Niyazi Mısri

Niyazi Mısri

Halvetiyye’nin Mısriyye kolunun kurucusu, mutasavvıf ve şairdir.

Hayatı

1618 yılında Malatya’da doğan Niyazi Mısri’nin asıl adı Mehmet’tir. Niyazi Mısri lakabını Mısır’da kaldığı yıllarda kullanmaya başladı ve bu şekilde tanındı.

Gençlik yıllarında sufilere bağlanarak Halveti şeyhine intisap etti. Şeyhi Malatya’dan ayrıldığında o da zahir ilimleri öğrenmek için Diyarbakır’a gitti ve burada 1 yıl kaldıktan sonra Mardin’e geçti. 1640 yılında Kahire’ye giderek ilmine katkılarda bulunduktan sonra 1643 yılında buradan ayrılarak Mısır, Suriye ve Anadolu’nun çeşitli yerlerini dolaştı. 1946 yılında İstanbul’a gitti. Sokullu Mehmet Paşa Camii Medresesi’nin bir hücresinde halvete giren Mısri, 1 yıl sonra Uşak’a, sonra 9 yıl kaldığı Elmalı’ya gitti. Burada Ümmi Sinan’a intisap eden Mısri, şeyhine hizmet etti ve 1956 yılında halife tayin edilmesiyle irşad faaliyetlerinde bulunmaya başladı.

1661 yılında Bursa’ya yerleşti ve bu yıllar IV. Mehmet’in sema, zikir ve devranı yasaklattığı dönemi kapsadı. Ancak 1666 yılından sonra faaliyetlerine devam eden Niyazi Mısri, vaazlar verdi. Mensupları gittikçe arttığı için zikir yaptıkları camiiye sığamayınca 1669 yılında bir hayırsever tarafından inşa edilen dergaha geçildi.

1672 yılında Edirne’ye giden Mısri buradaki Eskicamii’de bir vaaz verdi. Vaaz sırasında söylediklerinden dolayı Rodos’a sürgün edildi ve adanın kalesinde bir hücreye hapsedildi. 9 ay sonra Bursa’ya dönmesinde izin verildi ancak bu sefer de Bursa kadısının şikayeti üzerine Limni adasına sürgün edildi. 15 yıla yakın sürgün hayatı yaşayan Niyazi Mısri II. Ahmet’in fermanı ile serbest bırakıdı. 1692 yılına tekabül eden bu olay sonucunda yeniden Bursa’ya gitti ve ertesi yıl Avusturya seferine katılmak üzere 200 müridi ile yola çıktı. II. Ahmet başta engellemek istediyse de başarılı olamadı, Niyazi Mısri’nin Selimiye Camii’ne geldiğini duyan halk camiyi doldurdu. Burada Sadrazamın ve şeyhin sürgün edilmezse büyük bir kargaşa çıkacağını söyleyerek padişahı etkilemeye çalıştı ancak camiiden dışarı çıkartılarak yeniden Limni adasına sürgün edildi. 30 kadar müridi ile birlikte Limni’ye giden Mısri 1694 yılında burada hayatını kaybetti.

Eserleri

Halvetiyye’nin dört ana kolundan Ahmediyye’nin Mısriyye şubesinin piri olarak kabul edilmektedir. Sağlığındayken inşa edilmiş olan dergahı 20.yy.’a kadar faaliyet göstermişse de daha sonra bakımsızlıktan yıkılarak yerine bugün ki postane binası yapılmıştır.

Başlıca eserleri olarak; Divan, Tuhfetü’l-uşşak, Mecmua, Risale-i Es’ile ve Ecvibe-i Mutasavvıfane, Risale-i Devriyye, Ta2biratü’l-vakıat, Şerh-i Esmaü’l-hüsma, Şerh-i Nutk-ı Yunus Emre kitapları örnek gösterilebilir.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Aşkar, Mustafa, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, cilt 33, 2007

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun