Muhammed el-Buhârî

  • Önemi : Kur’ân-ı Kerîm’den sonra en güvenilir kitap kabul edilen el-Câmi‘u’s-sahîh adlı eseriyle tanınmış büyük muhaddis
  • Doğum : 20 Temmuz 810 - Buhara
  • Ölüm : 870 - Khartank
  • Başlıca Eserleri : el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ, et-Târîḫu’l-kebîr, et-Târîḫu’l-evsaṭ, et-Târîḫu’ṣ-ṣagīr, Kitâbü’d-Duʿafâʾi’s-sagīr, Kitâbü’l-Künâ., et-Tevârîḫ ve’l-ensâb, el-Edebü’l-müfred, Ḫalku efʿâli’l-ʿibâd, Refʿu’l-yedeyn fi’ṣ-ṣalât, Kitâbü’l-Kırâʾati ḫalfe’l-imâm

Hadise hizmetleriyle tanınan önemli şahsiyetler arasında Buhârî’nin ön planda gelmesinin sebebi, sahih hadisleri ilk defa bir araya getirmesinin yanında hadis ilmindeki tartışmasız otoritesiydi. Babası İsmâil’in Mâlik b. Enes ve Abdullah b. Mübârek gibi âlimlerden hadis öğrenen bir kişi olduğu bilinmekte ve Buhârî henüz çocukken vefat ettiği, hadise dair bazı kitaplarının oğluna intikal ettiği anlaşılır. Buhârî on yaşına doğru Muhammed b. Selâm el-Bîkendî, Abdullah b. Muhammed el-Müsnedî gibi Buharalı muhaddislerden hadis öğrenmeye başladı. On bir yaşlarında iken hocası Dâhilî’nin rivayet sırasında yaptığı bazı hataları tashih etmesiyle dikkatleri çekti. On altı yaşına geldiği zaman İbnü’l-Mübârek ve Vekî‘ b. Cerrâh’ın kitaplarını tamamen ezberledi. Bu sırada annesi ve kardeşi Ahmed ile birlikte hacca gitti. Hac sonrası onlar memleketlerine döndükleri halde Buhârî Mekke’de kaldı ve Hallâd b. Yahyâ, Humeydî gibi âlimlerden hadis tahsil etti. Daha sonra bu maksatla ilim merkezlerini dolaşmaya başladı. Buhârî uzun seyahatleri sonunda derlediği hadislerle geniş bir kütüphane meydana getirdi ve seyahatleri esnasında kitaplarını imkân nisbetinde yanında taşıdı. Câriyesinin, odasında adım atacak yer bulunmadığından şikâyet etmesi, bir gece uyumayıp o güne kadar yazdığı hadisleri hesapladığını ve senedleri muttasıl 200.000 hadis kaydettiğini söylemesi de bunu gösterir.

Büyük bir hadis imamı olarak şöhret bulan Buhârî aynı zamanda bir fakihti. Ancak hadis ilmindeki yüksek seviyesi sebebiyle bu yönü ikinci planda kaldı. Hayatı ve ilmî şahsiyetinden bahseden tabakat kitaplarında kendisinin “fakihlerin efendisi”, “bu ümmetin fakihi” ve “Allah’ın yarattığı kullar içerisinde en fakih olanı” diye nitelendirildiği nakledilir. Buhârî akaid ve kelâm ilminin temel problemlerinden ilâhiyat, nübüvvet ve âhiret konularını naslardan hareketle belirlemeye çalıştı. Ebû Hanîfe, Şâfiî ve Ahmed b. Hanbel’den sonra Ehl-i sünnet akaidine ilişkin esasların çerçevesini çizip savunan âlimler arasına girdi. Onun özellikle ilâhiyat ve nübüvvet konularında yaptığı özlü açıklamalar dikkat çekicidir. Nübüvvetin ispatını daha sonra kelâmcılarca “haberî” ve “hissî” mûcizeler diye adlandırılan iki grup delile dayandırması, mûcize kavramına ve nübüvvetin delillerine ilişkin çekirdek bilgiler sayılabilecek mahiyettedir.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

El-Azami, Muhammed Mustafa, Muhammet b. Buhâri, Diyanet İslam Ansiklopedisi, 1992, c.6, sf.368-372

Yavuz, Yusuf Şevki, Muhammet b. Buhâri, Diyanet İslam Ansiklopedisi,1992,c.6, sf.372-374

Öğüt, Salim, Muhammet b. Buhâri, Diyanet İslam Ansiklopedisi,1992,c.6, sf. 375-376

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun