu, Ahmet, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Cilt 34, 2007

Erkal, Mehmet, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Cilt 34, 2007

 

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun