Muhammed İkbal

Muhammed İkbal
  • Meslek : Hindistanlı Müslüman düşünür, şair
  • Doğum : 8 Kasım 1877 - Siyalkut
  • Ölüm : 21 Nisan 1938
  • Ebeveynler : Nur Muhammed, İmam Bibi
  • Çocukları : Cavid İkbal
  • Başlıca Eserleri : Himalaya, Öksüzün Feryadı, Kandil ve Kelebek, Terane-i Hindi, Peyam-ı Meşrık

İlk ve orta öğrenimini Siyalkut’ta gören Muhammet, 1895 yılında Lahor’da Hükümet Koleji’nde felsefe ve hukuk ağırlıklı dersler aldı. Yetişme çağında şahsı üzerinde iki kişinin kalıcı tesirler bıraktığı bilinmektedir. Bu hocalarından Arnold, yeteneğini fark ederek 1905 yılında Cambridge Üniversitesi’ne gitmesini sağlamıştır. Cambridge’de dönemin meşhur Hegelci filozofu Mc Taggart ve psikolog James Ward ile tanışan İkbal, özellikle Mc Taggart’ın yönetiminde felsefe çalışmaları yaptı. 1907 yılında Cambridge’deki öğrenimini tamamladıktan sonra Münih’e gitti ve orada Fritz Hommel’in yönetiminde tamamladığı The Development of Metaphysics in Persia adlı çalışmasıyla felsefe doktoru oldu. Ardından Lahor’a dönen İkbal, iki yıl kadar Şarkiyat ve Hükümet kolejlerinde İngilizce ve felsefe dersleri okuttu. Bağımsız Pakistan Devleti’nin kuruluşu yönünde ilk ciddi adım, İkbal’in bu toplantının açılış konuşmasında ortaya koyduğu düşüncelerle atıldı. 1931 yılında yapılan II. Milletlerarası İslam Konferansı’nda Dünya İslam Kongresi’nin başkan yardımcılığına getirildi. Muhammet İkbal, 1934 yılında gırtlak kanserine yakalandı ve sesini kaybetti, daha sonra gözleri de iyice zayıfladı, maddi problemler yaşamaya başladı. Buna rağmen gerek halkının gerekse İslam aleminin meseleleri ve geleceğiyle ilgisini devam ettirdi.

1937 yılında ülkesindeki Müslüman halkın en büyük lideri olarak gördüğü Muhammed Ali Cinnah’a, Hindistan Müslümanlarının bağımsızlığı ve güvenliği hususundaki görüşlerini içeren bir mektup yazdı. Vatansever bir ruh taşıyan şiirleri Müslümanlar kadar diğer Hintliler arasında da büyük ilgi gördü. Avrupa’dan ülkesine dönmesinin ardından yazdığı eserlerde giderek artan bir yoğunlukta dini ve felsefi konulara girdiği görülür. Onun şiirinin bir tek temel hedefi vardır: Müslümanlara, gerek fert gerekse ümmet olarak kendi kişiliklerini geliştirip güçlerini yeniden kazanmalarını öğretmek. Düşünür sürekli olarak değişen, oluşan ve büyüyen bir alem anlayışını savunur. Tabiat statik değil bir olaylar sistemidir. Alemin yapısında asıl olan, klasik felsefenin cevheri değil modern fiziğin ön planda tuttuğu olaydır. İkbal’in alem anlayışı düşünce tarihine bir çeşit “ruhani çoğulculuk” (spiritual pluralism) olarak geçmiştir. Farabi ve İbn Sina geleneğini devam ettiren İkbal, İslam toplum yapısının nübüvvet şuurunun siyasi hayata intikaliyle vücut bulduğunu belirtir. Türk milletinin yakın tarihteki sıkıntılarıyla da ilgilenen İkbal, bu ilgisini daha 1911 yılında Trablusgarp Savaşı şehitleri için yazdığı şiiriyle ortaya koymuştur. Muhammed İkbal, son dönem İslam düşünürleri arasında hakkında en çok inceleme, araştırma ve yayın yapılanların başında gelir.

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Aydın, S.Mehmet, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 2000, cilt 22, sayfa: 17-23

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun