Nilüfer Hatun İmareti

İznik’te 16. yy.’da inşa edilen imarettir. Yapının kitabesinden elde edilen bilgiye göre 1388 yılında I. Murat tarafından annesi Nifüfer Hatun adına inşa edildi. Erken Osmanlı mimarisi içinde sıklıkla görülen zaviyeli camiler grubunda yer almaktadır.

Mimari Özellikleri

Almaşık duvar tekniği ile örülen yapı, düzgün kesme taş ve tuğla malzeme ile inşa edilmiş olup itinalı bir işçilik göstermektedir. Tuğlaların yerleştirme şekliyle motifler meydana getirildi, özellikle rozet oluşturuldu. Renkli sır ve sır altı tekniğinde çiniler cephelerde süsleme unsuru olarak yerini aldı.

Aydınlatmayı sağlamak için cephelerde 2 sıra pencereler açıldı, üst sıradaki pencereler dikdörtgen veya kare alt sıradaki pencereler ise sivri kemerli olup dikdörtgen tasarlandı.

Yapı revaklıdır; 5 gözden meydana gelen bu revaklı bölümün yanları tonoz ile ortası kubbe ile örtüldü. Geçişi sağlayan kapı bursa kemeri şeklinde tasarlanmış olup sivri kemerli alınlığında koyu renkli bir taşa 3 satır celi sülüs hat ile bir yazı işlendi.

Yapının içine baktığımızda sofa diye adlandırılan bölüm kare planlı olup üstü kubbe ile örtüldü. Kubbenin oturduğu onikigen kasnak ve kubbenin üstündeki sekizgen kasnaklı aydınlık feneri dikkat çekmektedir. Sofanın kuzeyinde ve güneyinde yan odaları bulunmakla birlikte bu odalar dikdörtgen planlı olarak inşa edilmiş; kubbe ile örtüldü.

Yapının mescit bölümü yine dikdörtgen olarak doğu-batı yönünde inşa edildi. Her birim birbirinden farklı kubbe ile örtülü olup, doğu yönündeki birim zengin mukarnas dolgularla sekiz dilimli olarak tasarlandı. Batıdaki birim ise üçgenlerden oluşan bir dolgu ile onikigen kasnak üzerine oturan kubbe şeklindedir. Yapının mihrabı güney duvarında yer almakla birlikte imaretin müzeye dönüştürülmesi sırasında mihrabın değişikliğe uğradığı bilinmektedir.

Yapının içi süsleme açısından az özellik göstermektedir. Duvarlar sıvalı olup yalnızca sofada duvarların üst kısmında ve revaktaki orta kubbenin eteğinde alçı sıva ile yapılmış palmet dizisi görülmektedir.

Önemi

Bu yapıdaki duvar tekniği, tuğla süsleme ve rozetler ile demet biçimindeki payeler o yıllardaki Bizans mimarisinde rastlanan özellikler olduğuna göre binanın yapımında İznik’te kalan Bizanslı ustaların çalışmış oldukları söylenebilir. Uzun yıllar harap bir durumda kalan, hatta mescit kısmının bir duvarından dışarıya bağlantı sağlamak üzere büyük bir gedik açılan bu Osmanlı devri Türk mimarisinin en eski ve en önemli eseri ancak 1955 yılında esaslı bir onarım geçirmiş olup halen İznik Müzesi olarak kullanılmaktadır.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Aslanapa, Oktay, Türk Sanatı, Remzi Kitapevi, İstanbul, 1997

Çobanoğlu, V.Ahmet, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, cilt 33, 2007

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun