Naîmâ

  • Meslek : Tarihçi
  • Doğum : 1655 - Halep
  • Ölüm : 1716 - Yunanistan
  • Ebeveynler : Mehmed Ağa
  • Başlıca Eserleri : Ravzatü’l-Hüseyn fî hulâsati ahbâri’l-hâfikayn , Târîh-i Naîmâ

Osmanlı Devlet’i döneminde olayları saptayan ve tarihe geçiren ilk tarihçi olma özelliği taşıyan Naima’nın asıl adı Mustafa olup daha çok mahlası ile tanınmaktadır. Halep’e yerleşmiş bir yeniçeri ailesine mensup olan ve bölgenin nüfuzlu şahsiyetleri arasında yer alan bir aileye sahiptir. İlk eğitimini Halep’te aldıktan sonra 1680 yılında İstanbul’a giderek baltacılar zümresine ve bir taraftan sarayda yetişip, Beyazıt Camii’nde derslere girdi. 1686 yılında Divan-ı Hümayun katipleri arasında yer edinen Naima, 1700 yılında yeni görevi olan vak’anüvislik yani tarihi olayları saptamasıyla Osmanlı Devlet’inde bir ilk olma özelliği edindi. Yeni işinde ilk olarak Şarihülmenarzade Ahmed Efendi’nin yazdığı tarihi müsveddeleri temize çekmekle görevlendirildi, gösterdiği başarı neticesinde 120 akçe maaşa bağlandı. Belirli aralıklarla üç kez Anadolu muhasebecisi olan Naima, 1704 yılında birinci olarak başladığı görevinde Çorlulu Ali Paşa’nın onun zayiçelerinden kuşku duyması nedeniyle Hanya’ya sürgün edildi. Burada altı ay kadar kaldı ve İstanbul’da kalan eşinin zor duruma düşmesi nedeni ile affedilerek Bursa’da oturma izni verildi. Ancak bir yıl sonra İstanbul’a döndüğünde yeniden divan hizmetine girdiği bilinmektedir.

Mesleki hayatı boyunca farklı alanlarda çalıştığı bilinen Naima, sırasıyla teşrifatçılık ve divitkârlık, Anadolu muhasebeciliği, defter emini, başmuhasebeci, silahdar kâtipliği yaptı. Mezar taşında başmuhasebeci mansıbında mazulen Mora mübayaacısı iken öldüğünün kaydı bulunmaktadır. Evinde çıkan bir yangın sonucu bütün kitaplarıyla birlikte Şarihulmenarzade’nin müsveddelerinin de yok olduğu düşünülmektedir. Osmanlı tarihçiliğinde önemli bir yere sahip olan Naima, yazmış olduğu eserlerde büyük bir incelik ve özen sergilemektedir. Tarih ilminin lüzumu üzerinde durarak tarih yazanlarda yedi şartın bulunmasına dikkat çekmektedir. Bunlar; doğru sözlü olmak, şayialara kulak asmamak, bir konunun aslına vakıf değil ise onu bilenlerden tahkik etmek, dedikodulara ehemmiyet vermemek, kıssadan hisse çıkaracak şekilde tarihi kaleme almak, kolay anlaşılır bir dil kullanmak, insanların değerini ortaya koyarken hissiyata kapılmamak, metni süslemek ve ilmi nücum hakkında bilgi edinmek olduğunu söylemektedir.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

İpşirli, Mehmet, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 2006, cilt.2, sf.316-318

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun