Neyli

  • Meslek : Divan şairi ve âlim
  • Doğum : 1673 - İstanbul
  • Ölüm : 19 Nisan 1748
  • Başlıca Eserleri : el-Fazlü’l-vehbî fî tercemeti’l-Cânibi’l-garbî, el-Evfâ fî tercemeti’l-Vefâ (fî fezâili’l-Mustafâ), Divan, Aynî Tarihi Tercümesi

İstanbul kadılarından Mirza Mehmed Efendi’nin oğlu olup Mirzazâde lakabıyla anıldı. Ulemâ çocuğu olduğundan henüz beş yaşında iken mülâzım sayıldı; dokuz yaşında babasını kaybetti. Bir yandan medrese tahsiline devam ederken bir yandan da şiirle meşgul olmaya başladı. Bu arada Sultan II. Mustafa’ya bazı kasideler sundu. Müderris olma isteğine, Seyyid Feyzullah Efendi’nin ikinci defa şeyhülislâmlığa getirilmesinden sonra ona sunduğu bir kaside vesilesiyle erişti. Henüz yirmi beş yaşlarında iken hâriç pâyesiyle İstanbul’da Câfer Ağa Medresesi’ne müderris tayin edildi. Yine Feyzullah Efendi’nin yardımıyla İbtidâ-i dâhil, mûsıle-i Sahn, Sahn-ı Semân ve mûsıle-i Süleymâniyye derecelerini aşarak Süleymaniye müderrisliğini elde etti. Fakat onun asıl arzusu kadılık mesleğine geçmek ve büyük vilâyetlerden birine kadı olmaktı. Şeyhülislâm Yenişehirli Abdullah Efendi’nin himmetiyle İzmir kadılığına tayin edilerek arzusuna erişti. Lâle Devri ile birlikte ön plana çıkan Damad İbrâhim Paşa zamanında Neylî’ye de ikbal kapıları açıldı; önemli sayılabilecek birtakım görevlerle birlikte İstanbul’a geldikçe devlet büyüklerinin meclislerine katıldı. İzmir kadılığından azledildiği gibi getirildiği Mısır kadılığından da bir yıl sonra azledildi.

XVIII. yüzyıl şairlerinin birçoğunda olduğu gibi Neylî’nin şiirlerinde de açıklık ve sadelik dikkati çeker. Patrona İsyanı’nı takip eden günlerde Lâle Devri’nin nimetlerinden faydalanan birçok kişi taşraya sürülürken muhtemelen ağabeyi Mirzazâde Şeyh Mehmed Efendi’nin şeyhülislâmlık makamına getirilmiş olmasından dolayı o İstanbul’da kaldı. Neylî, Anadolu pâyesiyle ve Haremeyn mevleviyetiyle Mekke kadılığına, arkasından Anadolu ve Rumeli kazaskerliğine tayin edildi. Ömrünün son yıllarında ikinci defa Rumeli kazaskeri oldu. Hastalığı sebebiyle görevinden ayrıldı ve aynı yıl vefat etti. Yaşça Nedîm’den büyük olmasına rağmen Neylî’de duyuş ve söyleyiş tarzı itibariyle hem Nâbî hem Nedîm etkisi görülmektedir. Öğrencileri arasında Seyyid Vehbî, Selim el-Kazî ve Altunıçokzâde Abdi Abdullah Efendi sayılabilir. Neylî’nin kıtaları Belgrad Kalesi’nin ana girişi olan İstanbul Kapısı üstüne işlenmiş, Belgrad’ın düşmesinden sonra yerinden sökülen kitâbe Viyana yakınlarında bir mâlikânenin bahçesine taşınmış olup günümüzde hâlâ orada bulunmaktadır. Neylî ile aynı dönemde yaşayan Osmanzâde Ahmed Tâib XVIII. yüzyıl şairlerini değerlendirdiği ünlü kasidesinde, Seyyid Vehbî Vekâletnâme’sinde Neylî’den övgüyle söz eder. Divanında yer alan bazı gazellerden yola çıkılarak Neylî’nin Mevlevî ve Gülşenî tarikatlarına ilgi duyduğu ileri sürüldü. 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Erdem, Sadık, Neyli, Diyanet İslam Ansiklopedisi, 2007, c.33, sf. 69-71

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun