Muzika-i Humayun

Muzika-i Humayun
  • Önemi : Osmanlılar’da mehterhânenin yerine kurulan saray bando ve orkestrası; buna icracı yetiştirmek ve Türk mûsikisi öğretimi vermek amacıyla oluşturulan kuruluş.

Muzıka-yi Hümâyun, tarihte örneğine çok az rastlanabilecek geniş kadrosu ve teşkilâtıyla bir çeşit merkezi sistemle yönetilen bir müzik eğitim kurumu kimliği taşımaktadır. Askeri Saray Bandosu’nu, Saray Orkestrası’nı, Saray Opera ve Operet orkestralarını, Saray Korosu’nu, sarayın çeşitli salon ve oda müziği toplulukları ile sarayın musiki hocalarının yanı sıra saray dışındaki tiyatro ve konser salonlarında sahneye çıkan orkestraları ve musiki öğretim heyetini kapsayan bir teşkilâttı. Bu toplulukların bir kişi tarafından idare edilmesi mümkün olmadığından paşa rütbesindeki bazı musikişinasların orkestra, opera ve konserleri yönettiği görülmektedir. Muzıka-yi Hümâyun önceleri bando ve orkestra olmak üzere iki bölümden oluşmaktaydı. Bando koro ve orkestraya doğru gelişme göstermiş, bando-orkestra iş birliği de Cumhuriyet’ten sonraki düzenlemelere kadar devam etmişti. Sonradan kurulan Türk musikisi bölümü fasıl heyeti ve müezzinan kısımlarından oluşmaktaydı. Bu toplulukta icra, bagetli bir şef yönetiminde Türk ve Batı müziği sazlarının iştirakiyle yapılmaktaydı. II. Abdülhamid döneminde Muzıka-yi Hümâyun’a opera-operet, tiyatro ile orta oyunu, cambaz ve Karagözcülük-hokkabazlık-kuklacılık gibi yeni bölümler eklenmiştir.

1831 yılında orduya subay yetiştirmek amacıyla Mekteb-i Umûm-ı Harbiyye ile Muzıka-yi Hümâyun ve askeri bandolara mızıkacı temini için Muzıka-yi Hümâyun Mektebi kurulmasına karar verilmesinden üç yıl sonra mektep Maçka’da açıldı. Bu mektepte musiki eğitimiyle birlikte Enderun ağalarıyla padişahın hizmetinde bulunacak kişilerin eğitilmesi de öngörülüyordu. Bu kurumun başına geçen en önemli isimlerden biri ise şüphesiz yurtdışından getirilen Donizetti idi. 1855 yılında paşa rütbesiyle taltif edilen Donizetti kurum içerisinde bando, orkestra, opera, operet, koro, enstrümental veya sözlü Batı müziğinin bir bütün olduğunu gösteren bir program uyguladı. II. Mahmud ve Abdülmecid dönemlerinde yirmi sekiz yıl Muzıka-yi Hümâyun’da görev yaptıktan sonra İstanbul’da öldü. Donizetti’nin ölümünün ardından Muzıka-yi Hümâyun’un başına Yesârîzâde Ferik Ahmed Necib Paşa tayin edildi. II. Meşrutiyetin ilanı ise birçok kurum için olduğu gibi burası için de kırılma noktası oldu ve bu tarihten itibaren devlet görevlerinde yabancı uyruklu kişilerin vazifelerine son verilince kurum sadece Türklerin yönetiminde kaldı. 1909 yılında Muzıka-yi Hümâyun’un başına Saffet Bey getirildi. Uzun yıllar Muzıka-yi Hümâyun’da bandoyu yöneten Saffet Bey bandoya Batı tarzı bir düzenleme getirerek ilk senfoni orkestrasını kurdu. 1916’da Muzıka-yi Hümâyun’un yönetimine Zâti Bey, yardımcılığına ise Osman Zeki Bey Üngör tayin edildi. Osman Zeki Bey zamanında Cumhuriyet döneminde Muzıka-yi Hümâyun riyâseticumhura devredilerek Riyâseticumhur Mûsiki Heyeti adını aldı. Dokuz yıl sonra bando Riyâseticumhur Armoni Muzıkası (bugün Cumhurbaşkanlığı Armoni Mızıkası), orkestra Riyâseticumhur Filarmoni Orkestrası (bugün Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası), fasıl heyeti de Riyâseticumhur Fasıl Heyeti adını aldı; ancak bu heyet kısa bir süre sonra dağıldı. 

 

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Özcan, Nuri, Muzika-i Humayın, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Cilt 31, 2006

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun